| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 198 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Haftanın Konusu »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25.10.10, 15:52   #1
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart 25/10/2010 Haftanın Konusu : Evimizde GIYBET YANGINI

Haftanın Konusu :





.
.
.

Evimizde
GIYBET




Yangını


.
.
.





__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (25.10.10), fatımatüzzehra (27.10.10),  (22.11.10)
Alt 25.10.10, 16:50   #2
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Semerkand Dergisi - Ahmet SAFA



“Ateşle oynama!” deriz.

Yani sonu kötü olacak, üstüne gitme, inadı, akılsızlığı bırak, geri çekil, vazgeç, demenin kestirme yolu.
Ateşle oynamak türlü türlü. Düştüğü yeri yakacak miktardan, dünyayı ateşe verecek boyutlara kadar.

Bütün hayatı, ebediyeti yangın yeri edecek büyüklüğe kadar...

İşte, başkalarının aleyhinde olmak, kusur ve hataları ortaya döküp insanları zor durumda bırakmak da ateşle oynamaktır.

Sahibini yakan, ebediyetini küle-kömüre döndüren bir ateş.


Oysa gülle dolaşan gül bahçesinde bulacaktır kendini.

İs-pas değil, güzel kokudur cennete girecek olan.




Bir misalle başlayalım :


Buralarda sıkıntılar içindesiniz ve uzaklarda bir yerlerde çok sevdiğiniz bir dostunuz var. O da sizi çok sever, üstelik çok varlıklı ve cömert. Ona bir varsanız, hayatınızın kalan bölümünde ne derdiniz olacak, ne tasanız...

Ona gitmeye karar verdiniz, zaten başka çareniz de yok. Cebinizdeki son parayla biletinizi aldınız. Ne başka paranız var, ne de para isteyecek bir arkadaşınız.

Hazırlıklarınız tamam, tam yola çıkmaya hazırlanırken birdenbire bir adam elinizdeki çantayı, içindeki biletle birlikte kapıp bir anda gözden kayboluveriyor. Koşuyorsunuz, bağırıyorsunuz ama nafile... ortada öylece çaresiz, yıkık kalıveriyorsunuz.




Şimdi soru şu :

Bir anda bütün ümitlerinizi, hayallerinizi çalan bu adamı yakalasanız ne yaparsınız? Sırtını sıvazlamayacağınız kesin!



Peki, ya o bileti kendi elimizle yırtıp atmışsak ?
Ya kendi hayallerimizi, yarınlarımızı kendi elimizle yıkmışsak ? ...




Nasıl olur demeyin, öyle aymazlıklarımız olabiliyor, öyle biletler yakıyoruz ki, başkası yapsa deli deriz.



- - - - - -




Bir anlık gafletin sonu


Misalimizdeki dost, Allah Tealâ Hazretleri’dir.
O bir cihetten bize çok yakınken, nefsin perde ve karanlıkları sebebiyle biz O’na çok uzaktayız. Aradaki bu mesafe ancak karanlıktan aydınlığa doğru bir yolculukla aşılabilir.


Bilet ise
salih amellerdir. İbadetlerimiz, niyetlerimiz, hizmetlerimiz ve bütün hayır-hasenatımız o bilette saklı.


Bilirsiniz, sevap ve hasenat kazanmak çoğu zaman göründüğü kadar kolay değildir. Nefs ve şeytanla kıran kırana mücahede ister. Bazen de nice zorluk, feragat ve fedakârlık gerektirir.

Böyle aylarca yıllarca biriktirirsiniz. Hep bir yolculuk vardır hayalinizde. Dostun kapısı vardır.



Fakat... Hesapsızca söylenmiş bir çift söz, gözünüzün önünde bütün sermayenizi alıp götürüverir, her şeyinizi yok eder.


İşte gıybet budur!


Hiç önemsemeden, düşünmeden söylediğimiz öyle sözler vardır ki, yıllarca işlenen salih amellerin manevi bedelini yok edebilir.

Hatta kimi sözler var ki, Allah korusun, son nefeste imanın elden gitmesine dahi sebep olabilir.
Gıybet işte böyle bir ateş!



Hz. Peygamber (s.a.v) buyurur ki:

“Ateşin kuru odunu yakması, insanın sevaplarını yok etmekte gıybetten daha hızlı değildir.”




Biz manevi hayatımıza titizlik gösteririz. Mesela şüpheli gıdalar konusunda kılı kırk yararız. Fakat nedendir bilinmez, bu hassasiyetin onda birini gıybet için göstermeyiz.

Elbette şüpheli gıdalardan, uzak durmak övülecek bir davranıştır. Fakat Kur’an ve Sünnet’le haramlığı kesin olan gıybet konusunda bu hoyratlık çok gariptir.


Üstelik gıybet, söylemek bile rahatsız edici ama, din kardeşinin etini hem de ölü iken dişlemektir. Bu bize ait bir tarif değil,
Cenab-ı Hak böyle buyuruyor:


“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.
Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin.
Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı ?

İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun.
Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.”

(Hucurat, 12)



Şayet her manevi hadisenin bir de görünür şekli olsaydı, gıybet eden kişinin ağzından kan ve irin akacaktı. Bütün insanlığa bir örnek ve uyarı olmak üzere, Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz, oruçlu iken gıybet eden iki genç kıza istifra etmelerini emretmiş ve aynen böyle olmuştu.

Gıybet, insanın hasenatını yakar, siler dedik ama tam da böyle değil. Gıybet edenin defterinden silinir, kimin gıybeti yapılmışsa onunkine yazılır. Yani birinin yangını diğerinin kazancı...


Böylece insan, sevmeyip gıybetini ettiği şahsa farkında olmadan büyük iyilik etmiş olur. Şayet Mahşer Günü hasenatı yetmez de iflas ederse, bu sefer de alacaklıların günahı gıybet eden kişiye yüklenir. (Buharî, Müslim)



Hasan-ı Basrî Hazretleri k.s.,
kendisine gıybet edene bir tabak taze hurma göndermiş ve üzerine şöyle bir not koymuştur:

“Duydum ki sen ibadetini bana hediye göndermişsin. Ben de buna bir karşılık vermek istedim.
Kusura bakma, tam karşılığını veremedim.”



- - - - - -
__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (25.10.10), fatımatüzzehra (27.10.10),  (22.11.10), Minhac (02.07.11)
Alt 25.10.10, 17:01   #3
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart


Gıybet ve iftira




Türkçe karşılığı “çekiştirme” olan gıybeti, Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz “Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır.” diye tarif etmiş, “Din kardeşinin yüzüne karşı söylemediğin şeyi ardından söylemen gıybettir.” (Ebû Davud) buyurmuştur.

Dolayısıyla bir kimsenin bedeni, soyu, ahlâkı, işi, sözü, dini, dünyası, elbisesi, evi, arabası velhasıl her şeyiyle ilgili, işitince üzüleceği bir kusuru arkasından söylemek gıybettir.


Eğer hakkında konuştuğumuz kişi yanımızda olsaydı cümlelerimizi değiştirme
ihtiyacını hissedecek miydik ?


Cevabımız evet ise, -doğruyu söylemek kaydıyla- bu yaptığımızın adı gıybettir. Söylediklerimiz onda yoksa ayrıca bir de iftirada bulunmuş olacağız ki, bu daha da büyük bir fecaattır.


O bakımdan, bir müslümanın gözüyle görmediği, kulağıyla duymadığı, inceleyip araştırmadan başkalarına naklettiği dedikoduların iftiraya dönüşmesi işten bile değildir. Dilden dile dolaşan bir sözün değişime uğramadan tam olarak doğruyu ifade etmesi çok zordur. “Her duyduğunu nakletmesi, kişiye yalan olarak yeter.” (Müslim) buyrulmuştur.


Dinleyen, hakkında konuşulan kişiyi tanımıyorsa gıybet olmaz. Kâfirin gıybetinin ise caiz olup olmadığı ihtilaflıdır. Fakat mal, can, ırz ve dini için müslümanlar tarafından güvence verilmiş olan Ehl-i Kitap (Yahudi ve Hıristiyan) zimmîlerin gıybetini yapmak da caiz değildir.



- - - - - -
__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (25.10.10), fatımatüzzehra (27.10.10),  (22.11.10), Minhac (02.07.11)
Alt 25.10.10, 17:14   #4
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Zina ve faizden tehlikeli günah




Gıybet kadar dinî hayatı alt-üst eden, birlik ve beraberliği temelinden dinamitleyen, kardeşliği yerle bir eden, insanları birbirine düşman eden başka bir hastalık düşünmek zordur.

Fakat yazık ki, Kur’an ve Sünnet’in onca ikazına rağmen, günümüz toplumunda halen som altın gibi rağbet görebilmektedir. Üstelik kişisel planda da kalmayarak,
gazeteler, dergiler, radyo, televizyon ve internet aracılığıyla virüs gibi bütün bir toplumu sarmıştır.

Bu “gıybet kültürü” önü alınmadığı takdirde toplumu çürütecek bir hastalıktır. Zira Rasulullah s.a.v. Efendimiz bu bulaşıcı hastalığın tahribatından söz ederken; “Denize bulaşsa denizi dahi bozar.” (Ebû Davud) buyurmuştur.


İşte bu kişisel ve toplumsal tahribatından dolayı Kur’an-ı Kerim’de “Ölü kardeşinin etini yemeye” benzetilen gıybet, pek çok hadiste gayet tehditkâr ifadelerle yasaklanmıştır.

Bunlardan bazılarında zina etmekten (Münziri, et-Terğib) ve faiz yemekten daha kötü sayılmıştır. Çünkü zina eden kimsenin tevbesi kabul edilir. Fakat gıybet edenin durumu böyle değildir. Onun affedilmesi, öncelikle gıybeti edilen kimsenin affetmesine bağlıdır.

Gıybetin faiz (riba) ile mukayese edilmesinde ise, ayrı bir incelik vardır. Bilindiği gibi faiz dinimizce çok kötülenen ve şiddetle yasaklanan bir günahtır. Çünkü faizde haksız kazanç elde edilmekte ve insanlara zarar verilmektedir. Gıybette ise bundan daha ağır bir cürüm işlenmekte, insanın manevi şahsiyetine, şeref, namus ve haysiyetine tecavüz edilmektedir. İslâmiyet ise insana çok büyük değer verdiği için, onun manevi şahsiyetini malından üstün tutmaktadır.

İşte bu yüzden Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz:
“Ribânın en kötüsü, haksız yere müslümanın ırzını (manevî şahsiyetini) rencide etmektir.” (Ebu Davud) buyurarak gıybetin pis bir günah olan faizden daha pis bir günah olduğuna dikkat çekmektedir. Rasulullah s.a.v. bu günahı işleyenlerin ahiretteki halini şöyle tasvir eder:

“Miraç gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini tırmalıyorlardı. Ey Cebrail, bunlar da kim, diye sordum. Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir.”
(Ebu Davud)
__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (25.10.10), fatımatüzzehra (27.10.10),  (22.11.10), Minhac (02.07.11)
Cevapla

Etiket
evimizde, giybet, haftanın, konusu, yangini

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hayâ - 30.08.2010 Haftanın Konusu sina Haftanın Konusu 7 01.09.10 13:05
28/06/2010 Haftanın Konusu:İnfak Alemdâr-ı İslâm Haftanın Konusu 6 30.06.10 17:56
21/06/2010 Haftanın Konusu:Lut Kavmi Alemdâr-ı İslâm Haftanın Konusu 4 21.06.10 12:22
14/06/2010 Haftanın Konusu: İHH Alemdâr-ı İslâm Haftanın Konusu 12 18.06.10 12:56
15-02-2010 Haftanın Konusu :Enâniyet Ruh-efzâ Haftanın Konusu 4 15.02.10 09:22

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:03 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.