| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 200 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » AKADEMİ GRUBU » Kitap Gündemi »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 23.06.09, 06:58   #1
el Büğdüzi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9 el Büğdüzi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline

Arrow Yoldaki İşaretler Bölüm 1

selamun aleykum,

Akademi gurubu olarak takip ettiğimiz ikinci kitap olan YOLDAKİ İŞARETLERin ilk bölümü ile ilgili yorum ve değerlendirmeleri burda yapacağız inşaallah...

1. bölümden kasdımız:

-EŞSİZ BİR KUR'AN NESLİ

-KUR'ANİ YÖNTEMİN YAPISAL ÖZELLİĞİ

-İSLAM TOPLUMUNUN DOĞUŞU VE YAPISAL ÖZELLİKLERİ
dir.

Kitabın gelecek 3 başlığı da cumartesi günü değerlendirilecektir...
__________________


''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen)
View el Büğdüzi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (24.06.09), muallim (03.07.09)
Alt 23.06.09, 07:21   #2
el Büğdüzi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9 el Büğdüzi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline

Standart

''İnsanlık gerçek yaşamda izlerini görmedikçe soyut bir akideden bahseden sözleri dinlemez.''
Belki de daveti tesirsiz kılan en önemli hastalığımızı ifade etmiş güzel bir söz.Asla yaşanamayacak bir şeye çağırmıyoruz insanları.İslam dünyada yaşanması için gönderilmiş bir din.Maalesef çağımızdaki en büyük hastalıklardan birisi büyüklerin menkıbeleri ile vicdanları rahatlatmak.''Falan veli uçmuş!'' uçmuş da sana uçmanın yolunu göstermiş.Sana soruyorum sen uçmanın neresindesin.

Mevlananın güzel bir sözü geldi aklıma:

''Onları anlattım ki rağbet edile,

Yitirilip, dalınmaya hüzünlere''


Yalnız uygulamak için bilgi edinme bilinci


Bir çok eksiğimizin yanında bir eksikliğimiz de budur.Sahabe uygulamayacağı şeyi öğrenmiyordu.Belki önce uyguluyor sonra ezberliyordu. Yaşadığımız en büyük sıkıntı belki din namına öğrendiğimiz şeyleri sanki diğer dünya namına öğrendiğimiz şeyler gibi algılayıp değerlendirmemizdir.Din oyuncak değildir.İmtihanda bir oyun değildir.Sadece oyunu kazanma bilinci ile mükemmel bir müslüman olunamaz!

Akideyi öne çıkarma


İslamın ilk 13 yıllık döneminde akide ön plana çıkarılıp detaylara ait meseleler bildirilmemiştir.Ahirzaman ümmeti olarak bunun bizim üzerimizde yansımasının ne olduğunun bilincine varmamız gerekmektedir.Sahabe efendilerimizin ''gel seninle 1 saat imanımızı sağlamlaştıralım'' düsturunu kavramamız ve gereğini yapmamız gerekmektedir.İslama bu denli akideden saldırılan bir dönemde başarının başka yolu olamaz...

''Komünist toplum anlayışıi başlangıçta yeme, içme barınma ve cinsellik gibi hayvani özellikleri ön plana çıkaran talebleri ön plana çıkarıyor''


Hz Alinin sende alemler gizli hikmetini bilmeyen kimselerin insanın hayvandan ya da diğer eşyadan farkını anlayamamaları son derece normaldir.Bu gibi hayvani özelliklerin tatmini olunca insan mutlu olacak sanmaktadırlar.İnsanın manevi bir yönünün olduğu gerçeğini göz ardı etmeye çalışmakta veya gerçek bu bilgiden yoksun olmaktadırlar.İşin ilginç yani islam aleminin bunu bilesine rağmen batılıdan farklı bir tutum içinde olmamasıdır...
__________________


''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen)
View el Büğdüzi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (23.06.09), Isti'sam (30.06.09),  (24.06.09), muallim (03.07.09), yusufsunetci (01.07.09)
Alt 24.06.09, 01:01   #3
Lâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 1650
Üyelik tarihi : 13-12-2008
Mesleği : Pokemon Usta Öğreticisi
Nereden : Ankara
Konuları : 168
Mesajlar : 3,681
Teşekkürleri: 3,913
2,026 mesajına 4,296 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7 Lâ is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 25.11.10
Durumu : Status: Offline

Standart

1- Eşsiz Bir Kur'an Nesli

Eşsiz Kur'an nesline ilk örnek 'sahabe nesli' olmuştur diyor Seyyid Kutup.Tarihi süreç içinde bu esvafta ikinci bir kuşak yetişmedi...Öyleyse bu neslin susuzluğunu gideren ve onları örnek şahsiyet haline getiren kaynağa bakılmasını söylüyor.

Herşeyden önce o ilk neslin beslendiği kaynak yalnızca Kur'an'dı.Allah elçisinin sözel ve eylemsel sünneti sadece bu kaynağın pratiğe aktarılmış biçimiydi.Nitekim Hz.Aişe (ra) Allah elçisinin ahlâkı sorunduğunda şu karşılığı vermişti: "Onun ahlâkı Kur'an'dı."(Nesai)

İlk dönemin örnek nesli Kuran'a; kültürü geliştirme,bilgi edinme,haz duyup tatmin olma gibi maksatlarla yaklaşmazlardı.Onlar gerek kendileri ve gerekse içinde yaşadıkları cemiyet hakkında ve bu cemiyet içinde uygulanacak olna hayat tarzını nasıl olması gerektiği hakkında Allah'ın emrini öğrenmek üzere Kur'an-ı ele alırlardı....


2-Kur'anî Yönetimin Yapısal Özelliği

Bu bölümde ise Kur'an Mekke'de inen bölümü Allah elçisine on üç yıl boyunca tek meseleden söz ettiğini söylüyor.Sunuş biçimi tekrarlanmadan kesinlikle değişmeyen tek bir meseleden...Kur'anî üslûp her seferinde,bu meseleyi ilk kez dile getiriyormuşçasına yepyeni bir sunuş biçimi ile sunuluyordu. Bu temel mesele : Akide meselesi...

Akide meselesinin başlıca kurallarını 'uluhiyet-ubudiyet' (tanrısallık-kulluk) ve bunların arasındaki ilişki oluşturuyordu.



3-İslam Toplumunun Doğuşu ve Yapısal Özellikleri

Bu bölümde ; İslam sadece iki tip toplum tanır. 'İslam toplumu' ve 'Cahiliye toplumu' bu yaklaşımlardan söz ediyor.

İnsanın insan üzerinde egemenlik kuramı esasına dayalı,varoluş evresine ters düşen, insanlar yaşamında isteme bağlı olan yanlar ile fıtrata bağlı yönler arasındaki yöntemle çatışan Cahiliye sistemi... İşte tek Allah'a teslimiyete çağıran elçilerin tümü ve Hz.Peygamber davetinde karşısına dikildiği cahiliye sistemi...


Cahiliye toplumun içerisinden kopup gelerek 'Lailahe illallah Muhammedun Resulullah' yani 'Allah'tan başka ilah yoktur,Muhammed O'nun kulu ve elçisidir' diyen herkes cahiliye toplumu ile ilgili bütün ilişkilerinikesmeli onun egemenliğinden çıkmalıdır.Kelime-i şahadet getiren herkes bütün cahiliye yönetimlerine başkaldırıp yeni kurulan İslam topluğunun egemenliğinin altına girmeli müslüman bir yönetime entegre olmalıdır.

Çünkü müslüman bir toplumun var oluşu ancak böylelikle gerçekleşir.
__________________


HAZRET-İ ALİ (K.V.) BUYURDULAR Kİ/

"Yanında;
Allah'ın sünneti, Rasûlullâh'ın sünneti ve evliyanın sünneti olmayan
kimsenin elinde hiçbir şey yok, demektir.
Kendisine, Allah'ın sünneti
nedir? diye suâl edilince, buyurdu ki:

- Sırrı gizlemektir. Rasûlullâh'ın sünneti nedir? diye
suâl edilince buyurdu ki:

- İnsanları idare etmektir. Evliyanın sünneti nedir?
diye suâl edilince buyurdu ki:

- İnsanların verdiği sıkıntıya katlanmaktır."







View Lâ'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Lâ kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (24.06.09), el Büğdüzi (24.06.09), Isti'sam (30.06.09), muallim (25.06.09), yusufsunetci (01.07.09)
Alt 30.06.09, 23:08   #4
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

Örnek Bir Kur'an Nesli

Her zaman ve her yerde,İslam davetçilerinin önünde dikkatle durmaları gereken tarihi bir gerçek vardır.
Bu davetin kaynağı Kur'an elimizdedir.Allah Rasülünün (s.a.v) sünneti,pratik yolu,siyeride..

Örnek Kur'an neslinin özellikleri:
Allah rasülü (s.a.v) Kur'an-ı Kerime dayanan ,ilahi yöntemden başka bir kaynağın etkisinden uzak,kalbi temiz,aklı temiz,anlayışı temiz,bilinci temiz bir nesil yetiştirmek istiyordu..
Amel etme niyetiyle bilgilenme ve okuma ruhu..
İnsan İslam'a girdiğinde kendini bütün cahiliye geçmişinden soyutluyordu..

Kur'an-i Yöntemin Yapısı

Akideyi ana temellerine,uluhiyet ve ubudiyet (kulluk) temellerine ve bunların arasındaki ilişkiye dayandırıyordu..

Tağutun hepsi tağuttur.
Şühesiz insanlar sadece Allah'ın kullarıdır."La ilahe illallah "bayrağı dalgalanmadıkça;onlar Allah'a kul olamazlar..

Allah onları imtihan ettiğinde sabrettiler.
Önyargısız,pazarlıksız teslimiyet imanın gereğidir.

Müslüman Toplumun Doğuşu ve Özellikleri

Cahiliye ve İslam toplumu irdeleniyor..
İnsan hayatının bütünüyle Allah'a yönelmesidir.

İnsanlık tarihi boyunca Allah'a davetin temel özelliği budur.O ,İslama teslim olmayı;kullarının Rabbine teslim olmasını,onları kula kulluktan kurtarıp Allah'a kul olmasını,hayatın her kesitind insanları kulların egemenliğinden,onların koyduğu şeriatlerden ,değerlerden,geleneklerden kurtarıp,sadece Onun egemenliğine,Onun şeriatine boyun eğmesini amaç edinir.


__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!

Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (30.06.09 Saat 23:09 ) değiştirilmiştir..
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
el Büğdüzi (30.06.09), Isti'sam (30.06.09),  (03.07.09), Sükut-u Leyl (30.06.09), yusufsunetci (01.07.09)
Alt 01.07.09, 08:07   #5
yusufsunetci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 342
Üyelik tarihi : 31-08-2008
Mesleği : öğretmen
Nereden : Viranşehir, Şanlıurfa
Konuları : 74
Mesajlar : 1,572
Teşekkürleri: 2,554
706 mesajına 1,301 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 yusufsunetci is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Online

Standart

benim kitabın baskısı biraz değişik heralde..b başlıklar falan farklıydı. ben yine de kendiminkine göre yapayım inşallah...

kalın yazılar kitaptan alıntı, normal yazılar benim eklemelerim...

YOLDAKİ İŞARETLER
Batı sistemi önderlik görevini yürütecek kadar “değer ölçülerine” sahip değildir. Ve zaten hiçbir zaman da sahip olmamıştır.
Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız. (Al-i İmran-110)
Okuduğum baskıda bu ayeti Al-i İmran 143 diye yazmışlar. Sizde de öyleyse onu düzeltin..
İslam bir cemiyette uygulanmadıkça, yani bir ümmet tarafından temsil edilmedikçe fonksiyonunu icra edemez. Yani din bir vicdan işi değildir. Davetçiye Notlar kitabında da geçtiği gibi “iman pratik ister”. Bu pratiği gerçekleştirmek de uygun ortam ister.
“Müslüman Ümmet” hayatını, düşünce sistemini, prensiplerini, ölçüsünü ve değerlerinin tümünü İslam metodundan alan insan topluluğudur. Yine bunları gerçekleştirebilmek için uygun ortam şarttır. O halde biz bu ortamı oluşturmak için çaba sarfetmeliyiz…
Cahiliye, Allah'ın yeryüzündeki hâkimiyetine, ulûhiyetinin en belirgin özelliklerinden birisine tecavüz esasına dayanır. O belirgin özellik ise hâkimiyettir. Bu cahiliye nizamı, hâkimiyeti insanlara dayandırarak onları birbirinin rabbi durumuna geçirmektedir. Fakat bunu yaparken geçmişteki cahiliye nizamlarında bilinen iptidai ve sade şekliyle yapmıyor, aksine düşünce ve ölçüleri, hüküm ve prensipleri, nizam ve sistemleri vazetme hakkını kendisi için iddia ederek yapmakta ve Allah'ın metodunu hesaba katmaksızın, Allah'ın izin vermediği konularda kendisine hak iddia etmektedir. Allah'ın emirlerine aykırı kanun çıkarmak bu gruba girer anladığım kadarıyla…
İslam nizamından başka bütün düzenlerde insanlar birbirlerine taparlar. Sadece İslam nizamıdır ki; orada insanlar tam manasıyla hürriyetlerine kavuşur, tek Allah'a kulluk ederek, tek Allah'ın emirlerine uyarak ve sadece Allah'a boyun eğerek birbirlerine tapmaktan, başkasının kulu olmaktan kurtulurlar.
Hiç şüphesiz bu hamleyi başlatmaya ve bu yolda yürümeye kesin karar vermiş bir öncü cemaat gerekir. Bu öncü birlik yeryüzünün her köşesine çöreklenmiş olan cahiliye akımına karşı göğüs gerecektir. Bu yolculuğu yaparken de bir yandan uzlete benzer bir hayat sürecek, bir yandan da çevresini kuşatmış bulunan cahiliye ile belirli bir münasebet kuracaktır.
Yani toplumdan ayrı bir uzlet hayatı sürmeyecek, toplumun içinde fakat o toplumun içinde de tavizler vererek değil de, inandığı ölçülerden tavizsiz bir şekilde yaşayacak.



EŞSİZ BİR KUR’AN NESLİ

Şayet Rasulullah'ın varlığı, bu davanın hâkimiyeti ve etkili sonuçlar elde edebilmesi için kesin bir zaruret olsaydı, Cenab-ı Allah bu davayı insanların tümünün davası kılmaz, O’nu son ilahi risalet yapmazdı. O’nu risaletten yirmi üç yıl sonra nezdine aldığı halde, onun ardından bu dini, zamanın en son demine kadar baki kılmıştır. O halde başarısızlığımızın sebebini Rasulullah’ın şahsının aramızda olmayışıyla açıklayamayız. Ki önümüzde Osmanlı gibi bir örnek varken bunu hiç yapamayız.
Daha sonra gelen nesillerin beslenme kaynaklarına Grek felsefe ve mantığı, İran düşünce ve mitolojisi, Yahudi hurafeleri, Hıristiyan metafiziği ve başka kültürlerin, medeniyetlerin tortuları karıştırıldı. Bu yabancı unsurların tümü Kuran’ın tefsirine, kelam ilmine, Fıkha, Fıkıh usulüne karıştırıldı. Günümüzde de adına medeniyetlerin zenginliği dendi. Bunun sonuçlarını en iyi Cumhuriyet döneminde ve günümüzde görebiliriz…
İlk nesil Kuran’a yaklaşırken kültür ve inceleme maksadıyla yanaşmazlardı. Onu okurken zevk alma, eğlenme gayesiyle okumuyorlardı. Ve onlardan hiçbir kimse Kuran'ı okurken mücerret manada kültürünü artırmak için okumuyorlardı. İlmi ve fıkhi konulardaki iddialarına yeni bir mesned bulmak ve böylece dağarcıklarını şişirmek için Kuran'ı ele almazlardı. Onlar Kuran okurken Allah'ın emrini öğrenmek için okuyorlardı. Emirlerini duyar duymaz, yaşamak için, tıpkı savaş alanında aldığı “günlük emri” duyar duymaz hemen tatbik etmek için faaliyete geçen bir asker gibi Kuran'a yanaşıyorlardı. Bu şuur… Amel etmek için öğrenme şuuru… Ama bu şuur, onlara yukarıdakilerin hepsini de kazandırıyordu.
Bizim asıl hedefimiz şu olmalı: Kuran bizden neler yapmamızı istiyor? Hangi evrensel düşünce sistemini kazanmamızı istiyor? Hayat hakkındaki düsturlarımızın ve pratik nizamımızın nasıl olmasını arzu ediyor?


KURAN METODUNUN TABİATI
Kuran, Mekke dönemi boyunca bu dinin başlıca davası, en büyük davası, temel davası olan “akide” ile ilgilendi.
Denilebilir ki, Hz. Muhammed; intikam duygularının yiyip bitirdiği, çatışma ve münakaşaların parçalayıp yok ettiği Arap kabilelerini bir araya getirmeyi amaçlayan bir Arap kavmiyetçiliği şuuru uyandırabilirdi. Rasulullah, on üç yıl boyunca yetkililerin keyfi arzularına karşı direnerek yorulacağına, kavmiyetçiliğe dayalı böyle bir çağrıda bulunsaydı hiç şüphesiz tüm Araplar çağrısına koşarlardı. Böylece yönetim ve önderlik mevkisine geçtikten sonra, bu yetkilerini gönderilişinin esas gayesi olan tevhid akidesini yerleştirmek için kullanabilirdi. İnsanları önce beşeri sultasına kul ettikten sonra onları Rablerinin sultasına kul ettirebilirdi. Fakat Âlim ve Hâkim olan Allah, Rasulünü böyle bir yöne yöneltmedi. Onu “La ilahe illallah”ı açıklamaya, böylece hem kendisini hem de çağrısına icabet eden azınlığı bunca sıkıntılara katlanmaya yöneltti.
Bu paragraf bence, “Şimdi kendimizi saklayalım, önce bir yerlere gelelim. Sonra oraları ele geçirdikten sonra yapacağımızı yaparız.” diyenlere ve sadece İslam değil de Türk-İslam ülküsü gibi içine ırkın karıştığı bir ülkü güdenlere çok net bir cevap… Çünkü İslam’ın insanlar için istediği “milliyet” akideye bağlı milliyettir. Hiçbir şekilde içine ırk karışamaz.
Allah onları musibete uğratıp onlar sabredince, nefisleri kendileri için ayrılacak tüm paylardan vazgeçince, onların yeryüzünde hiçbir mükâfat beklemedikleri ortaya çıkınca… Vicdanlarında kavmiyet ve milliyet gururu, toprak ve vatan gururu, aile ve kabile gururu olmadığı ortaya çıkınca… Onlar artık bu büyük davanın güvenilir temsilcileri, bu akidenin emin savunucuları kılındı. Öyle bir akide ki, kalplerde ve vicdanlarda yalnız Allah'ın hâkimiyeti, görüş ve tutumlarda yalnız Allah'ın hâkimiyeti vardır. Yani önce sistemi değiştirmek değil, önce zihniyetleri değiştirmek. Çünkü zihniyet değişince sistem otomatik olarak değişecektir. Yani insanları şuurlandırmak.
Bu nefisler, daha kendilerine tafsilatlı anlatılmamış olsa bile, daha konulan hükümler kendilerine sunulmadan önce bu nizama teslim olurlar. Peşinen teslim olmak imanın gereğidir. İşte böylece İslam içkiyi yasaklamış, faizi kaldırmış, kumarı iptal etmiş, bütün cahiliye adetlerini kökten yok etmiştir. Bütün bunlar birkaç Kuran ayetiyle ve Rasulullah'ın sözleriyle ortadan kaldırılabilmiştir. Oysaki yeryüzü hükümetleri bütün bunlardan sadece birkaç tanesini yasaklayabilmek için, kanunlarla, tüzüklerle, sistem ve prensiplerle, asker ve kuvvetleri ile propaganda ve reklam vasıtaları ile gayret sarfetmelerine rağmen… Sadece yasaklanmış olan şeylerin dış görünüşte ortaya çıkmasını engellemekten başka bir şey yapamamaktadırlar.
Bu din gerçekten pratik, harekete dayalı, aksiyoner bir nizamdır. Hayatın pratiğine hükmetmek için gelmiştir. O pratik hayatı kendi hükmü altına almak için çalışır. Bunun için de evvel emirde tek Allah'ın hâkimiyetini kabul eden bir cemiyette fiilen vuku bulması mümkün olan durumlara hüküm koyar.
Allah'ın nizamı bizatihi yararlıdır. Çünkü O, Allah tarafından konulmuştur. Kulların düzeni hiçbir zaman Allah'ın nizamı gibi olamaz.
Şayet Allah dileseydi Kuran'ı toptan bir defada indirirdi. Sonra da “İslam nazariyesini” kavrayabilsinler diye, inananları on üç yıl onu incelemek üzere serbest bırakırdı.
(Zeynep Gazali’nin Zindan Hatıraları’nda da geçiyor.) İhvan-ı Müslimin bu 13 yılı çok önemsemişler ve verdikleri eğitimi 13 yıl üzerinden sürdürmüşlerdir.
İslamın vazifesi sadece insanların inancını ve pratiğini değiştirmek olmamıştır. Bununla birlikte insanların düşünce metodlarını, nazari ve pratik karşısındaki tavırlarını da değiştirmiştir. Yani dini sadece bir vicdan işi olarak görmemiştir. Bunu uygulamaya da dökmüştür.


MÜSLÜMAN CEMİYETİN DOĞUŞU VE ÖZELLİKLERİ
Dileyenlerin inanç olarak benimsemesi ve ibadetlerini bir alışkanlık eseri olarak yerine getirmesi, sonra bağlıların fiilen yürürlükte olan ve hareket halinde bulunan cahiliye cemiyetinin bünyesi içerisinde bir uzuv ve bir fert olarak devam edip gitmelerine müsaade etmez. Zira onların bu şekildeki varlığı, sayıları ne kadar çok olursa olsun, İslam’a “fiili bir varlık” kazandıramaz. Çünkü cahiliye toplumunun bünyesi içerisine karışmış, teorik yönden Müslüman fertler, bu organik toplumun isteklerine uymaya her zaman kesinlikle mecbur kalacaklardır… Yani nazari yönden Müslüman fertler nazari olarak ortadan kaldırmaya uğraştıkları cahiliye cemiyetini fiilen takviye edeceklerdir. Bu cemiyetin yapısı içinde varlık ve devamlılık sağlayan unsurlarla beslenmeye devam eden birer canlı hücre olacaklardır. Yetkilerini, uzmanlıklarını ve enerjilerini bu cemiyet yaşasın ve güçlensin diye kullanacaklardır. Bunu da İslami bir cemiyet kurabilmek için cahiliye toplumunu yıkma istikametinde hareket imkânı bulabilmek için yaparlar.
Bir önceki bölümde geçtiği gibi peygamberimiz onlar arasında yaşamıştır; fakat asla taviz vermemiştir. Ben bir başlarına geleyim de sonra düzeltirim dememiştir. Çünkü taviz vermek demek yeni bir tavizin kapısını aralamak demektir. Taviz vererek bir yeri doldurup, sonra orayı düzeltemeyiz. Zıddına bir süre sonra tavizler o dereceye gelir ki, yıkmaya çalıştığımız şeyin savunucusu olur çıkar, asıl savunmamız gereken şeyleri kaldırmaya başlarız. Bunun da günümüzde örnekleri bol miktarda var…
Diğer düzenler, daha temelde, yalnız hayvani vasıfları ortaya çıkarmak ve onları geliştirip güçlendirme esasına dayanmakta ve bu nitelikleri “temel insani istekler” olarak saymaktadırlar. Onlara göre insanın temel istekleri “besin, konut, cinsel içgüdü”yü tatmin etmektir. Oysaki bu özellikle hayvanların da arzularıdır. İşte insanı eşrefi mahlûkat olarak gören ve beden yanında ruhunu da besleme ihtiyacı hisseden İslam medeniyetiyle, insanı düşünen hayvan olarak gören hayvandan da aşağı bir durumda olan ve her türlü kargaşanın sebebi olan diğer medeniyetlerin farkı.
__________________

Rahman ve Rahim olan Allah'ın aşkıyla...




MG Akademi Grubu Kitap Ekibi

"Okumak, özgürlüğe uçmaktır." (Aliya İzzet Begoviç)




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


.
View yusufsunetci'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için yusufsunetci kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (01.07.09), el Büğdüzi (01.07.09), Isti'sam (04.07.09),  (03.07.09), muallim (03.07.09)
Alt 03.07.09, 13:20   #6
muallim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 3461
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Konuları : 654
Mesajlar : 4,482
Teşekkürleri: 10,380
2,954 mesajına 5,392 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8 muallim is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

İslam Toplumunun Doğuşu ve Yapısal Özellikleri

Bu bölümde ; İslam sadece iki tip toplum tanır. 'İslam toplumu' ve 'Cahiliye toplumu' bu yaklaşımlardan söz ediyor.

İnsanın insan üzerinde egemenlik kuramı esasına dayalı,varoluş evresine ters düşen, insanlar yaşamında isteme bağlı olan yanlar ile fıtrata bağlı yönler arasındaki yöntemle çatışan Cahiliye sistemi... İşte tek Allah'a teslimiyete çağıran elçilerin tümü ve Hz.Peygamber davetinde karşısına dikildiği cahiliye sistemi...


Cahiliye toplumun içerisinden kopup gelerek 'Lailahe illallah Muhammedun Resulullah' yani 'Allah'tan başka ilah yoktur,Muhammed O'nun kulu ve elçisidir' diyen herkes cahiliye toplumu ile ilgili bütün ilişkilerinikesmeli onun egemenliğinden çıkmalıdır.Kelime-i şahadet getiren herkes bütün cahiliye yönetimlerine başkaldırıp yeni kurulan İslam topluğunun egemenliğinin altına girmeli müslüman bir yönetime entegre olmalıdır.

Çünkü müslüman bir toplumun var oluşu ancak böylelikle gerçekleşir.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]




" Kişi Sevdiği ile Beraberdir "

(Hadisi Şerif)

"İlim mü'minin en yakın dostudur.
Akıl onun yol göstericisi;iyi,yararlı amel,işlerini düzene sokucusudur.
Yumuşak huyluluk onun veziri,sabır onun hükümdarı,şefkat ve merhamet onun babası,hazımlı olmak onun kardeşidir."
View muallim'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için muallim kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (03.07.09), el Büğdüzi (03.07.09), Isti'sam (04.07.09),  (03.07.09)
Cevapla

Etiket
bölüm, yoldaki, İşaretler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:24 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.