| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 193 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Haftanın Konusu »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 23.11.09, 07:36   #1
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart 23-11-2009 Haftanın Konusu : Takvâ





سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم



Takva

Takva, Arapça lügatte vikâye kökünden gelmekte olup, “bir şeyi muhafaza etmek, eziyetten korumak, himâye etmek, zarar verecek şeyden sakınmak ” anlamlarına gelmektedir. İfti’âl babından fail ismi olan müttakî kelimesi; “ korunan, takvâ sâhibi olan ” anlamına gelir. Takva, arap câhiliyye devrinde, esas olarak, “ hayvan olsun, insan olsun, canlı bir varlığın, dışarıdan gelecek tehlikeye karşı kendini koruma davranışı” mânâsını taşımakta idi. Bu, tamamen maddî bir tehlikeden korunmak idi. Takvâ, öz manasını yitirmemekle bereber, Kur’ân sistemine girince, daha geniş bir mânâ kazanmış, temel sözlük manasına dayanan yepyeni bir mefhum olmuştur.

Kur’ân’da takva, maddî bir tehlikeden değil, ma’nevî azabdan ve insanı bu azaba sürükleyecek kötü işlerden korunmak demektir. Kelime, zamanla daha ma’nevî bir anlam kazanarak “temiz dindarlık” mânâsını almıştır.

Kur’ân-ı Kerim’den başka hiçbir kitabın takvaya, bu ölçüde, bu derinlikte, bu şumûlde bir mânâ yüklediğine şâhid olamayız. İslam’ın dışında hiçbir ahlak ve terbiye sisteminin de bu seviyede, madde ve manayı kucaklayan, kökü dünyada, dalları, çiçekleri ve meyveleri âhirette olan, âdeta insanları cezbeden bir kelimeye rastlanılamaz. Evet, mânâ ve muhtevâ itibarıyle takvada öyle sırlar vardır ki, Kur’ân yörüngesinde yürümeden ona ulaşmak, takvaya sığınmadan da Kur’ân’ı tam anlamak mümkün değildir.

Takva’nın ne anlama geldiği hakkında görüşlerden iktibaslar ;

Abdullah et-Tunûsî şöyle diyor: “ Takvanın hakikatı; emredileni yerine getirmek, nehyedilenden de kaçınmaktır.” (El-Firûzâbâdî, Besâir Zevi’t-Temyiz, İhyâu’t-Turâsi’l-İslâmî )

Gazâlî ise bu konuda şunları söylemektedir: “ Kul için takva, kendisiyle günahları arasında, günahları terk etme hususunda kuvvetli bir sabır ve gayret engeli hâsıl oluncaya kadar kalbini, sanki o günahı hiç işlememiş gibi temizlemesidir. Veya mübah ve helal olan şeylerin faydasız olanından kaçınmaktır.” (Gazalî, İhyâ, Dâru İhyâi’l-Kütübi’l-Arabiyye )

İbn Düreyd ise; “ takva, nefsi amel-i sâlih ile azap ve günahtan korumaktır.” diyor. (Ez-Zebîdî )

Kur’ân-ı Kerim’de “ takva ”, “ ittikâ ” ve “ vikâye ” mastar ve isimleri çeşitli kalıplarda, çok azı lügat manasında olmak üzere ikiyüz ellisekiz âyette geçmektedir. İşte bu rakam takvanın Kur’ân’daki önemini göstermektedir :


ذلِكَ الْكِتَابُ لَارَيْبَ فيهِ هُدًى لِلْمُتَّقينَ () اَلَّذينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقيمُونَ الصَّلوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

"O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar namaz kılarlar kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar." Bakara / 2-3.

ولَقَدَ اتَيْنَا مُوسى وَهرُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَاءً وَذِكْرًا لِلْمُتَّقينَ () اَلَّذينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ

"Andolsun biz Musa ve Harun'a takvâ sahipleri için bir ışık bir öğüt ve Furkan'ı verdik. (O takvâ sahipleri ki) onlar görmedikleri halde Rablerine candan saygı gösterirler. Yine onlar kıyametten korkan kimselerdir." Enbiya / 48-49.

اِنَّ الَّذينَ اتَّقَوْا اِذَا مَسَّهُمْ طَائِفٌ مِنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُوا فَاِذَا هُمْ مُبْصِرُونَ

"Takvâya erenler var ya onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler."A’raf / 201.

يَا بَنى ادَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارى سَوْاتِكُمْ وَريشًا وَلِبَاسُ التَّقْوى ذلِكَ خَيْرٌ ذلِكَ مِنْ ايَاتِ اللّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

"Ey Adem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi)."A’raf / 26.

جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ لَهُمْ فيهَا مَا يَشَاؤُنَ كَذلِكَ يَجْزِى اللّهُ الْمُتَّقينَ (31) اَلَّذينَ تَتَوَفّيهُمُ الْمَلئِكَةُ طَيِّبينَ يَقُولُونَ سَلَامٌ عَلَيْكُمُ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ


" (O yurt) girecekleri zemininden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar için orada kendilerine diledikleri her şey vardır. İşte Allah takvâ sahiplerini böyle mükâfatlandırır. (Onlar) meleklerin "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." Nahl / 31-32.

Takva ...
Vicdanda duyarlılık, şuurda berraklık, devamlı korku , daimî sakınma, yolun dikenlerinden korunma gayretine erebilmek... Şehvetlerin ve çeşitli arzuların dikenlerinin sardığı yolda dikenlerden muhafaza olmak, hayat yolunun çekiciliğine karşı sakınmak.
Allah Teâlâ’nın emirlerini tutup, yasaklarından kaçınmak, kalbi günahlardan temizlemek, isyan etmeyip, itaat etmek, Allah’ı zikretmek, O’nun nimetlerine karşı nankörlük etmeyip şükretmek, şirkten sakınmak, bid’atten kaçınmak, din hususunda, bütün zararlı olan şeylerden sakınmak, mübah olmakla birlikte faydasız olan şeylerle de fazla meşgul olmamaktır.

... ... ...
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..

Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (23.11.09 Saat 09:10 ) değiştirilmiştir..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (23.11.09), duyufurrahman (25.11.09), fatımatüzzehra (23.11.09), intifada-AGD (23.11.09), muallim (26.11.09), Sükut-u Leyl (23.11.09)
Alt 23.11.09, 07:48   #2
intifada-AGD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 4025
Üyelik tarihi : 06-05-2009
Mesleği : Öğrenci
Nereden : ..........
Konuları : 311
Mesajlar : 1,992
Teşekkürleri: 1,671
1,081 mesajına 2,448 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 intifada-AGD is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 13.12.10
Durumu : Status: Offline

Standart

TAKVA NEDİR?

TAKVA EHLİ NASIL OLMALIDIR?



إِنَّ الَّذِينَ اتَّقَوْا إِذَا مَسَّهُمْ طَائِفٌ مِنْ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُوا فَإِذَا هُمْ مُبْصِرُونَ

İnsanoğlu özü itibari ile hem iyi hem de iyiliğe meyilli bir varlıktır. Ondan kötülük sadır olması özündeki bu iyiliği işine eşine hayatına yoluna ve çevresine taşıyamamasından kaynaklanır.

Acaba özündeki iyiliği insan çevresine niçin taşıyamaz?

Elbette kendini kaybettiği için. Çünki kendini kaybeden kendini bilmez. Kendini bilmeyen haddini bilmez. Haddini bilmeyen kadrini ve kıymetini bilemez. Bunları bilmeyenin ise kula ve eşyaya kul olması kulları kendine kul etmeye kalkışması her an mümkindir.

İnsanoğlu yaratılmışlar içerisinde bilgiyi en çok üreten ve en çok kullanan varlıktır. Ancak bu meziyyetine rağmen insanın bir de zaafı vardır. Yaratılmışlar içerisinde en çok unutan varlık da insandır.

İnsan kendini unutur. Haddini ve hududunu unutur hatta kendisine “şah damarından daha yakın olan” Allah’ı unutur. Şah damarından daha yakın olanı unutmak unutmaların en vahimidir. Artık o insandan her kötülük beklenir. İnsaf vicdan sevgi şefkat ve teslimiyyet gibi insani değerleri o insandan beklemek mümkin değildir.


Yüce Allah bütün güzelliklerin kaynağıdır. Eğer insan her an Yüce Yaradan’ın huzurunda olduğunu unutmazsa ondan güzellikler sadır olur. Nitekim Rabbimiz Sebe’ Suresinin 46. Ayet-i Kerime’sinde:
“Size tek bir öğüdüm var:
İster başkaları ile birlikteyken isterse yalnız iken daima Allah’ın huzurunda olduğunuzu unutmayın.”(3)buyurmuştur.

İşte bu; kulun Allah karşısındaki Allah’ın
Hükümleri karşısındaki esas duruşudur.
Ve buna “TAKVA” denir
.

Araf suresinin 201. Ayet-i kerimesinde ise Yüce Rabbimiz:

“Takvaya erenler var ya onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda ( Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.” (4) buyurarak biz Müslümanların Yüce Rabbimizin huzurundaki esas duruşumuzu kullarının keyfi için bozamayacağımıza işaret etmiştir



Kalplerimizi imanlarımıza saray yapalım. Çünki kalb beden ülkesinin başkentidir. Dil-dudak göz-kulak el-ayak hep oradan yönetilir. Kalpte iman iktidardaysa organlar üzerinde de imanın sözü geçer.

Takva ehli olanlar imanlarını bedenlerine hâkim kıldıkları için Allah’ın nuruyla bakarlar ve o nurla görürler. Bizler de İnşallah kalplerimizi imanlarımıza saray yaparak yaşadığımız müddetçe Rabbimizin sevgisini kaybetmekten O’nun emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınalım.

Böylece muttaki müminlerden olalım inşallah
__________________
_ üç nokta say olur mu '' . . . . '' ünlemi hayata hediyem olsun . . . ! _
View intifada-AGD'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için intifada-AGD kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (23.11.09), fatımatüzzehra (23.11.09), muallim (26.11.09), Ruh-efzâ (25.11.09), Sükut-u Leyl (23.11.09)
Alt 23.11.09, 07:49   #3
intifada-AGD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 4025
Üyelik tarihi : 06-05-2009
Mesleği : Öğrenci
Nereden : ..........
Konuları : 311
Mesajlar : 1,992
Teşekkürleri: 1,671
1,081 mesajına 2,448 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 intifada-AGD is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 13.12.10
Durumu : Status: Offline

Standart

Kuran'ı Kerimde Takva ve Müttaki ile ilgili ayetlere baktığımız zaman hep bir müjde ile karşılaşmaktayız.

RAD - 35 : Muttakilere vaadolunan cennet altından nehirler akan ve onun meyvesi ve gölgesi daimî olan (bahçe) gibidir. İşte bu takva sahiplerinin sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir.

NAHL - 30 : Ve takva sahiplerine: “Rabbiniz ne indirdi?” denildi. “Hayır (güzellikler).” dediler. Ahsen olanlara (iradesini Allah'a teslim edenlere) bu dünyada haseneler (iyilikler güzellikler sevaplar pozitif dereceler) vardır. Ve elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Ve gerçekten muttakilerin (takva sahiplerinin) yurdu ne güzeldir.

NAHL - 31 : Onlar (muttakiler) altından nehirler akan Adn cennetlerine girerler. Orada onların diledikleri herşey vardır. İşte Allah (ahsen olan) muttakileri (bihakkın takvanın sahiplerini) böyle mükâfatlandırır.

MERYEM - 85 : O gün muttakileri (takva sahiplerini) Rahmân'ın huzurunda izzet ve ikramla haşredeceğiz (toplayacağız).

NUR - 34 : Ve andolsun ki size açıklanmış âyetler ve sizden önce geçmiş (nesillerden) örnek(ler) ve muttakiler (takva sahipleri) için öğütler (emirler) indirdik.

SAD - 49 : Bu (Kur'ân-ı Kerim) bir Zikir'dir. Ve muhakkak ki muttakiler (takva sahipleri) için sığınakların en güzeli (Allah'ın Zat'ı) vardır.

KAMER - 54 : Hiç şüphesiz muttakiler cennetlerde ve nehir (çevresin)dedirler.Muhakkak ki takva sahipleri cennetlerde ve nehir kenarlarındadır.

HAKKA - 48 : Ve muhakkak ki O (Kur'ân) gerçekten muttakiler (takva sahipleri) için bir öğüttür.

MURSELAT - 41 : Şüphesiz muttaki olanlar gölgeliklerde ve pınar başlarındadır.

NEBE - 31 : Gerçek şu ki; muttakiler için bir kurtuluş ve mutluluk vardır.

BAKARA - 194 : Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler (yasaklar) karşılıklıdır. O halde kim size saldırırsa o zaman onun size saldırdığı kadar siz de ona saldırın. Allah'a karşı takva sahibi olun ve Allah'ın takva sahipleriyle beraber olduğunu bilin!

AL-İ İMRAN - 76 : Hayır (öyle değil)! Kim (Allah ile olan) AHDini yerine getirir de takva'ya ulaşırsa (takva sahibi olursa) muhakkak ki; Allah takva sahiplerini sever.

AL-İ İMRAN - 102 : Ey îmân edenler! Hakkıyla takva sahibi olanlar (nasıl bir takvanın sahibi ise aynı onlar) gibi Allah'a karşı takva sahibi olun ve (ölmeden önce) Allah'a teslim olun.

AL-İ İMRAN - 125 : Evet... Eğer sabrederseniz ve takva sahibi olursanız onlar size aniden gelirlerse (saldıracak olurlarsa) Rabbiniz bu nişaneli meleklerin beş bini ile size yardım edecektir.

AL-İ İMRAN - 133 : Rabbinizden mağfirete ve arzı (yerleri) göklerle yer kadar olan cennete koşuşun ki; (o cennet) takva sahipleri için hazırlanmıştır.

MAİDE - 27 : Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini (kıssasını aralarında geçen olayı) hakkıyla oku. Allah'a yaklaştıracak kurban sundukları zaman kurban ikisinin birinden kabul edilmiş diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen): “Seni mutlaka öldüreceğim.” dedi. O da: “Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder.” dedi.

MAİDE - 65 : Eğer kitap ehli âmenû olup (Allah'a ulaşmayı dileyip) takva sahibi olsalardı elbette günahlarını örterdik. Ve onları mutlaka naim cennetlerine koyardık (dahil ederdik).

EN'AM - 51 : Ve Rab'lerine haşrolunmaktan korkan kimseleri onunla uyar. Onların O'ndan (Allah'tan) başka bir dostu ve şefaat edeni yoktur. Böylece onlar takva sahibi olurlar

Yukarıdaki örnek ayeti kerimelerden görüyoruz ki müttakiler için müjdeler vardır.

Peki kimdir müttaki nasıl takva sahibi olunur takva nedir?

Cevapları yine Kuranı Kerim'de buluyoruz:

ENFAL - 29 :Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah büyük fazl sahibidir.

RUM - 31 :Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

RUM - 32 : Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean) kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden olmayın ki) onlar dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar kendilerinde olanla ferahlanırlar.

Enfal Suresi 29. uncu ayetinde iman sahibi kişilere takva sahibi olmaları gerektiği ve böylece günahların örtüleceği anlatıyor. Yani bir kişinin mümin olması yeterli bir olgu değil. Kişinin takva sahibi olması gerekiyor.
Rum suresi 31 ve 32. inci ayeti kerimelerde insanın Allah'a münîb olması ve bu sayede takva sahibi olması gerektiği buyruluyor. Aksi takdirde bu kişiler Rum suresi 32. ayete göre müşrik oluyorlar ve fırkalara ayrılıyor.
Demek ki takva ile münib olma arasında bir bağlantı var. Münib olma Allah'a yönelme yani ölmeden önce Allah'a ulaşma dileğidir.
Kişinin kalbinde ölmeden önce Allah'a ulaşma talebi yok ise bu kişi mümin olmakla beraber Rum suresi 32.ci ayete göre maalesef durumu pek hoş görünmemektedir
__________________
_ üç nokta say olur mu '' . . . . '' ünlemi hayata hediyem olsun . . . ! _
View intifada-AGD'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için intifada-AGD kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (23.11.09), fatımatüzzehra (23.11.09), muallim (26.11.09), Ruh-efzâ (25.11.09), Sükut-u Leyl (23.11.09)
Alt 23.11.09, 07:56   #4
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم



Abdülkadir Geylanî Hazretleri takva husunda şunları söylüyor :

"Takvâ sahibi olmak ve Allah'dan korkmak şereflilliktir. Allah'dan korkan ve takvâ sahibi olan kişi şerefli insandır. Alah'a isyân etmek ise hakîrlik ve zelîlliktir. Allah'a itaât etmeyen kişi, hor, hakîr ve zelîl insandır.

Ey takvâyı terkeden kişi ! Dünyâ ve âhirette şerefliliğinden mahrum oldun. Ey, insanlara , diğer varlıklara ve sebeplere güvenip dayanan kişi ! Dünyâ ve âhiret, Allah'tan gelecek kuvvetten ve efendilikten mahrum kaldın. Ve, ey kendi elindekine güvenip dayanan kişi, dünyâ ve âhirette, Allah'ın sana bahşedeceği zenginlikten mahrum kaldın !...

EY OĞUL ! Eğer müttakî, mütevekkil ve Allah'a güvenip dayanan birisi olmak istersen sana sabır gerek. Zîrâ sabır, her hayrın esasıdır, temelidir. Sabır bahsinde niyetin hâlis ve sağlam olursa ve sırf Allah rızâsı için sabredersen buna karşılık O'nun sana vereceği mükâfât, senin kalbine, dünyâ ve âhirette kendi sevgisini koymaktır. " (Sohbetleri, 42. )


Peygamber Efendimiz( sallahu aleyhi vesellem ) Veda Hutbesi'nde şöyle buyuruyor :

" Ey İnsanlar ! Rabbiniz birdir. Babanız birdir. Hepiniz Âdemdensiniz ve Âdem topraktandır. Allah'ın yanında en üstün olanınız takvâsı en fazla olanınızdır. Araplarla Arap olmayanların birbirine karşı üstünlüğü ancak takvâ iledir ."

Yine Peygamber Efendimiz( sallahu aleyhi vesellem ) takvâ hakkında şöyle buyuruyor :
" Allah'a karşı takvâ sahibi olmanızı tavsiye ederim. " ( Ebu Davûd Sünen, 5 ; Tirmiz, İlim, 16.)

" İnsanın cennete girmesine en çok sebep olan şey, onun Allah'a karşı duyduğu takvâsıdır. "( Ahmed b. Hanbel )

... ... ...
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (23.11.09), fatımatüzzehra (23.11.09), muallim (26.11.09), Sükut-u Leyl (23.11.09)
Alt 23.11.09, 08:09   #5
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم



İmâm-ı Azam'ın takvâsı çok fazla idi. Helâl yemek için, ticâret yapardı. Ortakları vardı. Şüpheli sandığı binlerce lira kazancı, fakîrlere ve din adamlarına dağıtırdı. Yüzlerce talebesini kendi kazancından besler, ihtiyâclarını giderirdi. Otuz yıl, her gün oruç tuttu. (Yalnız bayramlarda beş gün tutmazdı) Geceleri namaz kılar, günün çok saatini mescidde ders vermekle , halkın sorularını cevâplandırmakla geçirirdi. Geceleri, mescidde ve evinde, sâhibine ibâdet ederdi. Kırk yıl, yatsının abdesti ile sabah namazını kıldı. Bazende , yalnız bir azâb veyâ rahmet âyetini namazda veya namaz dışında tekrar tekrar okur ve hıçkıra hıçkıra ağlar, sızlardı. İşitenler haline acırdı. Fakîrler gibi giyinirdi. Ellibeş kere hac yaptı. Yalnız rûhu kabz olunduğu yerde ,yedibin kere hatm-i Kur'an okumuştu.
Az konuşur, çok düşünürdür. ( Ömrümde bir kere güldüm ona da pişmânın demişdir.)
Allahu Tealâ'dan (c.c) çok korkardı. Her işinde Kur'anı kerim'e uymaya çok dikkat ederdi.Bir gün talebesine şöyle buyurdu :
" Bir iş için, sözüme uymayan bir sened elinize geçerse , benim sözümü bırakınız. O senede uyunuz ! "

....
(Seâdet-i Ebediyye)
....
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
fatımatüzzehra (23.11.09), muallim (26.11.09), Sükut-u Leyl (23.11.09)
Alt 25.11.09, 10:56   #6
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Takvâ bir kevser, müttakî de ona ulaşmış bahtiyardır; Hakk katında bu mazhariyeti elde etmiş insan da azdır.

Üstad Bediüzzaman da takva konusunda şunları söylüyor:

"Bu günlerde, Kur'ân-ı Hakîm'in nazarında îmandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i sâlih esaslarını düşündüm. Takvâ, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i sâlih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a racih olmakla beraber, bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında, bu takvâ olan def'-i mefasid ve terk-i kebâir üssül-esas olup, büyük bir rüçhaniyet kesbetmiş. Bu zamanda tahribat ve menfi cereyan dehşetlendiği için takva, bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzları yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur. Böyle kebair-i azîme içinde amel-i salihin ihlâsla muvaffakiyeti pek azdır. Hem az bir amel-i salih, bu ağır şerait içinde çok hükmündedir. Hem takva içinde bir nevi a'mel-i salih var. Çünki bir haramın terki, vâcibdir; bir vâcibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var.

Böyle zamanlarda -binler günahın tehacümünde- bir tek içtinab az bir amelle yüzer günah terkinde, yüzer vâcib işlenmiş olur. Bu ehemmiyetli nokta niyetiyle, takva nâmiyle günahdan kaçınmak kasdiyle, menfi ibadetten gelen ehemmiyetli a'mâl-i sâliha'dır.

Bu zamanda en mühim vazife, tahribata ve günahlara karşı takvayı esas tutup davranmak gerektir. Mâdem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı içtimaiyede yüzer günah insana karşı geliyor! Elbette takva ile ve niyet-i içtinab ile, yüzer amel-i salih işlemiş hükmündedir."

....


( Kastamonu Hayatı /Tarihçe-i Hayat - 4.kısım )
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür edenler:
fatımatüzzehra (25.11.09)
Cevapla

Etiket
haftanın, konusu, takva

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
14/09/2009 Haftanın Konusu - Kadir Gecesi Sükut-u Leyl Haftanın Konusu 7 25.08.11 13:03
26/10/2009 Haftanın Konusu - Ribâ/Fâiz Sükut-u Leyl Haftanın Konusu 10 28.10.09 15:43
27/07/2009 Haftanın Konusu: Kibir Kara Kalem Haftanın Konusu 15 31.07.09 16:48
20/07/2009 Haftanın konusu - ilim Sükut-u Leyl Haftanın Konusu 20 26.07.09 17:30
06/07/2009 Haftanın konusu - Sadâkat Sükut-u Leyl Haftanın Konusu 22 13.07.09 09:48

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:41 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.