| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 199 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Haftanın Konusu »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28.09.10, 20:07   #1
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart 27/09/2010 Haftanın Konusu : BUGÜNÜN CİHADI

Haftanın Konusu :



Bugünün CİHADI



__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (28.09.10), leyya (30.09.10), MillîGenclik (30.09.10), Şems (02.10.10)
Alt 28.09.10, 20:20   #2
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Ebubekir SİFİL - Semerkand Dergisi



Cihad, dinimizin büyük önem verdiği ibadet ve görevlerden biri.
Yeryüzünde hakkın ve adaletin sağlanması, İslâmî bir hayatın inşası ve devamı, nesillerin kötülüklerden korunması, bu görevin layıkınca yapılmasına bağlı.


Cihad kelimesi ilk bakışta savaşmayı çağrıştırsa da anlamı bununla sınırlı değil. Günümüzde cihadın anlam genişliğini fark etmek, çağımızın gerekli kıldığı cihad tarzına özel önem vermek zorundayız.

Bugün kişinin ve toplumun hangi yollarla etkilendiğini ve dönüştüğünü düşününce, konuya nereden yaklaşmak gerektiği kolayca anlaşılır.




Allah Tealâ bu ümmeti bütün insanlık içinden özel olarak seçmiştir. Bunun tabii sonucu olarak da onu birtakım mükellefiyetlere muhatap kılmış ve birtakım özelliklerle donatmıştır. Bu sorumluluk ve özellikler Ümmet-i Muhammed’den başkasında mevcut değildir.

Bunların neler olduğunu görmek için, herhangi bir Kur’an fihristini incelemek yeterlidir. Müminlerden bahseden ayetlerin topluca sunulduğu konu başlıkları altında, Yüce Kitabımız’ın bizi hangi hususiyetlerimizle andığı ve bizlere hangi sorumlulukları yüklediği kolayca görülecektir.

Ümmet-i Muhammed, “insanlık için” ortaya çıkarılmış “en hayırlı” ümmettir. Kur’an-ı Kerim bu gerçeği güçlü biçimde vurgulamaktadır: “Siz, insanlık için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Ma’rufu emreder, münkerden sakındırır ve Allah’a iman edersiniz.” (Âl-i İmran, 110)


Yukarıda tırnak içinde verdiğimiz iki husus, yani “insanlık için” ortaya çıkarılmış olmak ve “en hayırlı” ümmet olmak, hiç şüphesiz bu ümmetin insanlık alemine dönük fonksiyonunu dikkatimize sunmaktadır. Yani bu ümmet sadece bütün faziletleri kendisinde toplayan bir topluluk değildir. O, aynı zamanda diğer insanlar için en hayırlı olan yolu gösterme, temsil etme ve o yol üzerindeki engelleri temizleme görevini de üstlenmiş olmaktadır.


Bu noktayı çarpıcı biçimde ifade buyuran bir ayette şöyle buyurulur: “Allah yolunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti; üzerinize dinde hiçbir güçlük de kılmadı. Babanız İbrahim’in dinine uyun…” (Hacc, 78)


Cihad aslında insan nefsine en zor gelen emirlerden biri olduğu halde bu ayet-i kerimede “hakkıyla cihad” emrinden sonra “üzerinize dinde bir güçlük kılmadı” buyurulmuş olması son derece anlamlıdır. İslâm hakkında önyargılı davranan birtakım Batılıların, müslümanların bütün dünyayı müslümanlaştırana kadar savaşmakla emrolunduğu şeklindeki garazkâr propagandasının ne kadar temelsiz olduğu buradan rahatlıkla anlaşılabilir.

__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (28.09.10), Fâris (30.09.10), MillîGenclik (30.09.10)
Alt 28.09.10, 20:36   #3
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Cihad temel bir ibadettir



Yukarıda mealini zikrettiğimiz ayet-i kerimede yer alan cihad emri,
müfessirlerin beyanına göre üç anlama gelmektedir:

1. Düşmanla cihad,
2. Şeytanla cihad,
3. Nefsle cihad.


Meşhur müfessirimiz Elmalılı merhum, tefsircilerin bu anlamlardan birisini tercih noktasında ihtilaf ettiğini belirterek şöyle der: “Evlâ olan, (ayetteki emrin) bu üç kısmın üçüne de şamil olmasıdır.” (Elmalılı, 5/532). Yani bu ayetteki “cihad edin” emri, hem düşmanla savaşmayı, hem de şeytan ve nefsle mücahedeyi kapsamına almaktadır.


Alimlerimiz, “cihad” kelimesinin bünyesindeki bu farklı boyutları anlatmak üzere, bu kelimeyi sadece düşmanla savaşmayı anlatacak şekilde kullanmış, şeytan ve nefsle mücadeleyi ise –yukarıda kullandığımız şekilde– “mücahede” kelimesiyle ifadeyi tercih etmiştir. Bu, üzerinde iyi düşünülmesi gereken bir inceliktir.


Ancak bu söylediğimiz, Kur’an’-da yer alan cihad emirlerinin tamamı için söz konusu değildir. Kâfirlerle ve münafıklarla cihadı emreden, yahut “mukatele edin” ifadeleriyle gelen ayetler, inkârcılarla fiilî bir şekilde savaşın da doğrudan doğruya emredildiğini gösteren örneklerdir.


Fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnızca Allah Teâla’ya ait oluncaya kadar inkârcılarla savaşı emreden ayet-i kerimeyi (Bakara, 193) ve ilgili diğer ayet ve hadisleri dikkate alan ulema, cihadın Ümmet-i Muhammed üzerine farz-ı kifaye olduğunu söylemiştir. (İmam es-Serahsî, el-Mebsût, 6/123; İbn Abdilberr, et-Temhîd, 18/303.)


Yani Ümmet’in bir kısmı yerine getirdiğinde diğer fertler üzerinden mükellefiyetinin düştüğü, ancak herkesin ihmal etmesi halinde herkesin vebal altında kalacağı ibadetlerdendir cihad. Tıpkı emr-i ma’ruf gibi, tıpkı ilim öğrenip öğretmek gibi, tıpkı cenaze namazı gibi…


Elbette fiilî bir düşman işgali vuku bulduğunda ilan edilen seferberlik hali gibi durumlarda farz-ı kifaye, farz-ı ayn’a dönüşür ve eli silah tutan herkesin cihada katılması farz olur. Ancak bu gibi durumların devamlılık arz etmediğini, dolayısıyla cihadın farz-ı kifaye olduğu gerçeğini etkilemeyeceğini belirtelim.


__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (29.09.10), Fâris (30.09.10), MillîGenclik (30.09.10), şamil64 (30.09.10)
Alt 30.09.10, 20:48   #4
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart


Cihadın hedefi




Bu temel ibadet, birçok hayatî maslahatın elde edilmesi, inkârdan kaynaklanan şer, fitne ve bozgunculuğun da önünün alınması anlamına geldiği için hayatî önemdedir. Yeryüzünde hakkın ve adaletin sağlanması, mazlum ve kimsesizlerin korunması, haklının hakkının savunulması, her türlü sömürü ve istismarın kökünün kazınmasıgibi temel insanî değerler ancak cihad sayesinde korunup geliştirilebilir. Bunlardan vaz geçilmesi ise yeryüzünü gücün ve zorbalığın eline teslim etmek demektir ki, Kur’an bu gibi durumlara fesat/bozgunculuk demektedir.


Bu temel fonksiyonun bir göstergesi olarak cihad ibadetinin faziletini ve müminler için arz ettiği önemi ifade eden ayet-i kerime ve hadis-i şerifler, mümin kişiliğinin tabii olarak cihad şuuru etrafında şekillenmesini gerekli kılmıştır.


Bu şuurun en temel yansıması şudur: Hayattan hayata fark olduğu gibi,
ölümden ölüme de fark vardır. Mümin, hayatı Allah Tealâ’nın rızası ve muradı doğrultusunda yaşadığı gibi, son nefesini de aynı gaye istikametinde vermek ister. Mümin için hayatı nasıl yaşadığı kadar, son nefesini nasıl verdiği de önemlidir. Bu sebeple her mümin, “şehitlik mertebesi” dediğimiz yüce mertebeye erişerek ruhunu teslim etmek ister.


Bu şuur hali sayesinde yatakta gelen ölümde bile şehadet şerbeti içmek mümkündür mümin için.
Müslim, Ebu Davud ve daha başka hadis imamlarının naklettiğine göre Efendimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur:

“Allah’tan samimi bir şekilde şehitlik isteyen kimse
yatağında ölse bile Allah onu şehitlik mertebesine yükseltir.”




Peygamberlik gibi bir zirve noktasında bulunan Alemlerin Efendisi s.a.v. dahi,
“Nefsim kudret elinde bulunan (Allah)’a yemin ederim ki, Allah yolunda öldürülüp diriltilmek, tekrar öldürülüp diriltilmek, tekrar öldürülüp diriltilmek isterim.”
(Buharî) buyurarak şehitliğin ne kadar yüce bir mertebe olduğunu dile getirmiştir.


__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (02.10.10), Fâris (30.09.10), MillîGenclik (30.09.10), şamil64 (30.09.10)
Alt 30.09.10, 21:03   #5
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Cihad ve kıtal



Günümüzde genellikle yanlış ya da eksik anlaşılan bir husus var:
Zannedilir ki cihad emri sadece düşmanla fiilî savaş yapmaktan ibarettir; hiçbir ön şartı ve ilkesi yoktur ve sadece öldürmek amacıyla yapılır.


Oysa cihad “öldürmek” için değil, tam tersine “yaşatmak”için girişilen bir eylemdir.Toplum hayatının sağlıklı işlemesi için huzuru ve asayişi bozan birkaç suçlunun cezalandırılması nasıl kaçınılmaz ise, yeryüzünde zulüm işleyip haksız yere kan döken, gücünün yettiğini ezip sömüren, hak-hukuk tanımayan ve insanlıkla bağdaşmaz işler yapan toplum ve sistemlerle mücadele de aynı şekilde kaçınılmazdır.



En genel anlamda cihad şu iki temel hedefi gerçekleştirmek için yapılır:


1.Allah Tealâ’nın insanlığa mesajının yüceltilmesi (i’lâ-yı kelimetullah), Allah’ın
mülkü olan yeryüzünde yine O’nun muradının tecelli ettirilmesi,


2.
Fitne ve fesadın önlenmesi, şerrin, zulmün ve her türlü çirkinliğin
ortadan kaldırılması.


Burada önemli bir noktanın altını çizmemiz gerekiyor: Fiilî cihadda başarıya ulaşmanın yolu, buna layık ve ehil olmaktan geçmektedir. Bu da hem bilgi, hem de “hal” olarak belli bir seviyede olmayı gerekli kılar.

Dolayısıyla itikadında, amelinde ve ahlâkında arıza bulunan ve yeterli bilgi birikimine sahip bulunmayan fertlerden oluşan birliklerin savaşta başarıya ulaşması mümkün olsa bile, elde edilen neticenin Allah’ın rızasına erişmekle sonuçlanması mümkün değildir.



Yukarıda zikrettiğimiz iki temel amaca ulaşabilmek için son noktada fiilî savaş kaçınılmaz olabilir. Zira “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir / Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

Ancak cihadın sadece “savaş ve çatışma
dan ibaret olmadığını, başka birçok aşama ve çeşidinin de bulunduğunu bilmek durumundayız.

Cihad emrinin hakkıyla yerine getirilebilmesi ve sonuç getirici olması, ancak sözünü ettiğimiz aşama ve çeşitlerin dikkate alınarak yapılmasına bağlıdır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (02.10.10), Fâris (30.09.10), MillîGenclik (30.09.10), şamil64 (30.09.10)
Alt 30.09.10, 21:34   #6
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Cihadın aşamaları



Efendimiz s.a.v.’in mübarek sîretini incelediğimizde, 23 yıllık peygamberlik hayatında
fiilî savaş aşamasına gelene kadar şu süreçlerden geçildiğini tesbit ediyoruz:


1. Örneklik:

Cihad eden kimse, insanlara hak ve hakikat diye anlattığı hususlara önce kendisi inanacak ve onları birer hayat düsturu olarak fiilen hayatına aktaracak. Özüyle sözü, sözüyle tavrı arasında farklılık/tutarsızlık olan kimsenin sözünün kâle alınmayacağı açıktır.

Burada sadece ferdin değil, toplumun örnekliği de son derece önemlidir. İnkârcı toplumlara anlatacağımız örnek toplumu, önce kendimiz oluşturmak durumundayız. Böylece anlattığımız hususların hayal değil, elle tutulur şeyler olduğu görülmeli.

Bu noktada gösterilebilecek en küçük bir ihmal, tebliğe de davaya da büyük zararlar verebilir. Günümüzde müslüman denince özellikle Batı toplumlarında akıllara nasıl bir insan tipinin geldiği malumdur. Evet, burada propaganda ve dezenformasyonun rolünü inkâr ediyor değiliz. Ancak, şu sorunun cevabı önemlidir: Acaba İslâm’ın evrensel ve ebedi güzelliklerini fiilen gösterebileceğimiz örnek bir toplum olabilseydik, kara propaganda bu kadar kolay yayılabilecek miydi?



2. Bilgi ve hikmet:

“Tebliğ” de diyebileceğimiz bu aşamada davasını her muhatabın anlayacağı seviye ve kıvamda sunacak bilgi birikimi şarttır. Muhatabın kimliğini, içinde yaşadığı sosyal ve kültürel ortamı, inançlarını ve değer yargılarını bilmeden tebliğ yapmak mümkün değildir. Sadece bilmek yetmez, aynı zamanda bildiğini –Kur’an’ın tabiriyle– “hikmet ve güzel öğütle” anlatabilecek donanımda olmak da gerekir.


Vârisi bulunduğumuz medeniyetin özellikleri, insanlığa neler kazandırdığı ve ortadan kalkmasıyla insanlığın neler kaybettiği, bırakalım yabancıları, bizim insanımız tarafından dahi yeterince idrak edilebilmiş değildir. Dolayısıyla elimizdeki her türlü imkânı seferber ederek öncelikle kendi insanımıza ve toplumumuza, ardından da insanlığa İslâm’ın diriltici soluğunu ulaştırmak için eğitimli insan yetiştirmenin üzerimize farz olduğunu unutmamalı.



3. Organize ve sistemli çalışma:

İnsanlığa hakkı ve hakikati ulaştırmak gibi temel bir amaç, örgütlü ve sistemli faaliyet olmadan gerçekleştirilemez. Ne ferdî çabalar, ne de sistemsizliğin ve karmaşanın hakim olduğu faaliyetler bu alanda sonuç getirebilir. Yetişmiş insanların örgütlü faaliyetler çerçevesinde gayret göstermesi bu noktada elzemdir.


Bütün bunların, maddi ve manevi planda fedakârlık ve feragat isteyen hususlar olduğu açıktır. Dolayısıyla bir ferdin veya topluluğun uhdesine terk edilemeyecek, ancak bütün Ümmet’in müşterek sorumluluğuyla yerine getirilebilecek büyük bir meseleden bahsettiğimizin farkında olmalıyız.


Burada bir noktanın daha altını çizelim: Bütün bu söylediklerimiz, yapay ve kurgusal faaliyetler olarak düşünülmemelidir. Asıl olan, bu faaliyetlerin hayatın tabii akışı içinde, tabii seyri içinde yapılmasıdır. İslâm ideoloji değildir; dolayısıyla İslâm adına ortaya konulacak herhangi bir faaliyetin de yapay olmaması esastır.
__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (02.10.10), Fâris (30.09.10), MillîGenclik (30.09.10), şamil64 (30.09.10)
Cevapla

Etiket
bugünün, cİhadi, haftanın, konusu

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hayâ - 30.08.2010 Haftanın Konusu sina Haftanın Konusu 7 01.09.10 13:05
28/06/2010 Haftanın Konusu:İnfak Alemdâr-ı İslâm Haftanın Konusu 6 30.06.10 17:56
14/06/2010 Haftanın Konusu: İHH Alemdâr-ı İslâm Haftanın Konusu 12 18.06.10 12:56
15-02-2010 Haftanın Konusu :Enâniyet Ruh-efzâ Haftanın Konusu 4 15.02.10 09:22
08-02-2010 Haftanın Konusu : Hüsnü Zan ve Sui Zan Ruh-efzâ Haftanın Konusu 3 13.02.10 12:05

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:02 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.