|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 197 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
![]() إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِيسَبِيلِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ «Mü'minler ancak o zâtlardır ki, Allah'a ve O'nun Peygamberine imân etmişlerdir, sonra bir şüpheye düşmemişler ve mallarıyla ve nefisleriyle Allah yolunda cihâd edenlerdir. İşte sâdık olanlar da onların tâ kendileridir.» (Hucurât Sûresi,âyet 15) ______________________________________ Haftanın Konusu Cihâd ve Cihâdın Fâziletleri ______________________________________
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
|
|
|
| Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (15.03.10), arifan yolcusu (15.03.10), fatımatüzzehra (16.03.10), leyya (13.02.11), muallim (15.03.10) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
![]() إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِيسَبِيلِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ «Mü'minler ancak o zâtlardır ki, Allah'a ve O'nun Peygamberine imân etmişlerdir, sonra bir şüpheye düşmemişler ve mallarıyla ve nefisleriyle Allah yolunda cihâd edenlerdir. İşte sâdık olanlar da onların tâ kendileridir.» (Hucurât Sûresi,âyet 15) ... ... ... Nûman Ibni Besir buyurur ki; Peygamber'imizin minberi yanında bulunuyordum. Birisi «Ben, müslüman olduktan sonra hacca gelenlere su dağıtmaktan baska bir şey yapmasam aldırmam» dedi. Bir başkası «Ben müslüman olduktan sonra Mescid-i Harâm'ı onarmadan baska bir sey yapmazsam aldırmam» dedi. Bir digeri de «Cihâd sizin bahsettiginiz amellerden daha faziletlidir» dedi. Bu sırada Hz. Ömer «Peygamber'imizin minberi dibinde yüksek sesle konuşmayın. Bu gün Cum'â'dır. Namaz bitince Peygamber'imizin yanına varır, tartıştığımız konuda O'nun ne dediğini sorarsınız» diyerek onları tartışmaktan alıkoydu. Bu arada şu âyet geldi: أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَجَاهَدَ فِيسَبِيلِ اللّهِ لاَ يَسْتَوُونَ عِندَ اللّهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ «Ya siz hacı sakalığını ve Mescid-i Haram'ın imarını, Allah Teâlâ'ya ve ahiret gününe imân eden ve Allah Teâlâ yolunda mücâhedede bulunan kimse gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah Teâlâ'nın indinde müsavî olamazlar ve Allah Teâlâ zalimler olan bir kavme hidâyet etmez.» (Tevbe,âyet 19) ... ... ... Cihadın Lügat Mânâsı: "Cihâd" kelimesi cehd filinin mastarıdır. Lügat kitablarında cihadın lügavi manası şöyle açıklamıştır: 'Cihâd' lügavi ( Arap lisanında ) asıl manası ;güç ,kuvvet ve meşakkat manasına gelir .Cihad ve mücadele gibi,örfi nasta 'düşmanla mukatele etmek ( savaşmak ) manasında kullanılır (Lisanü'l-Arab, Tacü'l-Aruc) 'el-cihad kıtal vezninde 'el- mücadele vezninde olup; Düşmanı din ile harb ve kıtal eylemek ( savaşmak ) manasındadır ki; murad 'mukatelede ifrağ-ı vü eylemektir' ( savaşta bütün gücünü sarf etmektir ) (Tercemetü'l -Kamus) "Cihâd : Dini müdafaaiçin kıtaldır ( savaşmaktır ) (El-Muncid) Müfredatü'l- Ku'rân'da ise "Cihâd" ve "mücadele" kelimleri ; "Düşman karşısında müdafaa için bütün gücünü kullanmaktır" manasında olduğu ifade edilmiştir. Cihâd kelimesi lüğat bu umumi manasıyla kullanılmaktadır. (El-Ciahadü Fi'l-İslam 13) Cihâdın Istılahî Mânâsı : "Müslümanların musaleha ( sulh ve barış ) hainde olmadıkları kafirleri islamiyyete davet sonra , onlar da bu daveti kabul etmeyip reddettikleri taktirde, ila-yi kelimetullah ( Kur'ân'ın hâkimiyeti ) için savaşmalarına cihâd denir. (Kamuysü'l-Fıkhiyye 1/7; Mevsuatü'l-Fıkhiyye 16/ 124 ) Allame Şerif Cürcani , " Kitabü't-Ta'rifat" adlı eserinde "cihâd"ı şöyle tarif etmiştir :" Cihâd lügatta cehd fiilinin mastarı olup , gücünün dahilinde kavlen ve fiilen herşeyini ortaya dökmektir. "Şeriatın ıstılahında ise cihad ; Allah yolunda savaşmak ve kıtalde bulunmak için fiil ile, mal ile, rey ile , ( görüş beyan etmekte ) ve teksiri savadla ( yani fiilen savaşmayacak durumda iken , sırf müslümanların sayısını çoğaltmak ve karşı tarafa korku salmak için mücahidlerin safında yer almakla ) bilfiil gücünü ve takatını sarf etmek' demektir.(Kitabü't-Ta'rifat) Hanefi ulemasına göre cihadın ıstılahi manası;"Kafirlerin hak din olan İslam'a çağırmak kabul etmeyenlere karşı malla canla savaşmaktır" demektir. (El-Bedayi 7 / 97 ; Fethü'l-Kadir 4/276) Şafii ulemasına göre ise cihad;" İslam'ın muzaffer olması için kafirlerle savaşmaktır.(Haşiyetü'ş-Şerkavi 2/391) demektir. Görülüyor ki, Hanefi ulemasının cihad tarifi ile şafiilerin tarifi arasında netice itibarıyle bir fark yoktur.Diğer mezheb imamlarının tarifi de Hanefi ve Şafii ulemasının tarifine yakındır.(El-Fıkhü'l İslami 2 /448) Kuran'da "cihâd" kelimesi hangi mânâda kullanılmıştır ? Kur'ân'ı Kerim'de "cihâd" kelimesi ve ondan müştak olan ( türeyen) kelimler , 35 defa zikredilmektedir. Bunlardan 8 tanesi mekki sürelerde , 27 tanesi tanesi medeni sürelerde yer alır . Medeni sürelerde ve ayetlerden geçen "cihâd" ve ondan müştahâk olan kelimelerin mânâsı "İlâ-yı kelimetullâh için kafirlerle madden savaşmak"tır. Çünkü cihâd, Müslümanlara Medine devresinde farz kılınmıştır.Bu devrede başta Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem) ve sahabelerin kafirlerle din ve iman için bilfiil savaşmları isbat eder ki, Medeni sürelerde geçen cihad kelimesinin manası, kafirlerle maddeten savaşmaktır. Resul-i Ekrem (sallalahu aleyhi vesellem) ve sahabe-i kiramın kafirlerle olan bütün savaşları .Medeni sürelerde geçen cihad ayetlerinin fiili tefsiridir.Mekki sürelerde geçen "cihâd" ve ondan müştahak kelimelerin manası ise "hüccet ve delille hasmı ilzam ve ikna etmek " veya "nefisle olan mücadele "dir. Ayrıca Kuran'ı Kerim'de geçen "nefr" ve "katl "" mastarından müştahak olan kelimeler de maddi cihadı ifade etmektir. ... ... ... Cihâd başlıca dört kısma ayrılır. 1. Cehâlete Karşı Cihâd: Bu cihat, insanlara hakkı, doğruyu ve güzeli öğretmektir. Kuran-ı Kerimde Cenab-ı Hakk, Peygamber Efendimize hitaben şöyle buyurur: “Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır. Onlarla en güzel şekilde mücadele et.” (Nahl Sûresi, 125) Bir başka ayet-i kerime: “Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve fenalıktan men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erişenler onlardır.”( Âli İmran Sûresi, 104) Kur’an-ı Kerim sadece bir kavmin değil, kıyamete kadar gelecek bütün insanların maddî ve manevî, ferdî ve içtimaî yaralarını tedavi etmeye kâfi İlâhî bir tiryaktır. Bu tiryakı bütün insanlığa takdim vazifesi Müslümanlara verilmiştir. 2. Nefisle Cihâd: Bir ayet-i kerimede nefsin desiselerine karşı müminler şöyle ikaz edilirler: “Heva ve hevesine uyma, sonra seni Allah yolundan saptırır.” (Sad Sûresi, 26) Peygamber Efendimiz (Sallalahu aleyhi vesellem) de “Cihadın en büyüğü nefisle cihattır,” ve “Senin en büyük düşmanın, içinde bulunan nefsindir,” (Aclûnî, Keşfü’l-Hafa, Beyrut, I, 143, Hadis No: 413) Hadis-i şerifleriyle bu cihadın önemine dikkatimizi çeker. Nitekim, bir harp dönüşünde, “Küçük cihattan büyük cihada döndük,” (Kenzu’l-Ummal, IV, 430, Hadis No: 11260 ) buyurmakla nefsi yenmenin düşmanla harp etmekten daha zor ve daha önemli olduğunu çok veciz bir şekilde dile getirir. 3. Şeytana Karşı Cihâd: Kuran-ı Kerimde, “Şüphesiz ki şeytan sizin için bir düşmandır. Siz de onu düşman tutun,”( Fatır Sûresi, 6 ) ayet-i kerimesiyle insanlara en büyük düşman olarak şeytan gösterilmiş, dolayısıyla da en büyük cihadın, bu en büyük düşmanla yapılan cihat olacağına dikkat çekilmiştir. 4. Silahla Harp Etmek: Bu cihat devamlı olmadığı gibi herkese de farz değildir. Devletin yeterli gücü bulunması halinde cihat farz-ı kifayedir; yani bir gurup insanın cihat etmesiyle diğer insanlardan bu vazife düşer.
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
|
|
|
| Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (15.03.10), arifan yolcusu (15.03.10), fatımatüzzehra (16.03.10), leyya (13.02.11), muallim (15.03.10) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
Cihâdın hükmü nedir?
Düşmana karşı yapılacak olan cihad, normal şartlarda farz-ı kifayedir. Olağanüstü hallerde ise, farz-ı ayn olur. (1) Yani ümmetin her ferdinin cihadla meşgul olması zor olduğundan, herkese farz değildir. Ümmet içinden bir topluluğun bu görevi ifa etmesi yeterlidir. Şu ayet, cihâdın farziyetini bildirir: «Hoşunuza gitmese de, kıtal (savaş) size farz kılındı. Hoşunuza gitmeyen bir şey hakkınızda hayırlı olabilir. Hoşunuza giden bir şey de, hakkınızda şer olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.» (Bakara suresi, 216) Savaş, arzu edilen birşey olmamakla beraber, kaçınılması mümkün olmayan bir realitedir. (2) Savaşın mahiyetinde, tahrip etmek, kan dökmek, yaralanmak, ölmek... gibi nefsin hoşuna gitmeyen şeyler vardır. «Hoşunuza gitmese de» ifadesi bu noktaya dikkat çeker. Savaş, zatında güzel değil, ama neticeleri itibariyle güzeldir. Çünkü, Allah yolunda savaşmakta, «düşmanın fenalığını def, müslümanların yükselmesini temin...» gibi güzel neticeler vardır. (3) Cihadın zatı itibariyle değil, neticeleri yönüyle güzel olması, şifa için acı ilacı içmeye, kazanç ümidiyle yolculuğun zorluklarına katlanmaya benzer. (4) Acı ilacı içmeyen, sıhhat gibi tatlı bir neticeye ulaşamaz. Zorluklara katlanmayan muvaffak olamaz. Cihad etmeyen de, dünya ve ahiret mutluluğunu yakalayamaz; dünyada düşmanlarına mağlup olur, ahirette de İlahî emre muhalefetin cezasını çeker. Cihadın herkese farz olmaması, savaşmak görevinin ordunun üzerinde olması gibidir. Düşmanla savaşa ordu yeterli geldiğinde, ümmetin diğer fertlerinden bu görev düşer. Fakat yeterli gelmediğinde, seferberlik ilan edilir ve yedisinden yetmişine herkes sefere katılır; dinini, vatanını, namusunu kurtarır. Şu ayet, normal şartlarda cihadın farz-ı kifaye olduğuna delalet eder: (5) «Mü'minlerin hep birden savaşa çıkmaları uygun değildir. Her fırkadan bir grup savaşa gitmeli, onlardan bir kısmı da dini anlamak ve döndüklerinde onları uyarmak için kalmalı. Olur ki, sakınırlar.» (Tevbe suresi, 122) Rivayetlere göre, bir seferden geri kalanları kınayan ayetler nazil olunca, mü'minlerin toptan sefere katılmak istemesi üzerine, üstteki ayet nazil olmuştur. (6) Resulullah, sefere gittiğinde bazılarını geride bıraktığı veya bazı küçük seferlere kendisinin katılmadığı, tarihi birer realitedir. Şu ayet de, cihâdın farz-ı ayn olmadığının delillerinden kabul edilir: «Mü'minlerden - özür sahibleri müstesna - oturanlarla, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olamaz. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlara üstün kılmıştır. Bununla beraber Allah, her iki tarafa da "hüsnayı"/cenneti va'detmiştir...» (Nisa suresi, 95). Oturanlara da güzellik (cennet) va'dedilmesi, cihadın herkese farz olmadığını gösterir. (7) Cihadın herkese farz olmamasından, bir kısım insanların tembellik göstermeleri uygun değildir. Ayetin de dikkat çektiği gibi, mallarıyla-canlarıyla cihad edenler, oturanlardan daha üstündürler. Dünyevî menfaatlerde aza razı olmayan nefislerin, cihad gibi en mukaddes bir görevde tembellik göstererek, az bir sevaba razı olmaları, elbette iyi bir hal sayılamaz. Kaldı ki, cihadın farz-ı kifaye olması, ümmetten bir topluluğun bu göreve yeterli olduğu durumlar için söz konusudur. Belli bir topluluk cihad yükünü kaldıramadığında, bütün ümmet bu yükü omuzlamakla mükelleftir. ________________________________ Kaynaklar 1- Abdullah b. Mahmud Mevsılî, İhtiyar li Ta'lîli'l-Muhtar, Çağrı Yay. İst., 1980, IV, 117; Muhammed b. İbnu Rüşd,, Bidayetü'l-Müctehid Nihayetü'l Muktesid, Daru'l-Marife, Beyrut, 1988, 1, 380-381; Kurtubî, III, 27; Ebu'l-Fadl Àlûsî, Ruhu'l-Meanî, Daru İhyai't- Türasi'l-Arabî, Beyrut, 1985, II, 106; W. Madelung, Dictionary of the Middle Ages, "Cihad" md. VII, 110 2- İbnu Haldun, Mukaddime, El-Mektebetu't-Ticariyye, Mısır, s. 270-271; Reşid Rıza, Tefsîru'l-Menar, Mektebetu'l-Kahire, Mısır, X, 364; Muhammed Hamîdullah, Hz.Peygamberin Savaşları, Ter. Salih Tuğ, Yağmur Yay., İst., 1981, s. 14 3- Halim Sabit Şibay, M.E.B. İslam Ans. "Cihad" md. III, 169; Ömer Nasuhî Bilmen, Hukuk-u İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhıye Kamusu, Bilmen Yay. İst. III, 356; Abdülhafız Abdürabbih, Felsefetü'l-Cihad fi'l-İslam, Mektebetu‘l-Medrese, Beyrut, 1982, s. 42; Özel, İslam Hukukunda Milletlerarası Münasebetler, s.48 4- Razi, VI, 27; Muhammed Ali Sabunî, Revaiu'l-Beyan, Dersaadet Yay. İst., 1, 245; Kurtubî, III, 27-28; Àlûsî, II, 106 5- Razî, XVI, 225-226; İbnu Rüşd, I, 380-381; Kurtubî, VIII, 186; Bilmen, III, 358-359; Ahmed Kadiri, El-Cihadu fî Sebilillah, Daru'l-Menare, Cidde, 1992, I, 59-60 6- Razi, XVI, 225-226 7- Age. XI, 9; Kadiri, I,60 ________________________________
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
|
|
|
| Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (15.03.10), arifan yolcusu (15.03.10), fatımatüzzehra (16.03.10), leyya (13.02.11), muallim (15.03.10) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 6735
Üyelik tarihi : 02-02-2010
Mesleği : eğitimci
Nereden : sarıyer anadolu gençlik
Konuları : 727
Mesajlar : 5,140
Teşekkürleri: 2,607
2,696 mesajına 5,299 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Allah razı olsun başlık sahibinden... zaman öyle bir zaman olmuşki sözde müslümanlığa hizmet eden birçok insan ciahad,şehadet kelimelerini kullanmamak için yedi takla atıyor... Rabbim cümlemize şehadet nasib eylesin
__________________
Her halde maksut sensin, Her manada anlatılmak istenen sensin eller ne derse desin, sen bize en sevgilisin 04/02/2011
unutulmayacak günlerden |
|
|
| Bu mesaj için arifan yolcusu kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#5 | |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 3461
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Konuları : 654
Mesajlar : 4,482
Teşekkürleri: 10,380
2,954 mesajına 5,392 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
![]() Alıntı:
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] " Kişi Sevdiği ile Beraberdir " (Hadisi Şerif) "İlim mü'minin en yakın dostudur.
Akıl onun yol göstericisi;iyi,yararlı amel,işlerini düzene sokucusudur. Yumuşak huyluluk onun veziri,sabır onun hükümdarı,şefkat ve merhamet onun babası,hazımlı olmak onun kardeşidir." |
|
|
|
| Bu mesaj için muallim kullanıcısına teşekkür edenler: | fatımatüzzehra (16.03.10) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
Manevi cihâd nedir, nasıl yapılmalıdır?
Manevi cihâd, bütün Müslümanların kendi nefsi arzularını gemlemek amacıyla nefis ve şeytanın tuzak ve hilelerine karşı mağlup olmamak için yürüttükleri manevi bir savaştır. Manevi mücahede, yada “Cihâd-ı ekber” (en büyük cihâd) olarak da nitelendirilen manevi cihâdın amacı, her mü'min için nefis ve şeytan ile bir ömür boyu mücadele etmek, nefsini kötülüklerden arındırarak, istikamet çizgisinde halis bir kul, faydalı bir Müslüman, faziletli ve kamil bir insan olmaktır. Manevi cihad, iç dünyanın tanzimine kuvvet vermektir. İçini kirden, günahtan yıkamak ve bütün kötülüklerden arınmaya çalışmaktır. Mü'minin kendi iç dünyasını mamur ve müstakim kılmasını amaçlayan manevi mücahede, kulluk görev ve ciddiyeti ve insan olma sorumluluğudur. Manevi mücahede, bütün Müslümanlar için daimî bir farzdır. Manevi mücahede, süreklilik içinde kulluk şuurunu icra etmeye çalışmaktır. Manevi cihâdın önemi Kur’ân-ı Kerim ve hâdislerde açık bir şekilde vurgulanmıştır. Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” (Hud Sûresi, 112) ayet-i kerimesi ile ilgili olarak “Hud Sûresi beni ihtiyarlattı” ( Tirmizi, Tefsir, sure 56) buyurarak, emr-i ilahi çizgisinde istikameti muhafaza etmenin önemini ve kulluk görevi ile ilgili hassasiyetini ifade etmiştir. Nitekim Kur’ân-ı Kerim'de ; “ Güneşe ve onun aydınlığına, güneşi takip ettiğinde Ay’a, onu açığa çıkardığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” ( Şems Sûresi,1-10) beyânıyla Cenab-ı Hak kurtuluşa ermenin ancak nefsini kötülüklerden çekmek ile mümkün olacağını kasem (yemin) ile beyan buyurmaktadır. Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) bir hâdisinde ; “Mücahid nefsiyle cihat edendir” (Tirmizi, “Feza’iü’l cihad”2) buyurarak nefis ile mücadelenin önemini belirtmiş, Cenab-ı Hak da, Kur’ân-ı Kerim'de nefsin kötülük ve desiselerine karşı: “ Muhakkak nefis daima kötülüğe sevk eder” (Yusuf Sûresi,53), “Benim ayetlerimi, az bir dünya menfaatiyle değiştirmeyin. Ve yalnız benden korkun, yasaklarıma karşı gelmekten sakının” (Bakara Sûresi, 41) emri ile insanları ciddi bir şekilde ikaz etmiştir. Bu ikaz ile birlikte arınmanın ve temizlenmenin yollarını da göstermektedir : “Nitekim kendi içinizden, size ayetlerimizi okuyan, SİZİ TEMİZLEYEN, size kitabı ve hikmeti getirip bilmediklerinizi öğreten bir resul gönderdik.” (Bakara Sûresi,151) Dinde muvaffakiyet, büyük ölçüde manevi cihadda muvaffakiyet demektir Gerçekten Allah’ın emirlerine uyma konusunda nefsi ile cihâd edemeyenin düşmanla cihat edemeyeceği de açıktır. Manevi mücahade yapan müminlere Yüce Allah’ın yardım ve ihsanı vardır. Nitekim bu hususu şu âyet-i kerime teyit etmektedir: “Bizim uğrumuzda gayret gösterip mücahede edenlere elbette muvaffakiyet yollarımızı gösteririz. Muhakkak ki Allah iyi davrananlarla beraberdir” (Ankebut Sûresi, 69).
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
|
|
|
| Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: |
![]() |
| Etiket |
| cihad, faziletleri, haftanın, konusu |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 08-03-2010 Haftanın Konusu : Uzun Emel | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 3 | 14.03.10 09:11 |
| 01-03-2010 Haftanın Konusu :Şükür ve Hamd | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 8 | 07.03.10 10:50 |
| 15-02-2010 Haftanın Konusu :Enâniyet | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 4 | 15.02.10 09:22 |
| 08-02-2010 Haftanın Konusu : Hüsnü Zan ve Sui Zan | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 3 | 13.02.10 12:05 |
| 18-01-2010-Haftanın konusu: Dua ve Ehemmiyeti | fatımatüzzehra | Haftanın Konusu | 7 | 23.01.10 13:15 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|