|
| Konular: 50,310 | Mesajlar: 311,907 | Üyeler: 10,668 | Online: 202 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 | |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Kur�ân Sevdalısı Hz. Abdullah Bin Selâm (R.A.)
Yahudi asıllı alim bir ailenin çocuğu olan Hz. Abdullah bin Selâm, ashâb-ı kirâmın büyüklerindendir ve alim bir zattır. Aynı zamanda, ensarın ileri gelenlerindendir. Medîne’de ikamet eden Benî Kaynuka Yahûdî kabilesindendir. Soyu Hz.Yusuf (as)’a dayanmaktadır. Asıl ismi “Husayn” idi. Müslüman olduktan sonra Resûlullah Efendimiz ona “Abdullah” ismini verdi. İmân etmeden önce de Yahûdî âlimlerinin önde gelenlerindendi. Müslüman olması çok ibrete şâyândir. Müslüman oluşunu kendisi şöyle anlatır: “Babam Yahûdîlerin ileri gelen âlimlerinden idi. Bana Tevrat’ı okutur, dindar yetişmem için elinden gelen çabayı gösterirdi. Bir gün ahir zaman Peygamberinin alâmetlerini ve yapacağı işleri anlatırken şöyle dedi: ‘Eğer ahir zaman Peygamberi, Hârûn aleyhisselâmın neslinden yani kendi kavmimizden gelirse inanırım, başka kavimden gelirse inanmam! Sen de inanma!’ Babam bu sözlerinden bir süre sonra; Resûlullah Efendimiz , Medîne’ye hicret etmeden önce, vefât etti. Ama ben, Resûlullah Efendimiz , Mekke’de Peygamberliğini açıkladıktan sonra, sıfatlarına ve yaptığı işlere baktım, tıpa tıp babamın anlattıklarına uyuyordu. Fakat Yahudilerin ileri gelenleri, sırf Arab kavminden geldi diye Resûlullah’a karşı çıkıyorlardı. Hâlbuki Tevrat’ta bildirilen alâmetler gâyet açık ve netti.Bir gün bizimkilerin hurma bahçelerine gittim. Kendi aralarında, Rasulullah Efendimizi kasdederek: ‘Arabların adamı geldi!’ diye konuşuyorlardı. Bu sözü duyar duymaz beni bir heyecan aldı titremeye başladım. Elimde olmadan ‘Allahü Ekber’ diye bağırmışım. Benim tekbir getirdiğimi gören halam Hâlide binti Hâris bana sinirlenip şöyle söyledi: ‘Allah seni umduğuna kavuşturmasın, elini boşa çıkarsın? Vallahi sen Mûsâ bin İmrân’ın geleceğini işitmiş olsaydın bu kadar sevinmezdin.’ Ben de ona cevaben şöyle söyledim: ‘Ey halacığım! Vallahi O, Hz. Mûsâ gibi Peygamberdir. Mûsâ (as)’ın tevhid dinindendir. Buna niçin karşı çıkıyorsunuz ki? Halam: ‘Ey kardeşimin oğlu! Yoksa bu sözünü ettiğin zat, o Kıyâmete yakın bir zamanda gönderileceği bize bildirilen peygamber midir?’ ‘Evet.’ ‘Öyleyse sevinmekte haklısın.’ dedi. Ama ben daha fazla dayanamayıp, hemen Resûlullah’ın yanına gittim. Daha onu ilk gördüğümde kendi kendime: “Bu güzel yüzün sâhibi aslâ yalan söyleyemez!” dedim. O sırada Resûlullah insanları başına toplamış onlara nasihat ediyordu. Benim ilk işittiğim hadis-i şerif de şu olmuştu: ‘Selâmı aranızda yayınız, aç kimseleri doyurunuz, sıla-i rahim yapınız, yakın akrabalarınızı ziyâret ediniz! İnsanlar uykuda iken namaz kılınız! Böylece Cennete selâmetle girersiniz. Allah birdir.’ Sonra bana dönüp sordu: ‘Sen Medîne âlimi İbni Selâm değil misin?’ ‘Evet, dedim. Bana: ‘Ey husayn (Abdulah)! Allah için söyle! Tevrat’ta benim vasıflarımı okuyup öğrenmedin mi?’ ‘Evet, öğrendim ya Resulallah!’ dedim. Bana: ‘Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarını söyler misin?[1]’ dedi ve İhlâs sûresini okudu. Ardından da ‘De ki: O Allah birdir. Hiçbir şey O’nun dengi değildir![2]’ meâlindeki sureyi okudu. Ben bu ayetleri işitir işitmez: ‘Şehâdet ederim ki, Allahtan başka ilâh yoktur. Sen O’nun kulu ve Resulüsün.’ dedim ve iman ettim.” Böylece bilinçli bir şekilde araştırarak Müslüman olan Abdullah bin Selâm, Efendimize kavminin nasıl bir ahlak yapısına sahip olduğunu kanıtlamak için kavmi hakkında şu ifadeleri kullanıyordu: “Ya Resulallah! Yahûdîler kadar, yalancı, inatçı, zâlim kimse yoktur. Hiçbir iftirâdan çekinmezler. Şimdi benim Müslüman olduğumu öğrenirlerse olmadık iftirâ ederler, bunu açıklamadan önce siz onlara beni sorunuz.’ dedim ve ben bir perdenin arkasına saklandım. Resulullah bir grup Yahûdîyi çağırdı. Onlara sordu: ‘Aranızdaki Husayn bin Selâm nasıl bir kimsedir?’ onlar: ‘Çok büyük bir âlimimizdir. Onun gibi hayırlı birisi az bulunur. O doğru sözlüdür.’ dediler. Rasulullah efendimiz: ‘Eğer o Müslüman olduysa siz ne dersiniz?’ Yahudiler: ‘Allah onu böyle bir şeyden korusun!’dediler. Sonra saklandığım yerden çıkıp dedim ki: ‘Ey Yahûdî topluluğu, Allah’tan korkunuz! Size geleni kabul ediniz! Allah’a yemin ederim ki siz Resulullah’ın hak Peygamber olduğunu biliyorsunuz. Çünkü alâmetleri Tevrat’ta açık olarak yazılıdır. Başka kavimden geldiği için inadınızdan iman etmiyorsunuz. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki Muhammed aleyhisselâm Allah’ın resûlüdür.’ Bunu duyan Yahûdîler: ‘Bizim en kötümüz budur. Aramızda bundan daha kötü biri yoktur.’ deyip olmadık iftiralar etmeye başladılar. Peygamber Efendimiz Yahûdîlere dönüp buyurdu ki: ‘Birinci şehâdetiniz bize kâfidir, ikincisi ise lüzumsuzdur.’ Bunun üzerine Hz. Abdullah hemen evine döndü, ailesini ve akrabalarını İslâmiyete davet etti. Halası da dâhil hepsi Müslüman oldular. O’nun iman etmesi Yahûdîleri çok kızdırmıştı. Bunun için kendisini sıkıştırmaya başladılar. Hattâ Yahûdî âlimlerinden bazıları: ‘Araplardan peygamber çıkmaz. Senin adamın hükümdardır, peygamber değildir.’ diyerek, Abdullah bin Selâm’ı İslâmiyetten vazgeçirmeye kalkıştılarsa da, muvaffak olmadılar. Zira Abdullah ile birlikte, Sâlebe bin Sa’ye, Üseyd bin Sa’ye, Esed bin Ubeyd ve bazı Yahûdîler samimi bir şekilde Müslüman oldular. Bu olaydan sonra Yahûdîler dediler ki: “İslâmiyet’e yalnız bizim kötülerimiz inandı. Eğer, onlar hayırlılarımızdan olsalardı, atalarının dinini bırakmazlardı. Abdullah’ın ve diğer arkadaşlarının imanına şu ayet-i kerimeler şahitlik yapmaktadır: “(Onların, (Ehl-i kitabın) hepsi bir değildir. Ehl-i kitabın içinde bir topluluk vardır ki, onlar gece vakitlerinde secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar.[3]) “(İnkâr edenlere) de ki: Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şâhid de bunun benzerini, Tevrat’ta görerek şahitlik edip inandığı halde, siz yine de büyüklük taslamışsanız,(haksızlık etmiş olmaz mısınız?) Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.[4]) Müfessirlerin hemen hepsi, âyette geçen İsrailoğullarından “bir şâhidin” Abdullah bin Selâm olduğunu söylerler. Abdullah bin Selâm (ra), İslamiyetle müşerref olduktan sonra, Kur’ân-ı Kerim’e sımsıkı sarılmış artık hayatı Kur’ân’dan ibaret olmuştur. Resulullah’ı bir gölge gibi takip ediyor ve yeni inen ayetleri alıyor hemen onları ezberliyor, onları hayatında tatbik etmeye çalışıyordu. Peygamber Efendimiz onun hakkında şöyle buyurmuştu: “ Cennetlik birini görmek isteyen, Abdullah bin Selâm’a baksın.” Başka bir zaman da Peygamber Efendimiz, ashabı ile sohbet ederken buyurdu ki: “Şu kapıdan ilk girecek olan, Cennet ehlinden biridir.” Ashâb-ı kiram merakla kimin gireceğini beklerken, bir de baksalar ki Abdullah bin Selâm! Zaten Rasulullah Efendimiz, Abdullah bin Selâm’ın görmüş olduğu şu enterasan ruyanın yorumunda onun ölünceye dek Müslüman kalacağını müjdelemişti: Abdullah bin Selam, bir gün rüyasında kendisini bir bahçede görür. Bahçenin içinde demirden bir direk vardır. Direk çok uzundur. Direğin tepesine yakın bir yerde bir kulp vardır. Ona, “Haydi bu direğe çık!” derler. Abdullah, “Gücüm yetmez.” der. Bunun üzerine yanına birisi gelerek, sırtındaki elbiseyi çıkartır. Böylece rahatça direğin tepesine çıkar, kulpundan tutar. Kendisine bir ses: “İyi tut, bırakma!” der. Böylece direğin kulpu elinde olduğu hâlde uyanır. Peygamber Efendimiz de rüyasını şöyle yorumlar: “Gördüğün bahçe İslâm dinidir. Direk de İslâm dininin direği, tevhididir. O kulp da sağlam olan imandır. Sen ölünceye kadar İslam dini üzere yaşayacaksın.” Abdullah bin Selâm bu mertebelere, Kur’ân’a verdiği önemle, ona her yönü ile sımsıkı sarılarak ve Rasulullah’tan aldığı Kur’anî talimatları elinden geldiği kadar; özellikle de kendi topluluğuna (Yahudilere) tebliğ ederek ve öğreterek ulaşmıştır. Kur’ân sayesinde nefsini terbiye ederek iyi bir Müslüman olmuştur. Ahlâk ve ilim ile kendini süslemiş cennetlik insanlardan biri olan Hz. Abdullah, Hz. Osman’ın şehâdeti esnâsında onun yanında bulunuyordu. Bu büyük sahabinin, Kur’an hadimi Hz. Osman Efendimizi öldürmeye gelen isyancılara söylemiş olduğu şu anlamlı sözlerini ehemmiyetine binaen, siz okuyucularımızla paylaşmayı uygun gördüm: “Tarihte öldürülen her peygamber için yetmiş bin asker öldürülmüştür. Öldürülen her halife için de onbeş bin kişi öldürülmüştür. Gelin bu işten vazgeçin! Yoksa âhirette bunun cezâsını çok şiddetli olarak çekeceksiniz! Ayrıca Hz. Osman’ın üzerinizde çok hakkı vardır.” Fakat âsiler sözünü dinlemediler, ayrıca kendisine de hakâret ettiler, gerisini biliyorsunuz olan oldu... Allah’a emanet olunuz. Allah’ın selamı tüm inananlara olsun. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| abdullah, bin, kuran, selam, sevdalısı |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| MeDiNe SeVdAlıSı Canım kardeşim yeni yaşın hayırlı olsun | sevgiliye sevdalı | TEBRİKLER-PROTESTOLAR | 32 | 12.08.09 21:31 |
| Sınırı geçen ineği hain ilan ettiler.türkiye sevdalısı inek | Adige Abzakh | DÜNYADAN HABERLER | 10 | 22.07.09 09:59 |
| Filistin sevdalısı bir yürek hakka yürüdü | sevgiliye sevdalı | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 20 | 09.01.09 13:04 |
| Samimi Resulullah Sevdalısı Mıyız? | Vukuf-i Kalbi | VİDEO - FLASH PAYLAŞIMLARI | 0 | 01.11.08 11:49 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|