|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 196 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak Konu Isti'sam tarafından (07.02.11 Saat 23:36 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 9 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (08.02.11), Aşk-ı Mâ'şuk (08.02.11), bişnev (09.02.11), Durr-û Meknûn (11.02.11), hakyol (08.02.11), leyya (07.02.11), Minhac (08.02.11), Mümtehine (09.02.11), Vukuf-i Kalbi (07.02.11) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
Ebubekir SİFİL - Semerkand Dergisi Allah Rasulü s.a.v. Efendimiz’in sözlerine, uygulamalarına ve herhangi bir durumla ilgili tavrına “Sünnet” diyoruz. Sünnet’i gözardı eden bir anlayışın İslâm’la, böyle bir yaşantının müslümanlıkla ilgisi olamayacağına dair şüphe yok. Bugün ilâhi köklerinden kopma tehdidi altındaki anlayışımızın ve yaşantımızın yenilenmesi, tazelenmesi yani tecdidi ancak Sünnet ile mümkün. Sünnet’in bazı şeklî unsurlardan ibaret olmadığını, bir hayat tarzı olduğunu anlamamız, karşılaştığımız her durumda “Allah Rasulü olsaydı bu durumda ne yapardı?” sorusunun izini sürmemiz gerekiyor.
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 11 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (08.02.11), Aşk-ı Mâ'şuk (08.02.11), bişnev (09.02.11), Durr-û Meknûn (11.02.11), el-Kevserî (09.02.11), hakyol (08.02.11), leyya (07.02.11), MillîGenclik (07.02.11), Minhac (08.02.11), Mümtehine (09.02.11), Vukuf-i Kalbi (07.02.11) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
Efendimiz s.a.v. buyuruyor ki:
“Göğüs boşluğunuzda iman, tıpkı bir elbisenin eskidiği gibi (zaman içinde) eskir. Öyleyse Allah’tan imanınızı tecdid etmesini (yenilemesini) isteyin.” (el-Hâkim, el-Müstedrek, 1 /4) Günümüze gelene kadar müslümanlar, Rabbanî alimler vasıtasıyla bu hadisin bildirdiği gerçeği hayat rehberi edinmiş; amel, söz ve davranış olarak, zikir ve fikir olarak şuurlarını mümkün olduğu kadar canlı tutmanın gayreti içinde olmuşlardır. İçinde yaşadığımız zaman diliminde durum epey farklılaşmış görünüyor. Zira bu zaman diliminin yani modern dönemin temel vasfı “tüketim” çılgınlığının neredeyse bütün insanlık üzerinde hakimiyet kurmuş olmasıdır. Her şeyin kitlesel bir tüketim anlayışı içinde hızla eskidiği bu dönemde Sünnet-i Seniyye’nin, din şuurumuzun ve algımızın diri tutulmasındaki hayatî fonksiyonunu sık sık vurgulamakta şüphesiz büyük faydalar var. Bu noktada, “dinî şuurumuzda baş gösteren yenilenme ihtiyacı kendisini nasıl belli eder?” sorusu önemlidir. Bu soruya verilecek cevabı aslında her birimiz kendi nefsimizde hissedebiliriz. Öğrenip hafızamıza yerleştirdiğimiz ve hayatımıza intikal ettirdiğimiz İslâmî hakikatler, bir zaman sonra ruhunu ve etkisini yitirmeye başladıysa, birtakım ibadetleri, evrad u ezkârı yerine getirirken kalbimizde bir kıpırdanma olmuyorsa, yaptığımız işleri alışkanlık haline getirip mekanikleştirmişsek “tecdid” vakti yani yenilenme, tazelenme zamanı gelmiş demektir. Hiç şüphesiz mekanikleşmenin, eskimenin, ruh zayıflamasının kendisini belli ettiği en önemli alanlardan birisi Sünnet-i Seniyye’ye tabi olma şuurumuzdur. Sünnet-i Seniyye’nin her bir ilkesine, her bir cüz’üne ittiba ederken yaşadığımız “Sünnet’e uyma” şuurunun, bir süre sonra yerini bir “alışkanlığa” bırakmaya başlaması, tehlike zillerinin çalmaya başladığını işaret eder bize. Söz gelimi yemeklerden önce dişlerimizi misvaklarken bir sünneti yerine getirme niyetiyle hareket ettiğimiz sürece Sünnet’e ittiba sevabı kazanıyoruz. Ama bir süre sonra bu bir alışkanlık haline geliyor ve misvak kullanımı işini dişlerimiz daha beyaz görünsün diye yapmaya başlıyorsak, işte orada ruh ve mana kaybolmuş, sadece şekil ve kabuk kalmıştır.
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (08.02.11), Aşk-ı Mâ'şuk (08.02.11), bişnev (09.02.11), Durr-û Meknûn (11.02.11), Minhac (08.02.11), Mümtehine (09.02.11), Vukuf-i Kalbi (07.02.11) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
Sünnet-Tecdid ilişkisi
Hayatımızda sıklıkla “tecdid”e ihtiyaç duyacağımızı bize haber veren de, onu nasıl yapacağımızı öğreten de Sünnet’tir. Bu sebeple Sünnet şuurunun canlandırılması tecdid ihtiyacının karşılanması için gerekli ve yeterli olacaktır. Bir keresinde Efendimiz s.a.v., “İmanınızı tecdid edin.” buyurmuş, Sahabe-i Kiram’ın, “İmanımızı nasıl tecdid edelim?” sorusuna da, “Lâ ilâhe illallâh”ı çokça söyleyin.” cevabını vermiştir. (Ahmed b. Hanbel) Allah Tealâ’nın bu ümmete her yüz senenin başında dinini tecdid edecek birini veya birilerini göndereceğini bildiren hadis (Ebu Davud) üzerinde dururken ulema, bilhassa Sünnet’in ihyasına dikkat çekmiş ve müceddidin unutulan sünnetleri ihya edeceğinin ve yaygınlaşma eğilimi gösteren bid’atleri ortadan kaldıracağının altını çizmiştir. Bu çerçevede İmam Ahmed b. Hanbel şöyle demiştir: “Allah Tealâ, her yüzyılın başında insanlara Sünnetleri öğreten ve Rasul-i Ekrem s.a.v. adına yalan uydurulmasına engel olan kimseleri gönderir…” (el-Azîmâbâdî, Avnu’l-Ma’bûd, 11/387) Bu durum, aynı zamanda Sünnet’in hayatımızdaki merkezî yerini de işaret etmektedir. Din’in tecdidi Sünnet’in ihyasına bağlı olduğuna göre, biz de içinde bulunduğumuz zaman diliminde Sünnet şuurumuzu yenilediğimizde Efendimiz s.a.v.’in haber verdiği tecdid faaliyetini kısmen de olsa yerine getirmiş olacağız.
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (08.02.11), Aşk-ı Mâ'şuk (08.02.11), bişnev (09.02.11), Durr-û Meknûn (11.02.11), Minhac (08.02.11), Mümtehine (09.02.11), Vukuf-i Kalbi (07.02.11) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
Sünnet bütün hayatı kuşatır Sünnet-i Seniyye’nin hayatımızdan çekilmesi hiç şüphesiz biraz yukarıdaki örnekte geçen misvak kullanımı konusuna münhasır değildir. Sünnet bütün hayatımızı kuşatan bir rehberdir. Bireysel sorumluluklarımızdan toplumsal ilişkilerimize kadar her adımımız, her fiilimiz Sünnet’in ilgi ve belirleyicilik alanı içindedir. Zira Efendimiz s.a.v.’in hayatı, sünneti ve sîreti yani hayat tarzı bütünüyle Kur’an’ın canlı bir tefsiridir. O’nun her sözü, her davranışı bizim için Allah Tealâ’nın rızasına götüren bir rehberlik niteliği taşır. Günlük hayatta, evinin içinde, komşularla ilişkilerde, devlet yönetiminde, mescitte ve sokakta… kısacası hayatın her anında ve alanında O,“canlı Kur’an”olarak biz mü’minlere yol gösterir. O’nun kılavuzluğu olmadan hakkıyla müslüman olmak ve müslüman kalmak mümkün değildir. Efendimiz s.a.v. bir gün mübarek başını göğe kaldırıp bir süre tefekküre daldıktan sonra şöyle buyurdu: – İlim sizden çekilip alındığı zaman haliniz nice olur?! Orada bulunan sahabiler biraz şaşkınlıkla şöyle dediler: – Ey Allah’ın Rasulü! Bizler Kur’an’ı okuduğumuz ve ev halkımıza öğretip durduğumuz halde ilim bizden nasıl çekilip alınır? Efendimiz s.a.v.’in cevabı son derece düşündürücü oldu: – Tevrat ve İncil yahudilerin ve hıristiyanlar’ın elindeyken onlara bir fayda sağladı mı ? (Ahmed b. Hanbel, Tirmizî, İbn Mace) Evet, Tevrat ve İncil, Hz. Musa ve Hz. İsa (ikisine de selam olsun) ümmetlerinin bir süre sonra Yahudileşmesine ve Hristiyanlaşmasına mani olmamıştır. Bu son derece çarpıcı gerçek, sadece geçmiş kavimlerin durumunu anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bizi şu hayatî sorunun muhatabı kılıyor: İslâm Ümmeti’ni yahudi ve hıristiyanlarınkine benzer bir hüsrana sürüklenmekten koruyacak olan nedir? Hiç şüphesiz bu sorunun cevabı “Sünnet-i Seniyye”dir. Onun kurtarıcı rehberliğinden kendisini müstağni zannedenlerin varacağı yer iki dünyada da hüsrandan başkası olmayacaktır. Zira Efendimiz s.a.v., “Nefsimi kudret elinde tutana yemin ederim ki, hevâsını (arzu ve isteklerini) benim getirdiklerime tabi kılmayan iman etmiş olmaz.” (Begavî, Şerhu’s-Sünne, 1/213) buyurmuştur. Ulemamızın bu hadiste ifade buyurulan “benim getirdiklerim” sözünün sadece Kur’an’ı anlatmadığı, buradaki esas vurgunun Sünnet-i Seniyye’nin rehberliğini anlattığı konusunda aydınlatıcı beyanları vardır. Dolayısıyla bu dinin hakkıyla öğrenilmesi de, yaşanması da ancak Sünnet-i Seniyye’ye ittiba ile mümkündür.
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (08.02.11), Aşk-ı Mâ'şuk (08.02.11), bişnev (09.02.11), Minhac (08.02.11), Mümtehine (09.02.11), Vukuf-i Kalbi (07.02.11) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
Toplumsal ilişkilerimize dikkat!
Pek çok ayet-i kerime bu temel gerçeği vurgulamaktadır. Onlardan birisi şudur: “(Ey Habibim!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana ittiba edin ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmran, 31) Efendimiz s.a.v.’den nakledilen bir hadis bu ayeti şöyle tefsir ediyor: “Kim Allah’ın ve Rasulü’nün kendisini sevmesini istiyorsa, doğru sözlü olmaya, emanete riayete ve komşusuna eziyet etmemeye baksın.” (Abdürrezzak es-San’ânî, el-Musannef, 11/8) Bu hadiste ifade buyurulan 3 husus arasında nasıl bir ortak özellik vardır diye düşündüğümüzde karşımıza şu gerçek çıkıyor: Efendimiz s.a.v. burada namazımıza, orucumuza ve sair bireysel ibadetlerimize değil, toplumsal ilişkilerimize dikkat çekiyor: 1. Yalanı hayatınızdan çıkarın buyuruyor. Her ne şekilde olursa olsun yalan söylemeyin. Buna göre bir başka hadiste ifade buyurulan üç hal dışında yalanın hayatımızda yerinin olmaması gerekiyor. (O üç hal, düşmanla savaş, küs arkadaşların arasının bulunması ve evliliğin kurtarılmasıdır.) 2. Size emanet edilen şeye hıyanet etmeyin. Emanet denilince sadece birisinin bize geçici olarak teslim ettiği ve bir süre sonra gelip alacağı şeyleri düşünmeyelim. Bize verilen sağlık sıhhat ve bedenden çoluk-çocuğumuza, mal-mülkten mevki ve makama kadar hayatımızda uhdemize verilmiş ne varsa hepsi birer emanettir ve bizler onların her birinden hesaba çekileceğiz. 3. “Komşuya eziyet etmeme” ifadesinden sadece aynı binada veya mahallede oturduğumuz insanlara kötülük etmemeyi anlamamalıyız. Aksi takdirde buradan şöyle bir anlam çıkar: Komşumuz dışındaki insanlara eziyet edebiliriz! Bu doğru olamayacağına göre Efendimiz s.a.v.’in bu ikazından, aynı apartman ve mahalleyi paylaştığımız “yakın komşu”dan, aynı şehri paylaştığımız “uzak komşu”ya kadar ilişki ve irtibatta bulunduğumuz bütün insanları anlamalıyız. Üretim ve tüketim anlayışımıza, eğlenme ve dinlenme tarzımıza, aileden başlayan toplumsal ilişkilerimize kadar hayatın her alanında Sünnet’in öngördüğü davranış ve tutumu ortaya koyamıyorsak, Allah Tealâ’nın sevdiği ve bağışladığı bahtiyarlar arasına girmemiz hiçbir zaman mümün olmayacaktır. Yüce Kitabımız’da “De ki: Eğer Allahı seviyorsanız bana uyun ki Allah sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin.” (Âli İmran, 31) buyurulmaktadır. Efendimiz s.a.v. de, yukarıda zikrettiğimiz üzere “Hevâsını (arzu ve isteklerini) benim getirdiklerime tabi kılmayan iman etmiş olmaz.” buyurmak suretiyle Kur’an-Sünnet bütünlüğüne ve Sünnet’i dışlayarak müslüman kalmanın imkansızlığına dikkat çekmiştir. Dolayısıyla hakiki ve makbul iman, ancak Efendimiz s.a.v.’in rehberliğine titizlikle riayet etmekle mümkün olacaktır.
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (08.02.11), Aşk-ı Mâ'şuk (08.02.11), bişnev (09.02.11), Durr-û Meknûn (11.02.11), Minhac (08.02.11), Mümtehine (09.02.11) |
![]() |
| Etiket |
| adım, haftanın, konusu, o’nun, İzinde |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Adım adım HACC | Elcihad | TAVSİYE SİTELER | 1 | 08.08.09 11:26 |
| 3.intifadaya adım adım | cundullah | CİHAD BELDELERİNDEN HABERLER | 0 | 09.05.09 21:18 |
| Nero 7 Premium İle Mpeg-2 Kayıtlarınızı Mpeg4 Yapıyoruz Adım Adım(Resimli) | ybsakarya54 | Resimli Program Anlatımları | 0 | 13.04.09 21:50 |
| İŞte İsrail katilinin Filistin’i adım adım işgal haritası | Elcihad | SİYONİZM | 0 | 08.01.09 09:49 |
| Adım adım Ilımlı İslam, Obama ve Fetullah Gülen.. | Alemdâr-ı İslâm | TARTIŞ-YORUM | 7 | 07.11.08 19:06 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|