|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 192 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Yasal uyarı
Önce Enis Batur'un Hatay kitabından bir alıntı: "İskenderun Sancağı'nın Şam'daki hükümete bağlanmasından bir süre önce, Türkiye'de şapka devrimi olmuş; fes, sarık ve serpuş giyilmesi yasaklanmıştı. Antakya-İskenderun Yurdu, Türkiye'yle birleşme yolunda yaptığı propagandada bu yeni durumdan yararlanarak, Türklerin fes yerine şapka giymelerini önermeye başladı. Bu olay ilginç bir gelişmeye yol açtı. Öteden beri şapka giyen Rum ve Ermeniler bile şapka giyenlerin çoğunlukta olmasını önlemek amacıyla fes giymeye başladılar." Sonra da şu: Türkiye'de İslami hassasiyetin yükselişe geçmesiyle beraber, bizde de bu olayın bir benzeri yaşandı. "Şapka" giyen sayısız insan, 1990'dan sonra "takke" giymeye başladı. Üstüne üstlük bunlar, önemli mevkilere geldiler veya getirildiler. Hazreti Ali'nin her daim andığım bir sözü var. Şöyle: "Bizi Allah ile aldatana aldanırız." Evet, biz de çok aldandık. O kadar aldandık ki, sonunda, "tecrübe, yenilen kazıkların toplamıdır" sözünün olduğu yere geldik. Bir insan "Allah" dediği zaman, o kelimenin onun neresinden çıktığını artık az çok biliyor, anlıyorum. İsmet Bey'in "Şiir, şairin neresinden çıkıyorsa, okuyucunun da orasına ulaşır" sözünü de sırası gelmişken hatırlatalım. İşte böyle bir şey... Meşhur meseldir, anlatılır: "Öküz ile avukatı yonca tarlasına koymuşlar; öküz doymuş, avukat doymamış." Birçok avukat arkadaşım olduğunu da hesaba katarsam, bu meslek grubuna böyle bir meseli yakıştıramam. Fakat sözünü ettiğim kişi ve kişilere fazlasıyla yakıştırırım. Evet, gerçekten de doymuyorlar. Bundan dolayı olsa gerek, kurduğumuz müesseseler ya kısa ömürlü oluyor ya da başı sıkıntıdan kurtulmuyor. Bizler, ümmete olan borcumuzu ödemek için buradayız. Bildiğiniz gibi, borçtan kurtulmanın iki yolu vardır: Ya çalışıp ödersin ya da inkâr edersin. Bir diğer yol da şu olabilir: Ne ödersin ne de inkâr edersin. Peki, sözünü ettiğim kişi ya da kişiler ne yapıyor? Hüsrev Hatemi'nin Eriyen Mumlar kitabının 158. sayfasından bir alıntı: "Ahmet Behai Efendi (Doğumu: 1873, Tebriz - Ölümü: 1928 İstanbul) Galata köprüsünün Üsküdar iskelesinde kitap ve gazete satarak geçimini temin etmektedir. Kendisine borçlanan bir kaptan, vapuru dükkâna bindirerek, Behai Efendi'nin bu geçim kapısını kapatır." Evet, böyle yapıyorlar. Her şeyi acımasızca yıkıp geçiyorlar. İyi niyetli insanları ise adeta niyetçiye çeviriyorlar. Şimdi, fedakârlığın ahmaklık, samimiyetin enayilik; buna karşılık küstahlığın açık sözlülük, kibrin özgüven olarak adlandırıldığı günlere geldik. İsmet Özel, Propaganda şiirinde "Bu bozulmuş yeminlerin bayrakları altında / Olacak şey mi duymak portakal bahçelerini" diyor. Bu dizeleri ne zaman mırıldansam, şu iki şey aklıma geliyor. Birincisi, Shakespeare'in "Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini / Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez" dizeleri... İkincisi de, meydanlarda edilen ve genellikle tutulmayan yeminleri... "Meydan" deyip bırakacak değiliz. Uzun süre meydanın ortaya çıkmasını bekledik. Meydan Ortaya Çıktığında ise yanımızda, yöremizde pek kimse bulamadık. Bir yanda "Selamet kenardadır" diyen Türk atasözü, öte yanda "Kavganın göbeğidir benim yerim" diyen Türk şairi... Nerede durduğumuza varın siz karar verin. Bakmakla yükümlü olduğumuz şey sadece aynalar veya çoluk çocuk olsaydı, herhangi bir sorun yoktu. Oysa bizler, İslam dünyasına ve mazlumlara da bakmak zorundayız. Mesela son bir yılda, dünyadaki açların sayısı yüz milyon artmış. Bu bizi yakından ilgilendirmiyorsa, yaşamak ne işe yarar? Afganistan ve Irak'ın işgalini, ülkemiz işgal edilmiş gibi karşılamıyorsak, bizim neremiz Müslüman kalır? Mustafa Kutlu Hocamız, Hüzün ve Tesadüf kitabında şöyle nasihat ediyor: "Bir şey yap, doğru olsun. İnsanları yalanın ve yanlışın bataklığına düşmekten korusun. Rüzgâra ve akıntıya kapılmasın, kırılsın lakin eğilip bükülmesin." İşte bunun için buradayız dersem, yanlış bir şey söylemiş olmam. Doksanlı yıllardan sonra mütedeyyin camiada bazı değişiklikler oldu. Bu değişiklikler, dışarıdan bakıldığında, küçük ve masum görünüyor olabilir. Mesela "Kanaat en büyük hazinedir" sözünün yerini "Kanat en büyük hazinedir" aldı. Bir harflik bu "küçük" değişim, birçok Müslüman'ı öyle yerlere götürdü ki, anlaşılır ve anlatılır gibi değil. Bir adım öne çıkan veya dikkat çeken, hemen kendi insanını, arkadaşlarını hor ve hakir görüp "yuvadan uçmanın" derdinde, peşinde oldu. Biz ise hâlâ "Yürek elbet acıyor esvap değiştirirken" dizeninin olduğu yerdeyiz. |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler: | MillîGenclik (26.10.09) |
![]() |
| Etiket |
| uyarı, yasal |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| ALBARAKA Türk: MİLLİ GAZETE ile ilgili tüm işlemler yasal. Alacaklarımızı tahsilediyo | sevgiliye sevdalı | MGFORUM SANAL TAKİP | 15 | 04.08.09 13:57 |
| uyarı! | biryudum_41 | SAĞLIK | 0 | 20.01.09 12:33 |
| Aleviler'den Hükümet'e 8 uyarı | el-Kevserî | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 0 | 08.12.08 12:29 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|