| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,916 | Üyeler: 10,668 | Online: 222 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Kenan Çamurcu »

 
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02.04.09, 09:14   #1
Elcihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Milli Selamet
Üye No : 83
Üyelik tarihi : 11-08-2008
Nereden : ERZURUM - KOCAELİ
Konuları : 248
Mesajlar : 697
Teşekkürleri: 255
343 mesajına 902 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Elcihad is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart Yeni Saadet’in sayısal desteğindeki artışa dair ön analiz



Çok doğru bir değerlendirmeyle belirtildiği gibi, 29 Mart seçimlerinin iki önemli sürprizi, AKP’nin dramatik oy kaybı ve Saadet’in şaşırtıcı oy artışıdır. Fakat CHP ve MHP’deki oy artışlarına da bakıldığında AKP’nin kaybettiği oyların Saadet’e gittiği kestirmesiyle açıklanamayacak bir durumla karşı karşıyayız.

Çünkü Ege, Akdeniz ve Karadeniz sahillerindeki ve iç Ege’deki oy kayıpları, AKP’nin iktidar bileşenleri arasında onu kitleselleşmeye açan merkez sağ ve sosyaldemokrat oy profilinden olmuştur. Mevcut seçim koşullarında henüz kitleselleşme aşamasına geçmemiş olan Saadet’in bu oy türünden oy alarak 5.2’ye ulaştığını düşünemeyiz.

Sözün burasında dikkat çekmek gerekir ki, kıyı şeridi ve iç kısımlarda yaşadığı oy kaybının AKP’yi kitleselleşmeye açan merkez sağ ve sosyaldemokrat oylarda yaşandığını tespit ettiğimizde, bu düşüş eğiliminin AKP’nin kitle partisi olma özelliğini tırtıkladığını da dile getirmiş oluyoruz. Dolayısıyla AKP’nin oy kaybının büyük olmadığını öne süren kimi yorumcular, -AKP iktidarına iliştirilmiş zihinlerinin gereğini yerine getiyor değillerse- oy kaybındaki bu nitelik değeri üzerine kafa yormuş gözükmüyorlar.

Kuşkusuz Saadet’in 5.2’lik oy profili üzerinde henüz çalışmış değiliz, fakat bendeniz Saadet’in hâlâ AKP’deki Milli Görüş oylarını geri alabildiğini düşünmüyorum. 29 Mart seçimlerinde kazanılan 5.2’lik oranın içindeki 3 puanlık oy, yeni Saadet’in farkını belirtmek üzere yükseltilen “adalet, refah, özgürlük” şiarına kulak kabartan yeni seçmen kitlesini temsil ediyor olmalıdır. Öyleyse bu artış, doğrudan Numan Kurtulmuş’un seçim sürecinde ortaya koyduğu ideoloji ile ilgilidir.

Aslında Kurtulmuş’un Saadet’e kazandırdığı ideolojik çıkışın daha fazla oyla, mesela yüzde 7 veya 8’le taçlanması gerekirdi. Ancak öyle görünüyor ki, Saadet’in beyni ile gövdesi arasında tam kapasite ahenk sağlanamamış, başta meydana gelen parlak değişim gövde tarafından içselleştirilememiş ve seçim sahasına aktarılamamıştır.

Herşeye karşın Saadet; Başbakan Erdoğan’ın kullandığı “oyları bölmeyin”, “ekmek karnesi” vs. gibi imgelerle muhafazakâr/sağ bir parti olduğu artık tescil edilen AKP’den, AKP’nin diyalektik partneri olan CHP’den, bölünme korkusuyla milliyetçilik zemininde yol almaya çalışan MHP’den farklı olarak adalet, özgürlük ve refah vadeden tek parti sıfatıyla 29 Mart seçimlerinin farklı siyasal seçeneği olarak yükselmiştir.

Açıkça görülmüştür ki, Saadet, mevcut muhafazakâr partilerden (AKP, CHP, MHP) biri değildir. Ötekilerden farklıdır, belli bir dünyagörüşü/ideolojisi vardır ve bütün bu özellikleriyle de ideolojilerin/dünyagörüşlerinin öldüğü varsayımı üzerine kurulan küresel sisteme açıktan meydan okumaktadır.

Bu durumda, partisinin oylarını 5.2’ye çıkaran Kurtulmuş’un Türkiye’ye mesajı da, ülkenin Saadet Partisi ile aslında küresel sistemde ve bölgesel denklemlerde yeniden iddia sahibi olma fırsatını yakalamış olduğudur.

Saadet Partisi, 29 Mart seçimlerinde aldığı 5.2 oy ile 2002’den bu yana istikrar kazanan 2.3’ün psikolojik duvarını yıkmıştır. 2004 seçimlerinde her ne kadar 4 puanlık bir sonuç gerçekleştiyse de bunun direnç noktası oluşturacak bir çıkış olmadığı 2007 genel seçimlerinde görülmüştür ve 22 Temmuz seçimlerinde Saadet Partisi yeniden 2.3’lük çelik çekirdek desteğine dönmüştür.

Numan Kurtulmuş’un 29 Mart seçimlerinde elde ettiği başarıyı, partisinin başına geçtikten (26 Ekim 2008) sadece 5 ay sonra sandıkta ilk sınavını vermiş olduğu gerçeğiyle yanyana koyarak değerlendirmek gerekir. Saadet’in, seçim gününe kadar bütün kamuoyu araştırmalarında, toplamı yüzde 3’ü geçmeyen “diğer” kategorisi içinde gösterilen bir parti olduğunu da bu değerlendirmenin ilave değişkeni olarak hesaba katmalıyız.

İşte Kurtulmuş’un yönetimindeki Saadet, partideki değişimi anlatmaya bile yetmeyecek 5 ay gibi kısa bir sürede partisinin Türkiye ortalamasına 3 puan eklemeye muvaffak olmuştur.

Bu söylediklerimizin anlamını Temmuz 2011’deki genel seçimlerde Saadet’in yeni sayısal portresi olarak göreceğimize hiç kuşku yoktur.

29 Mart seçimlerinden Saadet için çıkarılacak ilk sonuç, bu partinin oylarındaki direnç noktasının artık 2.3 değil, 5.2 olduğudur. Yani Saadet Partisi, 2011 genel seçimlerine giderken sıfırdan veya 2.3’ten başlayarak değil, 5.2’den başlayarak oylarının üzerine oy koyacaktır. Partinin genel başkanı Kurtulmuş tabiidir ki partililere hedef olarak birinci parti olmayı gösteriyor ama asgariye bakarak değerlendirme yapsak bile Saadet’in 2011 seçimlerinde mevcut oy oranının üzerine en az 10 puan koyacağı ve kolaylıkla yüzde 15’e ulaşacağı kesin gibidir.

İkinci sonuç, seçmenden alınan siyasal desteğin “ne kadar değişim, o kadar takdir” şartına bağlı olmasıdır. Kurtulmuş’un kullandığı yeni dil, üslup, söylem, argüman dizgesi ve partinin ideolojisinin/dünyagörüşünün yeni bir lisanla aktarılması partinin tüm kademelerinden ortak dille yansıdığı oranda seçmenden teveccüh görecektir. Saadet Partisi’nin, yeni genç seçmenler de dahil olmak üzere, hızla değişen algılar ve beklentilere göre “yeniden Saadet” sloganını baş-gövde uyumu içinde intikal ettirebilmesi lazımdır. Şüphesiz seçmen çoğunluğunun AKP iktidarı süresince ziyadesiyle muhafazakârlaşması kaygı vericidir ve bu gelişme “yeni bir dünya” çağrısıyla radikal bir seçenek sunan Saadet’in önünde barikat oluşturmaktadır. Ama Kurtulmuş’un yeni dil ve söylemiyle bu barikatı aşmak mümkün gözüküyor, yeter ki gövde Kurtulmuş’u izlemede hızlı hareket edebilsin ve hız kesen hantal bir yapıya dönüşmesin.

Üçüncü sonuç, Kurtulmuş ve arkadaşları, 29 Mart seçimlerini baz alarak mutlaka teşkilatların performans değerlendirmesini yapmalıdırlar. Bu analize; yeni dil ve söylemi hazmetme kapasitesi, içselleştirme yeteneği ve temsil kabiliyeti eşlik etmelidir.

Dördüncü sonuç, Saadet Partisi’nin pragmatik hedefler peşinde mi koştuğu, yoksa reelpolitiğin boyun eğdiren baskısından özgürleşmeye mi çalıştığına karar vermektir. Kurtulmuş’un bu konudaki tavrı gayet açık ve net görünüyor. Sorun, gövdenin bu tavrı kavrayıp kavrayamadığıdır. “Fark var” şiarı Saadet’in iktidar olması için veya birtakım adayların belediye başkanlığını kazanması için o seçime özgü ortaya atılmış seçimlik ve tek atımlık bir enstrüman değildir, olmamalıdır. “Fark var”, ideolojik farklılığı ifade ettiği zaman anlamlıdır ve Kurtulmuş, tam da bu farklılığı vurgulamak üzere seçim süresince partisinin farklı bir siyasi evrenden kitlelere seslendiğini açıklamaya çalışmıştır. Partililer adalet, refah ve özgürlük şiarının anlamını kavradıkları müddetçe halka söyleyecek sözleri olacaktır.

“Yeniden Saadet”, yeni dönemde “fark var” sloganının hakkını vererek güçlü bir mutfak çalışması, yeni söylem ve lisanın derinleştirilmesi, temsil kabiliyetinin ve kapasitesinin arttırılmasıyla tepeden tırnağa yenilenmenin parlak örneğini ortaya koymalıdır.

29 Mart seçim süreci, Kurtulmuş’un kendini ifade etmesinin önündeki engelleri aşmak için adalet, refah ve özgürlük dünyagörüşüne sadık entelijansıya ile temasın ne denli önemli olduğunu gösterdi. Bunun için tüm temsil mecralarının (partinin medyası başta olmak üzere) iyice harmanlanması lazımdır.

Saadet’in 26 Ekim’de yaptığı lider değişikliğinin önemi, yeni liderin partinin teorisyenliğini de üstlenmiş güçlü entelektüel donanımıyla toplumsal kesimler üzerinde bıraktığı kalıcı izlerden çıkarılabilir. Bu etkinin hem Saadet’e tüm hücrelerine varıncaya değin nüfuz etmesi, hem de toplumsal algıya en başarılı temsiliyetle yansıması için bütün araç gereç tam kapasite kullanılmalıdır.
__________________
DAVA ADAMI
OMUZLADIĞI MUKADDES YÜKÜ GÖTÜRÜRKEN,RÜZGAR TERSİNDEN ESMEYE BAŞLADIĞINDA GERİ DÖNMEYEN.
YÜKÜ ATMAYAN,YOLU SATMAYAN,YOLA YATMAYANDIR.
DAVA ADAMI
SIRTINI YÜKE VERİP GÖĞSÜNÜ RÜZGARA SİPER EDENDİR
View Elcihad'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
 

Etiket
analiz, artışa, dair, desteğindeki, saadet’in, sayısal, yeni

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:00 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.