|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 193 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
![]() Esselamu aleykum MilliGörüsForum.biz üyeleri, Haftamızın Konusu İslamda İbadetlerin Fazileti paylasimlarinizi ve desteğinizi bekliyoruz.. ![]() [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (30.11.09), Durr-û Meknûn (30.11.09), fatımatüzzehra (03.12.09), intifada-AGD (30.11.09), muallim (03.12.09), Muhammed (03.12.09), Ruh-efzâ (30.11.09), suvari4060 (30.11.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
"Amin" demenin fazileti Tanım: Resulullah buyurdular ki: "İmam amin deyince siz de amin deyin. Zira kimin amin'i meleklerin amin'ine tevafuk ederse geçmiş günahları affedilir." İbnu Şihab der ki: "Resulullah amin derdi." Kaynak: Buhari, Ezan 112; Müslim, Salat 72, (410); Muvatta, Salat 44, (1, 87); Ebu Davud, Salat 172, (936);
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (30.11.09), Durr-û Meknûn (30.11.09), fatımatüzzehra (03.12.09), intifada-AGD (30.11.09), muallim (03.12.09), sevgiliye sevdalı (30.11.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Cum'a Namazının Fazileti Cum'a günü, büyük bir gündür. Allah Teâlâ İslâm dinini bu günle büyütmüş ve tezyin etmiştir. Aynı zamanda bu günü bütün ümmetler arasında sadece müslümanlara ihsan buyurmuştur. Allah Teâlâ Kur'an'da şöyle buyurmaktadır: Ey iman edenler! Cum'a günü namaz için çağrıldığınız zaman hemen Allah'ın zikrine koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. (Cum'a/9) Allah Teâlâ böyle buyurmak sûretiyle o saatte insanoğlunu cum'aya gitmekten alıkoyan dünyevî meşgalelerin tamamını haram kılmıştır. Hz. Peygamber de şöyle buyurmaktadır: Allah Teâlâ, benim şu makamımda ve şu günümde size cum'a namazını farz kılmıştır.136 Allah Teâlâ özürsüz olarak üç cum'a namazını terkedenin kalbini kilitler.137 Özürsüz olarak üç cum'a namazını terkeden kimse, İslâm dinini arkasına atmış ve ona önem vermemiş demektir.138 Adamın birisi İbn Abbas'a gelerek, hayatında cum'aya ve cemaat namazlarına iştirak etmeyerek ölen kimsenin durumunu sordu. İbn Abbas 'O ateş ehlidir' cevabını verdi. Adam bir ay mütemadiyen gelip giderek, aynı suali sordu ve hepsinde de aynı cevabı aldı. Bu hadîs-i şerîfte şöyle vârid olmuştur: Cum'a günü, iki kitabın (Tevrat ve İncil'in) ehline verildi. Fakat onun hakkında ihtilâfa düştükleri için Allah Teâlâ onları o günden mahrum etti. Bizleri ise, o güne hidayet eyledi. O günü bu ümmet için sakladı ve onu, bu ümmete bayram kıldı. Bu bakımdan bu ümmet o günü herkesten daha önce elde etti. Hristiyan ve yahudiler ise (o günü takip eden günleri bayram edindikleri için bu hususta) müslümanlara tâbi olmuşlardır.139 Enes'in, Hz. Peygamber'den rivayet ettiği bir hadîste de şöyle buyurulmaktadır: Cebrail, elinde bembeyaz bir ayna olduğu halde bana gelerek 'Şu gördüğün ayna, rabbin tarafından, senin ve senden sonra gelecek ümmetin için bayram olsun diye, farz kılınan cum'a günüdür' dedi. Bunun üzerine 'Bu günde bizim için ne gibi faziletler var?' diye sordum. Şöyle dedi: "Bu günde öyle bir saat vardır ki, kim bu saatte, kendisine taksim edilen bir hayrı isterse Allah Teâlâ ona istediğini ihsan eder. Eğer kendisi için taksim edilmiş bir hayır yoksa duasının yüzü suyu hürmetine istediğinden daha büyük bir hayri kıyamette azık olarak verir. Eğer bu saatte kendisi için yazılan birşeydeıı Allah'a sığınırsa, Allah Teâlâ onu o yazılandan daha büyük bir felâketten korur. O gün, bizim nezdimizde günlerin efendisidir. Biz, o güne kıyamet gününde 'artırma günü' mânâsına gelen 'yevm-ül-mezîd' demekteyiz". 'Neden ey Cebrâil?' diye sorduğumda da şunları söyledi: 'Senin rabbin cennette miskten daha kokulu ve bembeyaz bir vâdi yaratmıştır. Kıyamet gününde illiyyîn denilen makamdan kürsüsüne (kemiyeti ve keyfiyeti bilinmeyen bir şekilde) iner. Sonra, ehl-i cennete cemâlini o şekilde gösterir ki, onlar O'nun keremli vechini temaşa ederler.140 Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cum'adır. Adem (a.s) o günde yaratıldı ve cennete o günde gönderildi. Cennetten o gün indirildi ve tevbesi o günde kabul olundu. O günde de vefat etti. Kıyamet de o günde kopacaktır. O gün Allah'ın nezdinde mezîd (artırma) günüdür. Göklerdeki melekler de ona bu ismi vermektedirler. Aynı zamanda o gün, cennette Allah Teâlâ'nın cemâlinin temaşa günüdür.141 Her cum'a gününde Allah Teâlâ'nın ateşten azad ettiği altıyüzbin azadlısı vardır.142 Hz. Enes bir hadîste Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir; Cum'a günü. selâmetle geçtiği takdirde, haftanın diğer günleri de selâmetle geçer.143 Hergün öğleden önce, güneş göğün tam ortasındayken, cehennem kızdırılır. Bunun için cum'a günü hariç, diğer günlerde, bu saatte namaz kılmayınız. Cum'a gününde ise, her vakit namaz kılınabilir; çünkü o günde (onun hürmetine) cehennem kızdırılmaz.144 Ka'b'ul Ahbar şöyle diyor: 'Allah Teâlâ, şehirlerden Mekke'yi, aylardan Ramazan'ı, günlerden Cum'a'yı ve gecelerden de Kadir gecesini faziletli kılmıştır'. Denildiğine göre, kuş vesâir haşarat, cum'a günü karşılaştıklarında birbirlerine 'Selâm, bugün sâlih bir gündür' derlermiş. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Cum'a gününde veya gecesinde ölen kimseye, 'şehid' ecri yazılır ve o kişi kabir fitnesinden korunur.145 136) İbn Mâce, (Câbir'den zayıf hır senedle) 137) Beyhakî, Şuab'ul-İman, (İbn Abbas'dan) 138) İmam Ahmed ve Sünen sahipleri, (Ebu Ca'd ed-Damrî'den) 139) Buhârî ve Müslim, (Ebu Hüreyre'den) 140) Şafiî, Müsned; Taberânî, Evsat','İbn Merdeveyh, Tefsir, (zayıf senedlerle) 141) Müslim, (Ebu Hüreyre'den) 142) İbn Adiy, el-Kâmil; İbn Hibban, Duafâ Beyhakî, Şuab'ul-İman, (Enes'den) 143) İbn Hibban, Duafâ; Ebu Nuaym, Hilye; Beyhakî, Şuab'ul-İman, (Hz. Âişe'den) 144) Ebu Dâvud, (Ebu Katade'den)
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (30.11.09), Durr-û Meknûn (30.11.09), el Büğdüzi (30.11.09), fatımatüzzehra (03.12.09), intifada-AGD (30.11.09), muallim (03.12.09), Ruh-efzâ (30.11.09), sevgiliye sevdalı (30.11.09) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
Orucun Fâziletleri Sehl b. Sa’d (r.a.) rivayet etmistir; Peygamber Efendimiz(s.a.v.) söyle buyurdu; “Cennetin Reyyan isimli bir kapisi vardir ve oradan sadece oruç tutan kimseler girebilir. Onlardan baskasinin girmesine izin verilmez. Orada, ‘oruçlular nerede’ denilir ve o kapidan içeri alinirlar. Oruçlularin sonuncusu da girdiginde kapi kapanir. Daha sonra hiç kimse oradan giremez.” (Buhârî, Savm, 4; Müslim, Siyâm, 166) Osman (r.a.) rivayet etmistir; Peygamber Efendimizden (s.a.v.) isittim, söyle buyuruyordu: “Oruç, kalkanin sizi düsmandan korudugu gibi cehenneme düsmekten koruyan bir kalkandir.” (Ibn Mace, Siyâm,1) Ebu Hüreyre (r.a.) rivayet etmistir; Peygamber Efendimiz(s.a.v.) söyle buyurdu; “Oruçlu iki kez sevinir: Birincisi, dünyada iftari açarken, digeri ise ahirette Rabbine kavustugu zamandir.” (Buhârî, Savm, 9) Yine Ebu Hüreyre (r.a)'den rivayetle : Peygamber Efendimiz(s.a.v.), Allah’in (c.c.) söyle buyurdugunu söylemistir: “Adem oglunun her iyi ameline karsilik on katindan yedi yüz katina kadar sevap yazarim. Ancak oruç hariç, onun ecri bana aittir.” (Buhârî, Savm, 2) “Oruç kalkandir. Oruçlu çekismez, kimseye de satasmaz. Bir kimse kendisine satasir veya küfrederse iki kez ben oruçluyum desin. Allah’a yemin olsun ki, Allah katinda oruçlunun agiz kokusu misk kokusundan daha güzeldir. Allah söyle buyuruyor: ‘Kulum benim rizami gözeterek yemesini, içmesini ve sehvetini terketti. Her iyilige karsilik on kat sevap vardir. Oruç tutan kulumun sevabi ise bana aittir.” (Buhari, Savm, 2) “Kim inanarak ve sevabini Allah’tan umarak oruç tutarsa geçmis günahlari affedilir.” (Buhari, Savm, 6) “Nice oruç tutanlar vardir ki, kendisine sadece susuzlugu kalir; nice gece namazina kalkanlar da vardir ki, sadece gece uykusuz kalmis olur.” (Ibn Mâce, Siyâm, 21)
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
|
|
|
| Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (30.11.09), el Büğdüzi (30.11.09), fatımatüzzehra (03.12.09), muallim (03.12.09), sevgiliye sevdalı (30.11.09), Sükut-u Leyl (30.11.09) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 104
Üyelik tarihi : 14-08-2008
Mesleği : GÜVENLİK GÖREVLİSİ
Nereden : İSTANBUL
Konuları : 1085
Mesajlar : 3,151
Teşekkürleri: 2,814
1,468 mesajına 2,724 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7
![]() Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline
|
emeginize saglık allah razi olsun paylaşim için teşekkürler ![]() ![]()
__________________
![]() H~ala izindeyiz.. A~dımlar kaybolurken karanlıkta.. M~enzile ramak var ey dünya! A~şk'a birkaç dakika.. S~eninleyiz ey cennet kokan sevda..! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] MGF Sanal Takip Ekibi |
|
|
| Bu mesaj için sevgiliye sevdalı kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Âyet-el Kürsi’nin ibadet ve zikir sırrı ONK. DR. HALUK NURBAKİ Kur'an'ın temel hikmetlerinden biri onun bir ibadet ve zikir sırrı da taşımasıdır. Bu temel kavramı biraz açmak istiyorum. Kur'an'ın insanla ikiz kardeş oluş hikmeti, Kur'anın gönle ve kalbe nakşolması sırrıdır. Bu nedenle Kur'an gerçekten bir zikirdir. Zira Kur'an kulak kalbe intikal edince, gönül kendi Kur'an sırrı ile zikre geçer. Yüce Kitabımızda iki önemli ilâhî ilim tanımı vardır: İmamı mübin ve Kitab-ı mübin. Bir anlamda ilâhî levh-i mahfuz'u işaret eden bu tanımlarda önemli kavram farkları vardır. Kitab-ı mübin görüntüdeki âlemlerin bilimsel kaderinin kayıt sistemidir. İmam-ı mübin ise mânânın ilâhî kayıtlarının var olduğu gayb âleminin sonsuz ilmini temsil eder. İşte Kur'an'ın zikir sırrı yüce kitabımızın imam-ı mübin sırrından neş'et eder. Ve dinlendikçe, okundukça gönül âleminden evrenlere ilahi zikir yayılır. Zikir yaratılanların yaratana karşı bir tarz zorunlu tepkisidir. Var olma çareleridir. Nitekim tüm varlıklar, atomundan galaksisine kadar her varlık zikir halindedir. Meleklerde zikir, en yüksek frekansda seyreder. İnsanda ise durum çok değişik ve farklıdır. İlâhî murâd insan vücudundaki tüm maddesel moleküllere zikr nizamı vermiştir. Ancak insanın asıl zikir sırrı, kalbinde, tabiri caizse gönül makinesindedir. Bu eylemin gerçekleşmesi için ilk şart îmândır. İkinci şartsa tevhiddir. İşte Âyet-el Kürsî bu ilâhî yasa gereği zikrin anahtarıdır. Zikr elbette lisan ile başlar ancak en kısa sürede kalbe inmek zorundadır. Zikrin sözde kalıp, kalbe inmemesi bir arabanın marşına basıp motorunun çalışmamasına benzer. Marşa basmanın amacı nasıl motoru çalıştırmaksa, lîsanda başlayan zikir mutlaka gönle inmelidir. E05.jpgğer zikir gönle inemiyorsa tevhidde yani Allah'ı teklemekte eksik var demektir. Çağımızda yanlış ve samimiyetsiz uygulamalarla yıpranan tarikat eğitimlerinin gerçeğinden sapan hâli işte bu noktadadır. Zikirin insan için, mü'min için vazgeçilmez gereğini yanlış ve samimiyetsiz uygulamalarla yerine getiremeyiz. Yine bu yüzden gözden kaçan bir gerçek vardır. O da zikrin temeli olan namaz ve Kur'an'dır. Sözde (lîsanda) kalan zikirlerden çok öncelikli olan zikir namaz ve Kur'an dinlemektir. Zannedilenin tersine yapmacık lisan zikrinden çok, Kur'an'ı dinlemek kalp motorunu çalıştırıp Allah'a makbul olan zikri doğurur. Üstelik nefsin sahteciliği, bu zikre hiç bulaşmaz. Namaz zikrinden sonra en önemli zikir tevhid (Lâ ilâhe illallah) zikridir. Tevhidden sonrada "Hayy" ve "Kayyûm" esmâlarının zikri gelir. Bunlar ya (Allah Hayy) ya da (ya Hayyû'I-Kayyûm) şeklinde tekrar edilir. Dikkat ederseniz Âyet-el Kürsî'de hem tevhid hem de "Hayyû'l-Kayyûm" zikri vardır. Ayrıca namazdaki zikrin temeli olan "Aliyyül Azîm" (A'lâ ve Azîm) esmâsı da Âyet-el Kürsî'nin sonuç mesajıdır. Açıkça görülüyor ki, Âyet-el Kürsî çok önemli bir zikir demetidir. Tesbih zikrinden önce okunması da bu hikmetle doğar. Âyet-el Kürsî'nin ibadet sırrına gelince: Bilindiği gibi ibadet geniş anlamda kulluk demektir. Kulluğun elbette temelinde îmân koşulu vardır. Ancak kulluk tüm yaşamını Allah'ın emirleri istikametinde sürdürmek demektir. Uygulamada kulluk ibâdeti denince, belli farzların yerine getirilmesi zorunluğunu temsil etmektedir. Unutmamak gerektir ki; Farzların, yani yapılması gerekenleri yapmak, yasaklardan kaçınmak fiili, namaz, oruç gibi çok temel ibadetlerden ibaret değildir. İşte Âyet-el Kürsî hem meâlindeki tevhidi açıklayan Kitab-ı mübin'den gelen hikmetlerde, hem de gönle sinen imamı mübin sırrıyla kulluğu murâdı ilâhî'ye uygun noktaya çeker. Buraya da bir açıklama getirmek istiyorum: Kalbin en büyük zevki, tevhidi yakalamak, onu sezmektir. Onun bu hasretini nefs gölgeler. İşte Ayet-el Kürsî okuna okuna nefsin perdesini inceltip yok eder. İbâdet, yani kulluğun topallamasının nedeni, tevhide karşı ihlâsın zayıf olmasıdır. Bir kul îmân ettikten sonra tevhidin gerçeğini anlar, varlık diye görünen her şeyin ve de kader diye seyredilen her olayın ilâhî bir hikmet tecellisi olduğunu sezerse: Namaza durmaması, infâk'dan kaçması, merhametsiz olması tembel ve korkak olması imkânsızdır. Hele hele gurur dediğimiz, imanı ve ibâdeti yok eden hastalığa düşmesi düşünülemez. İşte Ayet-el Kürsî tevhidin tüm sırlarını en zarif bir şekilde açıklayarak bizi gerçek kulluğa ibadete götürür. Bu amaçla Âyet-el Kürsîyi okumak, okunurken dinlemek ve onun tevhidi açıklayan hikmetlerini kalbe sindirmek tam mânâsıyla bir kulluk eğitimi, yani ibâdettir. Çoğu insanını yanlış bir kanısı, ibâdeti kendisine fazladan yüklenmiş bir yükümlülük sanması, hatta daha çirkin bir yanılgı ile angarya sanmasıdır. Halbuki ibâdet insanın evren yasalarına uyum eylemidir. Bir gezegen varlığını sürdürmek için kendi güneşi etrafında dönmeyi fazladan bir yük sayabilir mi? Bu eylem onun için evren âhengi içinde kalabilmenin tek çaresidir. İnsan evren içinde çok özel bir varlıktır ve mutlaka ilâhî sıfatların yansımasını temsil etmek durumundadır. (Halifelik sırrı) İnsanın çalışkan olması, merhametli ve cesur olması ile kaçınamayacağı bir varoluş gereğidir. İşte Âyet-el Kürsî tevhidi anlata anlata gönlümüzü nefs şaşkınlığının çamurundan arıtır ve gerçek kulluğa hazırlar. Ayet-el Kürsî'nin günlük yaşamımızdaki önemli uygulama hikmetlerine gelince: 1)İmânda, ibâdette bir zaafa düştüğümüz zaman, mutlaka Âyet-el Kürsî okuyarak en büyük tehlikeden kurtulmalıyız. O'nun mealini de çok iyi bilmemiz, nefsin bizde yaratmak istediği putları yıkacaktır. Bu noktada yine temel bir açıklama getirmek istiyorum. Gerek Kur'an'ın okunması, gerekse çeşitli amaçlara yönelik sûre ve âyetlerin okunması halinde, beklenen neticeleri alamazsak sorun nerdedir? Örneğin: a)Şeytanın (Hannâsın) vesvesesinden kurtulmak için sûre-i Nas'ı okuyup hâlâ içimizdeki vesveseleri atamıyorsak, b)Sûre-i Fil'i okuduğumuz halde kendimizi, ya da mü'min kardeşlerimizi düşman şerrinden kurtaramıyorsak, c)Sûre-i Kafirûn'u okuyarak eşimizi, evlatlarımızı şer yollardan döndüremiyorsak, d)Özellikle Âyet-el Kürsî'yi okuyup kalbinizdeki para, mevkî, çevre ve benlik putlarını kıramıyorsak, o zaman en muhteşem varlığımız kalbimizde bir ceryan kesikliği var demektir. Bunun çaresi ise, Allah'ın lûtfettiği infâk reçetesini uygulamaktır. Bunun için tüm niyetlerimizi ve imkânlarımızı seferber ederek, fakirin, yetimin ve garibin imdadına koşmalıyız. 2)Sırf zikir amacıyla gönlümüzü tevhid zevki ile şenlendirmek için sık sık Âyet-el Kürsi okumalıyız. 3)Kendimizin, yakınlarımızın ve de düşman şerrine düşen kardeşlerimizin her türlü şerden kurtulması için Ayet-el Kürsî okumalıyız. 4)Tevhid zikri ya da "Allah Hayy" zikrine başlarken yine Âyet-el Kürsî okumalıyız. 5)Namazdan sonra tesbih öncesi mutlaka Âyet-el Kürsî okumalıyız. 6)Özellikle kadere karşı bir saygısızlık gösterdiğimiz zaman, önce Âyet-el Kürsî okuyup sonra tövbe istiğfar etmeliyiz. 7)Ve nihâyet hastalanınca ya da ciddî bir ızdıraba düşünce Fâtiha ile birlikte Âyet-el Kürsî okumalıyız. Âni bir âfet karşısında (deprem, yangın, deniz felaketi karşısında da) önce yedi kez besmele okuyup arkasından Âyet-el Kürsî okumalıyız. Âyet-el Kürsî öylesine güçlü ilâhî bir formüldür ki, bir galaksinin tüm manyetik dengesi bozulsa, yıldızlar bir birine girecek olsa bir kez Âyet-el Kürsi okunduğunda tüm kargaşa durur ve her şey yerli yerine oturur. İşte Cenab-ı Hak'kın mü'minlere lûtfettiği bu yüce âyet bir yandan tevhidin tüm sırlarını bize öğretirken bir yandan da İman-ı mübin merkezinden gelen hikmetleri ile bizi gönüllerimizden îmân noktalarımızdan evrenin büyük sırlarına ve Allah’ın rızasına hidayet eder. Allah sonsuz Rahmetinin hidayeti ile Ayet-el Kürsî'nin hıfzı-ı emânını maddemizde ve manamızda dâim kılsın.
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (03.12.09), fatımatüzzehra (03.12.09), muallim (03.12.09), sevgiliye sevdalı (03.12.09) |
![]() |
| Etiket |
| fazileti, haftanın, konusu, İbadetlerin, İslâmda |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 23-11-2009 Haftanın Konusu : Takvâ | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 12 | 26.11.09 07:33 |
| 21/09/2009 Haftanın Konusu - İslamda Zekat Müessesesi | Sükut-u Leyl | Haftanın Konusu | 6 | 24.09.09 16:16 |
| 03/08/09 Haftanın Konusu: Kuran-ı Kerim Ve Fazileti | Kara Kalem | Haftanın Konusu | 6 | 09.08.09 09:41 |
| 20/07/2009 Haftanın konusu - ilim | Sükut-u Leyl | Haftanın Konusu | 20 | 26.07.09 17:30 |
| 13/07/2009 Haftanın konusu - Üç Aylar ve Fazileti | Sükut-u Leyl | Haftanın Konusu | 11 | 20.07.09 02:25 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|