| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 190 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Haftanın Konusu »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24.08.09, 08:57   #1
fatımatüzzehra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 fatımatüzzehra is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline

Standart 24/08/09 Haftanın konusu: İbadet



Esselamu aleykum MilliGörüsForum.biz üyeleri,
Haftamızın Konusu
İbadet
paylasimlarinizi ve desteğinizi bekliyoruz..






İBADET NEDİR

İbadet lügatte; boyun eğmek, itaat etmek, küçüklüğünü kabul etmek, demektir. (Lisanul Arap, Kamusul Muhiyt)
Şeri manası ise; Allah (c.c)’ın sevdiği, razı olduğu, kabul ettiği, emrettiği gizli ve açık bütün ameller ve sözlerdir. İşte bu, Allah (c.c)’ı tam manada sevmekle birlikte, tam manada O’na boyun eğmek ve itaat etmeyi de içine alır.
İbadetin sadece Allah (c.c)’a yapılması; ibadetin üç rüknu olan nüsuk, teşri ve velayetin sadece Allah’a yapılmasıyla olur.
Her kim Allah (c.c)’ın emirlerine itaat eder, boyun eğer fakat O’nun bu emirlerini sevmezse işte bu kimse Allah (c.c)’ın hükümlerini sevmeyen bir münafıktır. Her kim de Allah (c.c)’ın emirlerine itaat etmediği, O’nun şeriatine ve hükümlerine zahiren boyun eğmediği halde Allah (c.c)’ı sevdiğini iddia ederse, o ancak yalancı bir zındıktır.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“(Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” (Ali İmran: 31)
İbni Kesir bu ayet hakkında şöyle dedi:
“Bu ayet, Allah (c.c)’ı sevdiğini iddia etmesine rağmen Muhammed (a.s)’in gösterdiği yola tabi olmayan kimsenin yalancı olduğunu göstermektedir. Bu kimse, Allah (c.c)’ı sevdiğini iddia etmekle birlikte, Muhammed (a.s)’in şeriatine, nebinin dinine bütün söz ve hareketleriyle uymadıkça iddiasında yalancıdır.” (İbni Kesir Tefsiri c: 1 s: 366)
Bu açıklamalardan, hayatı bütünüyle kapsayan her şeyin ibadet olduğu anlaşılmaktadır. Allah (c.c)’ı razı eden, kendisiyle Allah (c.c)’a yaklaşılan her söz, her amel veya inanç ibadet hükmünü alır.
Muhakkakki, bir kuldan sadece Allah (c.c)’a ibadet etmesi istenildiğinde, öncelikle ondan, ibadetin kapsamlı ve genel manası istenir. Bu; kulun, rükuda, secdede, boyun eğmekte, oruçta, hacda, adakta, sevgide, buğuzda, cihadda, fedakarlıkta, korkuda, tevekkülde, duada, ümitte, hüküm ve muhakemede ve bunlar gibi farz ve müstehap olan diğer bütün amellerde sadece Allah (c.c)‘a ibadet etmesi demektir. Allah (c.c)’ın şu sözü bu meseleyi en güzel şekilde ifade etmektedir:
“Ben, cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56)
İbni Kayyım bu ayet hakkında şöyle dedi:
“Allah (c.c), bu ayette cinleri ve insanları sadece kendisine ibadet etsinler diye yarattığını haber veriyor. İşte bu sebeble onlara rasuller göndermiş ve kitaplar indirmiştir. Zira onlar, bu gayeyle yaratılmıştır.” (Bedaiu’t Tefsir c: 4 s: 248)
Aynı şekilde Allah (c.c)’ın şu sözü de bu manayı ifade etmektedir:
“De ki: Namazım, kestiğim kurban, hayatım ve ölümüm Alemlerin Rabbi olan Allah içindir. O’nun hiçbir ortağı yoktur. Müslümanların ilki olarak bununla emrolundum.” (En’am: 162 –163)
İbni Cevzi bu ayetin tefsirinde şöyle dedi:
“Ayetin manası şöyledir: İbrahim (a.s) müşriklere şunu haber verdi: “Yaptığım işlerin hepsi, hayatımla ilgili herşey sadece Allah (c.c) içindir, O’ndan başkası için değil... Siz ise bu konularda O’na şirk koşuyor ve amellerinizi Allah’tan başkası için yapıyorsunuz.” (Zad’ul Mesir c: 3 s: 161)
Namaz, zekat, oruç, hac gibi ameller nasıl sadece Allah (c.c)’a yapılıyorsa, hayatın değişik meseleleriyle ilgili diğer ameller de sadece Allah (c.c)’a yapılmalıdır. Hatta ölüm bile... Kulun ölümü, zamanımızda adeta putlaştırılmış olan vatan, bayrak veya kafir bir lider için değil, yalnızca Allah (c.c) için olmalıdır.
İslam dininde ibadet; insanların anladığı gibi sadece namaz kılmak, oruç tutmak, haccetmek değildir. Daha geniş bir mana ihtiva eder. Allah (c.c)’ın şu sözü, bu meseleyi net bir şekilde ifade etmektedir:
Oysa onlar doğruya yönelip her türlü şirkten temizlenmiş olarak yalnız Allah’a ibadet etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. İşte bu, dosdoğru dindir!” (Beyyine: 5)
Bu ayetteki Allah (c.c)’a ibadet emri, bütün ibadetleri içine almaktadır. Allah (c.c)’ın, ayette namaz ve zekatı ayrıca bildirmesinin sebebi, bu ibadetlerin öneminden dolayıdır.
Rasulullah (s.a.s)’ın şu sözü bu ayetin ifade ettiği manayı desteklemektedir:
“İslam beş şey üzerine bina edildi: Sadece Allah (c.c)’a ibadet etmek ve O’ndan başkasını reddetmek, namaz kılmak, zekat vermek, beyti haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.” (Müslim)
Ayet ve hadiste namaz, oruç, zekat ve hac emirlerinin ayrıca zikredilmesi, bunlardan önce zikredilen ibadet emrinin tekrarı değil, bu ibadetlerin önemini bildirmek içindir.
İbadetin sadece namaz, zekat, hac ve oruçtan ibaret olmadığını, daha geniş manayı ihtiva ettiğini gösteren bir çok delil vardır.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Helak olan açık bir delilden dolayı helak olsun, yaşayan da açık bir delilden dolayı yaşasın!” (Enfal: 43)

__________________

Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin...
ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN...


Haftanın Hadis-i Şerifi
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View fatımatüzzehra'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (24.08.09), Kara Kalem (24.08.09), Muhammed (24.08.09), saltukbugra32 (29.08.09), Seida (26.08.09), Tenbihü'l Gafilin (27.08.09)
Alt 24.08.09, 18:09   #2
fatımatüzzehra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 fatımatüzzehra is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline

Standart

İbadet; Cenâbı Allah'ın buyruklarını yerine getirme, emir ve yasaklarına uyma, O'nu bilme, rızasını ve sevgisini kazanmaktır. İbadetin ruhu ihlâstır. İhlâs; saf ibadet, temiz sevgi ve yürekten bağlılık demektir. Yapılan ibadetlerin temelini, hiçbir karşılık ve menfaat beklemeden yalnız ve yalnız Allah'ın hoşnutluğu için olanı teşkil eder. İlâhî bir düzen içinde ve en mükemmel bir şekilde yaratılmış olan evren ve canlıcansız tüm varlıklar, Yüce Yaratıcı'larına karşı ibadet halindedirler. Evrendeki yaratılmış varlıkların ve devam eden oluştaki en küçük zerreden en büyüğüne kadar istisnasız bütün hareketleri, zorunlu ve şuur dışı bir dua ve ibadet faaliyeti olduğunu Kur'ânı Kerîm bize bildirmektedir.

Allahü Teâlâ; varlık yapımız gereği yapmakta olduğumuz zorunlu ibadetlerin dışında, şuurlu bir kulluk görevi yapmamızı biz insanlardan istemektedir. Yeryüzünde Cenâbı Hakk'a ibadet eden, şuur ve akıl sahibi yegane varlık da yine insandır. Buna rağmen insan, doğuştan Rabbini bilme özelliği ile yaratılmıştır (Araf 7/172).

TÜM VARLIKLAR İBADET HALİNDEDİR
“En güzel isimler ALLAHındır. O isimlerle ona dua edin.” (Âraf Suresi 180)
Nisa suresinin 103. ayetinde Cenab-ı ALLAH şöyle buyurmaktadır. “Namazı kıldıktan sonra; ayaktayken, otururken ve yan yatarken Allâh’ı anın.”



Tespih; uzay boşluğunda yüzme, Allah'ı anma, dua etme, zikretmektir. Secde ise boyun bükme, ezilme anlamına gelir. Yukarıda geçen ayetler, ilerleyen modern bilim ile ancak yeni açıklığa kavuşmuştur. Bilindiği gibi atomun yapısını, ortasındaki pozitif elektrik yüklü atom çekirdeği ile etrafında dönen negatif yüklü elektronlar oluşturmaktadır. Atomun çekirdeği durumunda olan Güneş ile etrafında zorunlu olarak dönen Dünyamız, Mars, Satürn, Venüs v.s. gibi yıldızlar; bizim gök adamız olan Samanyolu ekseni etrafında dönmektedirler. Yaratılışları icabı zorunlu olarak hareket eden bütün gök adaları da İlâhî Kanun gereği Allah'ı tespih etmektedirler. Böylece makrodan mikroya kadar bütün evrenin zorunlu olan bu hareketlerinin, Kur'ân'a göre bir ibadet halinden başka birşey olmadığını öğrenmekteyiz.

Mekke'de Cenâbı Allah'ın emri ile Hz. İbrahim'e inşa ettirdiği Kâbe (Allah'ın evi) İslâm Dünyası'nın manevî çekim merkezidir. Her yıl Dünya'nın muhtelif bölgelerinden akın eden milyonlarca insan, Kâbe'nin çevresini dolaşarak Allahü Teâlâ'ya ibadet etmektedirler, tıpkı atom çekirdeğinin etrafında dönen elektronların durumu gibi.

Büyük tasavvuf alimi Mevlâna Celâlettin Rumî Hazretleri (1207-1273), yaşadığı yıllarda ne atomun ne Güneş Sisteminin ve ne de gök adalarının yapısını biliyordu. Onun kurduğu Mevlevîliğin Sema törenlerinde; dairevî dönmek suretiyle yapılan zikirli ibadet, kainattaki dönüş ile yapılan zorunlu ibadete, mucizevî olarak bilinçli bir katılımdır.

__________________

Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin...
ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN...


Haftanın Hadis-i Şerifi
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View fatımatüzzehra'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (24.08.09), Kara Kalem (24.08.09), Muhammed (24.08.09), saltukbugra32 (29.08.09), Tenbihü'l Gafilin (27.08.09)
Alt 25.08.09, 09:39   #3
fatımatüzzehra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 fatımatüzzehra is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline

Standart

Niçin İbadet Ediyoruz
Bizi yoktan var eden ve yaşatan Allah'tır. Yüce Allah; Vücudumuzu, gören gözler, işiten kulaklar ve konuşan dil gibi mükemmel organlarla donattı. Diğer canlılardan farklı olarak bize akıl verdi ve varlıklar arasında seçkin bir duruma yükseltti. Bunlardan başka, yaşayabilmemiz için teneffüs ettiğimiz havadan, içtiğimiz suya kadar sayısız nimetler verdi.
Ayrıca bizi yalnız bırakmadı, Peygamberler ve kitaplar göndererek dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterdi. Bütün bu iyiliklere karşılık Allah bizden kendisini tanımamızı ve ona ibadet etmemizi istemektedir. Şöyle bir düşünelim: Çok iyiliğini gördüğümüz bir büyüğümüze karşı saygı gösterir iyiliklerine teşekkür ederiz. Bize bir görev verse seve seve yaparız değil mi?
Öyle ise, bizi yoktan var eden ve sayılamayacak kadar nimetler veren Yüce Allah'a karşı teşekkür etmek ve emrettiği ibadetleri seve seve yapmak gerekmez mi?
Elbette gerekir.
Yaradılışımızın gayesi Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmektir. İbadet görevlerini yaptığımız takdirde hem Allah'ın verdiği nimetlere karşı teşekkür borcunu yerine getirmiş oluruz, hem de O'nun sevgisini kazanırız. Eğer biz Allah'a karşı ibadet vazifelerini yerine getirir, O'nun sevgisini kazanırsak, Allah, bize dünyadaki nimetlerinden çok daha fazlasını ahirette verecek ve bizi cennette sonsuz mutluluğa kavuşturacaktır.

İbadet Çeşitleri
İbadetler üç çeşittir:
1– Beden ile Yapılan İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi.
Beden ile yapılan ibadetleri her müslümanın kendisi yapması gerekir. Başkasını vekil etmesi caiz değildir. Bir kimse başkasının yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz.
2– Mal İle Yapılan İbadetler: Zekât vermek ve kurban kesmek gibi.
Bir kimse mal ile yapılan ibadetlerde başkasını vekil edebilir.
3– Hem Mal, Hem de Beden İle Yapılan İbadet: Hac vazifesi böyle bir ibadettir.
Parası olduğu halde hacca gidemiyecek derecede sakat, hasta ve çok yaşlı kimseler, kendi yerine bir başkasını bedel olarak hacca gönderebilir.

İbadetin Faydaları
Bedenimizin gerekli gıdalara ihtiyacı olduğu gibi rûhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır. Rûhun gıdası iman ve ibadetlerdir. İbadet, rûhumuzu yükseltir, bizi kötülüklerden sakındırır, ahlâkımızı olgunlaştırır, en değerli varlığımız olan imanımızı korur.
Hayatta insanın çeşitli sıkıntılarla karşılaşıp ümitsizliğe ve bunalıma düştüğü zamanlar olur. Böyle durumlarda insan ibadetle bunalımdan kurtulur. Çünkü insan ibadet sayesinde Allah'a yaklaşır. O'nun rahmetine sığınır ve huzura kavuşur. İbadetlerin, rûhumuza olduğu gibi bedenimize de birçok faydası vardır.
Namaz kılan insan abdest almak zorundadır. Abdest almak, günde birkaç defa temizlenmek demektir. Temizliğin ise sağlığımız için ne kadar yararlı olduğunu hepimiz biliriz.
Namaz kılarken yapılan belirli hareketlerin, oruçta sindirim sistemi ile bazı organların dinlenmesinin vücut sağlığına önemli faydalar sağladığı bir gerçektir. Zekât ibadetinin sosyal yardımlaşma yönünden topluma kazandırdığı birçok yararları vardır.
İman İle İbadet Arasındaki İlişki
Bir müslüman, dinin hükümlerini inkâr etmedikçe ve kalbinde iman bulunduğu sürece ibadet yapmasa bile dinden çıkmaz, kafir olmaz, yine müslümandır. Ancak, Allah'ın emri olan ibadet görevlerini yerine getirmediği için günah işlemiş ve cezayı hak etmiş olur.
İbadetler, imanın olgunlaşmasını ve güçlenmesini sağlar. Ahirette cezadan kurtulmamıza ve cennet nimetlerine kavuşmamıza vesile olur. Sade bir imanla yetinip ibadetleri terketmek imanın zayıflamasına ve giderek iman nurunun sönmesine sebep olur.
İbadet yapılmadığı takdirde, iman ışığı açıkta yanan lamba gibi korumasız kalır. Günün birinde sönebilir. İmanın yok olması, müslümanın cennetin anahtarını kaybetmesi demektir. Bu sebeple ibadetlerin, imanımızın korunmasında ve cennette sonsuz hayata kavuşmamızda çok önemli yeri vardır.


__________________

Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin...
ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN...


Haftanın Hadis-i Şerifi
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View fatımatüzzehra'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
saltukbugra32 (29.08.09), Tenbihü'l Gafilin (27.08.09)
Alt 25.08.09, 09:59   #4
fatımatüzzehra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 fatımatüzzehra is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline

Standart

Rabbimiz şöyle buyuruyor:

"Ey insanlar ! Sizi de, sizden öncekileri de yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, (kötülüklerden) korunup sakınanlar olabilesiniz." (Bakara Suresi, ayet;21)

[ BAŞLICA İBADETLER ]

1) NAMAZ
Günün belirli 5 vaktinde yapılan bir ibadettir. Günlük ibadetten başka, haftada bir, cuma günlerinde ve yılda iki defa bayram günlerinde cemaat halinde toplu olarak kılınan namazlar da vardır.
Namaz, Yüce Yaratıcı'ya karşı yapılan kulluğun en güzel göstergesidir.
Müslüman, namazda Allah (c.c.)'ın huzurunda olmanın manevl zevkini yaşar, dünya meşgalelerinden uzaklaşarak ruhen yücelir.

Namaz kılmak için yüz, dirseklerle birlikte eller ve ayakların yıkanması; başın da meshedilmesi gerekir. Buna "Abdest'' denir. Ayrıca beden, elbise ve namaz kılınacak yerin temiz olması şarttır. Namaz, kalplere sorumluluk duygusunu yerleştirerek, insanın içini her türlü kötü duygu ve düşüncelerden arındırır, davranışlarını kontrol altına alarak kötülük yapmasını önler ve ahlaken yükselmesini sağlar.

Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Namazı dosdoğru kıl , gerçekten namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkoyar." (Ankebut Suresi; ayet, 45)
Müslümanların topluca namaz kıldıkları yere "cami" veya ''mescid'' denir. Cami ve mescid aynı zamanda '" bir bilgi ve eğitim yeridir. Burada dini ve ahlâkî konularda Müslümanlara bilgi verilir.

Namaz vakti girince "ezan" okunur. Ezan, müslümanları namaza çağıran bir duyurudur.
Ezanın yüksekçe bir yerden okunması için camilerin bitişiğinde genellikle ''minare'' bulunur. Bu, Islam'ın ilk yıllarına dayanan dini bir gelenektir. Minaresiz camiler de vardır.

Namaz, camide bir din görevlisi "imam"ın önlerliğinde toplu halde kılınabileceği gibi tek başına da kılınabilir. Ancak, Cuma namazı ile bayram namazları cemaatle kılınır. Müslüman, isteklerini tek başına dua ederek Yüce Allah ( c.c.) 'a sunar. İşlediği günahların bağışlanmasını da, arada hiç bir vasıta olmadan, doğrudan doğruya Allah ( c.c.) 'tan ister.

Müslümanlara ibadetlerinde önderlik eden kişiye ''imam'' denir.

Camide cemaatin önünde, imamın durduğu özel yere ''Mihrap'' adı verilir.

Camide müslümanlara vaaz etmek için ''Kürsü'', cuma ve bayram namazlarında hutbe okumak için ''Minber'' bulunur.

2) ORUÇ

Her yıl kameri aylardan Ramazan ayı boyunca ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından güneşin batışına kadar yemek, içmek ve cinsi arzulardan uzaklaşmaktan ibaret bir ibadettir.
Oruç, nefsi terbiye ederek iradeyi güçlendirir ve böylece insanda kötü alışkanlıklara karşı direnme gücünü artırır.

Allah Teala şöyle buyuruyor.



"Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Ola ki korunup sakınırsınız." (Bakara Suresi, ayet; 183)

Oruç, ruhu kötülüklerden arındıran, sevgi, şefkat ve merhamet duygularını geliştiren bir ahlak ve davranış eğitimidir.
Ayrıca orucun insan sağlığı bakımından da çok yararlı olduğu bilinen bir gerçektir. Bu husus tıbben de kanıtlanmıştır. .

Bu konuda Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyurmuştur. "Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz."



3- ZEKAT

Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir Bakara / 254

Zenginlerin belirli mal ve para birikimlerinin belirli bir miktarını, her yıl ihtiyaç sahiplerine vermek suretiyle yerine getirdikleri bir ibadettir.

Zekat, toplumda huzur ve dayanışmayı sağlayan bir sosyal yardımlaşma sistemidir.

Zekat, paraya olan aşırı tutkuyu azaltır, fertler arasında karşılıklı sevgi ve saygı duygularını geliştirerek servet düşmanlığını önler.

Böylece toplumda huzur ve güvenin kökleşmesinde önemli rol oynar.

4- HAC

Bütün insanlar içinde haccı ilan et ki gerek yaya olarak ve gerek uzak yoldan gelen incelmiş develer üzerinde sana gelsinler. (Hacc 27)

Servet ve sağlık yönünden gücü yeten müslümanların, ömründe bir defa belli zamanlarda arafatta vakfe yapmak ve kabeyi ziyaret etmek suretiyle yaptıkları bir ibadettir.

Bu ibadeti yaparken her seviyede insanın aynı kıyafete bürünmesi, öldükten sonra Allah (c.c.)'ın huzuruna çıkış gününü hatırlatır. Hac, müminlerin samimî bir şekilde Allah (c.c.)'a yönelerek, tevbelerinin kabul edilmesine ve günahlarının bağışlanmasına vesile olur. Kutsal yerleri görmek, insana manevî bir heyecan vererek dini duyguları kuvvetlendirir. Dünyanın çeşitli ülkelerinden kutsal topraklara gelen, renkleri ve dilleri ayrı olan insanları " tek gaye etrafında birleştiren Hac, sosyal yönüyle milletlerarası bir kongre niteliği taşır.

Görülüyor ki İslam'da ibadetler, kişinin kötülüklerden arınarak ahlaken olgunlaşmasını, iyiye ve mükemmele ulaşmasını, aynı zamanda toplumun da huzura kavuşmasını amaçlamaktadır.

__________________

Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin...
ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN...


Haftanın Hadis-i Şerifi
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View fatımatüzzehra'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
saltukbugra32 (29.08.09), Tenbihü'l Gafilin (27.08.09)
Alt 26.08.09, 10:31   #5
fatımatüzzehra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 fatımatüzzehra is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline

Standart

İbadet ve ahiret kaygısı

“Namaz, Kur’ân-ı Kerim’i okuma, sünnet-i seniyyeye riâyet etme, kebâirden çekinme gibi dinî yükümlülükleri sevap kazanmak ve Cennete girmek için yapmanın sakıncası var mıdır? İhlâsı zedeler mi? Böyle niyet, ameli iptal eder mi?”



‘‘İHLÂS, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir fâide ibadete illet gösterilse, o ibadet batıldır. Faideler, hikmetler yalnız müreccih olabilirler; illet olamazlar.”1

İşârâtü’l-İ’câz, s. 142

Risâle-i Nur’da ihlâs böyle tanımlanır ve Cenâb-ı Hakk’ın rızasının ancak ihlâs ile kazanılacağı2Lem’alar, s. 156
beyan edilir. Demek, ibadet yalnız emredildiği için yapılmalıdır. Başka bir hikmet ve fayda ibadetimize illet, yani “ana sebep” olmamalıdır.

Yalnız; hikmet ve faydaların ibadetimize “müreccih”, yani tercih sebebi olmasında bir zarar söz konusu olmaz. Öyleyse ana sebep saymamak kaydıyla ibadetimizin âhirette fayda sağlamasını isteyebiliriz. Âhiret yurdu tevhid dairesi olduğundan, âhiret saadetini düşünerek gayrete gelip ibadet yapmakta ya da günahlardan bu saikle kaçınmakta bir sakınca yoktur. Bunda ihlâsa aykırılık aramaya gerek de yoktur.

Fakat âhiret saadeti ibadetimize ana sebep olur ve Allah rızasını kazanma niyetinin önüne geçerse, bundan ihlâsımız elbette yara alır. Çünkü biz her şeyden önce Allah’ın kuluyuz, Allah’ın rızasını kazanmakla mükellefiz. Bedîüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle Kur’ân’dan ders alan bir mü’min, tam bir kuldur. Fakat en büyük mahlûkata bile boyun eğmeyen ve Cennet gibi en büyük bir menfaati bile ibadetine gaye kabul etmeyen izzet ve onur sahibi bir kuldur.3 Sözler, s. 122


Kur’ân-ı Kerim, Ey insanlar! Rabbinize ibadet ediniz!”emriyle insanları ibadete davet ediyor. Bu çağrıya hâl diliyle, Ey insanlar! Rabbinize ibadet ediniEy insanlar! Rabbinize ibadet ediniz diye sorulan soruyu, yine Kur’ân-ı Kerim: “"Çünkü sizi yaratan Rabbinizdir” diye cevaplandırıyor.4 Bakara Sûresi: 21
Böylece bizzat Kur’ân, Rabbimizin bizi yaratmış olmasını, Rabbimize ibadet yapmamız için yeterli sebep sayıyor. Âyetin sonundaki, Böylece takvaya erişmeniz mümkün olur” cümlesi ise, ibadetimize bir gaye çiziyor. Bu âyete göre ibadetimizin gayesi, Cennete ulaşmak veya âhiretteki tükenmez nimetlere ulaşmak değil; takvaya erişmektir.

Anlaşılıyor ki, ibadetimizin gayesi takvaya erişmektir, Allah korkusuna ulaşmaktır, Allah’a yakın olmayı başarmaktır, Allah için yaşamaya muvaffak olmaktır, Allah için olmayan duruşlardan ve hâllerden uzak durmaktır, yalnız Allah’ın sevgisini ve yalnız Allah’ın korkusunu kalbimize yerleştirmektir.

Nitekim bir musibete uğradığımızda söylememiz sünnet olan: “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci’ûn” (Biz Allah için varız ve Allah’a döneceğiz.)5 Bakara Sûresi: 156 âyeti de bize ne için yaşıyor olduğumuzun resmini net biçimde çizer. Allah için yaşayan, elbet yalnız Allah için ibadet eder.

Bu âyetin tefsirini yapan Bedîüzzaman Hazretleri, âyette “takva”nın ibadete yeterli bir hedef olarak gösterilmesi üzerinde önemle durur. Bediüzzaman’a göre, âyetten anlıyoruz ki, ibadet ancak ihlâs ile ibadettir. İbadet, başka bir şeye ulaştırması gayesiyle yapılmaz. İbadet vesile değil; kendisi varılacak gayedir. İbadet araç değil, amaçtır. İbadet maksûd-u bizzattır, yani yaratılışımızın ulaşmamız gereken tek maksadıdır. İbadeti, kendisiyle bir şeye ulaşmak niyetiyle yapmıyoruz. İbadeti sevap kazanmak ve azaptan sakınmak için yapmıyoruz. İbadeti, yaratılışımızın bir gayesi olduğu için yapıyoruz, ulaşmamız gereken bir maksat olduğu için yapıyoruz.6 İşârâtü’l-İ’câz, s.154
İbadeti yaptığımız zaman, yaratılış maksadımıza ulaştığımız için içimizde bir huzur ve hafiflik hissetmemiz bundandır.

Biz, dünyada ve âhirette mutlu olmak için ve Cennete ulaşmak için değil; Allah’ı tanıyalım ve ibadet edelim diye yaratılmışız! Nitekim Cenâb-ı Allah buyuruyor ki: “Ben cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım.”7 Zâriyât Sûresi: 56

Bedîüzzaman Hazretleri bu noktada ibadeti önemli bir konuma yerleştiriyor: Ona göre ibadet, gelecek mükâfatların bir ön adımı değil; geçmiş nimetlerin bir neticesidir. Öyle ki, biz ücretimizi önceden almışız. Öyleyse bugün, bundan önce aldığımız ücreti hak etmek için, hizmetle ve ibadetle mükellefiz.

Bundan önce aldığımız ücretleri Bedîüzzaman şöyle sıralar:

1- Mutlak şer olan yokluktan, mutlak hayır olan varlık alanına çıkışımız başlı başına bir peşin ücrettir.

2- Bize iştihalı bir mide veren Cenâb-ı Hakk’ın, Rezzak ismiyle dünyayı bir nimet sofrası biçiminde donatması ve bütün nimetleri önümüze dizmesi ikinci bir büyük peşin ücrettir.

3- Sonra Cenâb-ı Hakkın, bize gayet duygulu ve duyarlı bir hayat vermiş olması ve hayat midesinin göz, kulak, dil, burun ve akıl gibi duygu ellerinin önüne de dünya kadar geniş bir istifade sahası açması bir başka büyük peşin ücrettir.

4- Bununla birlikte Cenâb-ı Allah’ın, mânevî birçok rızık ve nimet isteyen insanlığı bize vermesi ve insanlığın önüne de varlıkların dış ve iç yüzlerini anlamaya kabiliyetli aklın eli yetişecek derecede mülk âleminden melekût âlemine kadar geniş bir nimet ve istifade sahası açması bir başka yüksek peşin ücrettir.

5- Dahası; Allah’ın, hadsiz nimetleri isteyip, hadsiz rahmet meyveleriyle beslenen ve “insaniyet-i kübrâ” olan İslâmiyet’i ve imanı bize göndermesi ve bizi Müslüman kılması, böylece dünya ve âhiret dairesi ile birlikte Allah’ın isimlerini ve mukaddes sıfatlarını da içine alan geniş bir nimet, saadet ve lezzet sofrası bize açmış olması bir diğer yüksek peşin ücrettir.

6- Sonra Cenâb-ı Hakk’ın, imanın bir nuru olan muhabbeti bize vererek, kalbimizin önüne sonsuz bir nimet, saadet ve lezzet sahası açmış olması bir başka yüksek peşin ücrettir.

Demek Cenâb-ı Hak bize; 1- Hayatı vermekle bizi cüz’îlikten bir nev'î külliyete, 2- İnsanlığı vermekle hakikî külliyete, 3- İslâmiyet’i vermekle ulvî ve nuranî bir külliyete, 4- Marifeti ve muhabbeti (Allah’ı bilmeyi ve sevmeyi) vermekle de çok geniş ve her şeyi kuşatan bir nura bizi çıkarmıştır.

Bütün bu nimetler, peşin ve yüksek birer ücret olarak önümüzde durmaktadır. Öyle ise, biz ücretimizi almışız! Bu değeri yüksek ücretlere karşılık, yalnız “ibadet” gibi lezzetli, onurlu, nimetli, rahatlı ve gayet hafif bir hizmetle mükellef tutulmuşuz! Buna da tembellik göstermemizin hiçbir şekilde akıl ile ve insanlıkla izah edilir tarafı yoktur!

Biz bu niyetlerle, Allah’ın tevfik ve hidayetiyle, inayet ve yardımıyla, sırf Allah rızası için, sırf Allah’ın emrine itaat etmek niyetiyle ibadetimizi yaparız. Ebedî âhiret yurdunda ise Cenâb-ı Hakk’ın Cennetini, rahmetini ve mağfiretini ibadetimizin karşılığı olarak değil, Cenâb-ı Hakk’ın fazlından, lütfundan ve merhametinden bekleriz ve umarız.

Dünyada ibadet yapmamız ne kadar kulluğumuzun bir gereği ise, âhirette–ibadetimizin karşılığı olarak olmasa da—Cenâb-ı Hakk’ın fazlından ve rahmetinden merhamet ummamız ve Cenneti vermesini beklememiz de bir o kadar kulluğumuzun gereğidir. Kula istemek, O’na vermek yakışır! Biz kul olarak elimizden geleni yapalım ki, O’ndan istemeye yüzümüz olsu


__________________

Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin...
ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN...


Haftanın Hadis-i Şerifi
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View fatımatüzzehra'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
saltukbugra32 (29.08.09), Seida (26.08.09), Tenbihü'l Gafilin (27.08.09)
Alt 27.08.09, 11:18   #6
fatımatüzzehra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 fatımatüzzehra is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline

Standart

NAMAZIN İBADETİ VE ÖNEMİ

Yüce Allah insanı kendisine iman ve ibadet etmek için yaratmıştır. İbadet ise; boyun eğme, itaat etme, emrin gereğini yerine getirme gibi manaları ifade eder. İslam'ın her emir ve yasağına uymak ibadettir. İbadetlerin en önde geleni namazdır. Yüce Allah, ilk insan ve ilk peygamber Adem (a.s.)’den itibaren bütün insanları “namaz” ibadeti ile sorumlu tutmuş ve bütün peygamberler, kavimlerine “namaz” kılmalarını emretmiştir.
Yüce Rabbimiz ve sevgili Peygamberimiz “namaz” üzerinde ısrarla durmuş, namazlarını kılanlara mükâfat, kılmayanlara ise ceza olduğunu bildirerek beş vakit namazın kılınmasını teşvik etmiş ve terkinden sakındırmıştır.
Namaz Kelimesinin Anlamı
Farsça bir kelime olan namaz Kur’ân’da “salat” kelimesi ile ifade edilmektedir. “Salat” kelimesinin sözlükte iki anlamı vardır:
a) Duâ. Kur’ân’da bu anlamda kullanılmıştır.
b) Uylukların başındaki iki tümsek kemiği hareket ettirmek.
Din ıstılahında ise namaz, “Peygamberimizin uyguladığı şekilde yerine getirilen, kalp, dil ve bedenle birlikte yapılan bir ibadettir.
Beş Vakit Namaz Kimlere Farzdır
Beş vakit namaz; akıllı, ergenlik çağına giren kadın ve erkek her müslümana farzdır. Namazın farz oluşu kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Kur'ân’da Yüce Allah,

"... Namazı dosdoğru kılın, çünkü namaz, müminlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır”buyurmaktadır. (Nisa: 4/103)

“Güneşin zevalinden (öğle vakti batıya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir” buyurmaktadır.
(İsra,17/78)
Bu iki âyette yüce Allah günde beş vakit namaza işaret etmektedir. Kur'ân'da namaz ile ilgili âyetleri birlikte ele aldığımızda günde beş vakit namazın müminlere farz olduğunu anlıyoruz. Ancak namazların ilk ve son vakitlerini ve nasıl kılınacağını öğreten Peygamberimiz (a.s.)'dır. Ona da vahiy meleği Cibril (a.s.) öğretmiş ve ashabına,

“Ben namazı nasıl kılıyorsam, siz de öyle kılın” buyurmuştur. Buhari, Ezan,18. I, 155.
Namaz vakitlerini ve namazın nasıl kılınacağını soran ashaba Peygamberimiz bizzat namazı kılarak öğretmiş, nesilden nesile intikal etmiş ve bu konuda icma hasıl olmuştur.
Kur’ân'da ısrarla “namaz” kılınması emredilmiş (Bakara, 43,83,110) ve

“namazın müminlere vakitli olarak farz kılındığı” bildirilmiştir (Nisa, 4/103).
Müminlerin peygamber (a.s.)’in öğrettiği ve bize kadar tevatüren gelen şekliyle günde beş vakit namazı kılmaları kulluk görevidir.
Namaz Her Hâl Ve Şartta Kılınmalıdır.
Hiçbir şey; iş, ticaret, görev, meşgale ve mazeret mümini namazdan alıkoyamaz (Nur, 38).
Bu görevin yerine getirilmesi için dinimiz her türlü kolaylığı sağlamıştır:
- Su bulamayanlar, teyemmüm ederek (Mâide, 6).
- Yolcular, dört rekatlı farzları ikişer rekat olarak
Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 4.I, 478. Ebû Davut, Salat, 27. II, 7.
- Savaş halinde olanlar, nasıl güçleri yetiyorsa o şekilde (Nisa, 4/102),
- Korku halinde olanlar, yürüyerek veya binit üzerinde (Bakara,239),
-Ayakta durmaya güçleri yetmeyen hasta ve özürlüler, oturarak, buna da güçleri yetmeyenler, yatarak namazlarını kılabilirler (Al-i İmran, 191)
Kadınların özel halleri, deli olmak, bayılmak ve unutmak hariç namaz kılmamanın hiç bir mazereti yoktur.
İman kalbine yerleşmiş ve gerçek mü’min niteliğini kazanmış bir müslümana namaz kılmak ağır ve zor gelmez (Bakara, 45).
Mümin, namazlarına müdavimdir (Meâric, 22-23), namazlarını zevkle ve isteyerek kılar.
Yüce Allah, Kur’ân’da, namazı üşene üşene kılmayı (Nisa, 142) de. ve terk etmeyi münafık (Tevbe, 54)de. ve kafirlerin niteliği olarak zikretmiştir (Müddessir, 44).ayetlerinde belirtmiştir

Namazın Mükafatı
Yüce Allah, namaz kılanlara; merhamet (Tevbe, 71. Nûr, 56),de Yüce Allah, namaz kılanlara; merhameYüce Allah, namaz kılanlara; merhame(Enfal, 3-4),de cennet vaadi (Ra’d, 19,23. Mü’minûn, 1-2,9-11),de büyük mükâfat (Nisa, 4/162)de ve kendi rızasını (Tevbe, 72)bu ayetlerde va’detmiş, namaz kılan mü’minlerin müjdelenmesini istemiştir (Hac, 34-35. Neml, 2-3). Çünkü namaz, mü’minin hayatına çeki düzen verir; onu her türü çirkinliklerden, haram ve yasakları işlemekten men eder (Ankebût, 49).
Kur’ân’da Namazlarını huşu ile eda eden (ve “musallî” olmanın gerektirdiği inanç, söz, fiil ve davranış içerisinde olan ve namazı hayatına hakim kılan mü’min doğru yolu bulmuş ve kurtuluşa eren kimseler oldukları ifade edilmektedir.
Mü’minûn, 23/2)(Lokman, 4-5) İman, namaz ve diğer ibadetler, kul ile Allah arasında manevi bir ticarettir. Bu ticareti yapanlar, asla zarar etmezler (Fâtır, 29-30). İman edip sâlih ameller işleyen, beş vakit namazı dosdoğru kılıp servetinin zekatını verenlerin mükâfatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir (Bakara, 277).
Peygamberimiz Veda Hutbesinde;

“Rabb’ınız Allah’a karşı gelmekten sakınınız Beş vakit namazınızı kılınız. Ramazan orucunuzu tutunuz. Malınızın zekatını veriniz. Amirlerinizin (Allah’a isyan olmayan) emirlerine uyunuz. Rabbinizin cennetine girersiniz” müjdesini vermiştir.


İnsan, “beşer” olması hasebiyle hatasız ve kusursuz olmaz. Günlük hayatında farkına varmadan madden ve manen, bedenen ve rûhen kirlenir. Şirk (Allah’a ortak koşmak), küfür (Allah’ı ve ayetlerini inkâr etmek), nifak (iki yüzlülük) gibi inançla ilgili veya içki, kumar, zina, hırsızlık, adam öldürme, yalan söyleme, hile yapma, rüşvet, gıybet ve iftira etme... gibi amel ile ilgili olup tövbe etmeyi gerektiren büyük günahlar hariç “namaz”, kusurların ve hataların bağışlanmasına vesile olur (Hûd, 11/114).
Peygamberimiz (a.s.),
“Beş vakit namaz ve Cuma namazı diğer Cuma namazına kadar büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde aralarında işlenen günahlara kefarettir”
buyurmuştur. Müslim, Tahâre, 14-15. I, 209
Namazın İnsana Kazandırdıkları
İslam’ın beş temel esasından biri olan beş vakit namazı kılanın hayatta en az beş kazancı vardır:
a) Allah ve Peygambere itaat etmiş ve en faziletli ibadeti îfa etmiş olur.
Namaz; ilk defa farz kılınan, âhirette ilk sırada hesabı sorulacak olan ibadettir. Çünkü namaz, dinin direği ve imanın alameti ve amellerin en fazîletlisi ve Allah’a en sevimli olanıdır:

“Amel(ler)in Allah’a en sevimli olanı hangisidir?” sorusuna Peygamberimiz (a.s.),
“Vaktinde kılınan namazdır”
ا “Hangisi daha fazîletlidir?” sorusuna ise yine
Vaktinde kılınan namazdır” cevabını vermiştir. Buhârî, Mevâkît, 5. I, 134.

“İşin başı İslam, direkleri namaz, en yüksek noktası ise cihattır” buyuran Peygamberimiz (a.s.), beş vakit namazını kılan kimseye Allah’ın “cennet” va'd ettiğini, kılmayan kimseye ise bir va’dinin bulunmadığını bildirmiştir: Tirmizî, İman 8……
b) Allah'ı anmış olur
İbadetlerden maksat Allah’ı anmaktır. Allah’ı anmanın en güzel yollarından biri Kur'ân-ı Kerim okumak ve namaz kılmaktır. Yüce Allah,
"Beni anmak için namaz kıl" buyurmuştur (Taha, 14). Namaz kılan kimse hem Kur'ân okumuş, hem Allah'ı tekbir, tespih ve dua ile anmış olur. Her türlü zikir namazda toplanmıştır.
c) Maddî ve manevî kirlerden temizlenir
Peygamberimiz (a.s.), beş vakit namazını kılan kimseyi günde beş defa bir nehirde yıkanan kimseye benzetmiştir:

“Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir ırmak olsa ve burada günde beş defa yıkansa bu kimsede hiç kir kalır mı? (Sahabenin);
‘Hayır hiç bir kir kalmaz’ diye cevap vermeleri üzerine
İşte beş vakit namaz da böyledir. Allah, bu sebeple günahları temizler, yok eder” .
buyurdular (Buhârî, Mevâkîtu’s-Salâti, 6. I, 134.)
Günde beş vakit namazını kılan manevî kirlerden temizlendiği gibi dış çevre ile sürekli temas halinde olan organlar günde beş defa yıkandığı için kirlerden ve bulaşıcı mikroplardan temizlenmiş olur.
Vücut, elbise ve namaz kılınacak yeri temizlemek namazın şartı olduğu için namaz, kişiyi temiz olmaya mecbur eder.


ا
__________________

Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin...
ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN...


Haftanın Hadis-i Şerifi
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View fatımatüzzehra'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
saltukbugra32 (29.08.09), Tenbihü'l Gafilin (27.08.09)
Cevapla

Etiket
haftanın, konusu, or haftanın, İbadet

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
31/08/09 Haftanın konusu: İsraf ve Zararları fatımatüzzehra Haftanın Konusu 7 02.09.09 18:14
17/08/09 Haftanın konusu: Nefis fatımatüzzehra Haftanın Konusu 12 23.08.09 16:23
27/07/2009 Haftanın Konusu: Kibir Kara Kalem Haftanın Konusu 15 31.07.09 16:48
20/07/2009 Haftanın konusu - ilim Sükut-u Leyl Haftanın Konusu 20 26.07.09 17:30
06/07/2009 Haftanın konusu - Sadâkat Sükut-u Leyl Haftanın Konusu 22 13.07.09 09:48

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:35 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.