|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 189 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| HİCAB DAVASI - BAŞÖRTÜSÜ Bacımın İffeti Batmakta Rezilin Gözüne, Acırım Tükrüğe Billâhi Tükürsem Yüzüne... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Refah
Üye No : 7013
Üyelik tarihi : 17-03-2010
Konuları : 147
Mesajlar : 808
Teşekkürleri: 387
445 mesajına 866 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 23.01.12
Durumu : Status: Offline
|
Kuvvetle muhtemeldir ki, bu yazımıza bir kısım bacılarım itiraz edecek; hatta belki de kızacaklar...
Çünkü, bâzı ifâdelerimiz acı olacak, ya da acı gelecek. Ama olsun... Değil mi ki "Dost acı söyler" darb-ı meselinde kastedilen mânâ samimiyettir, doğruluktur... O halde, biz de aradaki bu samimiyete güvenerek, bâzı acı gerçeklere temas edebiliriz. İfadelerim, düzensiz ve münasebetsiz de olsa, içimden aynen geldiği gibidir. Lâzım olanlarını alın; fuzûlî gördüklerinizi de bize iade edin. * * * İçimin tâ derinliklerinden gelerek, uzun zamandır boğazımda bir yumruk gibi düğümlenen mânâları kelimelere dökerken, nazma dönüşen şu ifâdelerle sen kardeşime hitâp etmek durumunda kaldım. Uğrunda canımı serdiğim, Nâmahrem eli değmesin diye, Yolunda cehd û cidâl verdiğim, Ey başımdaki ulvî tacım! Şimdi bakıyorum da, Bir garip olmuşsun; Âh benim 'erkek yürüyüşlü' bacım! Ne o hâlin böyle? Kendini boğazlarcasına bağlayıp, bir de ensende düğüm attığın başörtün bir yana; ayağına çektiğin şu daracık pantolonunla, yerleri öyle bir arşınlıyorsun ki, yürüyüşün benimkinden büyük, daha sert, daha erkekçe... Doğrusu, bunları hiç mi hiç yakıştıramadım sana... Bizim değil, takat bir kısım mü'min kardeşlerinin, senin taşıdığın değerler için onca yaptığı mücadele azmi ve cihâd şevki kırılabilir, sarsılabilir. "Biz bu kerih kıyafetler için mi, bunca mücadele verip çile çektik?" diyebilirler... Sakın, gevşekliği netice verecek bir davranışın içinde yer alma, buna sen sebep olma. Evet bacım. Sana bu şekilde hitab ettiğim için, özellikle bir tâbirimden rahatsız olarak bana şunu sorduğunu tahmin ediyorum: "Herşey iyi, güzel, tamam da; başlığa bile çıkardığın şu "erkek yürüyüşlü" lâfını neden sarf ediyorsun? Bu, aynı zamanda bir itham değil midir?" Hakkını helâl et mesture bacım... Dedim ya, içimden geldiği gibi konuşuyorum. Belki de, mesture bir kardeşim olduğun ve bana hak vereceğini düşündüğüm için, bu derece dostça konuşabiliyor ve daha rahat hitap edebiliyorum... Evet, evde dahi olsa, kemeri, kuşağı görünen pantolonlar giymiş, adeta bir erkek karikatürünü andıran hâlini tasavvur ettikçe, inanın nihayet derecede üzülüyor, rahatsız oluyor ve bunu asla hazmedemiyorum... Pantolon giymiş olsan dahi, bunun dışarıdan belli olmaması, vücut hatlarını belli ettirecek şekilde görünmemesi lazım. Kaldı ki, vücut hatlarını belli eden hiçbir kıyafet, tesettürün mânâ ve mahiyetini taşımaz, taşıyamaz. * * * Hâ, şunu da unutmayalım... Bizler ki, mütesettir olmayanlara bile himmet elini uzatır, onların manevî yardımlarına koşar; kazanmak için de son derece nâzik ve hassas davranırız... Amma ve lâkin, mütesettir olan, veyahut sonradan da olsa örtünen bir hanım, bu kimliğinin ve kişiliğinin hakkını da vermeli değil midir? Tesettürlü bir hanım, temsil ettiği inanç ve değerler manzumesinin ağırlığını ruhunda ve vicdanında dâima taşıdığı gibi, bunu fiilleriyle göstermesi, hâl ve hareketleriyle de izhâr etmesi gerekmez mi? Bir de 'örf-ü nâs' dediğimiz genel kabuller var... Davranışlar ve yaşayışların, inanan ekseriyet tarafından tasvib görmesi, vicdanen tasdik edilmesi gerekir. Aksi takdirde, bünyede görünmeyen veya fazla hissedilmeyen küçük küçük yaralar açılır. Yaraların çoğalmasıyla da, zamanla bünye sıhhatini kaybeder; bitkin, tâkatsiz bir hâle gelir... O zaman, yaşadığımız hayatın tadı-tuzu kaybolur; zevki, lezzeti ve heyecanı da söner, gider. Takvâ dâiresine girme hususunda, ısrar ve îkaza gerek olmayabilir. Fakat, fetva dâiresi için durum hiç de öyle değildir... Takva dairesine giremeyen, günâha girmiş sayılmaz; ancak, fetva dairesinin hemen çıkışında tehlikeli günâh virajları başlar... * * * Şimdi, pantolonlu hanımların, erkeğe benzeyip benzemediği, bu sebeple günâha girip girmediği hususunda, bir sürü tevil ve yorumlara gitmeye de hiç gerek yok... Ekseriyet-i mutlaka ile, ebeveynler kızlarının, erkekler de eşlerinin veya kız kardeşlerinin—hattâ, mesture olsun olmasın—erkeksi pantolonlarla gezmesinden rahatsız olur... Şayet azarlayıp kırıcı davranmıyorlarsa, onların bu işi benimsediği mânâsı hatıra gelmemeli. Yakınlarınız, yüksek sesle konuşmasalar bile, aslında kimse böyle tuhaf bir vaziyete taraftar değildir. Bunun böyle olmasını istemez, tasvip etmez, hazmetmez; bundan bir haz duymaz ve duyamaz da... * * * Eğer bu söylediklerimden sıkılıp da "Amaaan... Üfffl.. Yetti be; sıktı artık... Ne var bu kadar büyütecek?.. Şöyle yapsam n'olacak; böyle giyinsem n'olacak?" dersen bacım—ki, bu tahammülsüzlüğündür biraz da seni böyle tuhaflaştıran—sana bu defa şunları da söylemeden edemem: Bilirsin ki, geyik, hayvanât bahçesinde de bulunur, kendi fıtrî mekânında da... Ama, bilesin ki geyik karlı doruklarda güzeldir... O fıtrî mekân, ona daha çok yakışır. Ve o nazenin mahlûk, kendi tabiî ortamında daha temiz, daha semiz; daha bir hoş ve daha hürdür... Keza, bir çiftçi, başkasının tarlasında da çalışabilir; kendi toprağında da... Lâkin o çiftçiye, o ırgata en çok kendi öz tarlası yaraşır ve yakışır... Rahatı, huzuru ve kalbi ferahlığı da, yine ona göredir. * * * Değerli bacım. Sıkılmaya ve bana kızmaya devam etsen dahi, bir ağabeylik nasihati kabilinden, son olarak şunları da söylemek durumundayım: * Erkeğin kadına benzemeye çalışması muhannesliktir ki, dînen yasaklanmış, lanetlenmiş, bilirsin. Aynı sınırlamanın, kadınlar için de geçerli olduğunu bilmelisin. * Gel bacım, erkeklik görüntüsüne seni yakınlaştıran davranışlardan, kılık-kıyafetten uzak dur. En belirgin çizgilerle 'hanımlık mevki'ine yakışmaya, lâyık olmaya çalış. Yani, zarfıyla ve dahi mazrufuyla iyi bir "hanım" ol. * Yine, erkeğe daha çok yakışan sert ve kocaman adımlarla yürüme. Oturuşun dahi müeddep şekilde olsun... Yani, fıtratında mevcut olan yumuşak huyluluğun gibi, yürüyüşünle ve ef'alinle de vakur ol. Tâ ki, sana karşı duyulan hürmet de büyüsün; rahatsız eden hürmetsiz bakışlar da izâle olup gitsin… * Kezâ, sınır tanımaz bir serbestliği, patavatsızlığı, kabalığı, dağınıklığı ve hatta yüksek sesle konuşmayı, sakın ola kanıksayıp da alışkanlık hâline getirmeyesin... Muhafazakâr ve derli-toplu olmak, değerini daha çok yükselten üstün meziyetlerindir, unutma! * Başörtün, sancağındır; pardösü ise, kem gözlerden seni koruyan bir zırh oldu. Her ikisi için de, bak nice kudsî mücadeleler verildi, veriliyor... Peki, ya şu “erkekvârî” görünen ve bilhassa vücut hatlarını belli eden pantolon için ne demeliyiz şimdi?.. Bir hanım libâsı olarak, bunun ne örfümüzde, ne an’anemizde, ne irfanımızda yeri var; ne de uğrunda verilmiş mukaddes bir mücadele... Ama şu acıklı hâle bak ki, neredeyse tersine bir mücadele vermek gibi, garip bir duruma düştük... Sen, yeşeren ümitleri boşa çıkartma; cihad ehline "Eyvah!" dedirtme bacım. Hasılı, senin sair libasın gibi, pantolonun dahi erkek pantolonuna benzememeli, hiç olmazsa benzerliği meydan-ı zuhura çıkıp da göze batmamalı… * Sakın ola ki "Bir pantolon yüzünden bunca lâf etmeye değer mi?" demeyesin. Sen şayet pantolonu aynen erkekler tarzında giyersen, bu, evet aynen göze batan bir çöp gibi olur... Gözü ağrıttığı gibi, geniş bir mana manzarasını da setredip kapatır, karartır... Sonra, basit bir çöp dahi, suyun akıntısına terk edilirse, derelerden nehirlere, oradan da karanlık denizlerin kirli kuytularına sürüklenip gider. Orada ise, yosunlu bir körfezde birikmiş irili ufaklı diğer çöplere karışarak taaffün edip çürümeye, çürümeden dolayı da etraf kokuşmaya başlar... Şimdilik bu kadar, vesselâm. Latif Salihoğlu Manahaber.com
__________________
İnsan için en büyük Gurbet RABB'ine Uzak kalmasıdır. . .
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Erkek hanımıyla | ziklat | GENEL EDEBİYAT | 8 | 02.05.10 12:58 |
| Dogru erkek... | Cihad Yıldızı | LATİFE | 4 | 14.06.09 13:03 |
| En hayirli erkek | Seida | HADİS | 8 | 29.04.09 22:39 |
| Kadın var-erkek var | 34-İSTANBULLU | LATİFE | 5 | 28.01.09 15:07 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|