| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 192 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » MİLLî GÖRÜŞ » IGMG »

IGMG "İslam Toplumu MİLLÎ GÖRÜŞ Teşkilatı" İle Alakalı Haberler Buraya...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10.03.09, 20:55   #1
AeX
AeX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Grubu : Misafir
Üye No :
Konuları : 227
Mesajlar : n/a
Son Aktivitesi : 01.01.70
Durumu :

Standart PeygamberLer Diyarına YoLcuLuk

CIMG Lyon Bölgesi Gençlik teşkilatı her yıl olduğu gibi bu yıl yine « gezi organizeleri » düzenlemeye devam ediyor. Bu yıl 9 şubat tarihinde Mısır, 11 mart tarihinde Türkiye, 7 mayıs tarihinde de Bosna hersek gezileri gerçekleştirilecek. 9 şubat tarihinde 34 kişilik bir grupla gerçekleştirdiğimiz Mısır gezisinden edindiğim izlenimlerimi sizlerle paylaşmak isterim.





Hz İsa'dan Hz Yusuf'a, Hz İbrahim'den Hz Musa'ya, Amr bin As'dan Yavuz Sultan Selim'e, Selahaddin eyyubi'ye; medeniyetler ülkesi Mısır. Yaklaşık 22 milyon insanın yaşadığı Kahire; keşmekeşlik ve karmaşıklıkların oldugu bir yer. 4 milyon insanının ölüler şehri dediğimiz mezarlıklarda yaşamasından tutunda sokaktaki polislerin ve insanların pasifliği, trafik ışıklarının yok denecek kadar az olması, taksimetresi hic açılmamış kücük ve şirin taksilerin sokaktaki rallisi, oğleye doğru başlayan ve hiç bitmeyen hayat....

Bizler de öyle yapıyoruz ve ziyaretimizin ilk gününe öğle namazımızı Mısır'ı fetheden ünlü kumandan Sahabeden Amr Bin As camiinde eda ederek başlıyoruz. Daha sonra tarihi çok eski olan Margiris kilisesi, havralar ve son olarak Hz İsa ve 12 havarisinin Mısır'da saklanmış oldukları Isa Meryem kiliselerini geziyoruz.



Kahire'de ki gezimizin birinci gününü Mısır sartlarında lüks sayılan bir restaurantta, Giza piramitlerinin gölgesinde yiyerek bitiriyoruz. Çarsamba sabahı ilk yapılan Sakkara piramitlerini görmek için otelimizden ayrılıyoruz. Yol boyunca gördügümüz manzaralar bizleri hayran bırakırken, insanlarıda şaşkına uğratıyordu. Yolun kenarında ki ilk yapılan piramitleri hayranlikla izliyoruz; 60 metre yüksekliğindeki bu piramitlere bakarken sanki binlerce yıl öncesine ısınlandıgımızı düşünüyoruz. İçerisine yılda sadece iki defa güneş alan (kimin adına yapıldı ise onun doğduğu ve tahta çıktığı tarihlerde) bu piramitler bügün bile gizemini koruyor. En kücük taşının ağırlığı 2.5 tonu bulan piramitlerin nasıl yapıldığı ve bu taşların nereden getirildiği varsayımlar dışında hala sır.

Piramitlere bakarken dilimizde şu dizeler dolanıyor bir ara «Mağrurlanma insanoğlu senide bir yaratan var» Olüm tüm açıklığı ile kendisini haykırıyor. Bu devasa ölüm kuleleri; firavunun kendisinin olümsüz olduğunu halkına ve tüm dünyaya haykırma şekliydi. Bu kuleleri inşa ettirmekle tanrı ve olümsüz olduğu mesajını vermek istiyordu aslında. Asırlar öncesinden günümüze taşınan en güclü mesaj ölüm ve insanoğlunun bu sonsuz gercek karşısında acizliği ve güçsüzlüğü oldu. Piramitler insanoğlunun ölüme karşı bir meydan okumasıydı, fakat ölümü hatırlatan birer abideye dönüştüler. Bu duygularla piramitlerden ayrılıyoruz. Daha sonra dünyaca ünlü papirus kağıtlarının nasıl yapıldığını görmeye gidiyoruz.


Burada bir saatlik geziden sonra Mısır'ın hayat kaynağına doğru yol alıyoruz. Nil nehri; Mısır'ın en büyük hayat kaynağının üzerindeki turumuz ise görülmeye değerdi. Nil üzerinde seyr ederken aklımıza Hz Omer'in yazmış olduğu pusula geliyor. Amr Bin As Mısır'ı fethettiği zaman Nil nehrinde olan kuraklığı, Hz Ömer'e bir mektupla bildiriyor. Mektubun cevabına ise Hz Omer bir pusula ilistirerek Amr bin As'a gönderiyor. Bu pusulayı nehre atmasını söylüyor, sonrasında ise nehir öyle bir yükseliyor ki suları etrafa taşıyor. Pusulaya Hz Omer şunları yazmıstı; Mu'minlerin emiri Omer'den Nil nehrine. Bugune kadar akışın kendinden idiyse bügünden sonrada akmayı ver, yok eğer seni akıtan bir kuvvet ise O'nun emri ile ak ve taş. Işte o günden sonra günümüze kadar bütün bereketi ve coşkusuyla akıp gelen Nil nehri uzerindeki gezimizi bu duygu ve tefekkürle tamamlıyoruz. Kahire'nin en büyük meydanı olan Tahrir meydanı'nda serbest dolaşmak için gruptan ayrılıyoruz. Kendimizi bu büyülü şehre öyle kaptırdık ki zaman hızla ilerliyor. Gezimizin 3.gününde ise dünyanın yedi harikasından biri olan Giza piramitlerini görmeye gidiyoruz. En büyük piramidin yüksekliği 140 metre ağırlıgı ise 6,5 milyon ton olan bu piramid Keops piramidir. Bunun gibi 2 tane daha piramid var; Kefren ve Mikerinos'a ait olan bu piramidleri en büyük ozellikleri ise içerisinde hiç yazı bulunmaması ve günümüze kadar bozulmadan gelmiş olmalarıdır.


Buradan sonra ikinci durağımız ise ünlü Kahire müzesidir. Muzede tabutlar, heykeller, yazıtlar, özel eşya ,araç ve gerecler...vs Müzeyi ilginç kılan ise mumyalar bolğümü. 10 u aşkın mumyanın bulunduğu bu bölümde ise 1-2 ve Ramsesin mumyalarıda var. Hz Musa ile beraber büyüyen Ramsesin mumyası henüz tam olarak bozulmamıştı, saçları el ve boyun damarları olduğu gibi duruyordu. Bu kücük oda da zaman duruyor, insan bu günahkar ve asi cesetler arasında dururken dünyanın dönmekte olduğunu bir an unutuveriyor sanki.


Eski Kahire'de ki turumuza son veriyoruz. Gezimizin son günlerindeyiz. Bu gün günlerden cuma eski Kahire'den yeni Kahire'ye geçiyoruz. Bu geçiş zaman tünelinden geçmek gibi bir sey. Selahaddin Eyyubi'nin yaptırmıs olduğu kale bütün ihtişam ve heybeti ile karşımızda duruyor o'nu seyre dalıyoruz. İçerisinde Osmanlı'dan kalan tek eser; Mehmet Ali Paşa Camii yeni Kahire'nin burclarında süzülüyor eskimeyen bu 2 eser. Buradan buruk bir duyguyla ayrılıyoruz. Sultan Hasan ve Rufai camilerini ziyaret ediyoruz. Bu camilerde namaz kıldıktan sonra bir başka camiye geçiyoruz. İçerisinde İmamı Şafi'nin mekanının bulunduğu bu camide İmam Şafi (hz) kabri başında dualarımızı ettikten sonra Peygamber efendimizin torunlarından Hz Zeyneb'in kabri şeriflerini ziyaret ediyoruz. Cuma namazını Hz Huseyin camiinde kıldıktan sonra El-Ezher camisi ve han Halil çarşısını geziyoruz. Çarşı içerisinde Istiklal marşı yazarımız Merhum Mehmet Akif Ersoy'un Kahirede bulunduğu 10 yıl içerisinde boş vakitlerinde devamlı geldigi El-Fisawi kahvesine uğruyoruz, kahvelerimizi içerken eski günlerini düşünüp merhumu yad ediyoruz. Hiç bitmesini istemedigimiz duygu yüklü bu atmosferle Cuma günükü turumuzu tamamlıyoruz.


Gezimizin son günü Alexsandra(Iskenderiya)ya gidiyoruz. Burada İskenderi'ya kalesi ve kütüphanesini geziyoruz. Ebul Abbas ve Imam-i Buseyri camilerinden sonra Munteza (Kral Faruk Bahcesi) ne geçiyoruz. Burada yatsı namazlarımızı eda eyleyerek programımıza ve Mısır gezimize son veriyoruz.


Allah bizlere gezip gördüğümüz yerlerden dersler çıkarıp ibret almayı nasip eylesin.

MUSTAFA ARSLAN
View AeX'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
diyarına, peygamberler, yolculuk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:44 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.