| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 196 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Haftanın Konusu »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05.09.11, 10:17   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart 05/09/2011 Haftanın Konusu: SUBLİMİNAL MESAJLAR





Haftanın Konusu:



SUBLİMİNAL MESAJLAR

__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Adige Abzakh (06.09.11), muallim (05.09.11), suvari4060 (05.09.11), Şems (16.09.11)
Alt 05.09.11, 10:26   #2
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

SUBLIMİNAL MESAJ NEDİR ?



Sübliminal mesaj, bilinçaltını farkında olmadan etkilemeye çalışan mesajlara denir. 1990′lardan itibaren kullanılan yöntem, reklam afişlerinde, filmlerde gizli kareler olarak veya ses dalgası olarak kullanıldı. Sübliminal mesajlar, insanları herhangi bir ürünü almaya zorlama veya benzer bir şeyi bilinçaltına yerleştirmede kullanılan farklı bir yöntemdir.

Sübliminal mesajlar, insanların çok fazla dikkat etmeden, ses dalgasını ayrıştırmadan veya herhangi bir videoyu parçalamadan göremeyeceği mesajlardır.
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
Adige Abzakh (07.09.11), el-Kevserî (08.09.11), muallim (05.09.11), suvari4060 (05.09.11), Şems (16.09.11)
Alt 05.09.11, 10:33   #3
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

Bilinçaltının özellikleri Nedir?

Bedenimizin en ücra hücrelerinin ileri görüntüleme teknikleriyle görüntülenebildiği, insanlığın kılcal damarların içinde gezindiği günümüzde bilinçaltı, bizler için hâlâ bilinmezliğini korumaya devam ediyor.
İnsanlığın binlerce yıllık serüveninde doğudan batıya her din, her felsefe okulu, her tasavvufi ekol kendince bilinçaltını anlamaya ve tanımlamaya çalışmıştır. Son yüzyılda bu kervana bilim de katılmıştır. Ancak, insanlık hâlâ bilinçaltı gerçeğini tam olarak anlayabilmiş değildir. Kaldı ki yedi bilinmezden biri olan “ruh” gerçeğini anlayamadan bilinçaltının sırlarının tam olarak anlaşılabilmesi pek mümkün değil. Yine de insanlık, Mesnevi’de anlatılan “âmâların fili tarif etmeye” çalışmalarına benzer şekilde kendince tarifler ortaya koyma çabasındadır.
Bizler psikolog olarak yaptığımız çalışmalarda insanın iç âlemindeki o karmaşık labirentin içinde bilinçaltının izini sürüyoruz. Aslını anlayamasak da işlevlerini biliyor ve onu tanımlamaya çalışıyoruz. Bununla birlikte bilim hâlâ Yunus Emre’nin “Bir ben vardır bende benden içeri” dizesindeki anlama ulaşabilmiş değil.



Bilinçaltı nedir?

Hepimiz, “içimde bir sıkıntı var”, “içime söz geçiremiyorum”, “içim içime sığmıyor” cümlelerini günlük hayatımızda sarf ederiz. İşte bu cümlelerde kastedilen “iç” esasında psikolojide “bilinçaltı” olarak tanımlanan yapıdan başkası değildir.
Şuuraltı, alt benlik, bilinçdışı olarak da adlandırılan bilinçaltı kişiliğimizin farkında olmadığımız, kontrolümüz dışındaki parçasını temsil etmektedir. Diğer bir deyişle bu, buzdağının görünmeyen kısmıdır. Tabii burada aklımıza hemen, “bilinçaltı içimizdeki kişilik parçası ise bilinç neresi oluyor” gibi bir soru gelebilir. Bilinç, diğer bir deyişle “üst benlik” kişiliğimizin farkında olduğumuz parçası, yani “ben” dediğimiz zaman kastettiğimiz kişilik bölümüdür. Bilgisayarı kullanan kullanıcı, atı süren süvari ya da arabayı kullanan şoför misali.
Beynimizin üstünde yerleşik olan ve sadece insan beynine özgü olan “korteks” adı verilen parça, bilincin beyinde konuşlandığı yerdir ve üst beyin olarak adlandırılmaktadır. Görüntüleme teknikleri, bilincin devrede olduğu her türlü etkinlikte bu bölgenin aktif olduğunu ortaya koymaktadır. Bilinçaltı ise “subkorteks” olarak adlandırdığımız alt beyin bölgesinde konuşlanmıştır ve bu bölgenin işleyişi üst beyinle koordineli olmakla beraber bağımsızdır.
Bilinçaltımızı tanımadan insan gerçeğini doğru anlayabilmemiz zordur. Diğer bir deyişle kendimizi tanımamız, düşünce, duygu, davranış ve bedensel durumumuzun oluşumunda önemli derecede etkili olan bilinçaltını tanımakla mümkün olacaktır. Yunus Emre, “İlim, ilim bilmektir; ilim kendin bilmektir” diye boşuna söylememiştir.


Medya, bilinçaltını etkiliyor

Tanımlayamadığımız şeyi yönetemeyiz. Bilinçaltımızı tanımadan, dış dünyadan ve iç dünyamızdan yönelen uyarıcılardan nasıl etkilendiğini anlamadan, kendimizi doğru bir şekilde tanımlayabilmemiz mümkün değildir. Bilinçaltının insan benliğindeki etkisinin farkında olan reklam sektörü, potansiyel tüketiciler olan bizleri etkileme sürecinde çoğunlukla bilinçaltımızı hedeflemekte ve fark ettirmeden bilinçaltı düzeyinde bizimle iletişim kurmaktadır. Aynı şekilde medya da toplumlara yön verme sürecinde “radaraltı iletişim” olarak da adlandırabileceğimiz bilinçaltı yöntemlerini çoğunlukla kullanmaktadır. Darbe dönemlerinde ağırlıklı olarak kullanılmış olan ve Ergenekon operasyonuyla son dönemde yeniden gündemimize giren psikolojik harp yöntemleri de ağırlıklı olarak bilinçaltını etkilemeyi hedeflemektedir.
Gerek dış dünyadan yönelen radaraltı etkilere karşı koyabilmek, gerekse de iç dünyamızdan kaynaklanan faktörlerin düşünce, duygu ve davranışlarımızı istemediğimiz yönde etkilemesinin önüne geçebilmek için bilinçaltımızın özelliklerini bilebilmeliyiz.
Nedir bilinçaltının özellikleri?
1- Olumsuz yönergeleri algılayamaz: Özellikle çocuklarla olan iletişimde buna dikkat etmemiz gerekiyor. Eğer yönergelerimizin bilinçaltını da kapsayacak şekilde etkili olmasını istiyorsak bu, kesinlikle olumlu olmalı. Örneğin, “Pembe bir fil düşünme” dediğimizde alt beyin bölgesi bilinçten bağımsız olarak hemen pembe bir fil imgelemeye çalışacaktır.
2- Geçmişi referans alır: Bilinçaltımız bir durum, nesne, kişi ya da olay ile karşılaştığında “Google” arama motoru misali, saniyenin onda biri kadar kısa bir süre içinde hafızayı tarayarak ilgili deneyimlere ulaşır. Bu özellik geçmişin günümüzü güçlü bir şekilde etkilemesine neden olur.
3- Yararlılık ilkesiyle çalışır: Diğer bir deyişle, çıkarcıdır. Yönergelerimizin bilinçaltını harekete geçirebilmesi için kesinlikle birinci ya da ikinci derecede kazanımlar içermesi gerekir. Tavşanı kovalayan tazı gibidir.
4- Korumacı bir tavrı vardır: Bizim açımızdan tehdit oluşturabilecek bir durumda bilincin onayına başvurmadan harekete geçer. Ani durumlarda ortaya çıkan refleks davranışları gibi...
5- Acıdan uzak kalmaya çalışır: Diğer bir deyişle, kaçınmacıdır. Sorun yaşanabilecek durumlardan bizi uzak tutmaya çabalar. Eğer bir öğrenci ders çalışma süreçlerinde ailesiyle problem yaşamışsa, beyin onu dersten uzak tutmaya çalışır.
6- Daima uygun olan seçeneği tercih eder: Bu özelliği ölümü görüp sıtmaya razı olmak şeklinde de açıklayabiliriz. Çoğu zaman üçüncü bir seçeneği aramak yerine mevcut ikisi içinden uygun olanını tercih eder. Psikolojik harpte çok kullanılan bir yöntemdir.
7- Peşin olanı vadeliye tercih eder: Acelecidir, beklemeyi sevmez. Çocuklarla yapılan bir araştırmada çocukların dörtte üçü, hemen verilen bir lokumu günün sonunda kazanılacak iki lokuma tercih etmişlerdir.
8- İhtiyaçları karşılamaya çalışır: Günümüz tüketim toplumunda insanların bilinçaltlarını tüketime yöneltebilmek için sanal ihtiyaçlar üretilir. Örneğin gerekli olmadığı halde günlük vitamin hapları kullanmak, kullanmayacağımız özelliklerle donatılmış cep telefonları edinmek gibi.
9- Eksik parçaları tamamlamaya çalışır: Yarım kalan işler ve süreçler beynimizi meşgul eder. Sonu belirsiz diziler, yarım kalmış projeler gibi. Psikolojik harpte bulanık ve eksik bilgiler bilinçaltının tamamlamasına bırakılarak insanların iç âleminde istenmeyen algılar oluşturulmaktadır.
10- Problemleri çözmeye çalışır: Bilinçaltınızın bir konu ile ilgilenmesini istiyorsanız onu bir problem haline dönüştürün; bütün gücüyle ona yönelecektir. Suni problemler ile insanların zihinlerinin meşgul edilmesi psikolojik harbin en etkili yöntemlerindendir.
11- Eşleşmeler aracılığıyla öğrenir: Yeni bir bilgi ile ilgili yeni bir dosya açmak yerine onu zihnimizde var olan yerleşik bir bilgi ile eşleştirir. Psikolojik harpte önce olumsuz bir imaj bilinçaltında oluşturulur. Örneğin 28 Şubat sürecinde “Her yerde Fadime Şahin’ler görüyorum.” diyen bir kadının sözleri negatif eşleşmeye çarpıcı bir örnektir.
12- Tasarruf ilkesiyle çalışır: Diğer bir deyişle, tembeldir. Az emekle çok yemek peşindedir.
13- Genellemeler yapar: Özel olaylardan hareketle genel yargılara ulaşır ve daha sonraki aşamalarda dünyayı bu genellemeler sonucu oluşmuş ön kabuller algılar. Otoriter devletler eğitim sürecinde öğrencilerin bilinçaltında bu tür genellemeler aracılığıyla ön kabuller oluşturmaya çalışır.
Yukarıdaki maddeler bilinçaltımızı tanımanın, daha nitelikli ve kendimize ait bir hayat yaşamamızda ne kadar gerekli olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.(1)




______________________
(1)[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!

Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (05.09.11 Saat 10:36 ) değiştirilmiştir..
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Adige Abzakh (06.09.11), suvari4060 (05.09.11), Şems (16.09.11)
Alt 05.09.11, 10:42   #4
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

SUBLİMİNAL MESAJLAR

Şuuraltını etkilemeyi hedefleyen mesajlara “subliminal” adı verilir. Genel olarak “şuuraltına yönelik gizli mesajlar olarak ifade edebiliriz. Kişinin şuuraltına ‘’subliminal’’ mesaj göndermenin birçok yolu bulunuyor.


Bunlardan en çok kullanılanları :


1. Dijital ses dosyalarına gizlenen işitsel yolları.


2. Gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle ve sık patlayan flaşlar şeklinde sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla şuur-altına itilen 25. kareler.


3. Reklam afişleri, logoları ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekil, kelime ve rakamlar.


Bu yöntem; bir ürünün reklâmını yapmaktan, bir inancın ya da görüşün propagandasını yapmaya, psikolojik savaşa, uluslararsı ilişkilere, yanıltıcı bilgilendirmeye kadar varan geniş bir yelpâzede kullanılmaktadı r. Görsel ve işitsel olarak (şuurlu) algılananlar değil; şuur-altı seviyesinde algılanan söz, resim, görüntü ve şekillerden oluşur.


Bunlardan en çok kullanılanı dijital ses dosyalarına gizlenen ses mesajlardır. Üzerinde oynanabilirliği ve işlenilmesi ve yayılması daha kolay olduğundan MP3 dosyaları gizli mesaj için biçilmiş kaftandır diyebiliriz. .

Peki sistem nasıl işliyor?


İnsan kulağı sadece belirli titreşim sıklığı aralıklarındaki sesleri duyabilir. Eğer siz bir müzik parçasını rahatça duyabiliyorsanız, bu sizin duyabileceğiniz titreşim aralığında olduğunu gösterir. İnsan beyninin algısı ise, bundan daha düşük ya da daha yüksek frekansları algılayabilecek kapasitededir. Dikkat ediniz: “duyabilecek” demiyoruz, algılayabilecek diyoruz. Yani, kulağımız ancak belirli bir titreşim aralığındaki sesleri duyabilir. Fakat beynimiz bu aralığın çok daha ötesindeki sesleri algılar, hisseder.


Şuuraltı ve şuuraltının özelliklerini anlattığımız zaman, ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaksınız. Ancak, şimdi öncelikli olarak bu “subliminal mesajların (şuur-altı telkinlerin) neler olduğunu ve nasıl işlendiğini sizlere göstermemiz gerekiyor.




8-12 hertz dalga boyundaki Subliminal mesaj içeren bir MP3′ü kulağınızla dinlersiniz, ancak içindeki gizli-mesajı beyniniz dinler. Bu esnâda kulağınız hiçbir şey duymaz. İnternette ve paylaşım programlarında şuuraltı mesajları içeren MP3 dosyaları bulunmaktadır. Hatta bu gizli mesajları frekans aralıklarına göre analiz ederek ortaya çıkartan yazılımlar dahi vardır.


Mesela, en korkunç uygulamalardan sadece biri: “Amerika, Irak’ı işgal etmeden önce bir yıl boyunca (daha fazla da olabilir) Irak radyolarında Kur’an yayınının altından, çok düşük bir titreşimde, kulakla duyulmayan, ancak dimağla algılanarak Iraklıların şuur-altına gönderilen: “Direnmeniz faydasız” gibi mesajlar verilmiş ve bir ülke işte bu şekilde şuuraltı mesajlar ile işgâle hazır edilmiştir.
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Adige Abzakh (07.09.11), suvari4060 (05.09.11), Şems (16.09.11)
Alt 05.09.11, 10:44   #5
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

25inci KARE



Kişinin şuur-altına subliminal mesaj göndermenin birçok yolu olduğunu söylemiştik. İşte bunlardan bir diğeri de 25inci Kare tekniğidir. Peki nedir bu 25inci Kare


Gördüğümüz bir ânlık görüntü : 655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşur.


Sinema şeridinde, saat, dakika, sâniye olarak bir diziliş vardır. Her sâniyeden sonra bir yabancı kare gelir ve bir sâniye 24 karedir. Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de "control-track" denilen aralık vardır. İşte bu aralıktaki görüntüler kesilip, aralarına başka görüntüler atılarak 25inci kare oluşturulur ve bu son kare olan 25inci kare ânlıktır. Yani görüntü sâniyede 1/24 olacakken, bu 1/25'e çıkar. Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve ânında kaybolur. Genellikle göz ve beyne görünmez, daha doğrusu görülür ama şuuraltında kalır.



25. karenin temel mantığı da mesajı şuur-altına göndermek olduğu için, artık dünya sinema sanâyii’nde bu tekniği kullanmayan yok gibidir. Yani sizler evlerinizde rahat koltuklarınıza oturup herhangi bir televizyon kanalındaki herhangi bir dizi/ film ya da bir belgeseli seyrederken aynı zamanda 25 karelerle şuur-altınıza gönderilen mesajlara/ telkinlere/ saldırılara ma’ruz kalabiliyorsunuz.




Göz bunları görmüyor ama sâniyenin 3 binde biri gibi bir zaman aralığında bu görüntü şuur-altına ulaşıyor, orada depolanıyor. Bu gizli mesajlar sâyesinde, o reklâmı, diziyi, filmi ya da herhangi bir resmi hazırlayan kişi/ yapımcı/ yönetmen kendi hedefine, niyetine ve ideolojisine göre vermek istediği mesajı “25inci Kare”lerle şuuraltına göndermiş oluyor.


PEKİ, GÖREMEDİĞİMİZ HALDE NASIL ETKİLENİYORUZ


BU 25inci KARELERDEN?






Bu adamlar zaten açıktan açığa bu işi yapıyorlar. Filmlerle, reklamlarla her türlü mesajı veriyorlar. Buna rağmen niçin böyle gizli bir kare uyguluyorlar?


Cevâbı çok basit : Çünkü, gördüğümüz zaman bu kadar etkili olmuyor. Çünkü, kişi, şuurlu bir tercih ile gördüklerini veya duyduklarını ya red ediyor ya da kabul ediyor. Çünkü baştan önüne seçenek getirilmiş oluyor.


Fakat bu, öyle bir şey ki insan onu görmüyor, duymuyor ve hissedemiyor, yani bizlerin algı frekanslarımızı n tamamen altında veya üstünde yer alıyor. Böyle bir şeyi kabul yahut red etme gibi bir imkânımız var mı? Elbette hayır.


İşte 25. karenin ve subliminal reklamların temel mantığı budur! Hedefteki kitlenin şuurlu tercih hakkını gaspederek, onları gizlice zehirlemek!




* * *


Bu işi yapanlar insanı ve insanın yaratılışını çok iyi biliyorlar. 1900’lü yıllara kadar uzanan bir geçmişi var bu tür çalışmaların. Psikolog ve psikanalistlerin insanla ilgili uyguladıkları, gözlemledikleri ve deneylerle ortaya koydukları bilgi ve bulgulardan yola çıkarak “İnsanı nasıl etkileyebiliriz” sorusuna cevap aradılar. İlk başta ticarî hedefler ve büyük şirketlerin mallarını halka pazarlamanın bir yolu olarak gördüler bu şuur-altı telkinleri. Daha sonra ise bu taktiği öğrenen her kişi ve her yapımcı kendi niyet, inanç ve ideolojisine göre vermek istediği mesajları bu yolla insanlara zerk etmeye başladılar.
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Adige Abzakh (06.09.11), suvari4060 (05.09.11), Şems (16.09.11)
Alt 05.09.11, 10:47   #6
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

25inci KARE NE ZAMAN ve NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR?


Şuur-altının bütün görüntü, ses ve resimleri kaydetme özelliği 1900’lü yıllardan beri insanları yönlendirmek için kullanılmaktadır.


1900’lü yıllarda Knight Dunlap adında Amerikalı bir psikoloji profesörü illüzyon gösterisi yaparken şuur gücüyle algılanmayan “hissedilemez gölgeler” kullanarak aynı uzunluktaki 2 çizgiyi seyircilerin farklı ölçülerde algılamasını sağlamıştı.


İşte buradan hareketle şuur-altını hedef alarak mesaj göndermeyi hedefleyen ve adına “Subliminal Mesajlar” (Şuur-Altı Telkinler) denilen bu tür reklamlar ilk kez 1950'li yıllarda Amerika'da ortaya çıktı. James Vicary adlı reklamcılık uzmanı, sinema salonlarında yaptığı bir deney sonucu patlamış mısır ve kola satışlarının arttığını iddia etti. Bu deneyde film perdede oynarken, saliselik görüntüler hâlinde gözle görülemeyen gizli kareler ve gizli mesajlarda: “patlamış mısır ye” ve “Kola iç” sloganları çıkıyordu. Seyirci bu sloganları şuurla algılayamadığı hâlde, şuuraltına hitap eden bu sloganlar neticesinde Kola satışlarının yüzde 18.1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57.7 arttığı görüldü.


Bu şekilde, şuur-altına yönelmenin reklamın etkinliğini artırmada daha işlevsel olduğu görülmüştür.


İşte o gün bugündür uygulanan 25inci kareler sadece bir insanı ya da bir topluluğu değil; bütün insanlığı tehdit ede gelmektedir.


Bir grup psikolog ve yazar bu konunun gündeme geldiği ilk yıllarda bu yöntemin uydurma ve efsane olduğunu ve insanları etkilemeyeceğini söylediler. Ancak, beyin dalgalarını ölçen teknolojilerin gelişmesi ile gizli-mesaj içeren reklama beynin daha farklı ve fazla tepki verdiği gözlemlendikten sonra, bu yöntemin etkisi ispatlanmış oldu.


İşin en ilginç tarafı ise bu konuyu gündeme taşıyan, kitap, tez ve aile eğitim seminerlerinin yok denecek kadar az olmasıdır. Yıllardır uygulanan böyle ciddî ve hayatî bir konunun nasıl olup da bütün bir insanlık tarafından henüz bu şekilde yeni-yeni öğreniliyor olması düşündürücü olsa gerek.

Televizyon karşısında uyuyan/uyutulan bir çağda yaşıyoruz!


Uyan ey toplum ve uyandırın uyuyan ruhları!


Şuur-altımızı başkaları değil ; biz yönetelim!


ASIL HEDEF ÇOÇUKLAR


Şuur-altı teknolojisi maalesef çizgi filmlerde, şarkılarda, reklam panolarında, filmlerde yasal olmayan bir şekilde kullanılıyor. Çocuklara sevgiyi kardeşliği öğütleyen masum zannettiğimiz çizgi filmlerin arasına pornografik resimler, şiddet unsuru içeren görüntüler bu teknolojiyle saklanıyor. Çocuğumuz fark etmeden o görüntüleri beynine konuk ediyor ve şahsiyetinin oluştuğu o en ciddî yaş dilimde (sıfır-yedi yaş arası) bu görüntüler içeride şuur-altında hapsoluyor.. Artık siz siz olun her gördüğünüz ve duyduğunuza çok dikkat edin.


Özellikle Disney, yaptığı çizgi filmlerde cinsellik temasını yıllardır çocuklarımızın şuur-altına kazımıştır.

“BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR”


Sizler, televizyonlarınızın karşısında uyumaya devam eden ruhlar, koltuğunuza oturup en sevdiğiniz dizi ya da filmleriniz yayına başlarken: “


BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR”


uyarısını görmediğinizi söyleyebilir misiniz?


Peki ne demek “Sanal Reklam?”


Sanayi Bakanlığına göre sanal reklamın tarifi aşağıdaki gibi :


"Sanal reklam"; hukuken kullanımı meşru görüntülerin, canlı veya banttan bilgisayar marifeti ile manipülasyonu ve söz konusu görüntülerde yer alan muhtelif unsurları reklam amacı ile, halihazırda kullanılan veya ileride geliştirilecek teknolojiler vasıtasıyla oyun sahası ve çevresi üzerine düşürülen tüm görüntüleridir.”



Televizyonda izlediğimiz pek çok dizide ya da filmde ya marka yerleştirme ya da sanal reklam uygulamaları ile karşılaşıyoruz. Bir dönem gişe rekorları kıran “Kurtlar Vadisi Irak” filmini hatırlayın. Film başlarken “Bu filmde sanal reklam uygulaması yapılmaktadır” uyarısı vardı. Ekranda bir ovada yol alan otomobili izlerken birden bir mimarlık firmasının reklam tabelası ve bir apartman beliriveriyor. Kerpiç evlerin üstüne getirilmek istenmiş ama başarılı olunamadığı için ortalık yerde duran uydu antenleri reklamları ve uyarı tabelalarının altında beliriveren markalar…

O halde en can alıcı soru şu : Niçin sanal reklam?

Çünkü, şuur-altına telkin göndermenin en iyi yolu da ondan….


25. Kare'nin uygulandığı bir film :


DÖVÜŞ KULÜBÜ / The Fight Club


Niçin bu film?


Bir kere adına bakarak bunun bir dövüş filmi olduğunu zannetmeyin.


“Gün gelir sahip olduklarınız, size sahip olmaya başlar!” sloganı ile modern insanın tüketim merkezli hayat tarzını sorgulayan bir filmdir düğüş kulübü.


Edward Norton ve Brad Pitt’in başrollerini paylaştığı ve David Fincher’in yönettiği bu film, 2000 yılında Empire Ödülü (İngiltere), 2001’de En iyi DVD, en iyi DVD anlatımı, en iyi DVD özel içerikleri ödülünü almış ve 2005 yılında Total Film magazin ödüllerinde (UK) “Dünyanın bu güne kadar gelmiş geçmiş en iyi film ödülü” ne lâyık görülmüştür.

Gerçekten çok etkileyici bir filmdir. Modernizeye karşı çıkarak :


“Gün gelir sahip olduklarınız, size sahip olmaya başlar”


“Her şeyi kontrol etmeyi bırak ve rahat ol…”


“Nefret ettiğiniz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyorsunuz.”


“Seyrettiğiniz reklâmlar yüzünden araba ve kıyafet değiştiriyorsunuz.”


“Sizler paranız kadar iyisiniz.”


“Siz işiniz değilsiniz…”


“Bindiğiniz araba değilsiniz..”


“Kredi kartlarınızın limiti değilsiniz” diyordu.




Şimdi, “Dünyanın bugüne kadar gelmiş geçmiş en iyi film Ödülü”ne lâyık görülen bu filmdeki 25inci kareleri yakalayabilmek ve filmdeki her saniyeyi kare-kare izleyebilmek için önce :


1. Filmi bilgisayarınıza kaydedin.


2. Media player ile izlerken film sahnelerini 1/16 “Slow / yavaş” izleme modunda.


3. “klcodec” ile izlerken alttaki ok işaretlerinden “Decrease Speed”e üç kez tıklayıp filmi en yavaş haline getirmeniz gerekmektedir. Böylece her saniyeyi yaklaşık 5 saniyede izleyecek ve her kareyi tek-tek yakalayabileceksiniz.


SONUÇ:


1. Araştırmalarımızın sonucunda filmin yönetmeninin (sexomaniac) olduğunu bulduk.


2. Filmin (bizim yakalayabildiğimiz) 26 farklı yerinde 25inci kareler kullanılmış.


3. 25inci Kare tekniği ile elinde sigara olan Brat Pitt resmi filmin çeşitli yerlerine yerleştirilmiştir.


4. Yönetmen filmin 2 farklı yerinde 25inci kare tekniği ile erkek cinsel organını yerleştirmiş.


5. Yine filmin 2 yerinde Çocuk Pornosu şuur-altına yerleştirilmiş.


6. Unutmayın 25. karelerin yer aldığı her film gibi bu filmde de normal seyrinde görülmesi gerekenlerin dışında hiçbir şey görülmüyor. Aslında çok şey görülüyor ancak hiç kimse ne gördüğünü bilmiyor.


7. Uyanmayanlar ve hâlâ 25. karenin varlığına ihtimal vermeyenler, denesin ve görsün diye filmdeki en can alıcı karelerin sadece bir kısmının dakika ve saniyelerini aşağıya sırasıyla yazıyoruz. İsteyen filmdeki tespit ettiğimiz bu dakika ve saniyelerde filmi durdurup kare-kare izleyebilir.


06:02= elinde sigara olan Brat Pitt resmi,


31:07 = cinsel öğeler erkek cinsel organı,


31:14 = cinsel öğeler,


46:41 =cinsel öğeler,


49:09 = cinsel öğeler,


50:42 ile 50:52 = çocuk pornosu mesajları…


02:10:39= Film bitiyor binalar yıkılıyor ve yine erkek cinsel organı filmin finali olarak 25. karede yer alıyor.


***

Filmin en tuhaf gelen bölümü ise Tayler’in işi sabun imalatçılığı olmasına rağmen, 30uncu dakikadan itibaren, Tayler’i anlatırken onun bir sinema yapımcısı olduğunu anlatmasıdır. (Filmin sadece bu 2 dakikalık bölümünde Tayler bir sinema yapımcısıdır)


Şu ifadeler 30uncu dakikadan sonra aynen filmde geçmektedir :


“Sinema filmleri tek bir makarada olmaz ; birkaç makarada olur ve bir kare bittiğinde diğer makaraya geçerken birisinin düğmeye basması gerekir. O an geldiği zaman projektörleri değiştirir ve film devam ettiği için kimse bir şey anlamaz. KİMSE GÖRDÜĞÜNÜ BİLMİYOR AMA GÖRÜYOR” der ve sorar: “ACABA KAÇINIZ ONU İŞ BAŞINDA YAKALAYA BİLİRSİNİZ?”


DİKKAT : Yaptıkları işi aynı filmde anlatıyorlar!

__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Adige Abzakh (06.09.11), suvari4060 (05.09.11), Şems (16.09.11)
Cevapla

Etiket
haftanın, konusu, mesajlar, sublİmİnal

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
14.02.11:Haftanın konusu:''Şehadet'' bişnev Haftanın Konusu 10 24.02.11 00:11
21.12.10:Haftanın konusu:''İZM'ler'' bişnev Haftanın Konusu 13 28.12.10 15:31
24.11.10 Haftanın konusu:'DUA' bişnev Haftanın Konusu 7 24.11.10 00:09
Haftanın Konusu; Nuh Tufanı Alemdâr-ı İslâm MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ 0 02.05.10 21:49
17/08/09 Haftanın konusu: Nefis fatımatüzzehra Haftanın Konusu 12 23.08.09 16:23

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:17 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.