| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 193 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Kenan Çamurcu »

 
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24.02.10, 12:34   #1
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline

Thumbs up İnfak ahlaklılık göstergesi mi, mümince iktisadın özü mü?.





İnfak ahlaklılık göstergesi mi, mümince iktisadın özü mü?

İnfak, sadaka, zekat gibi İslam'ın mali konulardaki kavramsal modelinin fıkıh kitaplarında ya da bu meseleler üzerine yazılmış kitaplarda genişçe ele alındığını biliyoruz. Özellikle fıkıh kitaplarında en ince detaylarına kadar dinde mali yükümlülükler konusuna değinilmiştir.
Fakat bütün bu bilgilerin hukuki çerçevede belirlenmiş teknik detaylar olduklarını, meseleyi felsefi bakımdan tartışanın ise yok denecek kadar az olduğunu da teslim edelim.
O halde cevabını hala bekleyen soru şudur: Dinin mali yükümlülükleri ahlaki üstünlük göstergesi midir, yoksa nifakla imanın ayırtedileceği kritik eşik mi? İnfak, tercihe bağlı olarak kişinin dindarlığının ölçüsünü mü gösterir, yoksa mümin toplumun sosyo-iktisadi yapısının özünü mü oluşturur? Mal ve servet biriktirme, ya da kazancını toplumsal paylaşıma sunma ikilemi, mülkün kime ait olduğu sorusunun felsefi tartışma zeminini mi oluşturur, yoksa müminler arasındaki dindarlık farkını mı gösterir?
Kazanmanın ya da harcamanın sınırlandırılmasını komünistlik sayıp bu konudaki sınırları kaldırmayı özgürlük kabul eden kapitalist dünyagörüşü İslam'ın sınırlamaktan değil, özgür bırakmaktan yana olduğunu iddia ediyor. Fakat hükmün içinde gizli olan niyet, İslam'ın bu konudaki tavrını görmemizi sağlayabilir. Kazanmanın ve harcamanın önündeki sınırların kaldırılması, dünya metaının ahlakın geliştirilmesinin önünde engel oluşturmamasını amaçlayan dinin teşvik ettiği bir şey olabilir mi? İnsanın nefsini terbiye ederek ahirete hazırlanmasını ancak dünya ile olan ilişkisini göreceli, dolaylı ve seyreltilmiş hale getirmesini bağlayan İslam, kazanma ve harcama üzerine kurulu seküler bir hayat tarzını nasıl onaylayabilir?
Kapitalist ekonominin gelişmesi eğer kazancın ve harcamanın önündeki sınırların kaldırılmasıyla mümkünse, nefsin terbiyesini dünya malıyla ilişkiyi zaruret düzeyine indirmekte gören ve dolaylılık esasına bağlayan İslam, nasıl olur da kapitalizme yakın kabul edilebilir?
Kur'an boyunca infaktan, tasadduk etmekten, eldekini paylaşmak ve dağıtmaktan bu kadar vurgulu ve ısrarlı sözeden bir din, nasıl olur da mal ve serveti infak etmeyi tercihe bağlı, olsa da olur, yahut yapılsa fena olmaz kabilinden ahlaklılık göstergesi kabul eder?
Oysa tam tersinedir. İnfak, İslam'ın öngördüğü toplumsal-ekonomik sistemin özüdür. Kişinin kazanmasının önünde engel yoktur, ama o kazancın kendisine değil Allah'a ait olduğunu bilmesi ve kendisine emanet edilmiş serveti en kısa sürede asıl sahibinin emrettiği gibi dağıtması şartıyla. Üretim araçlarının, hatta kimi yerde mal ve servetin de kişinin kendisine ait olmamasını sosyalist ekonominin çöküş nedenlerinin başına yazan kapitalist ve liberal zihin, bu modeli tersine çevirerek ekonomik kalkınma ve gelişmeyi bireyin mali özgürlüklerle donatılmasına bağlayabiliyor. Zaten kişinin mali özgürlüklere sahip olmasının faydası da ancak “birey” olabilmesiyle anlam kazanacaktır. Aydınlanma'nın “birey”i, mümkün her yolla Tanrıya karşı güçlendirilmeye çalışılan insan tekidir; çünkü güçlendiği oranda Tanrılarla savaşında üstün gelebilecektir. Özgürleşmeli, yani her türlü sınır ve kayıttan kopmalıdır ki Tanrının kurallarıyla oluşmuş toplumsal, ekonomik ve siyasi yapının alternatifi olacak kendi sistemini kurabilsin. Onun kuracağı dünya kul yapısı olacaktır, ama Tanrınınkine meydan okuyabilecektir.
Kapitalizmi İslam'ın dini ikliminde imkansız kılan en önemli unsur, mülkün “birey”e değil, Allah'a ait olmasıdır. Kur'an'daki infak, sadaka ve zekat ayetlerinde ısrarla ve vurgulu biçimde dağıtılması istenen, eğer bu yapılmazsa dünya ve ahiretin berbat olacağından bahsedilmesine konu olan mal ve servet, aslında o mal ve servetin asıl sahibi tarafından emanetçiye verilmiş bir talimattır ve bu talimat yerine getirilmediğinde, yahut zoraki yapıldığında veya olsa da olur anlayışıyla ağırdan alındığında Allah'a isyana dönüşmektedir. İnsanın mal ve servetle ilişkisini bu şekilde kuran bir dinin kapitalizmin ahlaklısına yakın olabileceğinin akıldan geçirilmesi bile dehşete düşürücü bulunmalıdır.
Kur'an'da üstelik de “münafıklar” suresinde geçen şu ifade biçimi, malın dağıtılması meselesine nasıl bakılması gerektiğini yeterince açıklıkla ortaya koymuyor mu:
Birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!" demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın. (Münafikun 10)
Kişi, eğer iman sahibiyse ölüm gelmeden, yani fırsat kaçmadan önce emanetçisi olduğu malı dağıtmalıdır, eğer bunu yapmazsa büyük ve ağır zimmet suçunu işlemiş olacaktır. Mülkün sahibi olan Allah'ın yeryüzü hazinelerinden rızka emanetçilik yapan insan, Allah'ın malını zimmetine geçirirse ahirette karşılaşacağı ağır ceza ona ancak şöyle söyletebilir: “Rabbim, keşke beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım” Allah'ın, yani halkın mal ve servetini zimmetine geçirme suçuyla hüküm giymenin nasıl bir suç olduğunu anlamamızı sağlamak üzere Rabbimiz suçlunun müstakbel yakarışını şimdiden müminlere ikaz etmektedir. Öyleyse mahkeme salonunda bu pişmanlığı yaşamamak için verilen rızık hemen şimdi dağıtılacaktır.
Kapitalist zihinde infak ve sadaka, mal ve servetin sahibi tarafından yoksullara lütfedilen, bu yönüyle verenin alan üzerindeki hegemonik kastını sağlama alan bir işleve sahiptir. Bu algı dünyasında mal sahibi, vermese de olacakken elindekinden bir miktar dağıtmakla büyük takdir bekleyen çok önemli bir iş yapmış olmaktadır. Kapitalizmde sosyal yardımların büyük övgü alması, ödüllendirilmesi ve bu yardımların sahiplerinin toplumsal kahramanlar ilan edilmesinin nedeni budur. Zâhiren Müslüman ama iç dünyalarında saf kapitalist olan mal sahiplerinin sadaka verdiklerinde aynı övgü ve sosyal itibarı beklemelerinin sebebi de aynıdır. Çünkü dilleriyle olmasa da aslında her halleriyle mülkün kendilerine ait olduğunu ve o mülkten vermekle gerçekte yüksek insani davranış sergilediklerini kamuoyunun takdir etmesi gerektiğini hissettiriyorlar.
İşte bu yüzden öldüklerinde mülkün sahibinin gerçekte kim olduğu, kendilerinin emanetçilik ve dağıtmaktan başka görevlerinin olmadığı, bu mali yükümlülüğü hakkıyla yerine getirmediklerinde veya Allah'ın (halkın) malını zimmetlerine geçirdiklerinde nasıl bir akıbetle karşılaşacaklarına ilişkin acı gerçekle karşılaşacaklar ve şöyle diyeceklerdir: “Rabbim, keşke beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım”
Meseleye böyle bakan bir din kapitalizmle herhangi bir şekilde ilişkilendirilebilir mi? Yahut kapitalizmle ilişkilendirilen din/İslam, Kur'an'da ve Rasulullah'ın sünnetinde kayıtlı İslam olabilir mi?
Zaten olmadığı için kapitalizmi mümkün kılacak fırça darbeleriyle muhafazakâr/sağ bir İslam resmi yapılmaya çalışılıyor, öyle değil mi?
boyuthaber.com, 17 Şubat 2010
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...

Konu Adige Abzakh tarafından (24.02.10 Saat 12:37 ) değiştirilmiştir..
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
 

Etiket
ahlaklılık, göstergesi, iktisadın, mümince, İnfak, özü

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İnfak et ki infak olunasın CaN KıRıĞı İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP 0 31.08.09 10:18
İNFAK;....Hızır'ın Yanın da Mûsa Olabilmek İçin...!!! Ef'al-i Kulub Senai Demirci 4 02.08.09 11:27
FİLİSTİN için İNFAK vakti MEDİNELİ_KAGD Cansuyu - İHH 1 01.01.09 09:54
Ayetlerle İnfak MuHaMMeD_YaSiN Tefsir 0 06.09.08 11:56

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:09 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.