| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 199 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Haftanın Konusu »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08.03.10, 18:06   #1
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart 08-03-2010 Haftanın Konusu : Uzun Emel



Peygamber efendimiz, üç tane çubuk aldı.

Birini önüne, birini de yanına dikti. Diğerini de uzaklara attı. Sonra, Bu çubuk insan, yanındaki de eceli, uzaktaki ise emelidir. İnsan emellerinin peşinde koşar; fakat eceli onu yakalar, emeline ulaşamaz. buyurdu.

Haftanın Konusu


Tul-i emel (Uzun Emel)

_______________
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (08.03.10), fatımatüzzehra (12.03.10), muallim (08.03.10)
Alt 08.03.10, 18:21   #2
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Peygamber efendimiz, üç tane çubuk aldı.

Birini önüne, birini de yanına dikti. Diğerini de uzaklara attı. Sonra, Bu çubuk insan, yanındaki de eceli, uzaktaki ise emelidir. İnsan emellerinin peşinde koşar; fakat eceli onu yakalar, emeline ulaşamaz. buyurdu.


Ölüm korkunç olduğu halde, insanların ölümden habersiz gibi yaşamaları, ölümü az düşündüklerindendir. Hatta dünya zevkleri ile meşgul olan kalb ile düşününce etkisi az olur veya hiç olmaz. Korkunç olan ölümün kolay geçmesi için, ölümü hatırdan hiç çıkarmamak gerekir. Bunun için de, kendi arkadaşlarından kendinden önce ölüp, çoluk çocuklarını, mallarını, dostlarını bırakarak toprak altına girenleri düşünmelidir. Makam sahibi olanların etki ve yetkilerinin kalmadığı, toprağın onları nasıl çürüttüğü, düşünülmelidir. Hayatta iken neler yapıyor, nasıl konuşuyorlardı. Yapılacak birçok işi vardı. Ölümü unutup yaşıyorlardı. Kimi malı ile kimi makamı ile, kimi gençliği ile gururlanıyordu. Ölüm bunları ansızın yakaladı. Şimdi hepsi unutulup gitti, hayal oldu.

İşte bir kimse de, bunları düşünüp mezarlarını ziyaret ederek kendisinin de aynı akıbete uğrayacağını bilirse, kalbi yumuşayabilir, dünyanın faydasız şeylerine dört elle sarılmaktan vazgeçebilir.

Uzun emelli olmaktan sakınmalıdır. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
Cenneti isteyen, uzun emelli olmasın, dünya işleri ile uğraşması, ona ölümü unutturmasın, haram işlemekte Allah’tan haya etsin![Berika]

İnsan yaşlandıkça, mal hırsı ve tul-i emeli gençleşir. [Müslim]

Allah’tan utanın! Başkalarına kalacak şeyleri toplamakla vaktinizi kaybetmeyin! Kavuşmayacağınız şeyleri ele geçirmek için uğraşmayın; ihtiyacınızdan fazla bina yapmakla hayatınızı harcamayın! [Beyheki]

Azrail aleyhisselamla kardeş gibi görüşen Yakub aleyhisselam dedi ki:
- Senden bir ricada bulunacağım. Ecelim yaklaşınca bana haber ver!
- Sana birkaç haberci gelir.
Bir müddet sonra Hazret-i Azrail yine gelir. Hazret-i Yakub sorar:
- Ziyaretime mi geldin?
- Canını almaya geldim.
- Hani bana birkaç haberci gelecekti?
- Sana haberci gelmedi mi? Saçların ağarmadı mı? Vücudun zayıflamadı mı? Dimdik duran belin bükülmedi mi?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

İnsan öleceği zamanı bilseydi, aklı başından giderdi. İyi ki ölüm vakti gizlendi. Eğer gaflet olmasaydı, hiç kimse bir işine bakmazdı. Gaflet ve uzun emel, kötü olduğu kadar aynı zamanda iki büyük nimettir. Eğer bu ikisi olmasaydı, müslüman sokakta yürüyemez hale gelirdi.

İnsan genelde ahmak olarak yaratılmıştır. Eğer her şeyi inceden inceye düşünebilseydi, hiç kimse geçimi için çalışmazdı. Dünya, mamurluğunu, ahmakların gafletine borçludur.

Ne gariptir ki, ölüm senin peşinde, sen ise dünyalık peşindesin.
Zahitlik, kaba kumaş giymek değil, uzun emeli bırakmaktır.

Ölüm boyna asılı, dünya ise sırtınıza yüklenmiştir. İnsan, kılıç, boynuna vurulacak gibi ölüme hazır olmalıdır.

Her gün ölüme yaklaşmaktasın. Ecelin geldi denilmeden ölüme öyle hazırlıklı ol ki, Azrail aleyhisselam gelince, Az izin ver de, bende hakkı olanlarla helalleşeyim, oğluma telefon edeyim, şu işimi şöyle yapsın, kiminde borcum var, kiminde alacağım var. Bu işlerimi bir halledeyim demek ihtiyacını hissetmemek gerekir. Vasiyeti her zaman hazır bulundurmalıdır.


Uzun emelli olmanın iki sebebi vardır:


Biri dünya sevgisi, diğeri de cahilliktir.


Dünya sevgisi nedir? İnsan, dünyanın faydasız ve günah olan zevklerine alışırsa, artık bunlardan ayrılması zor olur. Alışmış kudurmuşa benzer derler. Uyuşturucuya değil, tavlaya veya herhangi bir oyuna bile alışan ondan kolay kolay vazgeçemez. Bu faydasız veya zararlı şeylerin hepsine birden dünya denir. Bunları sevmesine de dünya sevgisi denir. Alıştığı bu sevgilerden mahrum kalacağını düşünerek ölümü düşünmek bile istemez. İnsan hoşlanmadığı şeyden nefret eder, ondan uzaklaşmak ister. Onun için ölümden çok korkar.

İnsan boş hayallerle doludur. Arzusuna uygun birçok şey ister. Arzularına kavuşmak için de dünyada uzun müddet kalmayı ister. Uzun müddet yaşamak için de, muhtaç olduğu şeyleri elde etmeye çalışır. Çoluk çocuk ister, ev ister, araba ister, bilgisayar ister. İster de ister. Kalbi bunlara bağlanır. Günleri bu işlerin meşgalesi ile geçer. İhtiyaçlar tükenmez, biri biter biri başlar.

Ahiret işini erteler.


Ahiret işlerini ise hep erteler. Böylece yaklaşmakta olan ölümü unutur. Beklemediği bir anda ölüm onu yakalar, fakat iş işten geçmiştir. Cehennemliklerin çoğunun çektiği ceza, bugünkü işi yarına bırakmalarındandır. Pişman olmamak için ölümü hiç unutmamalı, bugünkü ahiret işini yarına bırakmamalıdır. Kimi ve neyi seversen sev, sonunda ondan ayrılacaksın hadis-i şerifini unutmamalı, hiç ayrılık olmayan gün için hazırlanmalıdır.

Uzun emelli olmanın ikinci sebebi ise cahilliktir. Kimi gençliğine güvenir, ölümü çok uzak görür. Halbuki ihtiyarlar gençlerin onda biri bile değildir. Bunun sebebi de gençlerden daha çok kimse öldüğündendir. Bir yerde bir ihtiyar ölürse, bir tane çocuk, bir de genç ölür. Kimi de kendini sıhhatli gördüğü için ölümü uzak görür.

Sapasağlam kimselerin öldüklerini işitmiyor muyuz? Kimine kalb sektesinden gitti diyoruz, kimine başka bir sebep uyduruyoruz. Ölmek için mutlaka hasta mı olmak gerekir? Trafik kazaları, depremler, anarşistler hasta sağlam, genç ihtiyar demiyor. O halde yapacağı hayırlı işleri, ibadetleri ileriki günlere bırakmamalıdır. Peygamber efendimiz, Yarın yaparım diyenler helak oldu buyurdu.

Tevbeyi geciktirmek


Sonra tevbe ederim ve iyi şeyleri daha sonra yaparım diyorsan, ölüm daha önce gelebilir, pişman olup kalırsın. Yarın tevbe etmeyi, bugün etmekten kolay sanıyorsan, aldanıyorsun. Çünkü tevbe, geciktikçe zorlaşır ve ölüm yaklaşınca, hayvana yokuş önünde yem vermeye benzer ki, faydası olmaz. Senin bu hâlin, şu öğrenciye benzer ki, dersine çalışmayıp, imtihan günü hepsini öğrenirim sanır ve ilim öğrenmek için, uzun zaman lazım olduğunu bilemez. Bunun gibi, nefsi temizlemek için de, uzun zaman mücahede etmek lazımdır. Ömür, boşuna geçince, bir anda, bunu nasıl yapabilirsin? İhtiyarlamadan önce gençliğin, hasta olmadan önce sıhhatin ve sıkıntı çekmeden önce rahatlığın ve ölmeden önce hayatın kıymetini bilmezsen çok pişmanlık çekersin.

Zor olsa da dünya sevgisini kalbden çıkarmaya çalışmalıdır. Ahiret gününe ve orada ya sonsuz cezaya veya sonsuz mükafata kavuşacağını kesin olarak bilen kimse, yavaş yavaş dünya sevgisini bırakmaya çalışır. Çünkü önemli şeyi sevmek önemsizi kalbden çıkarır. Bir arkadaş, Çocuklarımı severdim, fakat torunlar olunca, onları sevmeye başladım. Hatta torunlardan önemli olan şeyleri sevince, torunları da unuttum demiştir.

Demek ki aklı olan kimse, en önemli şey üzerinde durmalıdır. Ölüm bir gerçektir. Ahirette sonsuz kalınacaktır. Dünyaya tekrar dönüp iyi amel işleme imkanı olmayacağına göre, Peygamber efendimizin öğütlerine uyarak kendimizi ölmüş kabul etmek, ona göre geçici arzulardan uzak durmak gerekir.

... ... ...
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (08.03.10), leyya (14.03.10), muallim (08.03.10)
Alt 08.03.10, 18:29   #3
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Çok yaşamayı istemek

Allahü teâlâya ibadet ve Onun dinine hizmet için çok yaşamayı istemek tul-i emel olmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

İnsanların en iyisi, ömrü uzun ve ameli güzel olandır, en kötüsü de, ömrü uzun ameli kötü olandır. [Tirmizi]

Ömrü uzun olup İslamiyet’e uymak, büyük saadettir. [Beyheki]

Saçını, sakalını müslüman olarak ağartan affolur.[M. Rabbani]

Müslümanlıkta ağaran kıllar, kıyamette nur olur.[Tirmizi]

Cenneti isteyen, uzun emelli olmasın, dünya işi, ona ölümü unutturmasın! [İ.Ebiddünya]

Tul-i emel, zevk ve safa sürmek için çok yaşamayı istemektir. Tul-i emelin sebepleri, dünya zevklerine düşkün olmak ve ölümü unutmak ve sıhhatine, gençliğine aldanmaktır. Tul-i emelli, ibadetleri vaktinde yapmaz, tevbeyi terk eder. Kalbi katı olur. Vaaz, nasihat tesir etmez. Ölümü unutur, ölüm hiç hatırına gelmez. Hep dünya malına ve mevkiine kavuşmak için ömrünü harcar. Ahireti unutur, dünyanın faydasız zevk ve safasını düşünür. Bunlardan kurtulmak için ölümün her an gelebileceğini düşünmeli, sıhhatin, gençliğin ölüme mani olmadığını unutmamalıdır! Birçok hastanın iyileşip yaşadığı, sağlam birçok kişinin öldüğü çok görülmektedir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Başkalarına kalacak şeyleri toplamakla vakit kaybetmeyin! Kavuşamayacağınız şeyleri ele geçirmek için uğraşmayın![Beyheki]

İnsana vaiz [nasihatçı] olarak ölüm yeter. [Beyheki]

İnsan yaşlandıkça, mal hırsı ve tul-i emeli gençleşir.[Müslim]

Beş şeyden önce, beş şeyin kıymetini bilin! İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sıhhatin, fakirlikten önce zenginliğin, meşguliyetten önce boş vaktin ve ölümden önce hayatın kıymetini biliniz.[Hakim]

Şu kişiye şaşılır ki, o dünyaya talip, ölüm de ona taliptir. [Ebu Nuaym]

Her gün 2 melek şöyle der: Ey insanlar, ölmek için doğdunuz, yaptıklarınız harap olur, mallarınız düşmana kalabilir. Bunların hesabı sizden sorulur, azabı da size olur. (R. Nasıhin)

Hazret-i Âişe validemiz, kalbinin katı olduğunu söyleyen bir kadına, Ölümü çok hatırlarsan kalbin yumuşar buyurdu.

Ömer bin Abdülaziz hazretleri her akşam arkadaşlarını toplayıp, ölümden ve kıyamet hallerinden bahseder, sanki en sevdikleri biri ölmüş gibi de ağlaşırlar idi.

İbrahim Teymi hazretleri, Şu iki şey, beni hiç bir şeyden zevk almaz duruma getirdi: Ölümü hatırlamak ve ahirette hesaba çekilmek düşüncesi.

Rebi bin Haysem hazretleri, ölümü unutmamak için evine bir mezar kazıp, her gün defalarca oraya girerdi ve Bir an ölüm hatırımdan çıksa, huzurum bozulur derdi.
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
fatımatüzzehra (12.03.10), leyya (14.03.10), muallim (08.03.10)
Alt 14.03.10, 09:11   #4
Ruh-efzâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3 Ruh-efzâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Bazı büyüklerimizin bu mevzuda ki sözleri şöyledir :

Ebudderdâ ,Ey insanlar,utanmaz mısınız ? Bina yaparsınız, içinde oturamayacaksınız. Uzun emellerde bulunursunuz,yetişemeyeceksiniz. Dünya malını toplarsınız,yiyemeyeceksiniz. Sizden önceki kavimler,sizden daha sağlamlarını yapmışlar,sizden daha çok dünyalık toplamışlar ve sizden daha uzun emellerde bulunmuşlardı. Fakat gün dolu,şatafatlı binaları mezarlığa döndü ; uzun emelleri onları aldattı ; topladıkları dünyalıklar mahvoldu..

Hz.Ali ,(Hz.Ömer'e hitâben) İki dostuna (Hz.Peygamber ve Hz.Ebubekir ) kavuşmak istersen yamalı elbise ve yamalı ayakkabı giy.Uzun emelli olma.Doyasıya yeme..

Şu beş şeyi Hz.Âdem vefât etmeden önce, oğlu Şit'e öğütler ve ölmeden önce onunda oğullarına öğütlemesini emreder ;

1.Oğullarına söyle ;dünyaya tamah etmesinler,ona bağlanmasınlar.Ben ebedi cennet tamahına kapıldım.Bu yüzden Allah beni cennetten çıkardı.

2.Oğullarına söyle ; kadınların hevây-ı nefslerine uymasınlar.Ben kendi karımın hevây-ı nefsine uyarak yenmesi yasak meyvayı yedim.Sonra nedâmet duydum.

3.Oğullarına söyle; yapacakları her işin âkibetini düşünsünler.Eğer ben yaptığım şeyin âkibetini düşünseydim maruz kaldığım musibete uğramayacaktım.

4. Oğullarına söyle ; kalpleri bir şeyden korktuğu zaman ondan uzaklaşsınlar.Ben yasak meyvadan yemeğe başladığım zaman kalbim ürpermiş ve korkmuştu.Fakat ben geri dönmemiş ve uzaklaşmamıştım da nedâmet beni sarıvermişti.

5.Oğullarına öğütle, işlerinde istişâre etsinler. Eğer ben meleklerle istişâre etseydi, uğradığım musibete uğramayacaktım.

Bir defâsında,Resûllah sallallâhu aleyhi vesellam, ashâbından bir topluluğa hitâben şöyle buyurdu ;

-Hepiniz cennete girmek ister misiniz ?

Ashâb dedi 'Evet ey Allahın Resûlü !..'

Resûllah sallallâhu aleyhi vesellam ;

-Uzun emelleri bırakın,Allah'dan hakkıyla hayâ edin !

Ashâb 'Biz hepimiz Allah'dan hakkıyla hayâ ederiz..'

Resûllah sallallâhu aleyhi vesellam ;

- Allah'dan hakkıyla hayâ etmek bu değildir. Allah'dan hayâ etmek,kabri ve yok olmayı hatırlamaktır. Allah'dan hayâ etmek,içini-dışını ve kalbini kötü niyetlerden ve kötü düşüncelerden korumaktır. Kim ki,canı âhiret hayatını kazanmayı çekerse dünyanın şatafatından sıyrılsın. İşte bu noktada kişinin Allah'dan hakkıyla hayâsı başlar ve bu hayâ onu Allah dostluğuna götürür..

Yine Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi vesellam) buyuruyor ki ;

Bu ümmetin ilklerinin kurtuluşu dünya zevk ve şatafatından elçekme iledir. Sonrakilerin felâketi ise cimrilik ve uzun emeldir..

...

-İmam Gazâlî Hazretleri-
"İlâhî Nizâm"
__________________
_________________________________________________



Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?..





bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır
çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile


iç içe bir lisândır.







Rabia Hilal..
View Ruh-efzâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür edenler:
leyya (14.03.10)
Cevapla

Etiket
emel, haftanın, konusu, uzun

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
01-03-2010 Haftanın Konusu :Şükür ve Hamd Ruh-efzâ Haftanın Konusu 8 07.03.10 10:50
15-02-2010 Haftanın Konusu :Enâniyet Ruh-efzâ Haftanın Konusu 4 15.02.10 09:22
08-02-2010 Haftanın Konusu : Hüsnü Zan ve Sui Zan Ruh-efzâ Haftanın Konusu 3 13.02.10 12:05
25-01-2010-Haftanın konusu: Havf ve Reca Ruh-efzâ Haftanın Konusu 4 28.01.10 14:50
18-01-2010-Haftanın konusu: Dua ve Ehemmiyeti fatımatüzzehra Haftanın Konusu 7 23.01.10 13:15

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:47 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.