| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 201 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum YAŞAM » KÜLTÜR - SANAT - EĞİTİM »

KÜLTÜR - SANAT - EĞİTİM Kendi Kültürümüzden ve Hârika Sanat Eserlerimizden Ne Kadar Haberdârız???

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19.07.09, 10:43   #1
el Büğdüzi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9 el Büğdüzi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline

Standart Şeyh Sa’dî’nin “Bostân ve Gülistân”ının cezb ediciliği…

Durduk yere Sa'dî'den bahsetmeyeceğim. Yıllar yılı İslâmî cenahta kalem oynatmış, çile çekmiş, yaşını başını almış, kadr ü kıymeti bilinmemiş bir muharririn kullandığı bir cümle Şeyh Sa'dî üzerine düşüncemi yoğunlaştırmama sebep oldu. Bu muharririmizle mazinin kurutulmuş yaprakları olan hatıralar dehlizinde yürürken, "Bazen sıkılırım, bunalırım; işte o zaman Sa'dî'nin "Bostân ve Gülistân adlı eserini rastgele bir sayfasını açıp okumaya başlarım. Her zaman bana bir rahatlık, bir huzur verir..." dedi. İşte bu cümle benim çok merakımı celbetti. Sâ'dî'nin çoğu ahlâkı vaazlarını içeren hikâyelerinde ne buluyorlardı, sorusuna gerek kalmadı. Çünkü cevabını biliyordum, nitekim bildiğim cevap şu cümlelerde hülasa ediliyordu:

"İran ediblerinden, meselâ Sinaî gibi bilge bir şair dururken Enverî'nin yalanlarını meşk ittihaz eylemişiz. Sa'dî'lerin meslek-i hikmetini hiç taklide heves etmemişiz. En muktedir şairlerimiz bir takım muammacı sembolistleri üstad tanımışız..."

İsterseniz sözü uzatmadan Üstad Sa'dî'nin küçük hikâyelerden bahis açıp birini anlatalım:

"Babasının mezarı başında oturmuş bir zengin çocuğu, bir yoksul çocuğuyla konuşurken gördüm. Şöyle diyordu: "Babamın türbesinin sandukası kıymetli taştandır. Üzerindeki kitabe renkli ve güzel, türbenin dışı da mermer ile döşenmiş, firuze taşlarıyla süslenmiştir. Senin babanın mezarı gibi birkaç kerpiç ve bir avuç toprakla meydana getirilmiştir."

Yoksul çocuğu bu sözleri dinledikten sonra şöyle cevap verdi: "Sus! Baban bu ağır ve süslü taşlar altında kımıldayana kadar, babam cennete varmış olur. Peygamberimizin şu sözünü duymadın mı: 'Yoksulların ölümü rahata erişmektir. Zenginlerinkiyse hasrete düşmek. Yoksulun geri bıraktığı bir şeyciği yoktur ki, zengin gibi ayrılık acısı çeksin."

Eşeğin sırtındaki yük ne denli hafif olursa,

Yol da o kadar rahat yürür.

Yoksulluk zahmetinin yükünü çeken kişi,

Ölüm kapısını hızlı geçer.

Bolluk, rahat ve kolay yaşayan insanın

Ölmesi bu yüzden zordur,

Her haliyle esaretten kurtulan esir,

Zindana düşen beyden mutludur."


Bir başka hikâyeciği de şöyledir bu büyük bilgemizin:

Büyük bir zata sordum; "En büyük düşman, içindeki nefistir hadisinin anlamı nedir?"

Cevap verdi;" Hangi düşmana iyilik edersen sana dost olur. Fakat nefis tam aksi! Ona uydukça daha azgınlaşır, sana kafa tutar."


İnsan az yemekle melek huylu olur,

Hayvanlar gibi çok yerse cansız şekilde düşer.

İstediğini verdiğin kişi emrine girer.

Ancak nefis, istediğini verdikçe sana emreder.

Kısa kısa hikayelerle anlatılan koca koca meseleler. İşte Sa'dî'nin büyük ustalığı da buradan gelir. Bir söyler, pir söyler. En çetin meseleleri bile engin bilgisiyle bir çırpıda halledip, çözümler. Nitekim Üstad Mehmed Âkif bu yüzden Sa'dî'yi pek sevip, pek takdir eder. Hatta onunla batılı bir yazar olan Dumas Fils arasında benzerlik kurup, Sa'dî' konusundaki düşüncelerini şöyle dile getirir:

"Ben ne zaman Sa'dî'yi ansam arkasından Dumas Fils'i, ne vakit Dumas Fils'i hatırlasam yanı sıra Sa'dî'yi istemeden düşünürüm."

"Sa'dî'nin küçük hikâyeleri saatlerce beni düşündürürdü. Her şeyin az şeyde olduğunu söyleyen Dumas Fils'in "Mukaddime"sini okuduktan sonra Sa'dî'deki sanatın sırrını anladım: Demek büyük büyük hikmetler, ibretler göstermek için uzun uzun vak'alar tertip etmeye lüzum yokmuş; her gün görülen, her gün görüldüğü için hiç nazar-ı dikkati celbetmeyen hâdiseler bir lâhza-i im'an önünde nâmütenâhî mevzular teşkîl edebilirmiş!"

Evet bu anlamlı satırlardan sonra biz yine Sâ'dî'ye dönüp onun çok anlamlı öğütleri içeren bir hikâyesini daha aktararak yazımızı bitirelim:

"Son nefesine dayandığı acı acı inlemelerinden anlaşılan bir ihtiyar, hekime giderek; "Ey güzel düşünceli, sevgili dostum; elini, nabzıma koy, ayaklarım kolay kolay yerinden kalkmıyor. Bükülü belime bak, balçığa batmış gibiyim." deyip ondan kendisini tedavi etmesini istedi. Bunun üzerine hekim ayağa kalktı ve gülümseyerek ona şunu söyledi; "Elini şimdi cihandan çekersen, yarın kıyamet günü ayağın balçıkta kalmaz."

"Gençlerin çevikliğini, ihtiyarlardan bekleme. Çünkü akan su, yeniden ırmağa dönmez. Gençlikte hop oturup kalktınsa; bari ihtiyarlıkta aklını, başına topla. Yaş kırkı geçince heves olmaz. Zira su, boyunu aşmıştır. Ne zaman ki akşamım ağarmaya yüz tuttu; zevk, eğlence, neşe benden kaçar oldu. Heva ve hevesle cilveleşmek için artık çok geç. Baksana, heves çağı geride kaldı. Toprağında çimen bitenin gönlü çayırla tazelenir mi hiç! Biz nasıl vaktiyle bizden öncekilerin mezar topraklarına bastıysak, bizden sonrakilerde gelip bizim toprağımızı çiğneyecek.

Yazık ki; gençlik çağı tükendi ve hayatımız oyun, eğlence peşinde geçti. Heyhat; o can besleyen zaman, üstümüzden Yemen şimşeği gibi geçti. Şunu yiyeyim, bunu giyeyim sevdasıyla dini düşünmeğe fırsatım olmadı. Ne yazık ki; gafilce davranıp bâtılla uğraşmaktan haktan uzaklaştık. Öğretmenin, öğrencisine söylediği şu güzel sözü duymadın mı; "Cevap veremedin, süren de geçti."*

Evet Şeyh Sa'dî Şirâzî'de kimmiş demeyin!

Çünkü Sa'dî, bizim Şark'ımızın rûh-i kemâlidir...
__________________


''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen)
View el Büğdüzi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Fâris (22.08.09), hfz_nurhaticenur (27.07.09), Vukuf-i Kalbi (19.07.09)
Cevapla

Etiket
“bostan, cezb, ediciliği…, gülistân”ının, sa’dî’nin, Şeyh

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:40 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.