| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 196 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Haftanın Konusu »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15.11.10, 11:51   #1
bişnev - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 3787
Üyelik tarihi : 19-04-2009
Nereden : Adana
Konuları : 150
Mesajlar : 2,171
Teşekkürleri: 1,701
1,065 mesajına 2,075 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 bişnev is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart 15.11.2010 Haftanın konusu:KURBAN

Kurbanın Tarifi


Kurban; Sözlükte "yaklaşmak, Allah'a yakınlık sağlamaya vesile olan şey"anlamına gelir. İslâmî terminolojide "ibadet niyetiyle belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce kesmek"demektir. Kurban bayramı günlerinde (ilk üç günde) böyle Allah rızası için kesilen kurbana "udhiyye"denir.
b. Kurban Bütün Dinlerde Olan Bir İbadettir
Kurban hemen hemen bütün dinlerde olan bir ibadettir. Kur'ân-ı Kerim'de kurbanın bütün dinlerde var olduğu şu şekilde ifade edilmiştir: "Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk."(Hac, 22/34)
Kur'ân, kurbanın her dinde olduğunu bildirmenin yanında değişik dönemlerden kurban ile ilgili olaylar, misaller anlatmaktadır: Meselâ, Hz. Âdem'in iki oğlunun Allah'a "kurban"takdim ettiklerini, birisinin kurbanının kabul edilirken diğerinin ise kabul edilmediğinden bahsetmektedir. (Maide, 6/27-29) Kur'ân'da anlatılan bu olay, bazı değişikliklerle birlikte Kitab-ı Mukaddes'de de yer almaktadır
Ve yine Kur'ân'da Hz.İbrahim'in, gördüğü bir rüya üzerine oğlu'nu (Hz.İsmail'i) kurban etmek istediği ve baba-oğul tam bir teslimiyet içerisinde bu emri yerine getirmek isterken Allah tarafından kendilerine Hz. İsmail'e bedel olarak kurban verildiği açıkça bildirilmektedir. (Saffat 37/101-107). Bu olay da Tevrat'ta bazı farklılıklarla birlikte geçmektedir.





Kurban Kesmenin Hikmetleri


Her şeyden önce şu hakikat bilinmelidir ki, ibadetler Allah emrettiği için yapılır. Allah'ın emri ile yapılan ibadetlerde de bildiğimiz bilemediğimiz sayısız hikmetler vardır. Allah şu ayette kurban ile neyin hedeflendiğini bildirmektedir: "Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk ki, Allah'ın kendilerine erzak olarak verdiği hayvanları keserken Allah'ın adını ansınlar."(Hac, 22/34)
Kurban ibadeti yerine getirilirken, Allah'ın yüce adının zikredilmesi, yeryüzünde mevcut bütün hayvanların Allah'ın mülkü olup sırf rahmet eseri olarak insanların istifadesine verilmiş olduğunun bilinmesi ve o şuurla bu ibadetin yapılması emredilmektedir.
Kurban, Allah'ın rızasını kazanma yolunda bir kahramanlık, fedakârlık, hasbîlik ve teslimiyetin ifadesidir. Bu teslimiyet ve hasbilik, Hz. İbrahim ve İsmail ile zirveleşerek sembolleşmiştir. Kur'ân bu hâdiseyi mealen şöyle anlatır:
(Hz. İbrahim ) "Ya Rabbi, salih evlatlar lutfet bana!"Biz de ona akl‎ı başı‏‎nda bir oğul müjdeledik. Çocuk büyüyüp yan‎ında koş‏acak çağa eriş‏ince bir gün ona: "Evladı‎m, dedi, ben rüyamda seni boğazlamaya giriş‏tiğimi görüyorum, nası‎l yapar‎ız bu i‏şi, sen ne dersin bu i‏şe?"Oğlu: "Babac‎‎ığım dedi, hiç dü‏şünüp çekinme, sana Allah taraf‎ından ne emrediliyorsa onu yap. İnş‏aallah Allah'ı‎n izniyle benim de sabı‎rlı‎, dayan‎ıklı‎ biri olduğumu gِöreceksin!"dedi.
Her ikisi de Allah'ı‎n emrine teslim olup, İbrahim oğlunu ş‏akağı‎ üzere yere yatı‎r‎ınca ona ‏ِşöyle nida ettik: "İbrahim rüyana sad‎ık kalı‎p onun gereğini yerine getirdin. Onu kurban etmekten sizi muaf tuttuk. İşte böِyle ِödüllendiririz Biz iyileri! Bu, gerçekten pek büyük bir imtihand‎ı. Oğluna bedel ona büyük bir kurbanl‎ık verdik.
Sonraki nesiller içinde, ona da iyi bir nam b‎ırakt‎ık: ki o da, bütün milletler tarafından şö‏ِyle denilmesidir: "Selâm olsun İbrahim'e!"İşte böِyle ِödüllendiririz Biz iyileri (Saffat, 37/100-110)
Kur'ân-ı Kerim olayı, inananlara Allah'ın emirlerine teslimiyet ve itaat adına bir ufuk olarak sunmaktadır; Hz. İbrahim'de ne müthiş bir teslimiyet, iman ve itaat vardır! Senelerdir evlat hasretiyle yanmıştı. Allah kendisine yaşlılıkta bir oğul verdi, sonra oğlu çocukluktan kurtulup da onunla birlikte koşma çağına eriştiğinde ve hayatında ona eşlik edebilecek çağa geldiğinde rüyasında oğlunu boğazladığını gördü. Bu rüyanın, Rabbisinden kendisine oğlunu kurban etmesi için bir işaret olduğunu anladı. Oysaki rüyasında gördüğü sadece bir işaret olup açık bir vahy değildi; ama Hz. İbrahim'e, Allah'ın emrine boyun eğmek ve itaat etmek için işaret yeterliydi. Hâlbuki istenilen şey, biricik oğlunu savaşa göndermesi veya hayatına mal olacak bir şeyi oğluna emretmesi de değildi. İstenilen, bizzat kendisinin oğlunu kendi elleriyle kurban etmesiydi. Hz. İbrahim tam bir teslimiyet, iç huzuru ve sükûnet içerisinde oğluna yönelmiş, onu da aynı teslimiyet içerisinde bulmuştu. Baba-oğul Allah'a teslimiyetin zirvesinde emredileni yerine getirmeye koyulmuşlardı. Hz. İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırıp boğazlayacağı an Allahu Teâlâ, imtihanı kazandıklarını bildirerek kurbanlık koç göndermişti. Böylece imanın gerçek yüzü, itaatin güzelliği ve teslimiyetin büyüklüğü için bir meşale olarak yükselen bu büyük olayın anısı, kurban kesme geleneği ile devam etmektedir. Peygamber Efendimiz bu hususa dikkatleri çekerek "Kurban kesin. Zira kurban kesmek, Atanız İbrahim'in sünnetidir."buyurmuştur.
Kurban, Allah'a teslimiyet ruhunu geliştirir. Böylelikle insan hakikî kulluk tavrını takınır, şükür vazifesini yerine getirmeye çalışır; Allah'a yaklaşır, kurban onun kurbiyetine bir vesile teşkil etmiş olur.
Ayrıca kurbanın sosyal hayata bakan hikmetleri vardır. Kurban; toplumda kardeşlik, yardımlaşma, fedakârlık ve dayanışma ruhunu mayalar ve geliştirir. Toplumda adaletin gelişmesine yardım eder. Toplum katmanları arasındaki uçurumların aşılmasına ve değişik seviyelerdeki ferdlerin birbirlerinin halini tanıyıp ilgilenmelerine ve kaynaşmalarına ciddî katkıda bulunur.
Yoksul, et satın alamayan veya çok az alabilen insanların hayatında kurbanın ne kadar bereketli olduğunu belirgin bir şekilde görmek mümkündür. Kurban, zengini, malını Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için vermeye alıştırır. Yardımlaşmaya teşvik eder ve yardımlaşmanın zevkini vicdanına duyurur. Böylelikle onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır.
Kurban, fakirin de varlıklı kullar vasıtasıyla Allah'a şükretmesine vesile olur. Fakir insan, kurban sayesinde dünya nimetlerinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendisini kurtarır ve içinde yaşadığı toplum tarafından görülüp- gözetildiğini hisseder.
Bütün bunlarla birlikte Allah rızası için kesilen kurbanlara birçok sevap vaad edilmiştir.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir kul, kurban günü, Allah indinde, kurban kanı ak‎ıtmaktan daha sevimli bir i‏ş yapamaz. Zîra, kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzlar‎ıyla, kı‎lları‎yla tırnakları‎yla gelecektir. Kesilen kurbanın kanı‎ yere düş‏meden ِönce Allah nezdinde yüce bir mevkiye ulaşı‏‎r. O halde, gönül hoşluğu ile kurbanlarınızı kesin."
Kurban kesmenin sevabını soran sahabeye de Peygamber Efendimiz; "Kurbanı‎n her bir kı‎lı‎ için bir sevap vardır."Buyurmuş; sahabe tekrar: "Ey Allah'ı‎n Resûlü, kesilen kurban yünlü ise (koyun, kuzu gibi), sevabı nas‎ıl olacak?"diye sorduğunda. Aleyhissalâtu vesselâm: "Yünün her bir k‎ılı‎ için de bir sevap vardır!"buyurmuştur.
Allah rızası için kesilen kurban ahirette geçilmesi çok zor olan sırat köprüsünde sahibi için bir binek vazifesi görecektir. Peygamber Efendimiz bu hususta şöyle buyurmuştur; "Hayvanın iyi ve güzelini kurbanlık olarak seçin, çünkü o sırat köprüsünde size bineklik yapacaktır."
Kurbanın daha bilemediğimiz birçok hikmetleri vardır. İbadetler her çeşit hikmet ve faydasından önce sırf Allah rızası için yapılmalıdır. Bu itibarla kurban da her türlü ferdî, sosyal faydasıyla birlikte Allah'ın hoşnutluğu ve sırf Allah rızası esas gaye yapılarak yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Kur'ân-ı Kerim bunu şu şekilde vurgulamıştır: "Şunu unutmayın ki, ne onların (kurbanlıkların) etleri, ne de kanları asla Allah'a ulaşacak değildir. Lâkin Ona ulaşan tek şey, kalblerinizde beslediğiniz takvâdır, Allah saygısıdır.."(Hac, 22/37)
__________________


Sevgili!..

Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim…
Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim.
Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak,
Uhud’da dişini avcuma almak isterdim.
View bişnev'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için bişnev kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (01.11.11), yusufsunetci (04.11.11), Şems (02.11.11)
Alt 15.11.10, 11:52   #2
bişnev - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 3787
Üyelik tarihi : 19-04-2009
Nereden : Adana
Konuları : 150
Mesajlar : 2,171
Teşekkürleri: 1,701
1,065 mesajına 2,075 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 bişnev is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

Kurbanın Dînî Hükmü ve Çeşitleri


Kurban vacip ve nafile olmak üzere ikiye ayrılır. Şimdi bunları ayrı ayrı ele almaya çalışacağız.
a. Vacip kurbanlar
1. Kurban bayramında kesilen Kurban (udhiye)
Kurban denince aksine bir kayıt olmadığı sürece genelde Kurban Bayramında kesilen kurban ve onun hükmü anlaşılır. Kurban bayramında dinen aranan şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeleri Hanefî mezhebine göre vacip, diğer mezheplerde ise terk edilmesi istenmeyen müekked bir sünnettir.
Kur'ân'ı Kerim'de Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme hitaben şöyle buyrulmuştur: "Rabbin için namaz kıl ve kurban kesiver"(Kevser, 108/2) Hanefî mezhebine göre; Peygambere vacip olan, aksini ispat eder bir delil, bir kayıt olmadıkça ümmetini de kapsar, dolayısıyla onların da kurban kesmeleri gerekir. Zira peygamber, ümmeti için bir rehberdir.
Kevser Suresinde geçen: "Venhar"emri, İslâm bilginlerinin çoğuna göre, kurban kesmek anlamındadır. Bilginlerin çoğunluğu bunun, Kurban Bayramı günlerinde kesilen kurban olduğu görüşündedirler. Zira bu konuda pek çok hadis-i şerif vardır. Dini bayramlarımızdan olan kurban Bayramı, Asr-ı Saadetten günümüze kadar (kurban kesilerek) kutlanmıştır. Eyyam-ı Nahr (Kurbanlık hayvanların kesilme günleri) tabiri de, on beş asırdan beri bu anlamda kullanılmıştır.
Ayrıca Peygamber Efendimiz tarafından birçok hadis-i şerifte, hali vakti yerinde olanların kurban kesmesi gerektiği bildirilmiştir:
"Kurban kesecek güçte olup da kesmeyen, namazgâhı‎mı‎za yaklaş‏ması‎n"(İbn Mace, Edahi, 2; Müsned, 2/321) Bu hadiste Peygamberimiz, imkânı olup da kurban kesmeyeni mescidimize yaklaşmasın diyerek tehdid etmiştir. Tehdid ancak vacibin terkinde söz konusudur. "Her hane halkının senede bir kere kurban kesmesi gerekir."(Tirmizi, Edahî, 18; Ebu Davud, Edahî, 3)
Bayram namazından önce kurbanını kesen birisine Allah Resülü, yeniden kurban kesmesini emretmiştir. Peygamberimizin yeniden kesmesini emretmesi, kurban kesmenin vacip olduğunu gösterir.
Ayrıca Peygamberimiz, hicretten itibaren on yıla yakın bir süre hep kurban (Udhiyye) kesmiştir. Kurbanını kesen kimse hem mesuliyetten kurtulur hem de niyetinin derecesine göre ahirette sevaba nail olur.
Şimdi kurban mükellefiyetinin şartları üzerinde durmak istiyoruz;
Kurban Kesmekle Yükümlü Olanlar



Bir kimsenin kurban bayramında kurban kesmekle yükümlü olabilmesi için dört şart aranır:
1-Müslüman olmak
Müslüman olmayanlar öncelikli olarak imanla mükelleftir. Ancak iman ettikten sonra ibadetleri yerine getirmeye ehil sayılırlar. Bu sebeple bir kimsenin kurban kesmeye ehil hale gelebilmesi için ilk önce Müslüman olması gerekir. Bu şart bütün ibadetler için geçerlidir. Kurban Bayramının üçüncü günü güneş batmadan önce Müslüman olan ve durumu müsait olan kimsenin kurban kesmesi gerekir.
2. Akıllı ve büluğa ermiş olmak
Kurban bayramında kurban kesmekle yükümlü olmak için akıl ve büluğ şarttır. Bundan dolayı çocukların ve delilerin mallarından kurban kesilmesi gerekmez. Fetva da buna göredir. Bununla birlikte bir kimse kendi malından çocuğu için kurban kesebilir. Bu da güzel bir davranışdır.
3. Yolcu (seferî) olmamak
Dinen yolcu hükmünde olan kimse kurban kesmekle mükellef değildir. Ancak yolcu hükmünde bulunan kimsenin tek başına veya mukimlerle birlikte kurban kesmesine bir mani yoktur. Hanefilerin yolcu için böyle bir ruhsattan söz etmeleri, ibadetlerde külfeti kaldırmaya ve kurbandan gözetilen hikmetlerin gerçekleşmesine öncelik vermeleri sebebiyledir. Diğer mezheblere göre, kurban mukim için de yolcu için de sünnettir.
Klâsik fıkıh kitaplarında konu böyle ele alınmış olmakla birlikte, günümüzde yolculuk imkân ve şartları büyük ölçüde değişmiştir. Bayram tatilini fırsat bilerek yurt içi veya dışı geziye çıkan, yazlığa giden memleketine giden kimsenin durumu farklıdır. Bu durumdaki kimselerin söz konusu ruhsattan yararlanma yerine, ya önceden gerekli tedbirleri alarak vekaleten kurbanını kestirmesi ya da bulunduğu yerde kurban kesmesi daha isabetlidir.
4. Belirli Bir Malî Güce Sahip Olmak
Hanefî mezhebine göre, kurban kesmeyi vacip kılan zenginliğin ölçüsü zekâtta ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynıdır. Bu da borçları ve aslî ihtiyaçları dışında 20 miskal (85 gram) altın veya 200 dirhem gümüştür. Bu durumdaki kadın ve yetişkin çocuklar bizzat mükellef olmakla birlikte kocası veya babası bunlar adına -hibe yoluyla- kurban keserse o da yeterli olur. Diğer mezhepler kurban kesmeyi sünnet saydıklarından, kurban mükellefiyeti için ayrıca bir zenginlik ölçüsü tesbit etmemişlerdir.
__________________


Sevgili!..

Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim…
Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim.
Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak,
Uhud’da dişini avcuma almak isterdim.

Konu bişnev tarafından (15.11.10 Saat 11:59 ) değiştirilmiştir..
View bişnev'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için bişnev kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (01.11.11), yusufsunetci (04.11.11)
Alt 15.11.10, 11:53   #3
bişnev - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 3787
Üyelik tarihi : 19-04-2009
Nereden : Adana
Konuları : 150
Mesajlar : 2,171
Teşekkürleri: 1,701
1,065 mesajına 2,075 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 bişnev is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

Kurbanlık Hayvan



Kurban kesmekle mükellef olan kimsenin bu ibadetinin geçerli sayılabilmesi için kurbanlık hayvan ve hayvanın kesimi ile ilgili bazı şartlar vardır. Bunlar kurbanın sıhhat şartlarıdır.
Kurbanlık Olacak Hayvan ile İlgili Şartlar
1. Kurban, koyun, keçi, sığır, manda, deve veya bu hayvanların türdeşlerinden kesilebilir. İslâm âlimleri bu hususta ittifak etmişlerdir. Kur'ân-ı Kerim'de kurbanlık olarak kesilecek hayvanlar şu şekilde ifade edilmiştir: "Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk ki Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği en'âm (deve sığır, koyun)cinsinden hayvanları keserken Allah'ın adını ansınlar. (Hac, 22/34 )
Ayette geçen "en'âm"deve, sığır, koyun ve keçi demektir Ayrıca Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabından, bu zikredilenlerin dışında bir hayvanın kurban edildiği rivayet edilmemiştir. İbadetlerde ise aslolan, şekillere kadar bütün çerçevenin Kur'an ve sünnet tarafından çizilmiş olmasıdır. Dolayısıyla tavuk, kaz, ördek, deve kuşu, ceylan gibi hayvanlardan kurban olmaz. Bunları kurban niyeti ile kesmek tahrimen mekruhtur. Çünkü bunda Mecusilere benzeyiş vardır.
Koyun, keçi, sığır, manda ve devenin hem erkekleri hem de dişileri kurban olarak kesilebilir. Ancak koyun cinsinin erkeğini yani koçu kurban etmek daha iyidir. Keçinin erkeği ile dişisi kıymetleri eşit olduğunda, dişisini kesmek daha faziletlidir. Aynı şekilde devenin veya sığırın erkeği ile dişisi et ve kıymet bakımından eşit olduklarında, dişisinin kurban edilmesi daha faziletli kabul edilmiştir.
2. Koyun ve keçi cinsinden hayvanların kurban edilebilmesi için birer yaşını doldurmaları gerekir. Ancak altı aylık koyun, bir yaşındaki gibi cüsseli ve gösterişli ise kurban olarak kesilmesi caizdir. Keçinin ise bir yaşını doldurması gerekir. Sığır ve manda cinsinden hayvanlar iki yaşını, deve ise beş yaşını tamamladıktan sonra kurban olarak kesilebilir.
Koyun ve keçiden her biri yalnız bir kişi adına kurban edilir. Sığır (inek, boğa, manda) cinsinden bir hayvanı bir kişi kurban edebileceği gibi yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edebilirler. Peygamberimiz döneminde bu şekilde uygulanmıştır. Ancak bu ortakların hepsinin Müslüman olması ve her birinin ibadet niyetiyle iştirak etmesi gerekir. Eğer ortaklardan bir tanesi kurban niyetiyle değil de sırf et almak için iştirak etse hiçbirinin kurbanı sahih olmaz. Kurban kesildikten sonra et, tartı ile eşit şekilde paylaşılmalıdır.
3. Allah'a kurbiyet ve ibadet için kesilen kurbanın semiz, sağlıklı ve azalarının tam olması, hem ibadetin gaye ve mahiyeti hem de sağlık kuralları açısından önemlidir. Bu itibarla, kurbanlık hayvanda kurban olmaya engel bir kusurun bulunmaması gerekir. Kur'ân'ı Kerim'de müminlerin kazandıkları şeylerin temiz ve güzel olanlarını Allah yolunda infak etmeleri emredilerek "Siz göz yummadan, içinize yatmaksızın almayacağınız kötü, bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. İyi bilin ki, Allah ganidir, hamîddir (kimseye ihtiyacı yoktur, bütün övgülere layıktır).(Bakara, 2/267) buyrulmuştur. Böylelikle, kötü, bayağı şeyleri kendiniz almazken, Allah'a borcunuzu bu ‏şeylerden vermeğe kalk‎‏mayı‎nı‎z, denilmiştir. Buradan hareketle çok kusurlu olan hayvanların kurban edilmeleri uygun değildir.
Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselâm) birçok hadislerinde kurbanlık hayvanın kusursuz ve ayıpsız olması gerektiğini bildirmiştir. Meselâ bunlardan birinde "Kurbanl‎ıklarda körlüğü her halinden belli olan, hastal‎ığı açı‎kça anlaşılan, yürümeye mâni olacak derecede topall‎ığı‎ açı‎k olan topal, iliği kurumu‏ş zayı‎f hayvanı‎n kurban edilmesi uygun değildir."buyurmuştur.
Bir başka hadislerinde de, kurban edilmek istenilen hayvanın gözünün ve kulağının afetten salim olmasına dikkat edilmesini emretmiştir
Kurbanlık olmaya engel olan kusurlar iki kısımdır; Bir kısmı hayvanın kurban olmasına mani, bir kısmı ise değildir;
Hayvanın kurban olmasına engel olan kusurlar;
• İki gözünün veya bir gözünün kör olması.
• Kesilecek yere yürüyemeyecek kadar topal olması.
• İki kulağının veya bir kulağının kesik olması.
• Dişlerinin tamamının veya çoğunun dökülmüş olması.
• Boynuzlarının ikisinin veya birisinin kökten kırılmış olması.
• Hayalarının ve meme uçlarının kopmuş olması.
• Kuyruğunun yarısı veya üçte birinden fazlasının kesilmiş olması.
• Kemiklerinde ilik kalmayacak kadar zayıf ve düşkün olması.
• Doğuştan kulağı ve kuyruğunun bulunmaması.
• Kontrol altına alınıp sürüye gönderilemeyecek ve yemlenemeyecek kadar deli olması.
• Aşikâr bir halde hasta bulunması.
Kurban kesmekle yükümlü olan bir kimsenin, satın aldığı kurbanda yukarıdaki kusurlardan biri sonradan meydana gelirse, yerine başkasını alıp kesmesi gerekir. Fakat fakir bir kimsenin aldığı kurban böyle kusurlanırsa, yerine başkasını alması gerekmez, onu kurban olarak kesebilir. Hatta böyle kusurlu bir hayvanı satın alıp kurban kesmesi de yeterli olur. Çünkü bu kurban, o fakir için bir nafiledir. Nafilelerde ise, genişlik ve kolaylık vardır.
2. Kurban olmaya mani olmayan küçük kusurlar;
• Gözlerinin şaşı veya zayıf görmesi
• Bir ayağı topal olup diğer üç ayağı ile aksayarak da olsa yürüyebilmesi
• Doğuştan boynuzsuz veya boynuzunun kırılmış olması
• Kulakları delik ve yarık veya uçları kesilmiş ve sarkmış olması
• Dişlerinin bazısının düşmüş olması
• Otlamasına mani olmayacak derecede deli olması
• Kuyruğunun, hayalarının veya kulağının üçte birinden daha az kısmının kesik olması
• Doğuştan kulaklarının küçük olması
• Uyuz fakat semiz olması
• Tenasül uzvunun burulmuş olması.
Bu sayılan kusurlardan birine sahip olan hayvanın kurban edilmesi mekruh olmakla birlikte caizdir.
4. İbadetlerin, kurbetlerin (Allah'a yakınlaşmak için yapılan şeylerin) Allah'ın istediği zaman ve şartlarda gerçekleştirilmeleri gerekir. Bu itibarla, kurbanın sahih olabilmesi için belirlenmiş vakit içinde kesilmesi gerekir. Bu belirlenen vakit de kurban bayramının ilk üç günü yani zilhiccen ayının 10, 11 ve 12. günleridir. Bayram namazının kılınmasından, 3. günü akşamına kadarki zaman dilimidir. Şafiî mezhebine göre bu süre, bayramın 4. günü akşamına kadardır. Aydınlatma imkânının yetersizliğinin yol açacağı muhtemel tehlike, hata ve zorluklar söz konusu ise kurbanın gece kesilmesi mekruhtur, hoş görülmemiştir. Bu sakıncalar yoksa gece de kesilebilir.
Kurban Bayramında, kesilmek üzere satın alınmış kurbanlık hayvan, kurban kesme günlerinde kesilmemiş ise, hayvanın kendisini sadaka olarak vermek gerekir. Eğer hayvan helak olmuşsa kıymetini sadaka olarak fakirlere vermek icab eder, ertesi seneye bırakılmaz. Kurbanın vacib olmasında kesim günlerinin sonu esastır. Bunun için Kurban Bayramının üçüncü günü güneş batmadan önce zengin olan kimsenin kurban kesmesi gerekir. Daha önce fakir olması bunu etkilemez. Aksine olarak o günün güneş batışından önce fakir düşen veya ölen Müslümanlardan bu kurban kesme yükümlülüğü düşer.
5. Kurbanın ibadet niyetiyle kesilmesi şarttır. Allah'ın insanın yaptığı hiçbir ibadete ihtiyacı olmadığı gibi keseceği kurbana da ihtiyacı yoktur. Ancak Allah, kurban kesme emriyle kullarını imtihan etmekte, onların İlahî emirlere itaatteki hassasiyetlerini, Allah'a yakınlık derecelerini ölçmektedir. Temelde Allah'ın hoşnutluğu hedeflenilerek yapılması gereken ibadet ve kurbetlerde, Hakîm olan yüce Mevla birçok hikmetler ve maslahatlar koymuştur. Kurban kesmenin de bildiğimiz bilemediğimiz birçok hikmet ve faydaları vardır. Ama asıl maksad, Allah'ın rızasını, hoşnutluğunu kazanmaktır. Bu husus ayette şu şekilde vurgulanmıştır; "Unutmayın ki ne onların etleri, ne de kanları asla Allah'a ulaşacak değildir. Lâkin Ona ulaşan tek şey, kalblerinizde beslediğiniz takvâdır, Allah saygısıdır. (Hac, 22/37)
İbadetlerin, hayır ve hasenatın kabulünün başta gelen şartı ihlâstır. Allah'ın rızasını gözetmek gerekir. Zira bunların mükâfatını vermek yalnız Allah'ın iradesindedir. O halde sadece Onu razı etmeye çalışmalıdır. "İşlerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ve maksadı ne ise, eline geçecek olan da odur." Hadis-i Şerifi de bu gerçeği beyan etmektedir. Bu itibarla kesilen kurbanlarda hedef; ihlâs, takva ve Allah'a yaklaşmak olmalıdır. Bu maksad ve gaye olmadıktan sonra kesilip dağıtılan etlerin, kanların Allah nezdinde bir değeri yoktur.
Ayrıca âyetteki tasvir, kanların ve etlerin Allah'a yükselmeyeceği tasavvuru ile, kurbanın gayesini küçük çocukların bile anlayabileceği mükemmel bir tarzda anlatmaktadır.
__________________


Sevgili!..

Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim…
Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim.
Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak,
Uhud’da dişini avcuma almak isterdim.
View bişnev'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için bişnev kullanıcısına teşekkür edenler:
Alemdâr-ı İslâm (01.11.11)
Alt 15.11.10, 11:54   #4
bişnev - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 3787
Üyelik tarihi : 19-04-2009
Nereden : Adana
Konuları : 150
Mesajlar : 2,171
Teşekkürleri: 1,701
1,065 mesajına 2,075 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 bişnev is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

Kurbanın Kesimi


Müslüman Allah'a teslim olmuş insan demektir. Bu itibarla o, Allah'a sunacağı şeyin "metod ve şekli"nin seçimini kendi yapmaksızın, Rabbisi kendisinden nasıl sunulmasını istiyorsa o şekilde yapar. Böyle davranmakla Allah'ın takdirine teslimiyetini göstermiş olur. Kur'ân'da genel bir disiplin olarak şöyle buyrulmuştur; "Kim Allah'ın şeairini tazim ederse, şüphe yok ki bu, kalplerin takvâsındandır."(Hacc, 22/32) Bu itibarla Allah neye ne ölçüde değer veriyorsa ona o ölçüde rağbet göstermek takva ile çok yakından alâkalıdır.
Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kurbanlığın kesilmesi ile ilgili şöyle buyurmuştur; "Allah her şeyin ihsanla (Allah'ın teftişine arz ediliyor gibi) yapılmasını kabul etmiştir: öyle ise bir hayvanı boğazlarken, ihsan hissi ile kesin, içinizden kurban kesen kimse bıçağını iyice bilesin ve keseceği hayvanını rahat ettirsin."(Müslim, Sayd, 57; Ebu Davud, Edahî, 11.)
Hayvan, kesim yerine incitilmeden götürülür, kesileceği zaman da kıbleye karşı ve sol tarafı üzerine yatırılır. Elinden geldiğince, kurban sahibinin kurbanı kendisinin kesmesi mendup olmakla birlikte, bir başkasına vekalet vermek suretiyle de kestirebilir. Kurbanı kesecek kimsenin Müslüman olması tercihe şayandır. Yahudî ve Hıristiyanlara da kesim yaptırılabilir. Çünkü ayette, ehl-i kitabın kestiğinin yenilebileceği ifade edilmiştir: "Ehl-i kitabın kestikleri ve diğer yiyecekleri size helâldir. Sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir."(Maide, 5/5) Yalnız şu ayette bildirildiği üzere "...Allah'tan başkası adına kesilen hayvanın etini haram kıldı."(Bakara, 2/173) kesilen hayvanın Allah namına kesilmesi gerekir. Dolayısıyla bir Hristiyan'ın hayvanı keserken "Mesihin adına"veya başka bir şey namına diyerek kestiğini duyan bir Müslüman'ın o etten yemesi caiz değildir. Ehli kitaptan birine kurban kestirmeyi mekruh gören âlimler de vardır.
Kurban sahibinin kurbanını bizzat kendisinin kesmesi veya Müslüman birisine kestirmesi ve kesim esnasında da orada hazır bulunması müstehaptır. Zira Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) başkasına kurbanını kestiren kimsenin kesim anında orada bulunmasını ve kesenle birlikte şu ayetleri okumasını tavsiye etmiştir ki bu ayetler hayvan besmele çekilip kesilmeden önce veya sonra okunur;
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفاً "Ben batıl dinlerden uzaklaşarak, yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Rabbülâlemin'e yönelttim."(Enam, 6/79)
قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ"De ki: "Benim namazım da, her türlü ibadetlerim de, hayatım da ölümüm de hep Rabbülalemin olan Allah'a aittir. Eşi ortağı yoktur O'nun. Bana verilen emir budur. O'na ilk teslim olan da benim."(Enam, 6/162-163) Bu ayetlerle dua ettikten sonra devamla "Allah'ım dostun İbrahim'den habibin Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) den kabul buyurduğun gibi benden de kabul buyur."şeklinde veya benzer tarzda dua eder. Daha sonra tekbir (Allahu Ekber) ve tehlil (La ilahe illallah) getirir.
Kurbanı kesen kimse hayvana eziyet vermemeye dikkat etmelidir. Bıçak hayvana gösterilmemelidir. Kullanılacak bıçak keskin olmalıdır. Kıbleye karşı yatırılan hayvan, sağ elle tutulan bıçakla kesilirken "Bismillahi Allahü Ekber"denir. Enes b. Malik (r.a.) Hz.Peygamberimizin (sas) iki alaca (semiz) koç kurban kestiğini, ayağını yanlarına basarak "bismillah"deyip, tekbir aldığını., Sonra onları kendi elleriyle kestiğini gördüğünü söylemiştir."(Buharî, 73; Müslim 35)
Kurbanı başkasına kestiren kimse de, hayvan kesilirken besmeleye iştirak eder. Kurbanı kesen kimse keserken Allah'ın adını zikretmeyi (besmele) kasten terk ederse Hanefî mezhebine göre bu hayvanın eti yenilmez.
Kesilen hayvan fazla acı duymaması için, hareket hali sona ermeden onu yüzmemelidir. Kurban sahibi, kurban kesildiği gün, ilk yemeğini kurbanın ciğerinden seçmesi güzel bir davranıştır.
Kurban Bayramında, kesilmek üzere satın alınmış olan kurbanlık hayvan, nahr (kurban kesme) günlerinde kesilmemiş ise, mevcutsa hayvanın kendisini sadaka olarak vermek gerekir. Eğer helak olmuşsa kıymeti sadaka olarak fakirlere verilir, ertesi seneye bırakılmaz.
Kurban kesmenin rüknü, kurbanlık hayvanın boğazlanarak kanının akıtılmasıdır. Sığır, manda, koyun ve keçi cinsinden hayvanlar yatırılıp çenelerinin hemen altından boğazlanır. Bu şekilde kesilmelerine "zebh"denir. Deve ise ayakta sol ön ayağı bağlanarak göğsünün hemen üzerinden kesilir ki, buna da "nahr"denilir. Kesim işlemi boğazın iki tarafındaki şah damarları, yem ve yemek borusu kesilerek yapılır ve hayvanın kanı iyice akması için bir süre beklenilir.
Şoklama ile hayvan kesilebilir. Yalnız bir hususa dikkat etmek gerekir; şoklama veya bayıltma kesim anında hayvanın mukavemetini zayıflatıyor fakat hayatına tesir etmiyorsa; yani hayvan ölmeyip yaşıyorsa, ancak kesildiğinde kanı akıyor ve ölüyorsa, bu şekildeki bir şoklama veya bayıltma ile hayvan kesilebilir. Eğer hayvan, henüz kesilmeden, şokun etkisiyle ölürse; o, kurban olamayacağı gibi, eti de yenmez.
Kurbanın vacib olmasında nahr günlerinin (Kurban bayramının ilk üç günü) sonu esastır. Bunun için Kurban Bayramının üçüncü günü güneş batmadan önce zengin olan kimsenin kurban kesmesi gerekir. Daha önce fakir olması bunu etkilemez. Aksine olarak o günün güneş batışından önce fakir düşen veya ölen Müslümanlardan bu kurban kesme yükümlülüğü düşer.
__________________


Sevgili!..

Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim…
Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim.
Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak,
Uhud’da dişini avcuma almak isterdim.
View bişnev'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için bişnev kullanıcısına teşekkür edenler:
Alemdâr-ı İslâm (01.11.11)
Alt 15.11.10, 11:55   #5
bişnev - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 3787
Üyelik tarihi : 19-04-2009
Nereden : Adana
Konuları : 150
Mesajlar : 2,171
Teşekkürleri: 1,701
1,065 mesajına 2,075 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 bişnev is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

Kurbanın Eti ve Derisi



Kurban bayramında kesilen kurbanın etinden sahibi yiyebilir. Kurban sahibi de bayram gününde diğer insanlar gibi Allah'ın misafiridir, o da Allah'ın ziyafetinden istifade edebilir. Bu arada kıran ve temettu haccı yapan kimsenin kesmesi gereken kurbandan da sahibi yiyebilir. (Şafiî mezhebine göre yemesi caiz değildir.) Ama adak/nezir kurbanından ve haccda kefaret olarak kesilen kurbanlardan sahibinin yemesi yasaktır.
Kesilen kurbanın eti üçe ayrılır. Bir kısmı ev halkı için ayrılır, üçte biri akraba ve komşulara dağıtılır. Geriye kalan üçte bir de fakir ve muhtaçlara verilir. Kurbanın etinin bu şekilde taksim edilmesi mendup/güzel bir davranıştır. Nitekim Kur'ân ı Kerim'de şu ayetlerde böyle bir taksim yapılabileceği bildirilmiştir;"Siz de onların (kesilen kurbanların) etinden hem kendiniz yeyin, hem de yoksula ve fakire yedirin."(Hacc, 22/28)"Biz kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin hakkınızda Allah'ın dininin şeâirinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar boğazlanmak üzere saf halinde dururken, onları kestiğiniz zaman Allah'ın adını anın. Yanı üstü yere yıkılınca da onlardan hem siz yiyin, hem kanaat gösterip istemeyene, hem de isteyen fakire yedirin. İşte böylece onları size âmâde kıldık ki şükredesiniz."(Hacc, 22/38)
Aynı zamanda Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kesilen kurbandan hem sahibinin yemesini hem de başkalarına yedirmesini teşvik etmiştir Kurbanın etinden dağıtılan kısmın üçte birden az olmaması mendup yani güzel bir davranıştır. Bütün bunlarla birlikte, eğer kurban kesen kimse ailesi kalabalık ve imkânı geniş biri değilse, bu durumda kurbanın hepsini kendi evinde bırakması daha uygun olur. Çünkü kendisinin ve ailesinin ihtiyacı, diğer insanların ihtiyacından önce gelir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuya dikkatleri çekerek, ihtiyaç sahibinin ilk önce kendisinden ve ailesinden başlaması gerektiğini bildirmiştir.
Allah'a yakınlaşmak için kesilen kurbanın etini, derisini, yağını, başını, yününü satmak mekruhtur yani dinen hoş görülmemiştir. Eğer bunlar satılırsa parası tasadduk edilmelidir. Hatta kurbanlık hayvan kesilmeden önce sütü sağılsa, yünü kesilse bunların tasadduk edilmesi gerekir. Çünkü kurbanlık hayvan her şeyiyle Allah'a kurbet için hazırlanmış, vakfedilmiştir.
Kurbanın derisi evde bırakılıp seccade yapılabilirse de en güzeli hayır kurumlarına vermektir. Bir hadislerinde Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kestiği kurbanın derisini satan kimsenin, kurban kesene vaad edilen sevaptan mahrum kalacağını bildirmiştir.
Bu hususla ilgili olarak Hz. Ali şöyle buyurmuştur "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), (beni göndererek), kurbanlı‎k develeriyle ilgilenmemi, onlar‎ın etlerini, derilerini, çulları‎nı‎ tasadduk etmemi, kasabın ücretini bunlardan vermememi tenbih etti."diyerek devamla "Kasab ücretini kendimizden ِöderdik."demiştir.
Kurbanın etinin, kesimin yapıldığı bölgede dağıtılması teşvik edilirse de, daha fazla ihtiyaç sahibinin bulunması halinde başka yerleşim birimlerine de gönderilebilir, nakledilebilir.
Kurban kesildikten sonra çevre temizliğinin iyice yapılması gerekir. Hayvanın artan parçalarının toprağa derince gömülmesi ve mümkün olduğu ölçüde dışarıda hiçbir parçasının bırakılmaması gerekir. Bu şekilde bir hareket, kurbanlık hayvana ve kurban ibadetine bir saygının ifadesidir. Aynı zamanda çevre temizliği açısından da çok önemlidir. Peygamber Efendimiz birçok hadis i şeriflerinde çevre temizliğinin önemini vurgulamıştır.
Kurban kesmenin ve etini ihtiyaç sahiplerine dağıtmanın sevabını, çevre kirliliği meydana getirerek ve kul haklarını ihlal ederek azaltmamaya dikkat etmek gerekir.
__________________


Sevgili!..

Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim…
Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim.
Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak,
Uhud’da dişini avcuma almak isterdim.
View bişnev'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için bişnev kullanıcısına teşekkür edenler:
Alemdâr-ı İslâm (01.11.11)
Alt 15.11.10, 11:55   #6
bişnev - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 3787
Üyelik tarihi : 19-04-2009
Nereden : Adana
Konuları : 150
Mesajlar : 2,171
Teşekkürleri: 1,701
1,065 mesajına 2,075 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 bişnev is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

Nezir (Adak) Kurbanı


Nezir: Yüce Allah'a saygı için yasak olmayan bir işin yapılmasını üzerine alıp yüklenmektir ki, bir kimsenin dinen yükümlü olmadığı ibadet cinsinden bir şeyi kendisi için vacip kılması demektir. Türkçesi "adak"tır.
Adakta bulunma, arzu edilen sonuçları elde etme veya beklenmeyen kötü durumlardan korunmada Allah'ın yardımına davetiye çıkarma gayesiyle başvurulan dinî bir davranış mahiyetinde olup, hemen hemen bütün din ve kültürlerde görülmektedir. Özellikle Çin, Japon, Hint ve İslâm öncesi Türk kültüründe adağın önemli bir yer tuttuğu bu mahiyette birçok davranış ve geleneğin bu toplumlarda yaygınlık kazandığı, benzer davranışların diğer toplumlarda da sıkça görülen bir davranış olduğu bilinmektedir.
Kur'ân-ı Kerim'de ahde ve akitlere bağlı kalınması, Allah'a verilen sözün tutulması emredilmiştir: "Ey iman edenler! Bağlandığınız ahidleri yerine getiriniz."(Maide, 5/1) "Verdiğiniz sözü yerine getirin; çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir."(İsra, 17/34) "Sözleşme yaptığınızda Allah'ın huzurunda verdiğiniz sözü yerine getirin"(Nahl, 14/91)
Nezir/adak da bir ahid, bir söz vermedir; adak yapan Yüce Allah ile sözleşme yapmış demektir. Onun için yapılan adağa vefa gösterilmesi, verilen sözün yerine getirilmesi gerekir. (Hacc, 22/19)
Yüce Allah, adaklarını yerine getirenleri Kur'ân-ı Kerîm'de övmüştür. (İnsan, 76/7)
Hadis i şeriflerde de Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'a itaat manasında olan adakların yerine getirilmesini, Allah'a isyan ve günah kabilinden olan hususlarda adakta bulunulmamasını emretmiş eğer yapılmışsa buna uyulmamasını istemiştir.
Bir kimsenin Allah için adadığı kurbanı boğazlaması vaciptir. Nezredilen bir kurbanın kesilmesinin borç olması için şu şartların yerine getirilmesi gerekir;
1. Kurban olarak adanan hayvan, vacib kurbanlar cinsinden olmalıdır. Mesela, hindi veya horoz adamakla adak yerine gelmez, çünkü bu hayvanlardan kurban kesilmesi caiz değildir.
2. Adanan kurban, adayanın kendisine zaten vacip olan bir kurban olmamalıdır. Mesela zengin bir kimse "Şu işim olursa kurban bayramında kurban keseyim."dese, kestiği kurban adak yerine geçmez. Ancak kurbandan ayrı bir de adak kurbanı keserse, o takdirde adak yerine gelmiş olur.
3. Adanan şey aslında bir günah olmamalıdır. Bundan dolayı: "Şu işim olursa, kendimi Hak yolunda kurban edeyim, intihar edeyim."diye yapılan adak sahih olmaz. Bununla birlikte Allah için evlâdını kurban edeceğini nezreden kimseye, İmam Ebû Yusuf ile İmam Şafiî'ye göre bir şey gerekmez; çünkü bu, caiz olmayan bir adaktır. Fakat İmam Azam ile İmam Muhammed'e göre, bu halde, bir koyun kurban edilmesi gerekir. Çünkü İbrahim aleyhisselâm, böyle bir kurban kesmekle emrolunmuştur.
4. Adanan kurban başkasının malı da olmamalıdır. Kişi ancak kendi malından kurban adayabilir. Mesela, başkasına ait bir koyunun kurban edilmesini adayan kimseye, bu adağından dolayı bir şey gerekmez.
Adak kurbanın etinden sahibi yiyemediği gibi ailesi çoluk çocukları, torunları, anası-babası, dede ve ninesi de yiyemez. Tamamının fakirlere verilmesi şarttır. Şayet bir miktar yenilecek olursa, o yenen miktarın kıymeti sadaka olarak fakirlere verilmelidir.
Kurban bayramında kesmek üzere bir fakirin kurban alması da, bir çeşit adak hükmündedir. O kurbanı kesmesi fakir üzerine vacip olur.
Üzerinde malî bir adak borcu bulunduğu halde bunu ödemeden vefat eden kimse adağının yerine getirilmesini vasiyet etmişse terikesinden yerine getirilir. Böyle bir vasiyet olmadığı halde mirasçılar adağı yerine getirirlerse, ölen kimsenin adak borcundan kurtulması ümid edilir.
3. Haccı Kıran ve Hacc-ı Temettu yapanların kesmek zorunda oldukları şükür kurbanları (hedy kurbanı)
Yüce Allah'ın rahmetine yaklaşmak veya işlenen bir cinayete kefaret olmak için Harem bölgesinde kesilmek üzere götürülen veya kendisi veya parası gönderilen kurbana "Hedy"denir.
Temettü haccı ile Kıran haccından dolayı hedy (Harem bölgesinde kurban kesmek) vacibdir. Bunun koyun cinsinden olması da yeterlidir. Bu kurbanlar, Bayramın birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde kesilebilir. Fakat birinci günde kesilmesi daha faziletlidir. Bu, bir şükür kurbanı olduğundan, bunun etinden sahibi de yiyebilir. Geri kalanını Mekke fakirlerine dağıtmakta fazilet vardır.
Hacda kurban kesmeyi gerektiren bir kusur işleyen kimsenin kesmesi gereken ceza kurbanı
Hacla ilgili cinayetlerden (yapılması yasak şeyleri yapmaktan) dolayı ceza veya kefaret olarak kesilecek kurbanlar de hedy sayılır. Ancak bunların etlerinden sahibleri ile zevceleri, usul ve füruları yiyemezler. Çünkü bu ceza kurbanları zekât, adak kurbanı ve fitre sadakası yerinde sayılırlar. Bunların etinden yiyecek olurlarsa, kıymetlerini fakirlere sadaka verirler.

__________________


Sevgili!..

Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim…
Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim.
Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak,
Uhud’da dişini avcuma almak isterdim.
View bişnev'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için bişnev kullanıcısına teşekkür edenler:
Alemdâr-ı İslâm (01.11.11)
Cevapla

Etiket
haftanın, konusukurban

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
28/06/2010 Haftanın Konusu:İnfak Alemdâr-ı İslâm Haftanın Konusu 6 30.06.10 17:56
21/06/2010 Haftanın Konusu:Lut Kavmi Alemdâr-ı İslâm Haftanın Konusu 4 21.06.10 12:22
14/06/2010 Haftanın Konusu: İHH Alemdâr-ı İslâm Haftanın Konusu 12 18.06.10 12:56
15-02-2010 Haftanın Konusu :Enâniyet Ruh-efzâ Haftanın Konusu 4 15.02.10 09:22
02/10/2009 Haftanın Konusu - Kurban ve Kurban Bayramı Sükut-u Leyl Haftanın Konusu 5 06.11.09 14:11

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:04 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.