| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,916 | Üyeler: 10,668 | Online: 221 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Kenan Çamurcu »

 
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13.03.09, 10:56   #1
Zirve58 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Çizgindeyiz HOCAM
Üye No : 11
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Dünya
Konuları : 659
Mesajlar : 3,620
Teşekkürleri: 3,806
2,099 mesajına 5,519 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Zirve58 isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart Ahmet Taşgetiren'e cevap: Analiz vukufiyet işidir!

Bugün gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, TV5’te hazırlayıp sunduğum “Fikritakip” programında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Türkiye ziyaretine ilişkin bazı soruları gündeme getiren değerlendirme üzerine yazdığı yazıya (11 Mart 1009) şöyle başlamış:

“TV 5'te, Pazartesi akşamı Kenan Çamurcu'nun hazırladığı bir programda Hillary Clinton'un ziyareti ile ilgili bir analiz sunuldu. Analizde, Hillary'nin gelişi ile, 2000 yılında, kocası ve dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'un gelişi arasında bir paralellik kuruluyor, özetle şöyle deniyordu: Bill Clinton'un gelişinden sonra Türkiye'de bir süreç başladı. Fazilet Partisi içinde Abdullah Gül'ün başını çektiği ayrılıkçı hareket boy gösterdi ve sonunda AK Parti çıktı. Acaba şimdi ne olacak?”

Hayır, özetle öyle denmiyordu!

Ama madem böyle dendiğine indirgemeyi kendisi ve okuyucusu için en ehven yol olarak görmüş, biz de onun yazı boyunca söylediğini özetleyelim ve diyelim ki: Taşgetiren’in söylediklerinde de yeni bir şey yok! Bize önerdiği, reelpolitiğe boyun eğmemiz, ABD’nin başını çektiği hegemonların vesayeti, himayesi ve mandasında Türkiye’nin değişip dönüşmesinin taşeronluğunu yapmamız.

İyi de bu seçeneği tercih etmediği için Saadet Partisi farklı değil mi? Bu farklılık nedeniyle Numan Kurtulmuş “reepolitiğin şartlarına kul olmayacağıma söz veriyorum” demiyor mu? Bu farkın toptancı veya perakendeci söylem olmasının manası ne ki? Hiç!

Taşgetiren’in iyiniyetinden kuşkulanmam için bir neden yok. Fakat oradaki değerlendirmeyi bu şekilde indirgemesini bir ilgi ve vukufiyet meselesi görüp geçmeme engel olan yazının sonundaki propagandavari yargısına dair birkaç şey söylemem de lazım.

Önce TV5’teki yayında dile getirilen meseleleri aktaralım.

Bahsi geçen analizin metni şöyleydi:

“ABD Dışişleri Bakanı Clinton Türkiye’de.
Her konuşmasında Türkiye’ye övgüler yağdırıyor.
Hatta bir televizyon söyleşisinde, Türkiye’nin ekonomik krizi kendi ülkesinden daha iyi yönettiğini bile söyledi.
Lider ülke olduğumuzu vurguluyor dikkatle.
Ortada bir şeyler döndüğüne hiç kuşku yok.
Çünkü en son kocası Clinton 1999’da Türkiye’ye geldiğinde pek hayırlı gelişmeler olmamıştı.
Hatırlayalım neler olduğunu:
1999’da deprem nedeniyle Türkiye’ye gelmişti Clinton. Ama jeolojik deprem yetmezmiş gibi, bir de siyasi deprem yaşadık o ziyaretten sonra.
Clinton, Meclis’te yaptığı ünlü konuşmada, bugün bayan Clinton’ın söylediği gibi liderlik rolümüzden sözetti. Ama bunun için değişmemiz gerektiğini eklemeyi unutmadan. Nasıl değişeceğimizi de anlattı.
Başkan Clinton ülkesine döndükten bir yıl sonra Türkiye’ye bir şeyler oldu.
Abdullah Gül, medyatik bir kampanyayla Fazilet Partisi içinde gelenekçi-yenilikçi mücadelesi başlattı. Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından da Erdoğan’la birlikte ayrılıp AKP’yi kurdu.
Kemal Derviş Amerika’dan gelerek ekonominin başına geçti. Derviş, IMF’ye çıpalı dış borçla kalkınma modelini yerleştirdi.
Ecevit hükümeti erken seçim kararı aldı. Ecevit’in partisi çözüldü.
AKP 2002 seçimlerinde iktidar oldu.
Muhtar bile olamayacağı söylenen Erdoğan’a, yıldırım hızıyla hakları geri verildi.
Siirt seçimleri iptal edildi ve Erdoğan’ın başbakan olmasının önü açıldı.
Erdoğan’ın başbakanlığında Türkiye, BOP’un eşbaşkanı oldu.
Türkiye, bu emperyalist projenin merkez üssü haline getirildi.
Jeolojik deprem nedeniyle Türkiye’ye gelen Clinton, siyasi depreme yolaçmakla kalmadı, bölgesel depremleri de tetikledi.
Bu maceranın Ortadoğu’ya maliyeti hayli ağır oldu.
Irak’ta 1.5 milyon kişi hayatını kaybetti. Filistin bölündü.
1.5 milyon nüfusu olan Gazze’de bugüne kadarki can kaybı binlerle ifade ediliyor.
Şimdi de Bayan Clinton Türkiye’de ve yine kocası gibi Türkiye’nin bölgesel liderliğinden sözediyor.
Acaba bu kez Türkiye’nin başına ne çoraplar örmeye hazırlanıyorlar?
Evet, Hillary Clinton’ın Türkiye ziyaretinden kuşkulanmak için yeterince sebebimiz var.
Bize yönelttiği övgüleri de bedelsiz yaptığına aklı başında kimse inanmaz herhalde.”

Evet, anlaşılan o ki Taşgetiren metinde geçen kronolojiden rahatsız olmuş. Bununla yüzleşmek sıkıntılı bir tecrübe olabilir, buna bir itirazım yok. Ama yaşanan gerçeklerin sıralaması böyle. Dileyen dilediği sonucu çıkarır bundan. Kimisi "ne var bunda?" diyebilir, başkaları da onda ne olduğunu oturur anlatır.

Taşgetiren de o anlatılanlara itiraz edebilir!

Nitekim Mehmet Bekaroğlu, bazı Müslümanların neo-liberalizme râm olmalarına örnekleriyle itiraz ettiğinde de İslami kesimin bazı isimlerinden itirazlar yükselmişti. Tercih meselesi bu.

Kendisine Peygamber Efendimiz gibi sade bir hayat seçenler, yolsuzluk ve hırsızlığa bulaşmayanlar, mal mülk ve paraya tamah etmeyenler, sahip oldukları mali zenginliği teşhir etmeyi günah sayanlar, o zenginliği Kur’an’da söylendiği gibi davranıp paylaşanlar Bekaroğlu’nun söylediklerinden niye rahatsız olsun?

İktidarının küresel meşruiyetini Washington’ın master planına ve Brüksel’deki proje ofisinin saha uygulamasına bağlayanlar kuşkusuz bizim bölgesel gelişmeleri analiz biçimimizden huzursuzluk duyacaklardır.

Bu, öyle görünüyor ki Saadet’in siyasal tutumu olup da AKP’ye karşı muhalefet olsun diye dile getirdiği bir konu da değil ayrıca.

28 Şubat’ı hâlâ “Türkiye’nin gerçeği”nin Refah Partisi’ni taşıyamaması olarak gören Taşgetiren’le uluslararası siyaset konuşmak biraz güç olacak.

Mesela şu cümleler karşısında aklıma gelen tek şey, “bırakalım dağınık kalsın” oluyor ne yazık ki:

“Ama Türkiye gerçeği, askeri, siyasi, medyatik, ekonomik, hatta halk oyu vs... tüm boyutlarıyla, bu gerçek ne kadar hoşumuza gitmezse gitmesin, Refah politikalarını taşımadı. 28 Şubat oldu, oldu, oldu ve bugün Saadet oyu yüzde 2-3 noktalarına düştü.

Burada soralım: Saadet'in temsil ettiği dünya görüşü, Türkiye'de yüzde 2-3'lerde midir? Yoksa halk da, Saadet kadrolarından farklı bir reel-politik değerlendirmesi mi yapmaktadır?”

Numan Bey, tam da bu nedenle işte “reelpolitiğin şartlarına kul olmayacağıma söz veriyorum” diyor. Daha nasıl ifade etsin ki kendisini?

Meselemiz buydu zaten: AKP kurucuları, reelpolitiğin şartlarına boyun eğmek gerektiğini, küresel neo-liberal sisteme entegre olmak lazım geldiğini, bunu için değişmek hatta gömlek çıkarmak gerektiğini, daha pek çok lafı söylediler de söylediler. O nedenle eski arkadaşlarından ayrılıp yeni bir parti kurdular ve eskiden yaptıkları ne varsa tersini yaptılar. Eğer Taşgetiren, Saadet Partisi’nin geçtiğimiz birkaç seçimde yüzde 2.5 oranında oy toplayabilmesini AKP’yi kuranlar gibi davranmamalarına bağlıyor ve oyunu yükseltmek istiyorsa onlar gibi davranmasının kaçınılmaz olduğunu söylemeye çalışıyorsa beyhude bir beklenti içinde demektir.

Genel başkanı ve sözcülerinin açıkladıklarına bakılırsa Saadet Partisi küresel sisteme entegre olmayacak, o sistemin baskılarına boyun eğmeyecek, dış borçla kalkınma modelini ilk fırsatta kapı dışarı edecek, reelpolitiğin koşullarına ve kurulu düzene karşı çıkacak.

Numan Kurtulmuş, Saadet’in AKP’ye benzeyerek siyaset sahnesinde yoluna devam etmesi yönündeki temennileri sürekli boşa çıkarıyor. Bunun belli çevrelerde mutsuzluğa yolaçtığının farkında olmamak mümkün değil. Bu mutsuzluğun giderilmesi için önerilecek tek şey, hegemonik güçlerin etki alanından çıkarak milli siyasetler takip etmeyi denemeleri olabilir. Yoksa Saadet’in AKP gibi davranmasını beklemek de, bunu talep etmek de abesle iştigal olur.

Netice itibariyle, uluslararası siyaset ilgi alaka, takip, mesleki donanım, vukufiyet ister. Böyle olmazsa karmaşık bir dünyanın ipuçlarını birbirine bitiştirmekte güçlük çekebilir ortalama bir zihin.

Ayrıca bu tür rasyonel ihtiyaçlara bir de bize has temel özelliği ilave etmek lazım: Furkan kabiliyeti! Onun da nasıl elde edileceği Enfal suresi 29. ayette anlatılıyor.
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Zirve58'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Bu mesaj için Zirve58 kullanıcısına teşekkür edenler:
lider57 (13.03.09)
 

Etiket
ahmet, analiz, cevap, işidir, taşgetirene, vukufiyet

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:00 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.