|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 196 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Grubu : ALLÂH Bu Üyemizi ISLÂH Etsin..
Üye No : 3457
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Mesleği : profesyonel öğrenci
Nereden : Arz-ı Mev'ud
Konuları : 197
Mesajlar : 4,836
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 03.10.10
Durumu : Status: Offline
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Konu Nil Fırat tarafından (05.07.10 Saat 12:26 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Nil Fırat kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | fatımatüzzehra (05.07.10), hadid (06.07.10), muallim (05.07.10), Ruh-efzâ (07.07.10), Vukuf-i Kalbi (07.07.10) |
|
|
#2 |
|
Grubu : ALLÂH Bu Üyemizi ISLÂH Etsin..
Üye No : 3457
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Mesleği : profesyonel öğrenci
Nereden : Arz-ı Mev'ud
Konuları : 197
Mesajlar : 4,836
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 03.10.10
Durumu : Status: Offline
|
İSRAİL'DE HER HÜKÜMET PKK'YI DESTEKLİYOR PKK konusunda İsrail hükümetlerinin aldığı özel bir karar yok. İsrail'de hangi hükümet iktidarda olursa olsun, devlet tavrı olarak PKK'yı destekleyecek. Çünkü Ortadoğu'da güç dengelerini kendi lehlerine çevirmek için Türkiye'ye karşı oyunlar hazırlanmalı. Planlı bir şekilde bu hazırlanıyor. Ancak İsrail'in PKK maşasıyla yaptığı çalışma, Türkiye'nin lehine bir olayın gelişmesine neden oldu. Geçmişte darbeler yapan ordu, PKK nedeniyle AKP ile mükemmel bir uyum içinde çalışmaya başladı. Tek amaç PKK'yı yok etmek. Ordu ve hükümet tek güç olarak hareket ediyor. Bu konuda Türkiye asla taviz vermeyecek. Sonucu ne olursa olsun kaybeden PKK ve onun destekçileri olacak. MOSSAD AJANLARI ÇALIŞIYOR Özellikle silah konusunda PKK'ya son derece büyük destek veriliyor. Dikkat edin PKK ve PJAK'ın kullandığı silahlar aynı. Hatta seri numaraları bile birbirlerinin devamı. Kandil'e silah yardımı helikopterlerle yapıldı. İsrail PKK'ya desteğini zamanla arttırdı. Birçok ülkedeki MOSSAD ajanları, bu konuda çalışıyor. 50 yıl önce Irak'ın kuzeyini terk eden Yahudi Kürtler, 2003 yılındaki işgalden sonra bölgeye geri döndü. Birçoğu şu anda PKK ile işbirliği halinde. Bu gelişmenin amacı çok yakında anlaşılacak. Biliyorsunuz Kürdistan Anayasası hazırlandı. Hazırlayan kişi Yahudi asıllı bir Kürt'tü. Sonra o profesyonel bir suikastle öldürüldü. Ancak o görevini tamamlamıştı. Cinayetin esrarı çözülemedi. Elbette zamanı gelince o da ortaya çıkacak. İsrail'in en büyük özelliği yaptığı işi çok gizli ifşa etmesidir. Ancak gelişen dünya teknolojisi(hatırlatma:Hoca'mın teknolojiye verdiği önem), İsrail'in bu gizliliğini yok etti. Yapacağı birçok operasyon daha hazırlık aşamasında ortaya çıkıyor. Bu da İsrail'i çok zor durumda bırakıyor. İSKENDERUN OLAYI İskenderun olayından sonra ciddi olarak gündeme gelen “o konu” önemle araştırılıyor... PKK ile İsrail bağlantısı nedir?.. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, böyle bir bağlantıdan söz etti. İçişleri Bakanımız da “İsrail vahşeti ile İskenderun baskını paralel soruşturuluyor” dedi. Bu iki üst düzey açıklama, konunun üzerinde durmayı gerektiriyor. Böyle bir bağlantı nedir? Anlamak için arşivlerde şöyle bir dolaşalım. Mesela, İsrailli uzmanların, Kuzey Irak’ta, peşmerge paralelinde PKK kamplarında eğitmenlik yaptıkları haberleri akıllardadır. Ama görüntü de PKK ile İsrail arasında husumet vardır! PKK, Apo’nun İsrail eliyle Türkiye’ye teslim edildiğine inanıyor. Ama beri yanda da İsrail-PKK bağlantılarının ipuçları var... Konu Nil Fırat tarafından (05.07.10 Saat 12:03 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Nil Fırat kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: |
|
|
#3 |
|
Grubu : ALLÂH Bu Üyemizi ISLÂH Etsin..
Üye No : 3457
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Mesleği : profesyonel öğrenci
Nereden : Arz-ı Mev'ud
Konuları : 197
Mesajlar : 4,836
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 03.10.10
Durumu : Status: Offline
|
TÜRKİYE'DE GİZLİ ÜSLERİ VAR Başarılı gazeteci Seymour Hersh, ilginç bir iddia ortaya atıyor: ABD, Türkiye'de birçok gizli üsse sahip. Geçmiş dönemlerde faaliyete geçen bu üstler yanılmıyorsam 7 kentte bulunuyor. İsrail, bunların hepsinden haberdar. PKK da bu üstlerin yerini biliyor. Hatta PKK'dan kaçan bir itirafçı, üsler hakkında açıklamalarda bulunmuştu. Fakat bu durum Avrupa'nın her ülkesi için geçerli. Özellikle Orta Avrupa'nın birçok ülkesinde Amerikan üsleri mevcut. Hatta bazı Avrupalı ülkelerin hükümetleri, üslerin yerini bile bilmiyor. NATO üsleri olarak algılanan bölgeler, aslında sadece ABD'nin çalışmaları için kullanılıyor." |
|
|
| Bu mesaj için Nil Fırat kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: |
|
|
#4 |
|
Grubu : ALLÂH Bu Üyemizi ISLÂH Etsin..
Üye No : 3457
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Mesleği : profesyonel öğrenci
Nereden : Arz-ı Mev'ud
Konuları : 197
Mesajlar : 4,836
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 03.10.10
Durumu : Status: Offline
|
İSRAİL PKK'YI DESTEKLİ(YOR)DU
“Aylar önceydi. Ankara'da terörle mücadeleden sorumlu üst düzey bir emniyet yetkilisi, ismini ve görev yaptığı birimi açıklamayan bir başka üst düzey istihbarat yetkilisi ile ayrılıkçı Kürt hareketi üzerine konuştuğumuzda,Türkiye'nin en yakın müttefiki olarak bildiği ülkelerin PKK'ya en büyük desteği verdiğini söylediklerinde oldukça şaşırmıştım. Bu tür şeyleri her zaman duyar ve yazardık. Ancak bu sözlerin devletin en önemli aygıtlarından birini yönetmekle görevlendirilmiş biri tarafından söylenmesi Türkiye'nin içine düştüğü acziyeti gösteriyordu. Dahası Abdullah Öcalan'ın Suriye üzerinden İsrail'in kontrolüne girmiş olabileceğini söylediklerinde daha da şaşırmıştım. Genelkurmay Başkanlığı tarafından farklı tarihlerde hazırlanan raporlar, ABD'nin bölgede apaçık bir Kürt devletinin kurulması için yoğun çaba sarfettiğini gözler önüne seriyordu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ya her şeyi biliyor ancak çaresizlikten hç birşey yapmıyordu ya da koskoca bir yalanı yaşıyordu. 2 yıl içinde 20'ye yakın anlaşma imzaladığı İsrail yoksa PKK'nın yıllarca can damarı mı olmuştu? Neredeyse yarım yüz yıl boyunca yakınında durmak didindiğimiz ABD PKK'nın en büyük destekçisi miydi? Tüm bunlar ne anlama geliyordu? Bu sorulara tam olarak yanıt vermek zordu ancak bildiğimiz birşey vardı ki; o da, ifade edilmekten çoğunlukla korkulan ve çekinilen ilerde değineceğimiz "evet" cevabının birçok kez Türk devletinin resmi belgelerinde yer aldığıydı. Genelkurmay Başkanlığı tarafından farklı tarihlerde hazırlanan raporlar, ABD'nin apaçık bir Kürt Devletinin kurulması için yoğun sarfettiğini gözler önüne seriyordu. Bu belgeler aynı zamanda ABD ile Türkiye arasında yaşanan adı konmamış gizli bir savaşın ipuçlarını da veriyordu. Ama ismini açıklamayan Üst Düzey Bir İstihbarat Yetkilisi tam odadan çıkarken kulağıma eğilerek şöyle dedi: "PKK'yı dağda değil burada ara..Ankara'da... Bu sözün ne anlama geldiğini birgün anlayacaksın..." Bu sözün anlamını uzun bir süre anlayamadım. Ta ki Hanefi Avcı 32. Gün programında “devlet içerisinde bir grubun APO ile işbirliği içerisinde olduğu”nu söyleyene kadar... İSRAİL, GENELKURMAY BELGERERİNDE İşin daha ilginç tarafı Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan “Güneydoğu Anadolu'da Devam Etmekte olan Bölücü Hareketin Gelecekteki Muhtemel Seyri ve Türkiye'nin Bütünlüğü'ne Etkileri” adlı dökümanda İsrail, PKK'yı ulusal çıkarları dolayısıyla destekleyen ülkelerin başında geliyordu. Dokümanın birçok yerinde ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkeler üstü kapalı olarak “bazı gelişmiş Batı ülkeler” şeklinde geçiyordu. Oysa Türk kamuoyunda bilinen, bundan çok farklıydı. PKK'nın özellikle İran ve Suriye tarafından desteklendiği vurgulanıyordu ve Türkiye birçok kez bu ilkelerle çok ciddi sorunlar yaşıyordu. Gerçi bu iki ülke her ne kadar PKK'ya açık destek vermese de, PKK'nın bu ülkelerde kamp imkanlarına sahip olduğu biliniyordu. Ama PKK'nın bu ülkeler tarafından yönlendirildiği, kullanıldığı anlamına gelmiyordu. Türkiye ile İsrail arasında yaşanan bu yakınlaşmanın mihenk taşını Suriye oluşturyordu ve her iki ülkenin de Suriye ile ciddi sorunları bulunuyordu. Dolayısıyla “Düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığıyla hareket edildiğinden doğal bir ittifak ortaya çıkıyordu. Ankara'dan bakıldığında şöyle gözüküyordu tablo: Suriye'nin Hatay üzerindeki emelleriydi.Suriye bu yüzden PKK'yı destekliyordu.Kudüs'ten bakıldığında ise Suriye,İsrail ile iki kez savaşmış son derece stratejik bir düşmandı. İsrail Golan tepelerini geri vermedikçe, Suriye'nin stratejik düşmanı olarak kalmaya devam edecekti. Dolayısıyla Suriye Lübnan'daki İsrail karşıtı hareketlerle İran'la birlikte planlı bir şekilde destek verecekti. O halde Türkiye'nin Suriye ile sorunları ve Suriye'nin İsrail ile olan sorunları arasında nitelik olarak derin farklar bulunuyordu. Bu yüzden bu iki farklı terörden birinin ortadan kaldırılması doğal olarak diğerinin de ortadan kalkması anlamına gelmiyordu. Nitekim Mehmet Ali Birand, 30 Ocak 1996 tarihli yazısında şöyle diyordu: “Suriyeli yetkililer ile yaptığım görüşmelerde duyduklarımı,sonradan Washington ve Ankara'dan doğrulatınca hayretler içinde kaldım.Zira Suriye-İsrail barış görüşmelerinde “PKK” konusu çıkarılmış.Görüşmelerden yine Suriye'nin terör örgütlerine verdiği desteğin bitmesi ele alınıyor ancak PKK yok.Barış sürecinde sadece İsrail tarafından terör örgütü olarak adlandırılan Filistin Kurtuluş Örgütleri'nin hesaba katılması kararlaştırılmıştır.” Cengiz Çandar ise 23 Nisan 1996 tarihli yazısında şöyle diyordu.”Sizin terörizminiz İsrail açısından hiç öncelikli değil.İsrailli yetkililer,bizimkilerin anlattıklarının aksine,PKK konusunda tavır almalarının niçin mümkün olmadığını açıkladılar uzun uzun.” Aydoğan Vatandaş(1997-Armagedon) Konu Nil Fırat tarafından (05.07.10 Saat 12:01 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Nil Fırat kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | fatımatüzzehra (05.07.10), hadid (06.07.10), muallim (05.07.10), Ruh-efzâ (07.07.10), Vukuf-i Kalbi (07.07.10) |
|
|
#5 |
|
Grubu : ALLÂH Bu Üyemizi ISLÂH Etsin..
Üye No : 3457
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Mesleği : profesyonel öğrenci
Nereden : Arz-ı Mev'ud
Konuları : 197
Mesajlar : 4,836
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 03.10.10
Durumu : Status: Offline
|
1966: Urfa'dan Ankara'ya diğer üniversite öğrencilerinden farklı olarak Tapu ve Kadastro öğrenimi için bir genç, Türkiye Cumhuriyeti'nin ana karargahına teşrif eder. Ankara'da ilk etkilendiği yer; Ulus'taki Atatürk'ün dev heykeli olur. Bu genç yıllarca namazını kılarken bile kendisiyle bir hesaplaşma içinde olur. Aşırı sağ çevrelerin verdiği milliyetçi ve dindar konferanslarını takip eden bu genci diğer öğrencilerden ayıran bir özelik daha vardır: Daha çok insiyatif sahibi olmak !.. Ve o yıllarda sola karşı politik bilinci yetkin unsurları yetiştirmek Komünizmle Mücadele Dernekleri'nin müdavimi olur. Bu derneğin üyelerini ideolojik temelde eğiten Refik Korkut ve Necip Fazıl Kısakürek'in konferanslarını takip eder ve büyük ilgi duyar.
Bu genç, Abdullah Öcalan'dan başkası değildi.. Ankara Yüksek Öğrenim Derneği Yönetim Kurulu'na girdiğinde, yakın arkadaşı Baki Karer'le, Kürtler'in bir ulus olduğunu, sömürge halinde yaşadıklarını ve haklarını almak için bağımsız bir örgütlenmeye gitmeleri gerektiğini savunmaya başladı. Ankara'nın Dikmen semtinde bir evde toplanmaya, kendi içlerinde tartışıp yeni bir örgüt kurmanın hesaplarını yapmaya başlayan Öcalan ve yandaşları, faaliyetlerini Güneydoğu'ya taşımaya karar verdi. İlk dönemlerde kendilerini Ulusal Kurtuluş Ordusu (UKO) diye adlandırdılar. Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde, Kasım 1978'de yapılan bir toplantıda örgütün kuruluşu tamamlandı. Marksist -Leninist temellere dayalı bir Kürdistan devletini silahlı mücadele yoluyla kurmayı hedefleyen örgüte Partiye Karkeren Kürdistan (Kürdistan İşçi Partisi) adı verildi ve Genel Sekreterlik görevine Abdullah Öcalan getirildi. Aynı yıl Öcalan, Kesire Yıldırım'la evlendi. PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'ın yanı sıra yönetici kademesinde eşi Kesire Yıldırım, Mehmet Hayri Durmuş, Cemil Bayık, Baki Karer, Duran Kalkan, Ali Haydar Kaytan, Ali Gündüz, Resul Altınok, Sakine Polat, Seyfettin Zuğulu, Suphi Karakuş, Mehmet Şener, Ferzande Tağaç, Mehmet Duran, Karslı Abbas, Antepli Faruk, Şahin Dönmez, Mazlum Doğan ve Hüseyin Tokgüler vardı. PKK başlangıçta bölgede varlığını kabul ettirebilmek için diğer örgütlerle mücadeleye girişti. Özellikle Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları (KUK) adıyla bilinen örgüt üyeleri, PKK'nın hedefi oldu. 12 Eylül 1980'e kadar süren süreçte, PKK güvenlik güçlerine ve bölgedeki diğer örgütlere karşı yüzlerce silahlı eylem gerçekleştirdi. Abdullah Öcalan, 7 Temmuz 1979'da Türkiye'den ayrılarak Suriye'ye geçti, ardından Lübnan'a giderek Suriye denetimindeki Bekaa Vadisi'ne yerleşti. 12 Eylül'den sonra yurt dışına çıkan merkez komite üyeleriyle militanlar da Bekaa'ya giderek Türkiye'de yapacakları silahlı ve kanlı eylemlerin hazırlıklarına başlandı. 20 Ağustos 1982'deki PKK 2. Kongresi'nde Hakkari, Van ve Siirt'te silahlı mücadele kararı alındı. Alınan karar doğrultusunda PKK, 1984'te ilk ses getiren eylemini yaptı ve 15 Ağustos gecesi Eruh ve Şemdinli ilçelerini bastı. 1985 yılında ERNK (Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesi) adı altında cephe oluşturan örgüt, eylemlerinde köy baskınlarına ağırlık verip, köy korucularına yönelik sistemli bir saldırı kampanyası başlattı. Ardından toplu katliamlar geldi ve 1986'da Mardin'in Pınarcık köyüne yapılan baskında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 30 kişi öldürüldü. Güneydoğu'yu kendisine mekan edinen ve burada örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için altyapı oluşturan PKK, Şırnak, Siirt ve Kuzey Irak'ın Türkiye sınırına yakın kesimlerinde, dağlık bölgelerde yeraltı sığınakları, askeri kamplar, tüneller ve hastaneler inşa etti. Kent merkezlerinde başlatılması düşünülen ayaklanmaların ilk denemesi ise 1992 Nevruz kutlamalarında Cizre'de gerçekleştirildi. Dört kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylardan sonra ilçede sokağa çıkma yasağı ilan edildi. PKK, 1993'ten itibaren siyasi faaliyetlere ağırlık vermeye başladı. Bu dönemde meslek kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ve sendikalara sızmak için çaba gösterildi. Almanya'da Kürdistan Ulusal Meclisi'nin temelleri atıldı, PKK'ya bağlı bir meclis oluşturuldu. DEP'in kapatılmasından sonra yurtdışına çıkan bazı milletvekilleri aracılığıyla 12 Nisan 1995'te Hollanda'nın Lahey kentinde sözde "Sürgündeki Kürdistan Parlemantosu" kuruldu. Ancak Türk temsilciliklerine yönelik saldırılar ve örgütten ayrılanlara karşı girişilen şiddet eylemleri nedeniyle, Almanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin tepkisini çekmeye başladı. Önce Almanya sonra diğer ülkelerin faaliyetlerini yasadışı ilan etmesiyle PKK Avrupa'daki gücünü yitirdi. Örgüte en son darbe, 1998 yılında "Parmaksız Zeki" kod adlı PKK'nın ikinci adamı Şemdin Sakık'ın kopuşuyla gerçekleşti. Örgütten kaçan Sakık'ı Öcalan Barzani'den istedi. Ancak Şemdin Sakık, aynı tarihlerde bir operasyon sonucu yakalandı ve Türkiye'ye getirildi. |
|
|
| Bu mesaj için Nil Fırat kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: |
|
|
#6 |
|
Grubu : ALLÂH Bu Üyemizi ISLÂH Etsin..
Üye No : 3457
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Mesleği : profesyonel öğrenci
Nereden : Arz-ı Mev'ud
Konuları : 197
Mesajlar : 4,836
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 03.10.10
Durumu : Status: Offline
|
Başbakan “taşeron” diyerek PKK’nın İsrail’e hizmet ettiğini ima ediyor. Peki aslı astarı var mı? Son saldırılarda İsrail parmağı olduğuna dair herhangi bir delil yok. Ancak İsrail, PKK’nın İran kolu PJAK’la işbirliği içinde. Üst düzey kaynaklar, son saldırıların “İsrail destekli” değil ancak muhtemelen “İsrail’in ilgisini çekmek amaçlı” olduğu düşüncesinde. Krizin hemen ardından AK Parti Genel Yardımcısı Hüseyin Çelik, Mavi Marmara baskınıyla İskenderun’daki PKK saldırısını ilişkilendirip zamanlamayı “anlamlı” bulduğunu söylemişti. Şemdinli saldırısından hemen sonra da Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “taşeron” açıklaması geldi: “PKK kimin taşeronu aziz milletim iyi biliyor.” ![]() Erdoğan’ın kast ettiği, İsrail’den başkası değildi. Görüştüğüm hükümet yetkilileri açıkça isim vermese de yükselen PKK terörünün arkasında, heba olan bir açılım süreci değil de, İsrail parmağı olduğunu düşünüyor. Hele de İsrail karşıtı söylemin tavan yaptığı bu günlerde, böyle söylemek herkesin işine geliyor. Peki bunun aslı astarı var mı yoksa İsrail-terör bağlantısı, ulusalcı ve İslamcı gelenekten gelenleri özellikle cezbeden bir şehir efsanesi mi? Ya da açılım konusunda eleştiri oklarının hedefi olan AK Parti için kolay bir çıkış yolu mu? İskenderun saldırısından bu yana, bu sorunun cevabını araştırıyoruz. Ankara’da bunu iddia edenlerle de konuştuk, “hiç alakası yok” diyenlerle de. Maalesef bu soruya kolay bir cevap yok. Yeraltı dünyası flu bir yer. Bu yüzden de yanıt, hem evet, hem hayır. 21 Haziran 2010 Pazartesi-Milliyet |
|
|
| Bu mesaj için Nil Fırat kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | fatımatüzzehra (05.07.10), hadid (06.07.10), muallim (05.07.10), Ruh-efzâ (07.07.10), Vukuf-i Kalbi (07.07.10) |
![]() |
| Etiket |
| haftanın, konusupkkpjakİsrail, İlişkileri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hz. Muhammed ’in Ailesi ve Yakın Akrabaları ile İlişkileri | Alemdâr-ı İslâm | SİYER-İ NEBİ | 1 | 11.03.10 13:49 |
| Türkiye-İsrail İlişkileri ve Erbakan Engeli | milliçözümcü | © Geri Dönüşüm Kutusu | 2 | 06.09.09 10:52 |
| Türkiye-İsrail İlişkileri ve Erbakan Engeli | milliçözümcü | © Geri Dönüşüm Kutusu | 0 | 01.09.09 11:59 |
| Mısır-İsrail İlişkileri | whamzaw | DÜNYADAN HABERLER | 0 | 09.04.09 15:00 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|