|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 196 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
![]() DUANIN SÜNNETTEKİ YERİ ve EHEMMİYETİ Bu gün, Allah’ın lutfu ile İslamın Sünnetlerinden birisi olan DUA ibadetinin, Resulullah ’in Sünnetindeki Yeri ve Ehemmiyeti üzerinde duracağız. Bir önceki dersimizde malumunuz olduğu üzere, Kur’an-ı Kerimde bulunan DUA örnekleri ve Ehemmiyeti üzerinde durmuştuk. ;şimdi ise, şeriatimizin ikinci temel kaynağı olan Sünnette DUA ibadetinin ehemmiyeti üzerinde durarak, birbirini tamamlayıcı bir unsur teşkil etmesini ummaktayız. Bu çalışmamızda gördük ki, Resulullah her an ayrı bir üslupla Allah’a DUA ediyor. Mesela sıkıntılı anlarında, dar zamanlarda, savaşlarda, bolluk anlarında, hastalık dönemlerinde, ibadetlerin öncesinde ve sonrasında çeşitli şekillerde dua ettiğine rastlamaktayız. Buradan hareketle, hayatın her safhasını DUA ile süslemiştir. İşte bu makalemizde, efendimiz ’in farklı zamanlarda yaptığı çeşitli dualarına temas ederek, faydalanmayı murad ettik. Rabbim beni ve sizleri bu maksada ulaşan kullarından eylesin. Amin. Dua, Gerçek Kulluğun İspat ;eklidir DUA, kulun yaratanına karşı kulluğunu hatırlayarak, hal ve durumunu bildirmesidir. Hak tealaya tam bir teslimiyet içerisinde kalben yönelerek, her tülü kibir, gurur, benlik ve enaniyetin terk edilmesidir. DUA eden kimse, istediği şeyi elde etmekten aciz olduğunu bilerek, ihtiyaç hissettiği ve Rabbinin de onun duasını işitip, muhtaç olduğu şeyi vereceğine kesin bir kanaat getirdiği için, bu yola başvurur. Bu itibarla DUA, ibadetlerin özetidir. Konuyla alakalı Hadis-i ;şerifler Enes (ra)’den rivayete göre Resulullah şöyle buyurmuştur: عن أنس رضي الله عنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: الدعاء مخ العبادة.. أخرج الترمذي.. “DUA ibadetin beyni hükmündedir” 1 Nasıl ki uzuvların kumanda sistemi beyin içinde kodlanmış ise, kulluğun kemali de DUA ibadetinde kodlanmıştır. Bu hadis gösterir ki, DUA ibadetlerin merkezini teşkil eder. Alimler bu hadise dayanarak, DUA etmenin bir çok ibadetten faziletli olduğunu belirtmişlerdir. Çünkü DUA, ihtiyacı belirtmektir demişlerdir. Ebu Hüreyre (ra)’den rivayete göre Resulullah şöyle buyurmuştur: وعن أبِي هريرة قال قال رسول الله صلى الله علية وسلم: ليس شيء أكرم على الله تعالى من الدعاء.. “DUA’dan başka hiçbir şey Allah katında daha şerefli değildir.” 2 Burada DUA’nın Allah katındaki şeref ve üstünlüğü belirtiliyor. İslam bilginleri, bu ve bunun gibi hadislerde, niyete dayalı olmak sureti ile, yapılan her türlü sözlü zikirler içerisinde en etkili ibadetin DUA olduğunu belirtmişlerdir. Çünkü tesiri şahsın üzerinde çabucak görülen en etkili zikir, duadır. Yoksa DUA bütünüyle ibadetlerden üstün olduğu anlamı çıkarılmamıştır. Yahutta DUA bir ibadettir. Ki, kabul edilmese dahi, kul Rabbine karşı kulluğunu yerine getirmiş olur. Numan b. Beşir (ra)’den rivayete göre Resulullah şöyle buyurmuştur: عن النعمان بن بشير رضي الله عنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: الدعاء هو العبادة.. ثم قرأ: وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ.. رواه أبو داود والترمذي. قال: حديث حسن صحيح.. “DUA, ibadetin ta kendisidir.” Sonra: “Bana Dua edin ki, duanızı kabul edeyim. Kibirlenip bana dua etmeyenler, muhakkak cehenneme girecek olanlardır” 3 ayetini okudu.” 4 DUA, şuurlu ve bilinçli bir şekilde yapılması sebebi ile ibadetin ta kendisidir. Bu ölçüde yapıldığı sürece de, ibadetlerin özüdür. Ancak DUA, ibadetler silsilesi içerisinde müstehab/faziletli bir ibadettir. Bunun için Allah teala, DUA edenin DUA’sını kabul edeceğini va’detmektedir. DUA’yı terk edenler, tabiatlarındaki kibirden dolayı bunu yapmazlar. Bundan dolayı da ayette yerilip, cehenneme layık görüldüklerini görmekteyiz. DUA Rahmet Kapısıdır DUA, bir şeyin Allah’tan nasıl istenileceğini bilmektir. Kulun Allah hakkındaki bilgi ve marifeti ne kadar ise, DUA’sı ve yalvarması da o ölçüdedir. Bir insanın yaratıcısına karşı imanı ne kadarsa, O’na o kadar el açıp aczini itiraf etmesi de o ölçüdedir. Rahman olan Allah’tan gelecek ihsanları gözetir. Derdine erişecek olan dermanı ondan bekler. Başka çaresi kalmadığı için de, DUA’ya son derece itina gösterir. Böylece maksat hasıl olur ve netice ele geçer. Konuyla İlgili Hadis-i şerifler Abdullah ibn-i Ömer (ra)’dan rivayete göre Resulullah şöyle buyurmuştur: عن عبد الله بن عمر رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من فُتح له منكم باب الدعاء فتحت له أبواب الرحمة، وما سُئل الله شيئاً يُعطى أحب إليه من أن يُسأل العافية، إن الدعاء ينفع مما نزل وما لم ينزل، فعليكم عباد الله بالدعاء.. رواه الترمذي وحسنه الألباني.. “Sizden kime dua kapısı açıldı ise, O’na rahmet kapıları açılmıştır. Allah’tan din ve dünya hususunda afiyet dilemek, başka her şeyi dilemekten daha sevimlidir. Þüphesiz DUA, inen belaya ve inmeyen belaya karşı faydalıdır. Ey Allah’ın kulları duaya sarılınız” 5 Gerçekten duasında din ve dünya selameti isteyen, belanın kalkmasını ve ferahlığın gelmesini isteyen kimse, pek çok hayrı elde eder. Ebu Hüreyre (ra)’den rivayete göre Resulullah şöyle buyurmuştur: وعن أبِي هريرة قال قال رسول صلى الله عليه وسلم: أقرب ما يكون العبد من ربه وهو ساجد فاكثروا من الدعاء.. رواه الترمذي.. “Kulun Rabbine en yakın olduğu hal, secde halidir. Öyleyse secdede iken DUA’yı çoğaltın” 6 Bu, keremli bir Padişahın huzurunda bütün ihtiyacını dile getirdiğinde, ihtiyacının görüleceğine tam kanaat getiren bir miskin, ya da bir suçlunun takındığı bir tavır edası ile olmalıdır. Nitekim alemlerin efendisi secdelerini uzunca yapar ve böyle bir tavır içerisinde Rabbine DUA ederdi. Zaman zaman gözlerinden akan yaşlar yüzünde iz bırakır ve bazen de secde ettiği yeri ıslattığı için yüzünde eseri görülürdü. İbn-i Abbas (ra)’dan rivayete göre şöyle demiştir: وعن بن عباس أن النبي صلى الله عليه وسلم كشف الستارة ، والناس صفوف خلف أبي بكر . فقال: أيها الناس! إنه لم يبق من مبشرات النبوة إلا الرؤيا الصالحة يراها المسلم. أو ترى له. وإني نهيت أن أقرأ راكعا أو ساجدا. فأما الركوع فعظموا الرب فيه. وأما السجود فاجتهدوا في الدعاء . فقمن أن يستجاب لكم.. “Cemaat hz. Ebu Bekir’in ardında saf tutmuşlardı. Resulullah perdeyi açtı ve: “Ey insanlar! Nübüvvet müjdelerinden müslümanın göreceği veyahut ona görülecek Salih rüyadan başka bir şey kalmadı. Ben rüku ve secde hallerinde okumaktan nehy olundum/yasaklandım. Rükuda Rabbinizi ta’zim edin/yüceltin ve secdelerde de DUA etmeye çalışın. Secdede yapacağınız dua, kabule şayandır/yakındır.” 7 Bundan anlaşılan odur ki, DUA’da ısrarlı olmak gerekir. Ubade b. Samit (ra)’den rivayete göre Resulullah şöyle buyurmuştur: فعن عبادة بن الصامت رضي الله عنه أن الرسول صلى الله عليه و سلم قال: "ما على الأرض مسلم يدعو الله تعالى بدعوة إلا آتاه الله إياها أو صرف عنه من السوء مثلها ما لم يدع بإثم أو قطيعة رحم" فقال رجل من القوم: إذا نكثر؟ قال: "الله أكثر".. رواه الترمذي.. “Yeryüzünde herhangi bir Müslüman, günah işlemek ve akraba ile ilişki kesmek üzere olmaksızın her ne türlü DUA ederse, Allah o DUA’sında istediği şeyi kendisine verir veya giderilmesini istediği şeyi ondan giderir.” Bunun üzerine orada bulunanlardan biri: “Öyleyse DUA’yı çoğaltırız” dedi. Resulullah ’de: “Allah’ın ikramı daha da çoktur buyurdu.” 8 Aişe (ra)’den rivayete göre Resulullah şöyle buyurmuştur: وعن عائشة رضي الله عنها قالت: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إن الله يحب الملحين في الدعاء.. “Muhakkak ki cenabı Allah ısrarla DUA edenleri sever” 9 Allah teala kullarını DUA etmeye teşvik ettiği gibi, kullarının yalvarıp yakarmasını da, kendi şanına layık bir üslupla beğenmektedir. Nitekim: (مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّى لَوْلاَ دُعَاؤُكُمْ..) “Eğer yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin ki?” 10 ayetinde de bunu vurgulamıştır. Yani kulun değeri, yalvarıp-yakarmasındadır. DUA Belanın Kaldırılmasında En Tesirli Etkenlerdendir DUA, başa gelebilecek her türlü tehlike için bir kalkan hükmündedir. Kulun kalbinden yükselen ince bir feryat, zaman ve mekan sınırını aşarak, bir anda yüceler yücesi Mevla tealanın zatına ulaşır ve böylece alemleri yoktan var eden Allah (cc), kuluna olan merhameti ile o anlık ihtiyacını giderir. Bu yönüyle DUA etmek en akıllıca bir tedbir olmaktadır. Konuyla İlgili Hadis-i şerifler Abdullah ibn-i Ömer (ra)’den rivayete göre Resulullah efendimiz buyurdu ki: عن عبد الله بن عمر رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إن الدعاء ينفع مما نزل وما لم ينزل، فعليكم عباد الله بالدعاء.. رواه الترمذي وحسنه الألباني.. şüphesiz DUA, hem başa gelen ve hem de henüz gelmemiş olan şeylere faydalıdır” buyurdular. 11 Hadiste geçen: ‘Başa gelen şeylere’ fıkrası, inen bela veya çekilen sıkıntıyı kolaylaştırır, kişiye sabretmede başarı sağlar demektir. ‘Henüz gelmemiş olan belaya’ kısmında da, DUA eden kişi, Allah’a yakınlık elde ettiği için, belanın şerri üzerinden kalkar demektir. Yani belki bela gelebilir ama, kişiye şerri dokunmaz, demektir. Yahutta belanın tamamı veya bir kısmı o şahsın üzerinden kaldırılır. Selman (ra)’den rivayete göre Resulullah şöyle buyurmuştur: عن سلمان قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: لا يرد القضاء إلا الدعاء، ولا يزيد في العمر إلا البر.. “Kazaya, duadan başka hiçbir şey mani olmaz. Ömrü de iyilik ve ihsandan başka hiçbir şey uzatmaz” 12 Bu konuda İmam Gazali’nin güzel bir yorumu vardır. Gazali buyurur ki: “İnsanın başına bir şeyin gelmesi mukadder ise, o mutlaka gelir. Ancak belanın reddedilmesi, rahmetin ele geçmesine DUA, bir sebep teşkil eder. Bu da yine Kaza ve Kaderin bazı kısımlarındandır. Tıpkı koruyucu bir kalkan gibi. Nasıl ki kalkan, gelecek herhangi bir silaha karşı kullanılan bir alet ise ve onunla korunulur ise, DUA da böyledir. Zira kalkanla korunmak imana aykırı olmadığı gibi, DUA ile de korunmayı istemek imana aykırı düşmez” 13 Ebu Hüreyre (ra)’den rivayete göre, Resulullah şöyle buyurmuştur: وعن أبي هريرة أن رسول الله قال من سرّه أن يستجيب الله له عند الشدائد والكرب، فليكثر الدعاء في الرخاء.. رواه الترمذي والحاكم.. “Sıkıntılı ve ızdıraplı anlarda DUA’sının Allah tarafından kabul edilmesi her kimi sevindirirse bolluk ve rahat zamanlarında DUA’sını çoğaltsın.” 14 DUA Edilecek Kıymetli Vakitler DUA’nın makbul olduğu çeşitli zamanlar vardır ki bunlardan en etkilisi seher vaktinde yapılan dualardır. Gerek Peygamberler ve gerekse ümmetin önderleri bu vakitte bütün dileklerini Rablerine yöneltmişlerdir. Sebebi ise, Rabbimizin o vakitte özel bir alaka göstermesidir. Bu kıymetli vakitlerde mevlasına gönül yelkenlerini açanlar, gönüllerini Hak tealanın vereceği yüce bahşişlerle doldururlar. Konuyla Alakalı Hadisler Ebu Hüreyre (ra)’den rivayete göre Resulullah şöyle buyurmuştur: وعن أبي هريرة قال: قال رسول الله: ينزل الله تعالى كل ليلة الى سماء الدنيا حين يبقى ثلث الليل الأخير فيقول عز وجل: من يدعوني فأستجيب له، من يسألني فأعطيه، من يستغفرني فأغفر له.. متفق عليه.. “Rabbimiz (cc) her gecenin son üçte biri olduğu zaman, dünya semasına tecelli ederek: “Yok mu bana DUA eden, duasını kabul edeyim, yok mu herhangi bir dileği olan, dileğini vereyim, yok mu günahlarının bağışlanmasını dileyen, onu afvedeyim” buyurur. 15 NÜKTE: Þeyh Sadi (rh.a) bunu şu veciz sözleri ile açıklar: “Bir kimse iki sabah bir padişahın hizmetinde bulunursa, üçüncü sabah padişahın ona lutufla bakması, ihsan ve yardımda bulunması hak olur.” Ebu Ümame (ra)’den rivayet olunduğuna göre şöyle demiştir: فعن أبي أمامة قال: قيل: يا رسول الله، أي الدعاء أسمع، قال: جوف الليل الآخر، ودبر الصلوات المكتوبات.. رواه الترمذي بسند صحيح.. “Resulullah ’e: ‘Ey Allah’ın Resulü! Hangi DUA daha çabuk kabul edilir?’ diye soruldu. Resulullah : “Gecenin son kısmında ve Farz namazların ardında yapılan DUA’lar” 16 buyurdu. Amr ibn-i Abese (ra)’den rivayete göre Resulullah ’i şöyle derken işitmiştir: فعن عمرو بن عبسة رضي الله عنه أنَّه سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: أقرب ما يكون الرب من العبد في جوف الليل الآخر، فإن استطعت أن تكون ممَّن يذكر الله في تلك الليلة فكن.. رواه الترمذي وصححه.. “Rabbin, kuluna en yakın olduğu vakit, gecenin son üçüncü bölümüdür. O vakitlerde Allah’ı zikredenlerden olmaya gücün yeterse, olmaya çalış” 17 DUA’nın En Çabuk Kabul Ediliş Formülü Zaman zaman birbirimizi gördüğümüz zaman hep DUA isteriz. Ama gerçekten DUA ediyor muyuz? Nasılsın? Diye sorduğumuz kardeşimizin; ‘Sağlığına duacıyım’ dediğini duyarız. Acaba gerçekten mü’min kardeşimizin sağlığı için DUA etmekte miyiz? Ve bu DUA’nın Allah katında en makbul bir talep ve neticesinin de hemen hasıl olduğunu biliyor muyuz? Bu soruları sormaktaki maksadımız, birbirimize DUA etmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmaktır. Ümmü Derda (ra)’dan rivayete göre, Resulullah efendimiz buyurmuştur: دعوة المسلم لأخيه بظهر الغيب مستجابة عند رأسه ملك موكل، كلما دعا لأخيه بخير، قال الملك الموكل به، آمين و لك بمثل.. “Bir müslümanın, bir din kardeşine gıyabında yaptığı DUA kabul olunur. Başında vazifeli bir melek vardır. Kardeşine hayır DUA’da bulunduğu vakit, bu melek: ‘AMİN’ der. Ve: ‘Senin için de bir misli olsun’ der.” 18 Hadisin Tirmizi’deki metninde hafif bir değişiklik var ki şöyledir: إن أسرع الدعاء إجابةً دعوة غائب لغائب.. “En çok kabul edilen dua, din kardeşin gıyabında yapılan duadır” 19 Efendimiz , Ömer (ra) umre yapmak üzere kendisinden müsaade almaya geldiğinde Resulullah : (لا تنسانا يا أخي من دعائك) “Kardeşim bizi duandan unutma” diye kendisinden dua istemiştir. Hz. Ömer der ki: (كلمة ما يسرني أن لي بها الدنيا) “Bu, bir sözdür ki, bedelinde dünya verilseydi, o kadar sevinmezdim” buyurur. 20 Sonuç: Değerli kardeşlerim! Kabul olunacağına inanarak yaptığımız her bir DUA, mutlaka netice verir. Eğer netice alamıyorsak, mutlaka dilimizle kalbimiz arasındaki mesafede uzaklık var demektir. Bu durumda yine DUA’ya devam edeceğiz. Zira Allah teala ısrarla yapılan DUA’ları sevmektedir. Bu itibarla; Kime ellerimizi açtığımızı, O’ndan ne istediğimizi ve hangi vakitlerde isteyeceğimizi bilmeliyiz. Diğer bir husus: Takva kardeşlerimizden bizim için DUA etmelerini rica etmeliyiz. Din kardeşlerimiz için her gün muhtelif vakitlerde DUA etmeliyiz. Böylece umulur ki, bu şekilde amel edenlerin DUA’sı bize de ulaşır. Bir önceki sohbette belirttiğimiz üzere Allah tealaya yalvarıp yakararak DUA etmek gerekiyor. Fasık kimseler DUA ettiklerinde Mevla onların sesini duymak istemezmiş. Bunun için de ne isterlerse verirmiş. Ama mü’min kimseler DUA ederken, biraz bekletirmiş. Çünkü Allah mü’minlerin yakarmasını severmiş. Allah’a sevdiği bir üslupla yaklaşmak isteyenler, hep bunu alışkanlık edinmişler ve sürekli yalvarıp yakararak O’na sığınmışlardır. Kimisi sık sık: ‘Aman.. el-Aman’ diye feryatlar koparır, kimisi bol bol istiğfar eder, kimisi gözyaşlarını sele verir, kimisi hıçkırıklara gömülür, kimisi kemal-i edeple kenara çekilerek sessizliğe bürünür. Bizler de bu Hak dostlarının sergilediği tavrı kendimize şiar edinelim. İstemekten çekinmeyelim. Israrlı olalım. Büyükler derler ki: ‘Allah ile beraber olduğunda Divane gibi ol.. Ama Resulullah ile beraber olduğunda ise, edepli ol’ demişlerdir. Yani Allah’ın huzurunda bir çocuk gibi ol. Fakat şeriatın karşısında da edebini takın! İmanını koru. Farzlara riayet et. Haramlardan sakın. İslam ahlakı ile ahlaklan. Rabbim cümlemize rızasına muvafık olacak ameller işlemeyi nasip ve müyesser eylesin. Dipnotlar 1-) Tac: c 5 s 199 2-) İbn-i Mace: c 10 hadis 3829 3-) Kur’an-ı Kerim Mü’min suresi ayet 60 4-) İbn-i Mace: c 10 hadis 3828 5-) Tirmizi: Tac c 5 s 200 6-) Sünen-i Ebi Davud c 2 s 33 hadis 875 müellif İmam Ebu Davud mütercim İbrahim Koçaşlı 7-) Sünen-i Ebi Davud c 2 s 33 hadis 876 müellif İmam Ebu Davud mütercim İbrahim Koçaşlı El-Camiu’t-Tirmizi: hadis 3573 9-) Medaricü’s-Salikiyn c 4 s 238 hadis 1528 müellif İzzeddin Belik Mütercimler: İbrahim Cücük, Vecdi Akyüz, Salim Öğüt 10-) Kur’an-ı Kerim Fürkan suresi ayet 77 11-) Tirmizi: Tac c 5 s 200 12-) Tirmizi: Tac c 5 s 201 hadis 352 13-) İhya-u Ulumiddin c 1 s 958 mütercim Ahmed Serdaroğlu 14-) Tirmizi: Tac c 5 s 199 hadis 348 15-) Buhari-Müslim Tac c 5 s 209 16-) Tirmizi Tac c 5 s 209 17-) Tirmizi Tac c 5 s 209 1 Müslim-Ebu Davud Tac c 5 s 210 19-) Ebu Davud-Tirmizi: Tac c 5 s 211 20-) Ebu Davud-Tirmizi: Tac c 5 s 211
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْبِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
“Ve kullarım sana Ben'den sual ettikleri zaman şüphe yok ki, Ben pek yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dâvetine icabet ederim. Artık onlar da Benim için icabet etsinler. Ve Bana imân eylesinler. Tâ ki hakka isabet etmiş olalar.” (Bakara sûresi,âyet 186) Dua kelimesi “çağırmak, seslenmek, davet etmek, rağbet etmek, yardım istemek” gibi anlamlara gelir. İslam literatüründe ise Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesini, sevgi ve ta’zim duyguları içinde lütuf ve yardımını dilemesini ifade eder. Dua asıl olan kulun kendi durumunu Allah’a arz etmesi olduğuna göre bu kul ile Allah arasında ki bir ilişkidir. Bunun gerçekleşmesi için önce Allah insanı varlığından haberdar etmiş, insan da varlığını benimsediği, inandığı bu yüce kudret karşısında duyduğu saygı ve ümit hisleri sebebiyle kendisinden daha üstün olanla irtibat ihtiyacını duymuştur. Dua ederek, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile bir köprü kurmuştur. Bu sebeple insanoğlu tarihin hiçbir döneminde duadan uzak kalmamıştır. Alimlerimiz duayı mahiyeti itibariyle sözlü, fiili ve hali (hal ile yapılan) olmak üzere üçe ayırmışlardır.Hangi şekilde olursa olsun duanın en etkin olanı, ihlas ve samimiyetle yüklü olanıdır. Çünkü ihlas, duanın en önemli unsurudur. Dua asla riayı götürmez. Yüce Allah gizlediklerimizi de açığa vurduklarımızı da çok iyi bilir. Dünyanın en güzel sözleri ve cümleleri ile de ifade edilse, ihlas ve samimiyet taşımayan sözlerin Allah yanında hiçbir değeri yoktur. Bundan dolayı Hz. Peygamber “Allah’u Teala gafil bir kalpten hiçbir duayı kabul etmez” buyurmuştur. Buna karşın içten ve samimi olduktan sonra sözleri güzel dizmenin hiçbir önemi yoktur. Çünkü Allah kalıplara şekillere değil, yüreklere bakar. “ Dua, ibadetin ruhu özü ve iliğidir.” (Tirmizi Deaavat ;1) Nitekim İslamın en önemli ibadeti olan namaz dua kavramıyla ifade edilmiştir. Esasen islami literaturde “namaz” anlamında kullanılan “salat” kelimesinin asıl manası duadır. Hergün sünnetleriyle birlikte namazlarını kılan müminler, Fatiha suresini kırk defa okumuş olmaktadır. Yüce Allah, adeta müminlerin dua ile daima iç içe olmalarını sağlamak ve kendisine nasıl dua etmelerini öğretmek üzere, Kuran-ı Kerim’in anahtarı mesabesindeki Fatiha suresine örnek olarak en güzel dua cümlelerini yerleştirmiştir. Bu durum, müminin nasıl dua ile iç içe olması gerektiğinin bir kanıtıdır. Kuran-ı Kerim’de yer alan dua ve zikir ayetleri de müminin daima dua ile iç içe olması gerektiğini göstermektedir. فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ “Artık Beni zikrediniz ki Ben de sizi zikredeyim ve Bana şükrediniz, Bana nankörlükte bulunmayınız.” (Bakara sûresi,âyet 152) ... İmamı Rabbanî Ahmed Faruk Serhendî şöyle demiştir: "Bir şeyi istemek, ona nâil olmak demektir; Zirâ Allâhu Teâlâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmez." ![]() ![]() ![]()
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
|
|
|
| Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 3461
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Konuları : 654
Mesajlar : 4,482
Teşekkürleri: 10,380
2,954 mesajına 5,392 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Peygamberimizin Duâlarından Örnekler Abdullah bin Abbas -radıyallahu anhüma-dan rivâyete göre Peygamber Efendimiz'in duâlarından biri şu duâ idi: "Yâ Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, kulağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, üstümü nurlandır, altımı nurlandır, önümü nurlandır, arkamı nurlandır ve beni nûr eyle (bir başka rivayette) benim damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır.” (1) Mugîre bin Şu'be'den rivayet olunduğuna göre Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-in dualarından biri de şu idi: "Başka bir ilâh yok, ancak Allah var. O’nun şerîki yoktur. Mülk O'nundur, hamd de O'nundur. O her şeye kaadirdir. Allah'ım, Senin verdiğine engel olacak da yoktur, vermediğini verecek de yoktur. Ve servet sahibi olanlara servetleri sana karşı bir menfaat veremez. Yani servetine güvenerek sana âsî olanları o servetleri kurtaramaz." (2) Abdullah bin Abbas -radıyallahu anhüma-dan rivâyete göre Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-e bazı kimseler gelip: -İnsanlar; yâni Ebû Süfyân ve arkadaşları sizinle muharebe etmek için adam ve silâh toplamışlar, hazırlık yapmışlar. Onlara mukabele edecek derecede kudretiniz yoktur. Onlardan sakınınız diye korkutmak istediklerinde, bu söz mü'minlerin yakîn îmânlarını ve cesaretlerini artırıp, Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de: "Allah bize kâfidir, o ne güzel vekîldir!"buyurdu. Mü'minler de böyle söylediler." (3) Enes bin Mâlik -radıyallahu anh-dan rivâyete göre: Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in çok kere duâsı: "Ey Rabbimiz, bize dünyâda da iyilik, güzellik ver, âhirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azâbından koru," meâlindeki duâ idi. (4) Ebû Musâ el-Eş'ârîden rivâyete göre Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle duâ ederlerdi: "Yâ Rabb, benim hatâlarımı, bilmeden yapdıklarımı, işimde aşırı gitmemi, ve Senin benden çok iyi bildiğin hallerimi mağfiret eyle. Allah'ım, benim latifeleşmelerimi, ciddiyet hallerimi, hatâen ve kasden yaptıklarımı ve bende olan her şeyimi mağfiret eyle!” (5)
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] " Kişi Sevdiği ile Beraberdir " (Hadisi Şerif) "İlim mü'minin en yakın dostudur.
Akıl onun yol göstericisi;iyi,yararlı amel,işlerini düzene sokucusudur. Yumuşak huyluluk onun veziri,sabır onun hükümdarı,şefkat ve merhamet onun babası,hazımlı olmak onun kardeşidir." Konu muallim tarafından (18.01.10 Saat 18:34 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için muallim kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | fatımatüzzehra (19.01.10), Ruh-efzâ (23.01.10) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
DUA FİİLİN PROGRAMIDIR Dua Arapça'da, çağırmak, davet etmek, rağbet göstermek, yardım taleb etmek, ismen çağırmak (tesmiye) mânalarına gelir. İbadete de dua denmiştir. Ebû'l-Kâsım el-Kuşeyrî şu açıklamayı yapar: "Dua Kur'an'da muhtelif mânalarda gelmiştir. 1- İbâdet: وََ تَدْعُ مِنْ دُونِ اللّهِ مَاَ يَنْفَعُكَ وََ يَضُرُّكَ "Sana fayda da zarar da vermeyecek Allah'tan başkasına dua (ibadet) etme" (Yunus 106). 2- İstiğâse (yardım talebi): وَادْعُوا شُهَدَاءَكُمْ "Allah'tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın" (Bakara 23). 3- Nidâ يََوْم يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجيبُونَ بِحَمْدِهِ "Sizi çağırdığı gün, O'na hamdederek davetine uyarsınız" (İsra 52). 4- Senâ: قُلْ اَوِدْعُوا اللّهَ اَوِدْعُوا الرَّحْمنَ "De ki: "Gerek Allah deyin, gerek Rahmân deyin, hangisini derseniz deyin en güzel isimler O'nundur" (İsra 110). Keza: وَقَالَ رَبُّكُمْ ادْعُونِى اسْتَجِبْ لَكُمْ "Rabbiniz: "Bana dua edin ki size icabet edeyim" dedi" (Gâfir 60). Cumhur, duâyı ibadetin bir şubesi olarak görmüş ve إنَّ الدُّعَاءَ مِنْ اَعْظَمِ العِبَادَة "Dua ibadetin en büyüğüdür" demiştir. Nitekim hadiste de: اَلدُّعَاءُ هُوَ الْعِبَادَةُ "Dua ibadetin tâ kendisi" veya اَلْدُّعَاءُ مُخُّ الْعِبَادَةِ "Dua ibadetin özü (iliği)" olarak tavsif edilmiştir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) pek çok hadislerinde mü'minleri dua etmeye teşvik eder: لَيْسَ شَىْءٌ اَكْرَمَ عَلى اللّهِ مِنَ الدُّعَاءِ "Allah indinde duadan daha kıymetli bir şey yoktur." مَنْ لَمْ يَسْألِ اللّهَ يَغْضَبْ عَلَيْهِ "Allah, kendinden istemeyene gadab eder." تسَلُوا اللّهَ مِنْ فَضْلِهِ فَإنَّ اللّهَ يُحِبُّ أنْ يَسْأل "Allah'ın fazlından isteyin, zira Allah istenmesini sever." اَلْدُّعَاءُ مِفْتَاحُ الرَّحْمَةِ "Dua rahmetin anahtarıdır." اَلدُّعَاءُ سَِحُ الْمُؤْمِنِ وعِمَادُ الدِّينِ وَنُورُ السَّمواتِ وَاَرْضِ "Dua mü'minin silahı, dinin direği, semâvat ve arzın nurudur." اَلدُّعُاءُ يَرُدَّ الْقَضَاءَ "Duâ, kazayı defeder." اَلدُّعَاءُ يَنْفَعُ مِمَّا نَزَلَ وَمِمَّا لَمْ يَنْزِلْ فَعَلَيْكُمْ عِبَادُ اللّهِ بِالدّعَاءِ "Dua, gelmiş olan musibet için de henüz gelmemiş olan musibet için de faydalıdır." تاَلدُّعَاءُ يَرُدُّ الْبََءَ "Dua belâyı defeder." Dua deyince, sadece dille yapılan duâ anlaşılmamalıdır. Bir de fiilî dua vardır. Mü'min kişi arzularını Rabbinden diliyle taleb ettiği gibi fiilen de teşebbüs edecektir. Dili ile taleb ettiği şeyin gerçekleşmesi için aklın gösterdiği sebeplere başvuracaktır. Nitekim, hastalıklardan kurtulmak için Allah'a dua etmemiz meşru olmakla birlikte, ilaç almamız, maddî olarak tedavi yollarına başvurmamız Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) tarafından irşad buyurulmuştur. Kezâ helâl rızık taleb edilmesini, rızkın bol olması için Allah'a dua edilmesini tavsiye eden, dualarında bunlara yer vererek fiilen örnek olan Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) rızkın meşru yollarını da göstermiş; ziraat, ticaret ve san'atla meşgul olmayı, bunların helâl rızkın kapıları olduğunu söylemiştir. Öyle ise duanın ibâdet yönünden başka, dünyevî ve şahsî hayatımızı ilgilendiren ayrı bir yönü daha vardır: Dua etmek suretiyle arzularımızı, ihtiyaçlarımızı, bir başka ifade ile gerçekleştirilmesi gereken hedefleri ifadeye döküyor, şuur haline getiriyoruz. Yapılacak işleri bir bakıma gündeme getiriyor, plana programa alıyoruz. Rabbimizden dilimizle, sözlü olarak istediğimiz şeylerin gerçekleşmesi için gerekli sebeplere başvurmaya geçiyor, imkânlarımızı, kapasitemizi kuvveden fiile geçiriyoruz. Sözgelimi, Allah'tan buğday isteyen çiftçi, sabanla rahmet kapısını çalmalı, diğer gerekleri olan gübreleme, sulama, koruma gibi sebeplere de başvurulmalıdır. Fiilen çalışma ile gerçekleşecek işler için, "kavlî duâ yeterlidir" diyen bir hadis mevcut değildir. Bilakis Kur'ân-ı Kerim: وَلَيْسَ لِ“نْسَانِ اَِّ مَا سَعَى "Kişiye sâdece çalıştığı vardır" buyurmuştur. (Kutub-i Sitte Tercüme)
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür edenler: | Ruh-efzâ (23.01.10) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
Dua; Allah’a yalvarmak, yakarmak, niyaz etmek, çağırmak, yardım dilemek anlamlarına gelmektedir. Kelime anlamıyla da çağırma demektir. İnsan dua ile Allah’a yakınlaşır ve ruhen rahatlayıp huzura erer.
Üstad Bediüzzaman, duanın manası ve hikmeti konusunda şöyle diyor: “Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki; en küçük işlerime ıttıla'ı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise; bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki, benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki, en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum. İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safîliğine bak, “Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin?”(1) ayetinin sırrını anla ve “Bana dua edin cevap vereyim” (2) fermanını dinle." " Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.” (3) Yani Allah (c.c), dualarımızla istediğimiz şeyleri vermeyecek olsaydı, bizlere isteme duygusunu vermezdi. Hem, midemizin istek ve ihtiyacı olan yiyecek ve içecekleri vermek için mevsimleri değiştirdiğini, “baharı, erzak yüklü bir vagon” gibi muhaç olduğumuz gıdalarla doldurup imdadımıza gönderdiğini görüyoruz. Kullarına böylesine şefkatli ve merhametli olan Yüce Rabbimiz, elbette ve hiç şüphesiz dualarımızla da istediğimiz şeyleri verecektir. Diğer taraftan, midemizin istek ve ihtiyaçlarını giderdiği gibi, ruhumuzun en büyük istek ve ihtiyacı olan ebediyeti, rızasını ve cennetini de vereciktir. "Duanın en güzel, en latif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: Dua eden adam bilir ki, birisi var ki; onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli her şeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil; bir Kerim zât var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyaçlarını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını def' edebilir bir zâtın huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp“Elhamdülillâhi Rabbi’l-Alemin”der.” (4) Dua aynı zamanda bir ibadettir. Bu konuda ayet ve hadisler oldukça fazladır. Bunlardan bazıları şunlardır: Cenab-ı Hak, “Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar” “De ki: (Kulluk ve) Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer (5);versin?” (6). Numan İbnu Beşîr (r.a)’den nakledildiğine göre “Rasulullah (s.a.v): ‘Dua ibadetin kendisidir’ buyurup sonra şu âyeti kerimeyi okumuştur: Rabbiniz: ‘Bana dua edin ki size icâbet edeyim. Bana (dua ve) ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir’ (7) buyurdu.” (8). Ayrıca dua etmek, kişinin yapabileceği en kolay ve en güzel iştir. Çünkü abdestli, abdestsiz, yatarak, oturarak, gezerek, çalışarak, hasılı her halde ve her şartta yapabileceği en kolay ibadettir. Dua yapan kimsenin dili sürekli Allah’ı anacağından kendisine hayır kapıları açılacak ve işleri kolaylaşacaktır. Nitekim İbnu Ömer (r.a)’den rivayet edilen bir hadisi şerifte, Hz. Peygamber (s.a.v), duanın rahmet kapılarını açtığını beyan ederek şöyle buyurmaktadır: “Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah'tan istenen (dünyevî şeylerden) Allah'ın en çok sevdiği şey afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlerin görevi dua etmektir.”(9). Yine Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet edilen bir Hadis-i Kudsi de, Rabbimizin şöyle buyurduğu haber verilmektedir: “Kim bana dua ediyorsa ona icabet edeyim. Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim bana istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım’ der.” Hadisin Müslim'deki bir şekli şöyledir: “Melik benim, Melik benim. Kim bana dua edecek?”(10) Dua konusunda Üstad Bediüzaman'ın şu tesbitleri çok önemlidir: “Hem, dua bir ubudiyettir. Ubudiyet ise semereleri uhreviyedir. Dünyevî maksatlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir. O maksatlar, gayeleri değil. Meselâ: Yağmur namazı ve duası bir ibadettir. Yağmursuzluk, o ibadetin vaktidir. Yoksa o ibadet ve o dua, yağmuru getirmek için değildir. Eğer sırf o niyet ile olsa; o dua, o ibadet hâlis olmadığından kabule lâyık olmaz. Nasıl ki güneşin gurubu, akşam namazının vaktidir. Hem Güneş'in ve Ay'ın tutulmaları, küsuf ve husuf namazları denilen iki ibadet-i mahsusanın vakitleridir. Yani gece ve gündüzün nurani âyetlerinin perdelenmesiyle bir azamet-i İlahiyeyi ilâna medar olduğundan, Cenabı Hak ibadını o vakitte bir nevi ibadete davet eder. Yoksa o namaz, (açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim hesabıyla muayyen olan) Ay ve Güneş'in husuf ve küsuflarının inkişafları için değildir. Aynı onun gibi; yağmursuzluk dahi, yağmur namazının vaktidir. Ve belaların istilası ve muzır şeylerin tasallutu, bazı duaların mahsus vakitleridir ki; insan o vakitlerde aczini anlar, dua ile niyaz ile Kadîr-i Mutlak'ın dergâhına iltica eder. Eğer dua çok edildiği halde belalar def' olunmazsa denilmeyecek ki: "Dua kabul olmadı." Belki denilecek ki: "Duanın vakti, kaza olmadı." Eğer Cenab-ı Hak fazl u keremiyle belayı ref' etse; nurun alâ nur... o vakit dua vakti biter, kaza olur. Demek dua, bir sırr-ı ubudiyettir. Ubudiyet ise, hâlisen livechillah olmalı. Yalnız aczini izhar edip, dua ile ona iltica etmeli. Rububiyetine karışmamalı. Tedbiri ona bırakmalı. Hikmetine itimat etmeli. Rahmetini ittiham etmemeli. Evet hakikat-ı halde âyât-ı beyyinatın beyanıyla sabit olan: Bütün mevcudat, her birisi birer mahsus tesbih ve birer hususî ibadet, birer has secde ettikleri gibi; bütün kâinattan dergâh-ı İlahiyeye giden, bir duadır. Ya istidat lisanıyladır. (Bütün nebatatın duaları gibi ki; her biri lisan-ı istidadıyla Feyyaz-ı Mutlaktan bir suret talep ediyorlar ve esmasına bir mazhariyet-i münkeşife istiyorlar.) Veya ihtiyacı fıtrî lisanıyladır. (Bütün zîhayatın, iktidarları dâhilinde olmayan zaruri ihtiyaçları için dualarıdır ki; her birisi o ihtiyacı fıtrî lisanıyla Cevvad-ı Mutlaktan idame-i hayatları için bir nevi rızk hükmünde bazı metalibi istiyorlar.) Veya lisan-ı ızdırarıyla bir duadır ki: Muztar kalan her bir zîruh; kat’î bir iltica ile dua eder, bir hâmi-i meçhulüne iltica eder, belki Rabb-ı Rahîmine teveccüh eder. Bu üç nevi dua, bir mani olmazsa daima makbuldür.”(4) Kaynaklar: (1) Furkan, 25/77. (2) Mü’min, 40/60. (3) Risale-i Nur Külliyatı, I, 489, (24. M.). (4) Risale-i Nur Külliyatı, I, 489, (24. M.). (5) Bakara, 2/186. (6) Furkan, 25/77. (7) Mü’min (Gafir), 40/60. (8) Tirmizî, Tefsir, (Mü’min (Gâfir), (2973); Ebû Dâvud, Salât 358, (1479). (9) Tirmizî, Daavât 112, (3542). (10) Buhârî, Tevhid 35, Teheccüd 14, Daavât 13, Müslim,Salâtu'1-Müsâfırin 166, (758); Muvatta, Kur'ân 30, (1,214); Tirmizî, Daavât 80, (3493); Ebû Dâvud, Salât 311, (1315)
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür edenler: | Ruh-efzâ (23.01.10) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
Dua Üzerine Rabb’imiz Mûsa Aleyhisselâm’a sormuştu: “Elindeki nedir?” Mûsa Aleyhisselam ise “Bu asâmdır” demiş ve sonra açıklamıştı, “ona dayanırım, onunla hayvanlarıma yaprak silkelerim” . Pekâlâ, Mûsa Aleyhisselam da biliyordu ki Rabbi elindekinin ne olduğunu bilir. Üstelik asânın dayanmaya yaradığını, hayvanlara yaprak silkmekte kullanıldığını, her şeyi bilen Alîm-i Küllî Şey’e ayrıca söylemesi fazla değil mi? Hayır, fazla değil; hatta eksik gibi ..Çünkü Sevgili’nin huzurunda olunca laf uzatılır, uzatılmak istenir. Daha çok huzurda kalmak için yeni yeni konular açılır. Huzurda iken, konuşulanın ne olduğu önemli değildir; önemli olan konuşmaktır Çünkü konuşmak huzurda kalmayı uzatacaktır.Dua da böyledir işte, kulun Rabb’iyle söyleşmesidir.İster ayakkabımızın kaybolan bağcığı gibi sıradan bir şey için, ister ebedî hayat gibi en başta gelen hacetimiz için dua etmek Rabb’in huzurunda kalma vesilesidir Mümin için dua etmek, duanın kabul olup olmamasından daha önce gelir Çünkü dua, içeriği ne olursa olsun, sonucu nereye varırsa varsın, Sevgilinin huzurunda kalmaktır Yani ki, duanın kendisi duanın sonucundan önemlidir, önceliklidir. Dua ediyor olabilmek de, O’na muhatap olmayı, O’nu muhatap olarak bulmuş olmak gibi eşsiz ayrıcalıkları içerdiğine göre, çok önemli ve öncelikli bir duanın kabul edilmiş halidir. Dua edemeyen, dua edemediğinin farkında değildir; dua etmek için dua etmek gerektiğini bile bilemez. Dua edemeyen, dua edememekle neyi kaybettiğinin farkında değildir; bir şeyi kaybettiğini bilmeyen ise aramaz, aramadıkça bulamaz, bulsa bile eline almaz Öyleyse, dua edebiliyor olmakla, nasıl derin bir kuyudan çıkarıldığımızı görelim. Dua eden adam bilmeli ki, dua ediyor olmakla, kaybettiğini bulmuştur, kaybettiğini bile bilmediği bir kaybını bulmuştur, eksikliğini bile çekemeyecek kadar gafil olduğu bir eksiğini tamamlamıştır Birileri hakkında dua etmiş olmalı ki, dua edebiliyor “İnsanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım, beni beslesinler diye değil”.. Kulluk, Rab tarafından rızıklandığını bilmekle başlar. İnsanın secdesi tevekkül seccadesinde gerçekleşir. Kul alnını yere değdirdiğinde, Rabb’inden başka kimseye muhtaç olmadığını kabullenir. Secde ile sadece kafasını değil varlığını da toprağa indirir. Rabb’inin kendisine verdiğinden şüphesi olanın secdesi tam değildir; alnı yerde olduğu halde, aklı yukarıda kalmıştır “Yalnız Sana kulluk edelim diye yalnız Senden yardım dileriz!” dedirttiğine göre Rabb’imiz, kulluğumuzu O’na yardımmış gibi görmek yerine, O’nun bize yardımı olarak bilmeliyiz. “Kim kötü bir iş işler, nefsine zulmeder de, sonra/gecikerek tövbe ederse Allah’ı Gafûr ve Rahîm olarak bulur” Aziz Mahmud Hudâyî, bu ayeti yorumlarken, tövbenin pek dikkat edemediğimiz bir inceliğine dikkat çeker. İnsan kötü işi bedeniyle yapar, eliyle gerçekleştirir, açık bir eylem koyar ortaya. Tövbe ise dille yapılır, hatta dile gelmeden de yapıldığı olur Hüdâyî Hazretleri, işte bu farkı hatırlatarak, fiilen yapılan isyanın sözle yapılan itaatle affedilmesindeki lütfu gözler önüne seriyor. Bir dostumdan duymuştum: “Allah, kendisi için terk ettiğiniz şeyleri terk ettiğinize sizi sevindirsin” Hayatın özünü yakalayan bir yakarış bu. Çünkü her an bir tercihte bulunuyoruz; bir tercih bize bin terk edişi yaşatıyor. Rabb’imizin rızası için tercih ettiklerimiz ne çok terki gerektiriyor. Bir helâl için bin haramdan yüz çeviriyoruz. Sözgelimi, bir kadını kendimize helâl ederken, diğerlerini terk ediyoruz. Bir erkeği kendimize eş seçerken, başka bütün erkeklerden yüz çeviriyoruz. Eşlerin birbirleri için böylesi sözel ve fiilî dualarda bulunması gerekir. Başkalarını terk ederek kendisi eş olarak tercih edilen bir kadın ya da erkek, eşini kendisi için terk ettiklerini terk ettiğine memnun etmek için elinden geleni yapmalı. Fatiha, dilimize değen en güzel duadır. Duayı kabul edecek olan Zâtın dilimize dua vermesi, bize yakarış temrinleri yaptırması, O’nun o duaları çoktan kabul etmeye hazır olduğunu gösteriyor değil mi? Dua ile duanın kabulü arasında sadece o duanın dilimize değmesi bahanesi var. Adı üzerinde “açılış”tır Fatiha; varlığın yüzünü Var edene çevirir, bize ötelerle “ağız birliği” ettirir. Bize verileceklerin hepsi Fatiha’da saklıdır; tek Fatiha ile istediklerimiz bize verilse yeter aslında. Bizi yokluğun dehşetinden alıp kimsenin yapamayacağı iyiliği yapan Rabb’imiz, Fatiha ile kendimiz için neyi istemenin hayırlı olduğunu öğretir bize ve onları kendisinden istetir. Vermek istemeseydi, ısrarla istememizi ister miydi ? Senai Demirci
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| duâ, ehemmiyeti, haftanın, konusu |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 11-01-2010 Haftanın Konusu: Şeytanın Fısıltısı "Vesvese" | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 9 | 17.01.10 20:54 |
| 04-01-2010 Haftanın Konusu : Sabır ve Tevekkül | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 8 | 08.01.10 14:14 |
| 12-10-09 Haftanın Konusu:Tefekkür | Kara Kalem | Haftanın Konusu | 5 | 30.11.09 22:37 |
| 24/08/09 Haftanın konusu: İbadet | fatımatüzzehra | Haftanın Konusu | 6 | 28.08.09 12:36 |
| 17/08/09 Haftanın konusu: Nefis | fatımatüzzehra | Haftanın Konusu | 12 | 23.08.09 16:23 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|