|
| Konular: 50,310 | Mesajlar: 311,907 | Üyeler: 10,668 | Online: 211 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP Genel İslami Konularda Paylaşımlar, Islami Soru ve Cevaplar... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 96
Üyelik tarihi : 13-08-2008
Mesleği : HAKK'a Kull
Nereden : Dünya...
Konuları : 141
Mesajlar : 547
Teşekkürleri: 582
252 mesajına 630 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 14.05.12
Durumu : Status: Offline
|
İslâm'dan önce Arabistan'da yaşayan Arapların belli bir takvim ve tarih sistemleri yoktu. Tarih tesbiti bazı büyük ve önemli olaylar esas alınarak yapılıyordu. Meselâ eski Araplar önemli savaşların yapıldığı zamanları tarih başı kabul ederlerdi. Bunlar arasında Husus Harbi, Ficar Savaşı ve Zikar Günü gibileri pek meşhurdu. Son olarak da "Fil senesi" ismini verdikleri yılda Yemen Kralı Ebrehe'nin ordusuyla birlikte Mekke üzerine yürüyüp Kabe'yi yıkmak istediği hadise, takvim başı olarak kabul görüyordu. Bu olay Peygamber Efendimizin dünyaya teşriflerinden 54 gün önce meydana gelmişti. Ay hesabına göre, Arapların kullandığı on iki ay sırayla şunlardı: Muharrem, Safer, Rabiülevvel, Rabiülâhir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelâhir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce. Araplar bu on iki ayı sırayla takip etmekle birlikte senelerin sayısında ihtilaf ediyorlardı. Çünkü belirli bir takvim başlangıcı esas alınmıyordu. Genellikle o zaman göçebe bir hayat yaşamakta olan Arap kabilelerinin belki de buna pek ihtiyacı yoktu. Fakat ne zaman ki İslâmiyet geldi, kısa zamanda birçok beldeleri hâkimiyeti altına aldı. Bütün kurumlarıyla bir İslâm devleti kuruldu. O zaman bir takvim ihtiyacı da vazgeçilmez bir hal aldı. Çünkü idari işleri düzenlemede birçok aksaklıklar sırf bu yüzden meydana geliyordu. Rivayete göre, bir seferinde Hz. Ömer (r.a) halife iken kendisine bir borç senedi getirildi. Alacaklı ile borçlu bu senedin tarihi hakkında anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Alacaklı senedin üzerindeki "Şaban" ayı yazısının bu yıla ait olduğunu söylerken, borçlu gelecek yıla ait olduğunu iddia ediyordu. Bu ve bunun gibi karışıklıklar üzerine Halife Hz. Ömer (r.a) danışma kurulunu topladı. Meseleyi onlara anlattı, bir tarih tesbitinin gerekliliğini ortaya koydu. Bunun üzerine Ashab arasında bu mesele görüşüldü. Çeşitli teklifler ileri sürüldü. Bazıları diğer milletlerin tarih ve takvim başlangıçlarını teklif etti. Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a), Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamın vefatının tarih başlangıcı olmasını, Hz. Talha da (r.a) bi'setin, yani peygamberlik vazifesinin Allah Resulüne verilmesinin esas alınmasını teklif etti. Hz. Ali'nin (r.a) teklifi ise, Hicretin tarih başlangıcı olarak alınması idi. Bu arada bazı Sahabiler, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) doğum tarihinin esas alınmasını ileri sürmüşlerdi. Bütün bu teklifler görüşüldü, gözden geçirildi. Sonunda Hz. Ali'nin (r.a) teklifi olan Hicretin tarih başlangıcı olması oybirliğiyle kabul edildi. Bilindiği gibi, Hicret 12 Rabiülevvel 622'de gerçekleşmişti. Ancak Araplarda ötedenberi Muharrem ayı sene başı olarak kabul gördüğünden, aradaki iki aylık bir farklılık dikkate alınmadı. Böylece 1 Muharrem 622 tarihi Hicrî birinci yılın başı oldu. Hicrî takvim, Kamerî aylara göre yapıldı. Ancak Hicrî sene güneş yılından yaklaşık on gün kadar daha az olduğundan güneş senesine göre otuz üç senede bir sene fark yapmaktaydı. Bu sebeple iş hayatında bazı zorluklar oluyordu. Bundan dolayı daha sonraları Rûmî takvim ismiyle bir güneş takvimi vücuda getirildi. Namaz vakitleri ve tarım ürünlerinin zekâtı güneşe göre, oruç ve hac ibadetleri ise Kamerî takvime göre düzenlendi. Nitekim Cenâb-ı Hakk Kur'ân-ı Kerîm'de Ay'ın insanlara takvimcilik yapma maksadıyla yaratıldığını, haccın vaktini bildirdiğini ifade buyurmaktadır. (1) Diğer birçok teklif yanında Hicretin tarih başlangıcı olarak kabul edilmesi üzerinde biraz durmak lazımdır. Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, Sahabiler Hz. Ömer (r.a) devrinde Müslümanlar için bir takvim tesbit ederken, daha birçok önemli olay arasından Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Mekke'den Medine'ye göç ettiği tarihi esas almaları çok büyük bir önem arz etmektedir. Diğer taraftan Hicret, İslâm inkılâbının bir dönüm noktası olmuştur. Hicrete kadar geçen dönem zulüm ve işkence altında yaşanan eşi görülmemiş bir sabır ve metanet devresidir. Hicret, bu sabır ve metanetin İslâmın kutsal değerlerine olumsuz etkilerden başka birşey getirmeyeceğinin anlaşılması ve Cenâb-ı Hakk'ın izniyle gerçekleşmiştir.. Böylece Hicret basit bir göç hadisesi değil, İslâmı kurtarma taktiği ve onu daha geniş kitlelere yayma idealinden kaynaklanmaktadır. Gerçekten Hicretle hem Müslümanların hayatları kurtulmuş, hem de şahıslarında İslâmiyet kurtulmuştur. Yeni bir çevrede, yeni bir dostluk ve kardeşlik muhitinde yeni mü'minlerle kısa zamanda güçlenme imkânına kavuşmuştur. Hicret eden mü'minlere "Muhacirler" ismi verilmiş ve bunların faziletleri ifade edilmiştir. Bu sebeple Hicretin İslâm tarihinde yeri büyüktür. Herkes bu fazilete sahip olma arzusunu içinde taşımıştır. Bunun içindir ki, Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hicretin sadece Mekke'den Medine'ye göç eden mü'minlere bağlı bir fazilet olarak kalmaması, daha sonraki insanların da bundan nasiplenmesi için "Hicret"i önemli bir İslâmî kavram olarak değerlendirmiştir: "Gerçek muhacir, Allah'ın yasakladığı şeylerden kaçınan, onları terk eden kimsedir." (2) "Hicret, kötülüğü terk etmendir." (3) "Gerçek muhacir, hata ve günahları terk edendir." (4) "Gerçek muhacir, Allah'ın üzerine haram kıldığı şeyleri terk edendir." (5) Bir seferinde hicretin en faziletlisinin hangisi olduğu sorulduğunda, Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamın verdiği cevap şu olmuştur: "Rabbimin hoşlanmadığı şeyleri terk etmendir." (6) Görüldüğü gibi Hicret mü'minlerin hayatında sadece belli bir tarih olayı olarak kalmamış, bir irşad kavramı olarak da varlığını devam ettirmiştir. Şu hadis-i şerif bir gerçeği çok daha açık ifade etmektedir: "Mekke fethinden sonra hicret yoktur, ancak aynı derecede sevap olan cihad ve iyi niyet var. Cihada çağrıldığınız zaman severek koşun." (7) Bu sebepledir ki, Sahabiler tarih tesbitinde Hicret üzerinde görüşbirliği içindedirler. Müslümanlar o günden bu güne yılbaşını bu eşsiz olaya dayandırarak gelmişlerdir. O günden bu güne 1400 yıl geçti. Dalâletten hidâyete, zulmetten nura, şirkten tevhide, günahtan sevaba, sebeplerin karanlık perdelerinden Allah'ın yüce Kudretine hicret edip iltica eden milyarlarca Müslüman muhacir dünyayı şereflendirmiştir. İslâmın 15. asırda 1 milyarın üzerinde Müslüman aynı davaya gönül vermekte ve hicret kervanı Kıyamete doğru bir çığ gibi akıp gitmektedir. (1) - Bakara Sûresi, 189.
(2) - Buhârî, Rikak: 26. (3) - Müsned. 4:114. (4) - İbn-i Mâce, Fiten: 2. (5) - Ebu Davûd. Vitr: 12. (6) - Müsned. 2: 160, 191. (7) - Müslîm, imaret: 85.
__________________
*** Ayakları şişinceye kadar ibadet eden peygamberin, Gözleri şişinceye kadar uyuyan ümmetiyiz! ***
|
|
| Bu mesaj için BAKLACI kullanıcısına teşekkür edenler: | Alemdâr-ı İslâm (16.12.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen) |
|
![]() |
| Etiket |
| 1431, 2009, aralık, hicri, muharrem, yılbaşı |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hicri yılbaşı | Sükut-u Leyl | Önemli Gün ve Olaylar | 2 | 14.12.09 20:57 |
| Hicri yılbaşı yaklaşırken: | muallim | SERBEST KÜRSÜ | 0 | 10.12.09 13:39 |
| MİLF'den Hicri Yılbaşı mesajı | Yahya-EbuHafs | CİHAD BELDELERİNDEN HABERLER | 1 | 30.12.08 17:02 |
| Hicri Yılbaşı Sohbeti | Vukuf-i Kalbi | Milli Görüş Forum Radyo | 0 | 26.12.08 12:17 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|