|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,916 | Üyeler: 10,668 | Online: 222 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Çizgindeyiz HOCAM
Üye No : 11
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Dünya
Konuları : 659
Mesajlar : 3,620
Teşekkürleri: 3,806
2,099 mesajına 5,519 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline
|
90’lı yıllar Refah Partisi’nin ‘adil düzen’ yıllarıydı ve bugün Saadet’in sosyal adalet (yolsuzluklara karşı tavır, hakkaniyete davet, reel politikin şartlarına boyun eğmeye itiraz, yoksulun korunup kollanması vs.) çağrısına muhtelif suretlerle karşı çıkanlar o yıllarda da ‘adil düzen’ yaklaşımına soğuk ve donuk bakıyorlardı. 1994’te yerel yönetimlerde iktidara gelene dek ‘adil düzen’in kamu denetimi, toplumsal fayda ve piyasanın dizginlenmesi umdelerinin belli bir çevrede hoşnutsuzluk meydana getirdiğinden kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Bunu böyle söyleyemedikleri ve ‘adil düzen’in fakir fukarayı gözeten yeni yaklaşımında bir “komünistlik” bulduklarını açıkça dile getiremediklerinden, tek yapabildikleri, bu fikrin hayal mahsulü olduğu, gerçeklerden kopuk göründüğü ve uygulanabilir olmadığını itiraz olarak dile getirmekti. Fakat ne zaman ki ‘adil düzen’ geniş kitlelerce tasvip gördü ve Refah Partisi yerel yönetimlerde kesin başarı elde etti, bu itiraz sahiplerinin hiçbir şey olmamış gibi davranıp Refah Partili belediyelerin etrafında dolaşmaya başladığına tanık olduk. Bu kez, ‘adil düzen’in nasıl başarılı bir kampanya olduğunu, kentlerin varoşlarında yaşayan geniş kalabalıkları temsil ettiğini ve onların sözcülüğünü yaptığını falan anlata anlata bitiremiyorlardı. Kahrolası delikli kuruşun nelere kadir olduğunu test edebileceğimiz insan türüne dahildir bunlar! Yoksa ahlakını hiçbir şeye değişmeyen ve ona fiyat biçmeyenler için o kör kuruşun ne kudreti, ne mahareti, ne de ayartıcı cazibesi asla yoktur! 29 Mart seçimlerine giderken Saadet’in toplumsal belediyecilik, namus, ahlak, dürüstlük, şeffaflık, fakir fukaranın hakkını koruma gibi koordinatlar üzerinden kendisini ifade etmesinin muhafazakâr takımda oluşturduğu rahatsızlığı, konforun bozulmasına neden olan huzursuzluk olarak tercüme etmekte yarar vardır. Bu huzursuzluk aslında 28 Şubat’ta ortadan sıvıştıkları, yahut Erbakan hükümetinin yıkılması için gayri meşru güçlere omuz verdikleri günlerin tüm fotoğraf karelerinin zihinlere üşüşmesinden duydukları hoşnutsuzlukla yakından ilgilidir. Biz o kareleri hatırladıkça karşımıza geçip darbelere ve darbecilere karşı olduklarını haykırdıkları tiyatronun ne kadar traji-komik göründüğünü gözlerden kaçırmaları güçleşiyor. Memleketin mağdurları, mazlumları, yoksulları, zayıf bırakılmışları, hakkı yenmişleri, adaletten mahrum bırakılmışları, gücün ve kibrin kesintisiz zulmü altında ezilip yokedilenleri, (Kur’an’daki tabiriyle) ‘müstekbirler’in ve ‘mütrefler’in yüzündeki maskeyi çekip almaya hamle yaptıkça bunların tedirginlikleri artıyor. 29 Mart seçimlerini yerel seçim olmaktan çıkaran ve adeta medeniyet mücadelesinin meydan savaşı haline getiren işte bu gerçekliktir. Bu seçimlerde bir tarafta Müslüman zihni telef eden piyasacılık, öte yanda ise hak ve adaleti en üstün olarak değer tanıyan ilkecilik vardır. Piyasacılık, herşeyin makul, mübah ve cari olabileceği hibrit ruhun alanıdır. Reelpolitik denilen uyumlulaştırılmış ve ehlileştirilmiş halet-i ruhiye, piyasacılık sayesinde kendisine soluklanacak bir atmosfer bulabilir. Piyasanın en doğrusunu bildiği ve o doğruya uymanın geçer akçe olduğu arsada her an her türlü imar düzeltmesi yapılabilir ve bu düzeltmelerle kişi her an, her şey olabilir. Belli bir hizada durması gerekmez, belli ve kestirilebilir bir ahlaka, vicdana ve ilkeye bağlılığı icap etmez. Hak ve adaleti en yüksek değer olarak tanıyan ilkeciliğin ise ahlak ve vicdandan başka bağlılığı yoktur. Sadakati ilkeyedir. Bu iki âlem arasındaki büyük fark, piyasacıların Saadet’e tepkisini büyütüyor. Saadet’in, bekledikleri gibi liberal, piyasacı, reelpolitikçi, eyyamcı, ortamcı, uyumlu ve ehlileştirilmiş bir siyasi hareket haline gelmediğini gördükçe mutsuz oluyorlar, umutları kırılıyor ve amaçlarına ulaşamamanın hayal kırıklığını yaşıyorlar. “Benim Meclis’te grup kurmasını istediğim Saadet bu değil!” şeklindeki zihin yönlendirme denemelerini şöyle tercüme edelim: “Benim, tükenen ve itibarsızlaşan AKP’nin yerine geçmek üzere kendisini AKP gibi inşa etmesini umduğum Saadet bu değil!” Evet değil. Olmayacak da. Çünkü Saadet’in, yatağında aktığı siyasi gelenek hiçbir zaman hüviyetsiz, hedefsiz, amaçsız, dünyevi, kişiliksiz, idealsiz piyasacılığın gevşek kumulu olmadı. Umarız 29 Mart yerel seçimleri, tıpkı 1994 seçimleri gibi, ‘adil düzen’e bin tane laf söyledikten sonra yerel yönetimlerde iktidarın kazanılması üzerine Refah Parti’sinin temsil kabiliyeti üzerine güzellemeler döktürülen koşulların tekrarına vesile olur. Göreceksiniz, seçim öncesinde Saadet’in sulandırılması için ellerinden geleni ardına koymayan, bunu beceremediğinde ise tehdit ve şantajla onu siyasi yarışta safdışı bırakmaya çalışan niceleri koşup Saadetli belediyelerin eşiklerinde yapmadıkları şirinlikleri bırakmayacaklar! |
|
| Etiket |
| eden, müslüman, piyasacılık, telef, zihni |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|