|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 198 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
![]() Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) buyuruyor ki : « Allah merhametini yüz parçaya ayırdı, doksan dokuz parçasını kendi yanında tuttu, bir parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet sebebiyle yaratıklar birbirine merhamet eder. Hatta yavrulu hayvan, bir tarafını incitir endişesiyle ayağını yavrusundan sakınır.. » (Buhari, Edeb, 19, Müslim, Tevbe, 17) « Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki,göktekiler de size merhamet etsin..» (Ebû Dâvûd, Edeb, 58) __________________________________________ Haftanın Konusu Merhamet __________________________________________
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
|
|
|
| Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (30.03.10), fatımatüzzehra (30.03.10) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
Merhamet etmek ve Dinimizde merhamet etmenin önemi
Merhamet etmek; acımak, şefkat göstermek demektir. Allahü teâlânın esma-i hüsnasındaki Rahman, Rahim, Rauf gibi isimlerinin anlamı, merhamet eden, acıyan, şefkat gösteren demektir. Rahman, dünyadaki her mahluka acıyan, Rahim, ahirette yalnız müminlere acıyan demektir. Peygamber efendimizin şefkati, acıması çoktu. Tasavvuf, herkese acımak demektir. Şefkatli kimse, başkalarına dert, felaket gelmesinden üzülür, herkesin sıkıntıdan kurtulmasına çalışır. Allahü teâlâ eshab-ı kiramı, (Birbirine merhametli, şefkatli) diye övüyor. Günah işleyen biri, abdest alıp namaz kılar ve günahı için istiğfar ederse, Allahü teâlâ o günahı elbette affeder. Çünkü Kur'â-ı Kerim'de meâlen buyuruyor ki: « Bir günah işler veya kendine zulmeder, sonra pişman olup, Allahü teâlâyı çok merhametli, af ve mağfiret edici bulur.» (Nisâ,âyet 101) Hâdis-i şeriflerde de buyuruldu ki: « Allahü teâlânın mümine olan merhameti, şefkati, acıması bir annenin çocuğuna olan merhametinden daha üstündür.» [Buhari] « Merhamet etmeyene Allahü teâlâ merhamet etmez, acımayana acımaz.» [Buhari] « Alçak gönüllü olan, dilenmeden nefsini zelil gören, helalinden kazandığı malı, hayra sarf eden, yoksul ve çaresizlere merhamet duyanlara müjdeler olsun!..» [Tergib) « Yerdekilere acırsanız, göktekiler de size acır.» [Tirmizi] « Ana babanın yüzüne merhametle bakana, hac ve umre sevabı verilir.» [İ.Rafii] « Güçsüzlere, hastalara, yaşlılara ve küçüklere merhamet edin, acıyın.» [Şir’a] « Allahü teâlâ, yarattığı yüz rahmetten birini mahlukat arasında taksim etti. Bu sebeple anne evladına şefkat eder, hayvanlar, yavrularını sever ve bütün mahlukat birbirine acır.» [Ebu Ya’la] « Müminler merhamette bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut, rahatsız olduğu gibi, Müslümanlar da birbirine acımalıdır!..» [Buhari] « Şu üç kimseye acıyın, merhamet edin ; 1- Cahiller arasında kalan âlime, 2- Varlıklı iken yoksul düşen zengine, 3- Çevresinde hatırı sayılırken itibarını kaybeden zata.» [Tirmizi] « Yoksul ve çaresizlere acıyana müjdeler olsun !..» [Buhari] « Din kardeşinin yüzüne şefkatle bakan affa uğrar.» [İ.Rafii] « Büyüğünü saymayan, küçüğüne acımayan bizden değildir.» [Tirmizi] « Şaki olan merhametsiz, acımasız olur.» [Tirmizi] [Şaki, bahtsız, Cehennemlik demektir.] Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vsellem), oğlu İbrahim ölünce sessizce ağlar, « Şefkatimden ağlıyorum. Allahü teâlâ ancak merhametli olana acır..» buyurdu. Bir kimse, Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi vesellem), torunları Hazret-i Hasan ile Hazret-i Hüseyin’i öptüğünü görünce « Benim on tane çocuğum var. Hiç birini öpmedim..» der. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem), « Merhametli olmayan merhamet göremez.» buyurur. (Buhari) Bir bedevi, « Ya Resulallah, siz çocukları sevip öpüyorsunuz. Biz hiç öpmeyiz..» dediği zaman, ona, « Şefkat, acıma duygusu olmayana ne diyeyim ?..» buyurdu. (Buhari) Bir zat görev emrini almak üzere Hazret-i Ömer’in huzuruna gelir. Hazret-i Ömer’in çocuğunu öptüğünü görünce, « Ben çocuklarımı öpmem..» der. Hazret-i Ömer, « Senin küçüklere, şefkatin yok, millete nasıl acırsın ?..» buyurarak görev emrini imzalamaz. Emri altında olanlara acımayan, Allahü teâlânın merhametinden uzak kalır. Adamın birisi Peygamber Efendimize « Ya Resulallah, hizmetçimi kaç defa affedeyim ?..» diye sorar. Peygamber Efendimiz de (sallallahu aleyhi vesellem) ; « Günde yetmiş defa affet!» buyurur. (Tirmizi) Kâfir mümin herkese, hatta bütün hayvanlara merhamet etmek gerekir! Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem), « Merhametli, şefkatli olmayan, acımayan imanlı olmaz..» buyurunca, Eshab-ı kiram « Ya Resulallah, hepimiz merhametliyiz, şefkatliyiz..» dediler. Onlara, « Sadece insanlara değil, bütün mahlukata merhametli olmak gerekir..» buyurdu. (Taberani) Mesela bir hayvan kesecek kimse, bıçağı hayvanın gözü önünde bilememelidir. Bir gün bir kimse, bir koyunu kesmek için yere yatırır, bıçağını bilemeye başlar. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bunu görüp buyurur ki: « Sen bu hayvanı kesmeden ona ölümler mi tattıracaksın? Hayvanı yatırmadan önce niçin bıçağını bilemedin?..» [Hakim] Bir köpeğin susuzluktan dili çıkar. Bir kuyunun yanında durur. Fakat su derinde olduğu için içemez. Adam bu köpeğe acır. Ayakkabısı ile kuyudan su çıkarıp köpeğe verir. Bundan dolayı Allahü teâlâ onun günahlarını affeder. (Müslim) Zararlı hayvanları öldürmek gerekir. Ancak suda boğarak veya ateşte yakarak öldürmemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: « Keleri bir darbede öldürene yüz sevap vardır. İkinci vuruşta daha az, üçüncü de bundan daha az sevap vardır..» [Müslim] [Keler, kertenkelenin zehirli bir cinsidir.] Bir kimsenin veli olduğu; tatlı dili, güler yüzü, cömertliği ve herkese acıması ile anlaşılır. Evliyanın iki alameti vardır: Allahü teâlânın emirlerine riayet ve mahluklarına şefkat. Herkese acımalıdır. Altıncı kat gökteki melekler, acımasız olanın namazını yukarı geçirmezler. İnsaflı olmak Herkese karşı insaflı davranmak, kendisine karşı yapılmasını istemediği muameleyi başkalarına karşı yapmamak gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: « Şu üç haslete sahip olmadıkça kişinin imanı kemale eremez. Kendisi muhtaç olduğu halde infak etmek, insaflı olmak ve herkese selam vermek.» [Harâiti] « Cehennemden uzaklaşıp Cennete girmek isteyen, son nefesinde kelime-i şehadeti söylesin ve kendisine yapılmasını sevdiği şeyleri başkalarına yapsın!» [Müslim] « Etrafındakilerle güzel komşuluk et ki, hakiki mümin olasın! Kendin için sevdiğini başkaları için de sev ki, hakiki müslüman olasın!» [Harâiti] Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki: « Allahü teâlâ, Hazret-i Âdem'e, şu hasletlere sahip olmayı emretmiştir: 1- Bana ibadet et, hiçbir şeyi ortak koşma! Yaptığın hayırlı amelin mükafatını, sana, en dar gününde veririm. 2- Bana dua et, duanı kabul ederim. 3- İnsanların ne şekilde sana davranmalarını istiyorsan, sen de onlara aynı şeyi yapmalısın!» [İ. Gazali]
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
|
|
|
| Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
Îmânın İlk Meyvesi: Merhamet
Kâmil bir mü’min, gönül insanıdır. Merhamet, şefkat ve diğergâmlık, onun gönül dokusunun en belirgin vasfıdır. Kulu kalben Rabbine yakınlaştıran ilâhî bir cevher olan bu vasıf, aynı zamanda îmânın da bu âlemdeki en büyük şâhidi ve delîlidir. Nitekim insan rûhunun ulaşabileceği olgunluk semâsına çıkışın yegâne yolu, merhamet ve şefkat basamaklarından geçmektedir. Yaratılan her şeye gösterilen engin merhamet, kulu, Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ummânında ihyâ eden müstesnâ bir nimettir. Nitekim hadîs-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökyüzündekiler de sizlere merhamet etsin!”(Tirmizî, Birr, 16) Böyle bir gönül kıvamına sahip olanlar, dâima yoksul ve kimsesizlerin kimsesi olur, mâtemlerin civarında dolaşarak Hakk’ın rızâsını ararlar. Onlar, aynı zamanda bütün mahlûkatın sığınak ve barınağıdırlar. Allah Rasûlü’nün mânevî terbiyesi altında yetişerek böyle bir gönül kıvâmına ulaşmış olan Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh-’ın şu hâli, bu hususta ne kadar güzel bir misaldir: Bir gün Medîne bağlarına uğrayan Hasan -radıyallâhu anh- orada zenci bir köle görür. Köle, elindeki ekmekten bir lokma kendisi yerken bir lokma da önündeki köpeğe yedirmektedir. Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh- Cenâb-ı Hakk’ın “Rahmân” esmâsının bu köledeki merhamet tecellîsine hayran olur. Bu hayranlıkla onu bir müddet seyreder. Daha sonra onun gönül yapısının derinliğini ölçmek için, neden rızkını bir köpekle paylaştığını sorar. Köle ise, yüksek hayâsından dolayı başını kaldırıp Hazret-i Hasan’ın yüzüne bakamaz. Bunun üzerine Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh-: “–Delikanlı, sen kimsin?” diye sorar. Köle, pür hayâ ve gözleri edeple yerde olduğu hâlde: “–Hazret-i Osman’ın oğlu Ebân’ın hizmetçisiyim.” der. Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh-: “–Peki, bu bağ kime ait?” diye sorunca, köle: “–Hazret-i Osman’ın oğlu Ebân’a ait.” diye cevap verir. Hasan -radıyallâhu anh-, zâhiren sıradan bir köle, fakat hakîkatte ilâhî bir hazine olan Hak dostu ve aynı zamanda mâneviyat sultânı olan bu köleye yakın olmak arzusuyla: “–Sakın buradan bir yere ayrılma, birazdan buraya, senin yanına döneceğim.” diyerek oradan ayrılır ve bağın sahibi olan Ebân’ın yanına varır. Hem bağı, hem de o köleyi satın alır. Ardından tekrar kölenin yanına gelir ve: “–Delikanlı! Seni satın aldım.” der. Bunun üzerine köle, hürmetle ayağa kalkarak: “–Başım-gözüm üstüne! İtaat; Allâh’a, Rasûlü’ne ve sanadır.” der. Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh- her kelimesi sadâkat ve teslîmiyet yüklü bu sözleri duyunca daha çok duygulanır. Onun bu sadâkati karşısında hayranlık duyguları daha da artar. Kendisini bu derece duygu derinliğine sevk eden o kölenin gönül güzelliğine mukâbil olarak: “–Sen artık Allah için hürsün! Bu bağı da sana bağışlıyorum!” der. (İbn-i Manzûr, Muhtasaru Tarîhi Dımeşk, VII, 25) Allah ve Rasûlü ile muhabbet ve dostluğun gönülleri ulaştırdığı hassâsiyet ufkundan ne muhteşem bir manzara!.. Muhabbet ve dostluk, fânî hayâtımızın tadı, neş’esi, huzur ve sürûrudur. Varlığın hamuru, muhabbet mayası ile yoğrulmuştur. Muhabbet istîdâdı, Rabbin kullarına en büyük lutuflarındandır. Bu bakımdan muhabbeti layığına yöneltmek zarûrîdir. Bu âlemde muhabbetin hasredilmesi gereken en ulvî merkez, rahmet ve merhamet peygamberi -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. Bizlerdeki merhametin inkişâf etmesi, O’na duyduğumuz muhabbet ölçüsünde gerçekleşir. Peygamber vârisi Hak dostları da ahlâkına büründükleri Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den birer in’ikâs olarak şefkat ve merhamet kutbu hâlinde yaşamışlardır. Nitekim Emir Külâl Hazretlerinin, talebesi Bahâeddin Nakşibend -k.s-’a yaptığı şu nasihatler, bütün mahlûkâtı şefkat ve merhametle kuşatacak bir gönül hassâsiyetine sahip olmanın ne güzel bir ifadesidir: “Gönül almaya bak; güçsüzlere hizmet et! Zayıfları, gönlü kırıkları koru! Onlar öyle kimselerdir ki, fânîlerden müstağnî olarak yaşarlar ve dünyevî olarak da hiçbir gelirleri yoktur. Bununla beraber, onların birçokları tam bir kalp huzûru, tevâzû ve mahfiyet içinde bulunurlar. Böyle ilâhî bir define olan kimseleri ara, bul ve onlara hizmeti nimet bil!” Nitekim Şâh-ı Nakşibend -kuddise sirruh-, engin bir merhametle îfâ ettiği hizmet merhalelerini ve bunun neticesinde nâil olduğu rûhâniyet tecellîlerini şöyle ifade eder: “Hocamın emrettiği yolda uzun süre çalıştım. Bütün hizmetleri îfâ ettim. Gönül dünyam o hâle geldi ki, yoldan geçerken, Allâh’ın herhangi bir mahlûku karşısında olduğum yerde durur, önce onun geçip gitmesini beklerdim. Bu hâlim, yedi sene devâm etti. Bu hizmetin mukâbilinde öyle bir hâl tecellî etti ki, onların inilti sûretinde hazin hazin sesler çıkarıp Hakk’a ilticâ etmelerini hisseder hâle geldim.” Merhamet, îmânın ilk meyvesidir. Bu bakımdan îmânı aşk ile yaşayan kâmil bir mü’minin gönlü, bütün mahlûkâtı merhametle kucaklayan âdeta seyyar bir dergâh gibidir. Çünkü onlar, muhabbetin kaynağı olan ilâhî muhabbeti lâyıkıyla idrâk etmiş ve her varlık ile dost olmuşlardır. Hâlık’ın şefkat ve merhamet nazarıyla mahlûkâta bakabilme istîdâdı kazanmışlardır. Cenâb-ı Hak, bu kalbî kıvamdan gönüllerimize hisseler nasip buyursun! Cümlemizi merhamet ede ede, ilâhî rahmete nâil olan bahtiyarlar zümresine ilhâk eylesin… Âmîn… Osman Nuri Topbaş Şebnem Dergisi,2009 Eylül
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
|
|
|
| Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (30.03.10), fatımatüzzehra (30.03.10) |
![]() |
| Etiket |
| haftanın, konusu, merhamet |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 23-03-2010 Haftanın Konusu : Kul Hakkı | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 2 | 23.03.10 07:59 |
| 22-02-2010 Haftanın Konusu :Tevbe ve İstiğfar | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 4 | 23.02.10 07:11 |
| 15-02-2010 Haftanın Konusu :Enâniyet | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 4 | 15.02.10 09:22 |
| 08-02-2010 Haftanın Konusu : Hüsnü Zan ve Sui Zan | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 3 | 13.02.10 12:05 |
| 18-01-2010-Haftanın konusu: Dua ve Ehemmiyeti | fatımatüzzehra | Haftanın Konusu | 7 | 23.01.10 13:15 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|