| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 194 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Haftanın Konusu »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28.12.09, 07:49   #1
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart 28-12-2009 Haftanın Konusu : İslâm'da Yalan




بسم الله الرحمن الرحيم

... İslâm'da Yalan ...

Yalan sözden kaçının. (Hac ,22/60)

Yalan, günahların en çirkini, ayıpların en fenası, kalbleri karartan bütün kötülüklerin başıdır. Kibz,yalan demektir. Dilimize kibz kelimesi aynen girmiştir. Tekzib şekliyle yalanlama manasında daha çok kullanırız. Dinimiz yalancılığı kötü huyların başında kabûl eder ve şiddetle reddeder. Kur’an-ı Kerim’de küfr bazen kibz ile ifâde edilir. Mükezzib, yani yalancı, “kâfir” manâsındadır.


فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَبَ عَلَى اللَّهِ وَكَذَّبَ بِالصِّدْقِ إِذْ جَاءهُ أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْكَافِرِينَ

“Artık daha zalim kimdir o kimseden ki, Allah'a karşı yalan söylemiş, sıdkı geldiği zaman tekzîp eylemiştir. Kâfirler için cehennemde bir duracak yer yok mudur?”
( Zümer sûresi, âyet :32)

Resullha (aleyhissalâtu vesselâm), Müslümanlardan hırsızlık, zina, içki gibi hakkında had cezası gelen en ağır suçları işleyenlerin bile cennete gidebileceğini belirtir, fakat yalanı Müslümana bir türlü yakıştıramaz. Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem)’in ifâdelerinden, yalanın sayılan bu günâhlardan çok daha çirkin, çok daha alçaltıcı bir cürüm, en bayağı bir ahlâksızlık olduğunu anlamaktayız :

“Mü’min’de her huy bulunabilir, yalan ve hıyanet hâriç.”

...

YALANIN VE YALANCININ ZEMMİ

Safvan İbnu Süleym (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Ey Allah’ın Resûlü !” dedik , “mü’min korkak olur mu ?”
“Evet!” buyurdular. “Peki cimri olur mu ?” dedik, yine :
“Evet !” buyurdular. Biz yine :
“Peki yalancı olur mu ?” diye sorduk. Bu sefer : “Hayır !” buyurdular. [Muvatta, Kelâm 19,(2,990)]

...

İmam Malik’e ulaştığına göre, İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) şöyle demiştir :

Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde “yalancılar” olarak kaydedilir. [Muvatta, Kelâm 18 (2,990)]

Resullah ( sallallahü aleyhi vesellem) bu hâdiste, söylenen her yalanın kalpte bir kararma olduğunu belirtiyor. Bu kara noktalar çoğalınca kalbin tamamı kararıyor. Hâdiste yalana niyet ettikçe buyrulmakla, bu hâlden kaçınmaya teşvik ediliyor. İnsan yalan söyleyince bidayette sıkıntı duyar. Bu sıkıntının sevkiyle tevbe edip, yalancılıktan geri dönebilir. Ama yalana, yalan söyleme hususunda cür’ete devam ettikçe kalp tamamen kararır. Yani, artık yalan söylemek tabii hâle gelir, sıkılma, üzülme diye bir şey kalmaz.

Bu hâle gelince Allah nezdinde, yalancı olduğuna hükmedilir ve o vasıfla yazılır. Şarihlere göre, bu vasıfla yazılması mele-i a’la’da yalancı olarak tanınıp, arz ehlinin kalplerine de onun yalancı olduğunun ilhamen atılması, dillere yalancı olarak konması demektir. Tıpkı yeryüzü kabul ve buğzun da bu şekilde konması gibi. Bu hâl ,ona alçalma olarak yeterlidir. Deylemî’de gelen merfu bir rivayette :

“Yalancı,hep kendini alçaltmaya yalan söyler.” buyrulmuştur.

...

Behz ibnu Hakim an ebihi an ceddihi anlatıyor :

“Resullah (sallalahü aleyhi vesellem) buyurdular ki:

“Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söyler !yazık ona, yazık ona !”
[Ebu Davud, Edeb 88,(4990) ; Tirmizi, Zühd 10 (2316)]

Resullah (sallalahü aleyhi vesellem) bu hâdiste, mü’minleri yalandan zecr etmek için, insanları güldürmek için anlatılan sözlerdeki yalana bile şiddetli vaidde bulunmaktadır. Mizah için söylenen yalan böyle şiddetli vaide maruz ise, insanları aldatmak, menfaatler elde etmek veya bir kısımlarının hukukunu çiğnemek gibi ciddî meselelerde yalanın manevî müeyyidesi çok ağır olmalıdır.

Hâdisin mefhum-u muhalifinden, yalana yer vermeyen hak sözlerle insanı güldürmenin caiz olduğu manâsı çıkmaktadır. Rivayetlerde bunun örnekleri var. Resullah zaman zaman çevresindeki insanlara mizahta bulunmaktan geri kalmamıştır. Ancak mizah ve şakalarında sıdktan ve haktan ayrılmamıştır.

Gazalî, meşru olan mizah için, “haktan sapmama, kalp kırmama ve ifrata kaçmama” şartlarını koşar. Bu takdirde mizahımızın mizah-ı Muhammedî olacağına dikkat çeker. Devamla der ki :

“Ey muhatabım, eğer bu tarzla sınırlı olarak zaman zaman mizah yapsan sana bir mahzur getirmez. Ancak, insanın, mizahı kendine bir meslek yapıp üstünde devam etmesi ve onda aşırı gitmesi, sonra da Resullah’ın sünnetine temessük ettiğini söylemesi büyük hatadır. Bu kimse, danslarını seyretmek için zencilerin peşini hiç bırakmayan, sonra da Resullah’ın sünnetine uyduğunu söyleyen kimseye benzer.”

...

Esma (radıyallahu anhâ) anlatıyor :

Bir kadın gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü !Benim bir kumam var. Ona karşı (yalan söyleyerek) kocamın vermediği şeyle karnımı doyurmuş göstersem bana bir mahzur getirir mi ?” diye sordu. Peygamber Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) :

“Verilmeyenle karnını doyurmuş gösterip övünen, tıpkı, iki alan elbisesini giyen gibidir.” Cevabını verdi.[Buhârî, Nikah 106 ; Müslim , Libas 127, (2130); Ebu Davud 91 ,(4997)]

...

Abdullah İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor :

“Bir gün, Resullah (sallallahu aleyhi vesellem) evimizde otururken, annem beni çağırdı ve :
“Hele bir gel sana ne vereceğim !” dedi. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) :
“Çocuğa ne vermek istemiştin ?” diye sordu.
“Ona bir hurma vermek istemiştim.” deyince, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) :
“Dikkat et ! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan üzerine bir yalan yazılacak !” buyurdular.” [Ebu davud, edeb 88,(4991)]

Bu hâdisin çocuk terbiyesiyle sıkı bir alâkası vardır. Yüce mürebbimiz, terbiyede hiçbir surette yalana yer verilmemesini irşad buyurmaktadır. Bilhassa ağlayan çocuklara bazen yapılmayacak veya verilmeyecek şey vaat edilir, yahut da olmayacak şeyle korkutulur. Bunların hepsi neticede “yalan” olmakta birleşir. Resullah bütün bunların haram olduğunu, çocuk terbiyesinde hiçbir surette yalana yer verilmemesi gerektiğini ifâde buyurmaktadır.

Bu hâdis, çocuğa, bu basit durumda bile olsa yalandan zecrederse, ciddî durumlarda yalana yer vermenin nasıl bir haybet ve hasaret olduğunu ifâdede beliğ bir örnektir.

....

Yine Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmaktadır:

“Ümmetimin sonunda yalancı deccaller olacak.Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının.!”
[Müslim, Mukaddime 6,(6)]

……………..

Yalan sinimizde her çeşit kötülük ve şerrin başı ve kaynağı kabul edilerek şiddetle reddedilmiş olmasına rağmen bazı hâllerde meşru kabul edilmiştir.

Esma Bintu Yezid (radıyallahu anhâ) anlatıyor :

“Resullah (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki:

Ey insanlar ! pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevkeden şey nedir ? Halbuki, üç yer hariç yalanın her çeşidi ademoğluna haramdır : Bu üç yere gelince:

1)Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı.
2)Harpte söylenecek yalan. Çünkü harp bir hileden ibârettir.
3)İki Müslümanın arasında sulhü sağlamak kasdıyla söylenen yalan.

[Tirmizî, Birr 26,(1940)]




Münâvî der ki : Yalanın çirkinliği, peşinden bütün fevâhişi (çirkinlikleri, yasakları) getirmesi sebebiyledir. Yalanın terkiyle fevâhiş de terk edilir. Yalanın çirkinlikle münasebeti , sıdk’ın güzellikle olan münasebeti gibidir. Bu sebeple yalanın- bir zaruret ve maslahat dışında- haramiyeti hususunda ulemâ icma etmiştir.

Gazâli yalan için, “büyük günahların analarındandır.” demiştir. Yine der ki : “Kişi yalancı bilinirse sözüne güven kalmaz, gözlerden düşer, nazarlarda değersiz olur. Yalanın çirkinliğini anlamak istersen , başkalarının yalanının çirkinliğine bak, nefsin ondan ne kadar nefret duyacak gör, yalanın sahibini ne kadar istihkâr edeceğine , söyleyeceği yalanını ne kadar çirkin bulacağına dikkat et…”

Bazı hakîm kişiler : “ Bütün günahların tevbe ile terk edileceği ümid edilir, kibz hariç. Nice hırsızın düzeldiğini, nice ayyaşın rücû ettiğini görürüz de, yalancının vazgeçtiğini görmeyiz. “ demiştir. Belki de bu telâkkinin sevkiyle, hâdisciler, Resullah hakkında bir kere de olsa yalan vâki olan bir kimseden artık ebediyen hâdis rivayeti kabul etmezler. Tevbe edip ıslah-ı hâl etse bile. Nazarlarında bütün günahlardan tevbe makbuldür, kibz ale’r-Resûl hariç.

Beyhakî yalanın beş mertebesinden bahseder .

Birinci mertebe çirkinlikte ve haramlıkta en yüce mertebesi Allah adına söylenen yalandır.
İkinci mertebeyi Resullah adına söylenen yalan tutar.
Üçüncü mertebedeki gözüne, diline ve diğer organlarına karşı söylenen yalandır.
Dördüncü mertebe valideynine karşı söylenen yalandır.
• Beşinci mertebe de yakınlarına yaptığı yalandır. Yakınlarına söylediği yalan başkalarına söyleyeceğinden daha ağırdır.


.............

(İman sahibi, her hataya düşebilir. Fakat, hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.) [İbni Ebi Şeybe, Bezzar]


... ... ...
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (28.12.09), fatımatüzzehra (28.12.09), Medine Sevdalisi (28.12.09), Sükut-u Leyl (29.12.09)
Alt 28.12.09, 08:00   #2
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Yalan söylemek imâna zıttır, ve müslümana yakışmayan bir davranıştır.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmaktadır :


“Yalan, imana aykırıdır.” [Beyheki]

“Yalan, münafıklık alametidir.” [Buhari]

“Şu üç şeyden biri bulunan kimse, namaz kılsa da, oruç tutsa da münafıktır: Yalan söylemek, sözünde durmamak, emanete hıyanetlik.[Buhari, Ebu Davud]

“Müminde her huy olabilir. Ama, hain olmaz ve yalan söylemez.” [İbni Ebi Şeybe, Bezzar]

“Yalan, Cehennem kapılarından bir kapıdır.”
[Hatib]

“Yalandan sakının! Çünkü yalan günaha, günah da Cehenneme sürükler.” [Buhari]

“Yalan rızkı azaltır.”
[İsfehani, Ebuşşeyh]

“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona hıyanet ve yalan söylemez.”
[Tirmizi]

“Danışana, yalan söyleyen ona hıyanet etmiş olur.”[İbni Cerir]
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (28.12.09), fatımatüzzehra (28.12.09), Medine Sevdalisi (28.12.09), Sükut-u Leyl (29.12.09)
Alt 29.12.09, 23:58   #3
Sükut-u Leyl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 Sükut-u Leyl is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline

Standart

Dinimizde Yalan Ve Yalancinin Yeri

Yalanı iş edinme, çok yalan söyleme. Yalan, kişinin gerçeği saklayıp bildiğinin aksini söylemesidir. Yalancılık çok çirkin bir huydur. Dinimiz yalanı haram kılmış ve şiddetle yasaklamıştır.

Yalan rûhî bir hastalıktır, müslümanların kendilerini bundan korumaları gerekir. Çocuklar daha küçükken doğru sözlülüğe alıştırılmalı, yalanın zararları kendilerine anlatılmalıdır. Cenab-ı Hakk, “Yalan sözden kaçının” (Hac, 22/60) diye emrettiği halde basit dünya menfaatleri için yalan söyleyenler vardır. Özellikle yalan yere şahitlik yapmak çok kötü bir davranış ve büyük bir günah sayılmıştır. Gerçek bir müslüman kendi aleyhinde de olsa, doğru söylemeli ve asla yalana yaklaşmamalıdır. Çünkü

Allah Teâla şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Hak üzere durup adaleti yerine getirmeğe çalışan hâkimler ve Allah için doğru söyleyen şâhidler olun. Velev ki, o şahitliğiniz nefisleriniz yahut ana babanızla yakın akrabanız aleyhine olsun. İster üzerine şahitlik yapılan kimseler zengin veya fakir bulunsun” (Nisa, 4/135).

Peygamber Efendimiz de, yalan söylemenin ve yalan şahitlik yapmanın büyük günahlardan olduğunu ısrarla belirtmiştir (Riyazü’s-Sâlihîn, III, 138). Ayrıca yalanın münafıklık alâmetlerinden olduğunu haber vermiştir (Müslim, İman, 107).

Dinimizde sadece üç yerde yalan söylemeye izin verilmiştir:

a) Zulüm ve haksızlığa uğramış bir adamın can, mal veya namusunun zarar görmekten kurtarılması için;

b) Dargın olan karı-kocayı veya iki kişiyi barıştırmak için. Çünkü Rasûlullah, İnsanlar arasını düzelten, bunun için hayırlı söz söyleyen ve hayırlı söz ulaştıran kimse yalancı değildir” (Müslim, Birr ve Sıla, 27) buyurmuştur.

c) Harpte düşmanı yenmek için.

Yalanın kötülüğüne gelince, Peygamberimiz (s.a.s.);

“Yalan kötülüğe, kötülük Cehennem’e götürür. İnsan yalancılık yapa yapa, nihayet Allah katında yalancılardan yazılır” (Buharî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103-105) buyurmuştur. Yalanın en büyük kötülüğü işte budur. Yani, insanı Allah Teâla’nın rızasından uzaklaştırıp Cehennem’e götürmesidir. Ayrıca yalan insanları birbirine düşürür, güven duygusunu yok eder, toplum içinde karışıklıklara sebep olur; dostlukları yıkar, yerine düşmanlık tohumları eker. Yalan er geç ortaya çıkacağından, yalancılar, kendilerine güvenilemeyen, saygı duyulmayan ve sevilmeyen insanlar durumuna düşerler. Bunun anlaşılmaması içinde yalan üstüne yalanı kendilerine virt edinirler.Ağlarlar,sızlarlar,haksızlığa uğradıklarını anlatırlar. Ama Allah herşeyi bilendir bunu unuturlar.

Kısaca yalan, insanı dünyada da ahirette de felâkete sürükler.



Rabbim cümlemizi yalan ve yalancıların şerrinden muhafaza etsin inşallah.
__________________
Sözlerime lâl düştü...
View Sükut-u Leyl'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (31.12.09), fatımatüzzehra (30.12.09), Medine Sevdalisi (01.01.10)
Alt 30.12.09, 07:45   #4
fatımatüzzehra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 fatımatüzzehra is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline

Standart


Yalan nedir?

Yalan, kişinin gerçeği saklayıp, bildiğinin aksini söylemesidir Yalan, çok çirkin bir huydur Dinimiz İslam yalanı haram kılmış ve şiddetle yasaklamıştır
Yalan’ın en büyük kötülüğü; insanı, Allah(cc)’ın rızasından uzaklaştırıp cehenneme götürmesidir Ayrıca yalan, insanları birbirine düşürür, güven duygusunu yok eder, toplum içinde karışıklıklara sebep olur; dostlukları yıkar,yerine düşmanlık tohumları ekerYalan ergeç ortaya çıkacağından,yalancılar kendilerine güvenilemeyen, saygı duyulmayan ve sevilmeyen insanlar durumuna düşerler
Kısaca yalan, insanı dünyada da, ahirette de felakete sürükler

Kur’anda Yalan

Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de yalancılardan şöyle bahseder:
‘’Nihayet, Allah’a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendileriyle karşılaşacakları güne kadar onların kalbine nifak (iki yüzlülük) soktu’’(Tevbe,77)
‘’Kahrolsun o yalancılar’’ (Zariyat,10)
“İslam’a çağırıldığı halde Allah’a (cc) karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir” (Saf,7)

Hadislerde Yalan

“Kim devamlı yalan söyler ve yalan peşinde olursa, Allah (cc) katında çok yalancı bir kul olarak yazılır’’ (Buhari, Müslim)
‘’Yalancıların alametlerinden biri de, kendisinden istenmeden Allah (cc) adına yemin edip durmasıdır’’
‘’Kul yalan söyleyip, yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince, bir an gelir ki; kalbinde önce siyah bir nokta belirir Sonra bu nokta büyür ve kalbin tamamı simsiyah olur Sonunda o, Allah (cc) katında ‘yalancılar’ arasına kaydedilir’’(Muvatta, Kelam,18)
Ashap:’’Ey Allah(cc)’ın Rasulü! Mümin korkak olur mu?’’diye sordu’’Evet olabilir’’buyurdu ‘’Peki cimri olur mu?’’dediler, yine ’’Evet olabilir’’buyurdu Sonra;’’Peki yalancı olur mu?’’diye sordularBu sefer:’’Hayır olamaz!’’buyurdu’’(Muvatta,Kelam,19)

‘’Yazıklar olsun insanları güldürmek için konuşup yalan söyleyene! Yazık ona’’(Ebu Davud, Tirmizi)

Abdullah b Amir anlatıyor:’’Bir gün, Rasulullah evimizde otururken annem beni çağırdı ve; ’hele bir gel, sana ne vereceğim?’ dedi Peygamber Annem’e çocuğa ne vereceksin?’diye sordu’O’na bir hurma verecektim’deyince; Peygamber Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan,üzerine bir yalan yazılır’buyurdu’’ (Ebu Davud, Edep,88)(3)
‘’Şüphesiz yalan, kötülüğe götürür, kötülükte cehenneme götürür’’ (Abdullah bMes’ud ra)(4)
İbn Mes’ud (ra):’’Şu üç yoldan münafığı tanıyınız:1-Konuşurken yalan söyler’’(5)
‘’Şaka da olsa yalan söylemeyiniz’’

Yalan Yemin

Vakıaya aykırı olan bir şeyin dosdoğru olduğuna yemin etmek Yalan yere yemin eden kişi, Allah(cc)’ı yeminine şahid göstererek insanları kandırmak istediği için, O’nun mukaddes adını istismar etmekte, O’na iftirada bulunmaktadır Hz Peygamber büyük günahların en büyüklerinden birinin de yalan yemin olduğunu söylemiştir Bir kimse geleceğe yönelik bir yemini bozduğunda, kefaretini ödemek suretiyle yeminin günahından kurtulur Fakat yalan yemin, öyle büyük bir günahtır ki, onun cezasını kefaret dahi düşüremeyeceği için, yalan yeminde kefaret olmaz Böyle bir günah işleyen kişi, yalanına şahid gösterdiği Allah’a tevbe etmeli af dilemeli ve bir daha bu günahı işlememelidir Onun günahını ancak Allah affedebilir Yalan yemin ile başkalarının hakkı alınmışsa, velev ki bu kanun yoluyla olsun ikinci bir günah işlemiş olur, haksız yere elde edilen bu hak sahibine ödenmedikçe tevbe ile kurtuluş olmaz Gelişi güzel, lüzumsuz yere Allah’ın adını anmak da bir günahtır Bu nedenle dile hâkim olmalı, yemini alışkanlık haline getirmemeli, ancak çok önemli durumlarda yemin etmelidir

Yalanın söylenebileceği yerler

“Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi, sizi yalanın peşine düşmeye sevk eden şey nedir? Halbuki, şu üç yer hariç yalanın her çeşidi Ademoğluna haramdır;

* Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalan söylemesi
* Savaşta düşmana karşı söylenecek yalan (çünkü harp bir hiledir)
* İki Müslüman’ı barıştırmak için söylenen yalan” (Tirmizi, Birr 26)

“İki kişinin arasını düzelten, hayır söyleyip hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir” (Buhari, Müslim)
__________________

Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin...
ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN...


Haftanın Hadis-i Şerifi
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View fatımatüzzehra'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (31.12.09), Medine Sevdalisi (01.01.10), Sükut-u Leyl (01.01.10)
Alt 30.12.09, 13:27   #5
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Gurur ve kibir nedeniyle söylenen yalanlar


Kibir, şeytana ait bir özelliktir ve insanın güzel ahlaktan uzaklaşmasına, şeytanın ahlakına benzer bir ahlaka sahip olmasına neden olur. Şeytan, kibiri, kendini beğenmişliği ve akılsızca yaptığı gururu nedeniyle, Allah'ın sözüne uymamış, itaatsizlik yapmış ve bu nedenle cennetten kovulmuştur

Gururu için itaatsizlik ve kötü ahlak gösteren şeytanın aslında gururu daha da çok kırılmıştır ve lanetlenmiş ve aşağılanmış olarak kovulmuştur.

Allah, şeytanın yaptığı itaatsizlikle küçük düştüğünü bir ayetinde şöyle haber vermiştir:

قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَاخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ الصَّاغِرِينَ

Buyurdu ki: «Artık oradan aşağı in, çünkü orada senin için böbürlenmek selâhiyyeti yoktur. Artık çık, şüphe yok ki, sen alçaklardansın.»(Araf Sûresi,âyet 13)

Şeytan, en büyük aşağılanmayı ise cehennemde yaşayacak ve herşeyin üstünde gördüğü gururu yüzünden sonsuza kadar azap içinde kalacaktır.

Şeytan, insanları da kendisi gibi doğru yoldan saptırmak için kesin karar vermiştir. Bu nedenle, tüm gücünü insanları günaha sürüklemek için kullanır. İnsanların gurur ve kibirlerini de, aynı kendisinde olduğu gibi, onların aleyhinde teşvik eder. Bu nedenle kibir, kendini beğenmişlik, hata veya kusur kabul etmemek, kendini her zaman üstün ve yeterli görmek, bir insan için olabilecek en önemli tehlikelerdendir. Bu özellikler insanları hep günaha yöneltir; ve insanların itaatsiz, asi, sinirli, saldırgan, alaycı, küstah olmalarına neden olur Allah bir ayetinde bunu şöyle bildirir:

وَإِذَا تَوَلَّى سَعَى فِي الأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيِهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَ وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ الفَسَادَ

«Ve yanından ayrılınca yeryüzünde fesat çıkarmaya, ekinleri, zürriyetleri helâk etmeğe çalışır. Allah Teâlâ ise fesadı sevmez.»(Bakara Sûresi,âyet 205 )

"Büyüklük gururu"nun insanı sürüklediği günahlardan biri de yalandır. İnsanlar, çoğu zaman kibirlerinden dolayı bazı gerçekleri kabul etmek istemez ve hemen yalana başvururlar. Örneğin, böyle biri, işinde bir hata yaptığında bunu kabul etmek istemez; bilgisiz veya beceriksiz görüneceğini düşündüğü ve insanların gözünde küçük düşeceğini sandığı için, hemen yalan söyler. Ya da bir şeyi almayı unuttuğunda, onu unuttuğunu söylemek istemez, onun yerine "gittim ama kalmamıştı" der.

Oysa, yalan insanı çok daha küçük durumlara düşüren bir beladır. Ama bazı insanlar, karşılaştıkları olaylarda, sağlıklı düşünemeyerek, sırf o an kendilerini kurtarabilmek için hemen yalan söylerler. Halbuki yalanların birçoğu anlaşılır ve bu kez insanların gözünde daha da küçük düşerler. Ayrıca, insanın bir de ahirette alabileceği karşılık ve bu yüzden düşebileceği çok daha aşağılık bir durum olduğunu unutmaması gerekir.

Rabbimiz (c.c) bir ayette, insanlara hevalarına uyup, sözü değiştirerek adaletten sapmamaları gerektiğini şöyle bildirmektedir:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاء لِلّهِ وَلَوْ عَلَى أَنفُسِكُمْ أَوِ الْوَالِدَيْنِوَالأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقَيرًا فَاللّهُ أَوْلَى بِهِمَا فَلاَ تَتَّبِعُواْ الْهَوَى أَن تَعْدِلُواْ وَإِن تَلْوُواْ أَوْ تُعْرِضُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

«İmân edenler! Adaletle bihakkın kâim, Allah için şahit kimseler olunuz. Velev ki kendi şahıslarınızın veya ebeveyninizin veya en yakınlarınızın aleyhine olsun, ister zengin veya fakir bulunsun. Çünkü Allah Teâlâ onlara daha yakındır. Artık haktan dönerek hevâya tâbi olmayınız. Ve eğer dilinizi eğer bükerseniz veya yüz çevirirseniz şüphe yok ki Allah Teâlâ işlediğiniz şeyden bihakkın haberdardır.»
(Nisâ Sûresi,âyet 135)

Samimi bir mümin, hiçbir zaman kendini, kendi çıkarlarını Allah'ın hoşnutluğunun ve sevgisinin üstünde tutmaz. Allah'a olan sevgisi ve bağlılığı, Allah'ın hoşnut olmayacağı şeyler yapmasına engel olur.

Ayrıca bir insan eğer gerçekten bir şeref veya üstünlük istiyorsa, bunu dine inanmayanların metodları ile yapmamalıdır. Gerçek üstünlüğün nasıl kazanılacağı Kuran'da yazılıdır. Allah'a ve Kuran'a uyan ise, gerçekten üstün olur Kuran'da Rabbimiz(c.c) şöyle buyurmaktadır:


يَقُولُونَ لَئِن رَّجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْأَعَزُّ مِنْهَا الْأَذَلَّ وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ

Derler ki: «Eğer Medine'ye döner gider isek elbette azîz olanlar, zelil olanları oradan çıkaracaklardır.» Halbuki izzet Allah'a mahsustur ve Peygamberi ile mü'minlere mahsustur. Fakat o münafıklar bilmezler.
( Munâfikûn Sûresi, âyet 8)


يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِاللَّهِ الْغَرُورُ

«Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah'ın vaadi haktır. Artık sizi bu dünya hayatı aldatmasın ve şeytan da sizi Allah ile (O'nun affına güvendirerek) aldatmasın. »
(Fâtır Sûresi, âyet 5)

.....

Alışkanlık ile söylenen yalanlar

İnsanların önemli bir kısmının dilleri yalan söylemeye alışmıştır. Özellikle çocukluk ve gençlik yıllarında bazı insanlar, hiç tereddüt etmeden yalan söyleyebilmektedirler. Örneğin, arkadaşlarıyla gittiği yeri söyleme konusunda gençlerin birçoğunun ağzı yalana alışıktır. Ya da, insanlara genelde bir şeyi neden yapmadıkları sorulduğunda, yanlış bir şey yaptıklarında, bir şeyi unuttuklarında yaptıkları açıklamalar yalan olabilmektedir. Ağzı yalan söylemeye alışık olan bu insanlar, bu tür yalanları çoğu zaman hiç düşünmeden söylerler. Biraz düşünseler, samimi verdikleri cevapta kendileri için bir sakınca olmayacağını göreceklerdir. Ancak, çocukluklarından itibaren bu tür durumlarda yalan söylemeye alıştıkları için, yine bu yönteme başvururlar.

Yalanın ortaya çıktığı başka bir durum ise, insanların fikirlerine başvurulduğu anlardır. Bazı insanlar bir konu hakkında düşünceleri sorulduğunda, genellikle gerçek düşüncelerini dile getirmek yerine, karşı tarafın duymak istediklerini veya çıkarlarına ters düşmeyecek olan cevabı vermeyi tercih ederler. Karşı tarafın istediği cevabı vermenin altında ise ya korku ya da karşısındaki insanın rızasını kazanma isteği yatmaktadır.

Kendi çıkarına ters düşmeyecek cevabı vermek, dinden uzak yaşayan kimseler arasında yaygın bir davranıştır. Bu tür insanlar savunma mantığı ile hareket ederek, "tabii ki kendi çıkarlarımı korumak zorundayım" şeklinde bir anlayış geliştirmişlerdir. Bu mantık, toplumun din ahlakından uzak yaşayan bireyleri tarafından çok normal karşılanır. Hatta Kuran ahlakını yaşayan bir insanın, adaleti gözetmek amacıyla kendi çıkarını zedeleyecek bir açıklamada bulunması "güzel ahlak" olarak değerlendirilmez; bunun yerine bu üstün ahlaklı kişiye "saflık" veya "iş bilmemezlik" gibi yakıştırmalarda bulunulur.

İnsanların kendi çıkarlarını korumak için zararsız gördükleri yalanlar çeşitlendirilebilir. Örneğin, birçok insan, bir arkadaşı borç para istediğinde imkanı olduğu halde vermek istemiyorsa hemen yalana başvurur. Vermek istemediğini söylemez hatta karşı atağa geçerek kendisinin de "borç para aradığı" veya "işlerinin çok kötü gittiği" yalanını söyler. Bu taktik, karşı tarafın isteğini baştan engelleme amacı taşımaktadır. Kuran ahlakından uzak yaşayan insanların arasında yaygın olarak rastlanılan bu davranış bir ahlak bozukluğu olarak görülmemektedir.

Bunun dışında yalanı, belli bir maksada dayandırmadan, alışkanlık haline getiren insanlara da rastlamak mümkündür. Bu yalanlar çoğu zaman, kişinin konuşacak bir konusu olmamasına veya dikkat çekmek istemesine de dayanabilir. Örneğin kimseyi ilgilendirmediği halde gece bir kere uyanan bir insan, sabah kalkınca "bütün gece uyumadım" diyebilmektedir. Böyle bir insan sadece birkaç saat aç kalınca da, "bütün gün hiçbir şey yemedim" der veya başı hafif ağrır, ama çok ağrıdığını ve ağrıdan hiçbir şey yapamadığını söyler.

Bunlar hiç kimseye zarar vermeyecek, küçük yalanlar olarak algılanabilir. Ancak aslında küçük veya büyük tamamı yalandır ve Allah katında hoşnut olunmayacağı bildirilmiş davranışlardır.
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (31.12.09), fatımatüzzehra (01.01.10), Medine Sevdalisi (01.01.10), Sükut-u Leyl (01.01.10)
Alt 30.12.09, 13:34   #6
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Alay etmek ve kızdırmak için söylenen yalanlar

Yalanın sebeplerinden biri, karşıdaki kişiyi kızdırmak, o kişiye onu saymadığını ve umursamadığını göstermektir. Sözgelimi, verdiği bir randevuya geciken kişi, beklettiği arkadaşının "bu saate kadar neredeydin?" sorusuna, yalan olduğu çok açık olan bir cevap verebilir. Burada aslında amacı, karşısındaki kişinin beklemesini umursamadığını, onun taleplerine değer vermediğini belirtmek ve onu kendi deyimleriyle "enayi" yerine koyarak kızdırmaktır.

Alay etmek için yalan söylemek de yaygın görülen bir ahlaksızlıktır. Örneğin alay etmek niyetinde olan bir insan, arkadaşını olmamış bir olayın gerçekleştiğine inandırır. Arkadaşının anlattıklarına inanması, bu hayali olayı inanarak başkalarına anlatması, bunun sonucunda çevresinde "saf" görülmesi, yalan söyleyen ve aynı zamanda alaycı olan insanı eğlendirir. Bu insan, arkadaşının saflığı ile alay eder, kendisini ise çok kurnaz ve zeki zanneder. Oysa hem Allah'ın razı olmayacağı bir tavır sergilemiştir, hem de itici ve sevilmeyen bir insan olmuştur. Dolayısıyla kendi kurduğu tuzağa kendisi düşmüş, başkalarını küçük düşürmek isterken kendisi küçük düşmüştü.r

Rabbimiz(c.c) yalan gibi alayı da yasakladığını Hucurat Suresi'nde şöyle bildirmektedir:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَومٌ مِّن قَوْمٍ عَسَى أَن يَكُونُوا خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَاء مِّن نِّسَاء عَسَى أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوا أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ بِئْسَ الاِسْمُ الْفُسُوقُبَعْدَ الْإِيمَانِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

«Ey imân etmiş olanlar! Bir kavim diğer bir kavim ile alay etmesin.Olabilir ki, onlar (o alay edilenler) ötekilerden daha hayırlı olurlar ve kadınlar da kadınlardan (bir kimseyi eğlenceye almasın). Olabilir ki onlar, ötekilerden daha hayırlı bulunurlar. Ve kendi nefislerinizi de ayıplamayınız ve kötü lakablar ile atışmayınız. İmândan sonra fâsıklık ne kötü addır ve her kim tevbe etmezse işte zalimler olanlar onlardır, onlar. »

(Hucurat Sûresi,âyet 11)


Bazı insanlar, umursuzca, hiç düşünmeden, birkaç dakika için kendilerini alay ederek ve yalan söyleyerek eğlendirmek isterken, aslında Allah'ın hoşnut olmadığı ve Kuran'da kötü ahlak olarak bildirdiği davranışları göstermektedirler. Kuran'ın mantığı ile düşünmeyen insanlar, kendilerine bu yaptıklarının kötü bir davranış olduğu söylendiğinde, "bunda ne var ki, sadece eğleniyorduk" diyebilmektedirler. Oysa, alay etmek ve yalan söylemek kötü özelliklerdir.

Bu iki özelliğin içinde yaşadıkları toplumda yaygın olması, hatta çoğu kişi tarafından bir alışkanlık haline getirilmiş olması da, bu özelliklerin İslam ahlakına uygun olmadıkları gerçeğini değiştirmez.

Ve dolayısıyla bu tavırları meşrulaştırmaz. Ayrıca bu insanlar bir kez vicdanlarının sesine kulak verseler ve herkesin kendileri gibi olduğu bir ortamda yaşamak isteyip istemeyecekleri sorusunu cevaplandırsalar gerçeği göreceklerdir. Hiçbir insan çevresindekilere karşı sergilediği bu kötü davranışların kendisine yapılmasını istemez, bunu isteyip istemediği sorulsa şiddetle reddeder.
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (31.12.09), fatımatüzzehra (01.01.10), Medine Sevdalisi (01.01.10), Sükut-u Leyl (01.01.10)
Cevapla

Etiket
haftanın, konusu, yalan, İslâmda

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Haftanın Hadis-i Şerifi Konusu: Yalan /yalancılık fatımatüzzehra Haftanın Hadis-i Şerifi 23 13.12.09 12:14
23-11-2009 Haftanın Konusu : Takvâ Ruh-efzâ Haftanın Konusu 12 26.11.09 07:33
27/07/2009 Haftanın Konusu: Kibir Kara Kalem Haftanın Konusu 15 31.07.09 16:48
20/07/2009 Haftanın konusu - ilim Sükut-u Leyl Haftanın Konusu 20 26.07.09 17:30
06/07/2009 Haftanın konusu - Sadâkat Sükut-u Leyl Haftanın Konusu 22 13.07.09 09:48

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:44 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.