| Konular: 50,310 | Mesajlar: 311,907 | Üyeler: 10,668 | Online: 202 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » TARİH » İslam Tarihi »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15.05.10, 12:30   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart Diğer İlim Okulları

Diğer İlim Okulları

Halil İbrahim Er
Milli Şuur Dergisi



TARİH OKULLARI

Emeviler döneminde ortaya çıkan İslam tarihçiliği, hadis kitapları şeklinde olmuştur. Tarih, Müslümanlar tarafından işlenen ilk ilim dallarından biridir. Tarih araştırmalarına metot ve kaynakların araştırılması tekniğini özellikle hadis usulcüleri getirmiştir. Onların hadiste uyguladıkları cerh ve tadil tekniği daha sonra tarihe de uygulanarak kaynakların kriteri yapılması sağlanmıştır.
Araştırma yapılan tarih alanları şunlardır. Siyer, meğazi, cahiliye tarihi, genel tarih, İslam tarihi, mahalli tarih, şehirler tarihi ve neseb tarihidir. Ka’b ve İbn Münebbih ve diğer Yahudi Mühtediler aracılığıyla Tevrat ve Talmut’da geçen birçok israiliyatlar ve kıssalar Müslümanlar arasında yayılmıştır. Siyer ve İslam tarih kaynakları sınırlıdır. Bütün yazılı eserlerin temel kaynakları İbni İshak, Vakidi ve Taberidir.
İslam öncesi Araplarda dış işlerine bakan kişiyle ortak çalışan bir tarih kurumu bulunmaktaydı. Hatta bu dönemde tarih konusunda en yetkin kişi Ömer b. Hattab’dır. İslam tarihçiliği siyer ve megazi yazımıyla başlar. İslam öncesi Arap tarihçiliği şunlardan oluşmaktadır.

Eyyamul Arab

Ensabul Arab. Ensab konusunda en yetkili kişi hz. Ebubekir’dir.
Ayrıca, tarihçilerle ilgili çok yaygın bir iddia daha bulunmaktadır. O da Arap tarihçilerinin çoğunun Şii kökenli olması ve bu nedenle Şiilerin aleyhine olan kişilere karşı çok sert ve haşin olmaklarıdır1. Bu durum; Abbasilerin iyi gösterilmesine neden olmuştur. Duri, tarihin ortaya çıkışı ve gelişmesini Emevi muhalifleri tarafından olduğunu ve Emevileri bu kitaplarda kötülediğini belirtmektedir. Bu görüş de tüm Emevi aleyhindeki tarihi rivayetleri zan altına almakta ve Emevileri iyi göstermeye çalışan Arap Milliyetçiliğin bir ürünüdür. Yoksa tarih çalışmasında Araplar ve hatta Emevi yanlısı âlimlerin de büyük katkısı bulunmuştur.
Tarih ilmi; Kufe, Basra ve Medine’de ortaya çıktı. Tarih, cahiliye döneminden arta kalan kıssa üslubuyla, muhaddislerin isnat üslubu arasında yol almıştır. Batı toplumunda felsefe nasıl bütün bilimleri içinde barındırmışsa, İslam dünyasında da tarih aynı işlevi üstlenmiş, fakat zamanla ihmal edilmiştir.

İlk Tarihçiler

İslam tarihindeki ilk tarihçi Güney Arabistan’lı Abid (Ubeyd) ibn Şerya’dır. Muaviyenin daveti üzerine Şam’a gelmiştir. Muaviye, kendisinden ilk Arap krallıkları hakkında bilgi almak istemiş ve bu konuda bir eser yazmasını sağlamıştır. Eseri; Kitabül Muluk ve Ahbar’ül Mazin (Hükümdarlar kitabı ve eskilerin kitabı) diğer bir eseri de; İlmul Evamil (insanların menşeine dair ilim)
Vehb b. Münebbih (öl: 728) ilk önemli tarihçilerdendir. İranlı ve Yemen kökenli bir Yahudi’dir. Eseri; et-Tican fi-Muluki Himyer’dir. İslam öncesi Arap tarihi hakkında bilgi verir.
Ka’bul Ahbar (öl: 652) : Yemenli bir Yahudi’dir. Müslüman olmuştur. Muaviye’nin sarayında öğretmen ve müşavir olarak görev yapmıştır.
İbni Mukafa (öl. 757) Siyer ul-Mülûk -ul Acem isimli eseriyle İran tarihini yazmıştır. İbni Mükafa’nın Farsça Hükümdarlar kitabı (Hudayname) Arapça’ya çevrilmesiyle İran geleneği Arap tarihçiliğine girmiştir.
Hişam b. Muhammed Kelbi (818)
Muhammed b. İshak (ö. 768) ilk kapsamlı peygamber biyografisini yazmıştır.
Muhammed b. Kelbi (ö. 763-4) Arap nesep ilmi alanında araştırmalar yapmıştır

COĞRAFYA OKULLARI

Menşei

Coğrafya alanında Müslümanların kaynakları ağırlıklı olarak Hind ve Eski Yunan kaynaklarıdır. Helenizm döneminde yaşayan ve İskender’in ordusuyla birlikte gittikleri yerlerin coğrafik durumunu yazan ilk coğrafyacı Yunanlı Batlamyus (Plotemy -150)’dir. O, zamanına kadar gelen bütün coğrafi bilgiyi toplayıp düzenlemiştir.

Coğrafya’nın İslam Dünyasında Gelişmesi

Yunan coğrafyası, Hristiyanlığın egemenliğinden dolayı önemini yitirmiş ve Hristiyan hurafeleri nedeniyle de bir ölçüde baskı altına alınmıştı. Müslümanların bu çalışmaları Helenistik coğrafi kavramların ortaya çıkmasını sağladı. Bu yüzden Arap coğrafyacıların ilk işi eski bilimin canlandırılması oldu. Müslüman coğrafyacıların katkıları sayesinde coğrafyada yeni sınıflandırmalar yapıldı.

Müslümanların Coğrafya’ya Önem Vermesinin Nedenleri

Müslümanların coğrafyaya olan ilgileri çok çeşitli faktörlere bağlıdır. Bunlar; çevre, din, idare, politika, ticaret, savaş ve fetihlerdir. Müslüman komutanlar fetihlere girişmeden önce o bölge hakkında birçok coğrafik bilgiler toplamışlardır. Fethedilen yerdeki idarenin organizasyonu, gelirin toplanması ve yeni fethedilmiş toprakların gelirlerinin dağıtılması, detaylı coğrafi bilgiye ihtiyaç gösteriyordu. Nakledildiğine göre Halife Ömer, yeni toprakların fethedildiğini öğrendiğinde bir alime danışıp ondan yeryüzündeki toprakların tasvirini, iklim ve konumlarını, toprak ve iklimin orada yaşayanlar üzerindeki etkilerini öğrenmek istemiştir.
Diğer bir nedende ibadetlerin zamanları, güneşin hareketleri, hicri takvimin ve Ramazan oruçlarının başlangıç ve bitiş zamanı, enlem ve boylam hesapları nedeniyle Müslümanlar coğrafyaya önem vermişlerdir.2 Ayrıca, hac ibadetini yerine getirme ve bu ibadet sırasında ulaşım yolları ile konaklama ihtiyacı coğrafyanın gelişmesini sağlamıştır.

FELSEFE OKULU

Müslümanlar, Hristiyan düşünürlerinin iddialarını cevaplayabilmek için felsefeden yararlandılar. Ayrıca, felsefe Müslümanların peşinde koştukları tıp ve pozitif bilimleriyle de ilgili olduğundan bu disipline de ister istemez ilgi gösterdiler. Yunan felsefe mirasını ilk araştıran ve üzerinde çalışanlar Mutezile ekolu olmuştur.
Emeviler döneminde felsefeye ilgi azdı. Bu dönemde Ali Mervan’ın hâkimi Halid b. Yezid b. Muaviye, Mısırda yaşayan Yunan filozoflarından bir ekip topladı. Onlardan Yunanca ve Kıpticeden kitap tercüme etmelerini istedi. İslam tarihindeki ilk tercüme hareketi de budur3. İlk Müslüman filozof da el-Kindi’dir.

SOSYOLOJİ OKULU

Bu dönemde henüz sosyoloji oluşmamıştı. Gerçek anlamda ilk Müslüman sosyolog İbni Haldun’dur. Fakat Recep Şentürk, fakihlerin bir anlamda Müslüman sosyolog olduklarını ve sosyal olaylarla ilgilenndiklerini belirtmiştir.4

FEN İLİMLERİ OKULU

İlk dönemlerde Müslümanlar sadece dini ilimlere önem veriyorlardı. Özellikle Emeviler döneminde bu ilimler yayılmıştı. Abbasiler döneminde de akli ilmiler gelişmişti. Abbasilerin bürokratları kariyerlerini Emeviler döneminde tamamlamış adamlardı. Çoğunluğu Irak’taki valiliklerinde görevliydiler. Örneğin Mansur’un veziri Ebu Eyüb el-Muryani ve Razbih b. Mukafa gibi… 5

Tıp

Müslümanların ilk ilgilendikleri pozitif bilim tıp olmuştur. Bunun temel nedeni tıbbın pratik faydacılığı ve insan sağlığı için duyulan ihtiyaçtır. Yani ilmi bir gayeden çok ihtiyaçların dayandırdığı bir çalışmadır. İslam öncesindeki önemli tıp merkezleri de; Ruha (Urfa), el-Hire, Cundişapur ve Harran gibi yerlerdir. Kilisenin zulmünden kaçarak İran ve Bizans arasındaki tampon devletlere sığınan Hristiyan Sabii hekimler, geçerli bir tıp bilgi birikimini ortaya çıkarmışlardır. 6

İslam Dünyasındaki Öncüleri

Peygamberimiz döneminde İbni Ebi Remse el-Temimi önemli bir tabipti. Ayrıca, sonradan İslam’ı kabul eden ve Araplarda tıbbın babası sayılan ilk Müslüman tabip Haris b. Kaladan et-Taifi’dir. (ö. 634) Bu ilmi öğrenmek için İran’daki Cündişapur Hastanesinde eğitim görmüş, İran Kisrası Hüsrev’in özel doktoru olmuştu. Peygamberimizin teyzesinin kocası olan bu tabip, bir rivayete göre bizzat Peygamberimizin teşvikiyle oraya gitmiştir.7 O, tıp alanında Araplar arasında meşhur oldu. Peygamberimiz, hastaları ona gönderir ve hastalığın ne olduğunu ondan sorup öğrenmeyi emrederdi. Miladi 6. asırda Taif’de doğan Haris b. Kelb es-Sakafi o devrin en meşhur doktorudur. Oğlu Nadr’da onun yanında tıp eğitimi gördü.

İlk önemli doktorlar

Haris b. Kelade ve oğlu Nadr

Masarceveyh. Tıpla ilgili Süryanice bir kitap tercüme etmiştir. İslam tarihinde tıp alanında yazılan ilk eserdir.
3. İbni Ebi Resme et-Temimi de Anatomi ile uğraşmıştır.
Emevilerde İbn-i Esal; Muaviye’nin doktorudur. Ömer b. Abdülaziz döneminde ibni Masarcaveyh, Abdülmelik b. Ebher önemli doktorlardandır. Haccac’ın doktoru ise el-Tabib’dir. Emevilerin son dönemlerindeki en meşhur doktor ise Zeynep isimli bir kadındır. Emeviler, Cündişapur’daki Hristiyan doktorlardan da yararlanmıştır. Bunlar, İbni Esal ve Hakem’dir. İbni Esal Muaviye’nin özel doktorudur.
Bu dönemdeki önemli doktor ve tıpçılar şunlardır.
İbn-i Ebi Remse el-Temimi; Peygamberimiz döneminde yaşamış, ameliyatlar yapmıştır.
İbn-i İsale; Şam’da yaşamıştır. Hristiyandır. Muaviye’nin doktorudur.
Ebul Hekim; Muaviye’nin doktorudur.
Abdülmelik b. Ebcer el-Kenani; İskenderiyelidir. Sonradan Ömer b. Abdülaziz döneminde Müslüman olmuş ve onun doktoru olmuştur.
Tiyazuk; Haccacın doktorudur.
Zeynep; yaralarda ve göz hastalıklarında uzmandır. İyi bir doktordur.
Emevi Halifelerinin meşhur doktorları
İbni Asaf, Muaviye’nin doktorudur, Hristiyan’dır
Teyazuk, Haccac’ın doktorudur, Hristiyan’dır
Masarcevey, Mervan b. Hakem’in doktorudur, Yahudi’dir.
Yunancadan eserlerin Arapçaya çevrilmesi, Tıbbın gelişmesini sağlamıştır. İskenderiye bu konuda önemlidir. Özellikle “Calinus”un kitapları önemlidir. Ondan Hüneyn b. İshak on üç tane, İbni Ehnaf üç tane kitap çevirmiştir8. Tıp alanında Müslümanların hocası Cündişapur’da kurulmuş olan okulun hekimleridir. İslam dünyasında hekim unvanını kazanan ilk Arap, Taifli Haris b. Kelede olduğu söylenir.9 Nedim, “Fihrist” adlı eserinde ilk tıp kitabını Halid b. Yezid b. Muaviye’nin yazdığı ve onun Yunanca’dan tıp kitaplarını çevirttiğini belirtilmiştir. Arapça’ya çevrilen ilk tıp eserin mütercimi Yahudi hekimi olan Masercevyh’tir.
Mervan’ın doktoru Maserceveyh el-Basri el-Yahudi, İskenderiye akademisine mensup doktorlardan Ahron’un tıpla ilgili eseri “Künnas”ını Arapça’ya çevirdiği bilinmektedir. Bu kitabı daha sonra Ömer b. Abdülaziz tarafından çoğaltılarak halkın hizmetine sunulmuştur.10
Ayrıca, Peygamberimizin tıbbi tavsiyeleri de “Tıbb ün-Nebevi” adlı bir kitapta toplanmıştır.

Tıp Okulları ve Hastaneler

Tıp okullarının kurulması Ömer b. Abdülaziz döneminde yapıldı. Yunan tıp ekollerini İskenderiye’den alıp Antakya ve Harran’a taşıdı11.
İlk hastane ve ona bağlı olarak kurulan tıp fakültesi 707 yılında Emevi Halifesi Velid zamanında Şam’da kuruldu.12 Ne yazık ki buradaki öğretim ve eğitim hakkında hiçbir bilgimiz bulunmamaktadır. Ayrıca Velid, cüzzam hastalarını tecrit eden ve onların tedavileri için özel yöntemler uygulayan bir devlet başkanıdır. İlk defa, seyyar hastaneleri ve tecrit odalarını Müslümanlar yapmıştır. Hastanede hizmetler de ücretsizdir.
Makrizî de ilk hastaneyi kuranın Velid b. Abdülmelik olduğunu söyler. Velid, cüzamlıların halktan dilenmelerini yasaklayıp onlar için maaş bağlattığı gibi her kötürüme onunla ilgilenecek bir hizmetçi, her kör ve ağır hastaya da bir refakatçi verdi. Velid, cüzamlıların evlerinde tedavi edilmesini sağladı. İlk akıl hastanesini de Velid b. Abdülmelik Şam’da yaptırdı(707). Halife, delilerin burada tutulmasını ve bakımlarının yapılmasını istedi.13
Yine Emeviler döneminde Fustat’ta “Zukak ul - Kanadil Bimaristanı” yapılmıştır.
Aslında İslam tarihinde ilk hastanenin Medine’de kurulan bir çadır hastanesi olduğu söylenmektedir. Burada yaralılara hizmet için Rufeyde isimli bir kadın görevlendirilmiştir. Hamidullah’da Ku’aybe binti Sa’d adında Eslem’li bir kadın hasta ve yaralılar için Mescid-i Nebevi avlusunda bir çadır hastane açmış olduğunu söyler.14 Bu iki rivayeti birleştirirsek, farklı zamanlarda farklı kişilerce Mescid-i Nebevi’de çadır hastaneler açılmış olduğunu görürüz.

Eczacılık

Eczacılığın ayrı bir ilim dalı olarak gelişmesi, Emevi halifesi Yezid’in oğlu Halid b. Yezid tarafından sağlanmıştır.15

Kimya

Tüm ortaçağda kimya ayrı bir ilgiye mahzar olmuştur. İslam’da ilk ele alınıp geliştirilen pozitif bilimlerinden biri de tıpdan sonra kimya olmuştur. Bunun nedeni biraz uçuktur. Yöneticilerin ve güçlü kişilerin kimya ile ölümsüzlük iksiri yapma veya taşı altına dönüştürmek istemeleridir. Önceleri kimyanın adı simyaydı.
Emevi halifelerinden Halid b. Yezid b. Muaviye, kimya ile hayat iksirini elde etmek istediğinden kimya ile çok uğraşmış, hatta âlimlerden Yunanca’dan Arapça’ya tıp, kimya ve astroloji ile ilgili kitapların çevirisini istemiştir.16

İlk Öncüleri

Kimya ile uğraşan ilk kişi İmam-ı Caferi Sadık (765) ve Emevi halifelerinden Yezidin oğlu Halid’dir. (ö.708) Büyük kimyacı Cabir b. Hayam (721-776), kendi kitaplarında Cafer-i Sadık’tan hocası olarak bahseder. Cabir, pratik ve teorik alanda ilerlemiş ve deneye önem vermiştir. Kufe’de ölümünden iki asır sonra yapılan bir yol çalışması sırasında onun laboratuarı ortaya çıkmıştır. Burada büyük bir havan ile çok miktarda altın bulunmuştur.17 İmamı Cafer’e atfedilen bazı kimya ve tıp kitapları tartışmalıdır.
Yezid ve oğlu Halid kimya ile ilgili ilk çalışmaları yapmıştır. Halid, Meryanus adlı Rum rahipten tıp ve kimya ile ilgili eserleri çevirmesini isteyerek bu alanda ilk ateşlemeyi de yaptı. Bu tercümeler İslam tarihinde yapılan ilk tercümelerdendir.

Astronomi

İslam dünyasında astronomiye de çok önem verilmiştir. Bunun temel nedeni; namaz vakitleri ve Ramazan oruçlarının zamanının tespitidir. Bunun için güneşin ve yıldızların durumunu bilmek gerekmektedir. Bu ibadetler astronomiyi geliştirmiştir.
İbni Ömer’den rivayetle; Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Ensabınızı, kendisiyle sıla-i rahimde bulunacağınız ölçüde yıldızları da karanlıkta yolunuzu bulacağınız kadar öğrenin.”
Yıldızlarla ilgili ilk çalışma; Emeviler döneminde Yunanca’dan eserlerin çevirisi ile başlamıştır. Bu kitap “Yıldızların Anahtarıdır (el-Miftahul Nucum). Yazarı; Hürmüz el-Hakim’dir.

Astroloji

Astronomi biliminin içinde yer alan bir bilim dalı da astrolojidir. Astroloji, İslam bilim tarihinde çekişmeli bir konudur. Bazı bilimciler tamamen pozitif bir bilim olarak kabul etmişler. Kindi, Maşallah, İhvan-ı Safa, Cabir, El - Birunî gibi alimler....Diğer taraftan İbn-i Sina, İbn-i Rüşt ve İmam-ı Gazali gibi diğer alimler astrolojiyi bir bilim olarak görmemişlerdir.18 Astroloji ile ilgili fakihler de görüş belirtmiş ve onu caiz görmemişlerdir. Çünkü onlara göre yıldızlara bakarak gelecek bilinmez. Geleceği ancak Allah bilir. Kehanet yasaktır.

Matematik – Aritmetik – Geometri

İslam’daki mirasın paylaşımı ve hesaplanması aritmetiği, namaz ve oruç vakitlerinin tespiti matematik ilminin gelişmesini sağlamıştır. Oruç’un vaktinin tespiti, ayrıca ay yılına dayalı takvimin (Hicri) astronomi ve matematiğin gelişmesini sağlamıştır. Mimari, cami, saray ve medreseler de geometrinin gelişmesine neden oldu.
İslam geometrisi, daha önceki özellikle Euclid (Öklit), Archimed ve Apollonius başta olmak üzere Yunan eserlerine dayanır. Geometri, aynı zamanda Hintli Siddhanta’nın da etkisinde kalmıştır19.

Kaynaklar:

Miquel, Andre, İslam ve Medeniyeti, Sh:6, Birleşik Yay.
M.M.Şerif, İslam Düşüncesi Tarihi, a.g.e. Sh:39-40
Bulaç, Ali, a.g.e, Sh:100
Şentürk, Recep, Türk Düşüncesinin Sosyolojisi: Fıkıh’tan Sosyal Bilimlere
Gibb, Hamilton A.R, İslam Medeniyeti Üzerine Araştırmalar, Endülüs Yayınları, İst. 1991
Farukî, a.g.e
Bayraktar, Mehmet, İslam Felsefesine Giriş, A.Ü. İlahiyat Fakültesi Yayanları, Ankara 1988
Kehhale, Ömer Rıza, Ulumul Ameliyye fil Usur ul- İslamiyye, Şam, 1972
Holt, a. g. e
Baltacı, Cahit, İslam Medeniyeti Tarihi, İfav Yayınları, İstanbul 2005
Holt, a.g.e
Bayraktar, Mehmet, İslamda Bilim ve Teknoloji Tarihi, 2. Baskı, Ankara 1989
Kehhale, a.g.e
Hamidullah, Muhammed, İslam Peygamberi. C.1 s:456
Faruki, a.g. e
Muntasır, Dr. Abdulhalim, a.g.e Sh:79
Aycan, Sarıçam, a.g.e
Bayraktar, a.g.e; Sh: 84
Holt, a.g.e
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler:
el-Kevserî (15.05.10)
Cevapla

Etiket
diğer, okulları, İlim

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kalbimin diğer kapısı AĞLAYAN_GÜL GENEL EDEBİYAT 0 25.05.09 20:00
O gün diğer komutanlar neredeydi? akinci_gençlik37 ÜLKEMİZDEN HABERLER 1 12.10.08 10:45
Diğer Forumlardan Farkımız Ne Görün Elimder_enes RESİMLER 15 06.10.08 22:09

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:26 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.