|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,905 | Üyeler: 10,668 | Online: 200 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| KÜLTÜR - SANAT - EĞİTİM Kendi Kültürümüzden ve Hârika Sanat Eserlerimizden Ne Kadar Haberdârız??? |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#7 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
|
|
|
| Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#8 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
![]() ![]() ![]() ![]()
|
|
|
| Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Aşk-ı Mâ'şuk (10.08.10), leyya (09.08.10) |
|
|
#9 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
![]() ![]() ![]() ![]()
|
|
|
| Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Aşk-ı Mâ'şuk (10.08.10), leyya (09.08.10) |
|
|
#10 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
__________________
HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA ! Girmeden tefrika bir millete düşman giremez Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez... Konu Adige Abzakh tarafından (19.06.10 Saat 08:39 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Aşk-ı Mâ'şuk (10.08.10), leyya (09.08.10) |
|
|
#11 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
|
|
|
| Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Aşk-ı Mâ'şuk (10.08.10), leyya (09.08.10) |
|
|
#12 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Müzehhipler Tezhip sanatının uygulayıcıları müzehhiplerdir. Müzehhip, el yazması kitapları ve hüsn-i hat murakka’larını, levhaları, serlevhaları ve tuğraları boya ve ezme altınla tezyîn eden kişilere denir. Tezhip sanatının icrâ edildiği dönemlerde birçok müzehhip yetişmiş, ancak bütün bu müzehhiplerin isimleri günümüze kadar gelmemiştir. Bunun en önemli sebebi, müzehhiplerin yapmış oldukları eserlerine imza atmamalarıdır. İmza koyma önceleri adet olmamıştır. Eskiden nadir örneklerine rastladığımız tezhipli eserlerde imzalara ancak XVIII. yy.da rastlanır. Bu dönem tezhiplerinin en çok uygulama alanları levhalardır. Her dönemin kendi zevk ve inceliğine göre tezhip sanatı gelişerek bugünlere gelmiştir. Bu sanatı icra eden sanatçılar sayılamayacak kadar çoktur. Ancak, biz tezhip sanatın eserlerinden yola çıkarak bu sanatın geçirdiği evreleri öğrenebiliyoruz. Tezhip sanatının bütün aşamaları müzehhiplerin fırçalarında anlam bulmuştur. Dönem dönem devletin desteğini görmüş, çoğu zaman da tutkulu bir aşkla icrâ edilmiştir. Bu sanatı icra edenler arasında çoğu zaman maddi sıkıntıya düşenler olmuştur. Kanûnî döneminin baş müzehhibine o dönemin şartlarında yanında çalışan 29 kişi ile beraber 214 akçe ödeniyordu. Bu para bugünün şartlarıyla mukayese edildiğinde o gün için zar zor geçindiklerini söylenebilir. Tezhip sanatı, hat sanatından hiçbir dönem uzak kalmamış, hüsn-i hatla çok estetik bir birliktelik sağlamıştır. Çok uzun geçmişi olan bu sanat, doğuda gelişmeye başlayan, Selçuklularla gelişimini devam ettiren ve nihayet Osmanlılarda zirveye çıkan bir sanat olmuştur. Bu sanatın en ünlü müzehhipleri XV-XVll. yy.lar arasında yetişmiştir. Osmanlıların, Konya’da eski dönemlerden kalma nakışlardan istifade ettikleri bilinmektedir. Osmanlılarda müzehhiplik XV. yy.ın ilk yarısında görülmeye başlanmıştır. Bursa’da Yeşil Camii’nin nakkâşı Bursalı Aii b. İlyas bu dönemin nakkâşlarındandır. Yine Aksaraylı Ahmet b. Hacı Mahmut ilk Osmanlı dönemini etkileyen müzehhipierdendir. Sultan II. Murat zamanının nakkâşı Bursalı Nakkâş Safî’dir. XV. yy. nakkâşları arasında Hoca Yusuf b. Hoca Ferruh diğer bir nakkâştır. XV. yy.da Tebrîz ve Orta Asya’da ehemmiyetini sürdüren nakkâşlık Anadolu’ya girmiş ve bu yüzyılın sonlarında önemini artırrnıştır. Tebrîz’den ve diğer bölgelerden Istanbul’a gelen müzehhipler, tezhip sanatı üzerinde etkili olmuşlardır. Mustafa Âlî’nin Menâkıb-ı Hünerverân adlı eserinde birçok müzehhipten bahsedilir. Bunlar arasında XV. yy.da Nişaburlu Molla Sîmî isimli bir kişinin altı kalemde (şeş kalem) , yaprakların boyanmasında, tezhip, zerefşân ve vassâllıkta usta olduğu zikredilir. Nakkâş Mevlâna Abdulhayy Molla Sîmî’nin öğrencisidir. Yine Menâkıb-ı Hünerverân’ın müzehhipler başlıklı bölümünde en ünlü müzehhipler arasında Enîsî’nin öğrencileri “Buharalı Mîr Adûd” ve “Şirazlı Molla Yârî’nin adları geçmektedir. Fatih Sultan Mehmed için istinsâh ediimiş olan bazı kitapların tezhiplerinde bu sanatının gelişmeye başladığı görülür. Bu dönemin müzehhiplerinden Şahabeddin Kutsî, yaptığı tezhiplerin kenarlarına ismini yazmıştır. Fatih’in sanata olan düşkünlüğü, onun Topkapı Sarayı’nda bir nakışhâne kurdurmasına sebep olmuş ve başına Baba Nakkâş’ı getirmiştir. Baba Nakkâş, sarayda şâheserler meydana getirmiş ve aynı zamanda öğrenciler yetiştirmiştir. Tezhip sanatının en olgun devresi olarak kabul edilen XVI. yy. eserleri birer şâheser hüviyetindedir. Fatih, II. Beyazıt ve Kanûnî dönemleri bu sanatın en ince ve en zarîf örneklerinin ortaya konduğu devirlerdir. Özellikle Kanûnî Sultan Süleyman döneminin tezhipleri tezhip sanatının klâsik üslûbunu oluşturmaktadır. O dönemin tezhiplerinde devrinin zevk ve inceliğini görmek mümkündür. XVI. yy.da tezhip sanatıyla uğraşan II. Beyazıt’ı görüyoruz. Heyete dair yazılan bir kitabın şerhinin kenarında bulunan tezhip, 11. Beyazıt’ın olup yanında ismi (imzası) vardır. Bu dönemin saray nakışhânesinin başına Baba Nakkâş’ın torunu Şeyh Mustafa getirilmiştir. Saray müzehhipleri arasında Hasan b. Mehmet, Melek Ahmet Tebrîzî, Hasan b. Abdulcelîl, Turmuş b. Ahmet, Mehmet b. Bayram, Ali, Mehmet b. Melek, Hasan, Abdullah ve Feyzullah b. Arap54 isimleri sayılabilir. Kanûnî Sultan Süleyman döneminin en ünlü müzehhibi, Şahkulu’nun öğrencisi Karamemi’dir. Karamemi, Kanûnî Sultan Süleyman’ın Topkapı Sarayı’ndaki Nakışhânesinin baş müzehhibidir. Karamemi, nakışhânede 29 kişiden oluşan arkadaş ve talebeleriyle çalışmıştır. Bunlardan biri de oğludur. Bu dönemin diğer bir müzehhibi kanbur lakaplı Mehmet Çelebi’dir.58 I. Sultan Selim, Kanûnî Sultan Süleyman ve sonraki dönemlerde istanbul bir sanat merkezi olmuştur. iran’dan istanbul’a gelen sanatçılann yanı sıra yerli sanatçıların sayısı da az değîldir. Nakkâş Şâhkulu, Mîr Nakkâş isfahânî ve üstâd Veli Can bunlardandır. Bu dönemin müzehhiplerinden Üstâd-ı Rûm diye nâm yapmış olan müzehhip Şaban ve İstanbul nakışhânesinde çalışan müzehhip Hüseyin vardır. Müzehhip Selânikli Abdullah b. Mehmed’in öğrencilerinden hattat ve müzehhip Mehmet b. İlyas tarafından bir Kur’ân-ı Kerîm tezhiplenmiştir. 954/1547′de tezhiplenen bu Kur’ân, Topkapı Sarayı Koğuşlar Kütüphanesi 563 numarada kayıtlıdır. XVII. yy.ın ikinci yarısından itibaren tezhip sanatı gelişme hızını kaybetmeye başlar. Bu dönemin hattatlarından Derviş Ali’nin yazılarını Sürahi Mustafa adındaki müzehhip tezhiplemiştir. Yine Derviş Ali tercümesinde söz edildiği üzere Sürahi Mustafa’nın öğrencisi Beyazî Mustafa’nın oğlu ve öğrencisi olan Baruthaneli Abdullah, Çinicizâde Abdurrahman Efendi’nin eserlerini tezhiplemiştir62. Bu dönemde klâsik anlayışta eserler veren müzehhiplerden biri de saray nakkâşlarından Derviş Mehmet’tir. Türk tezhip sanatı toplumun her kademesine hitap eden bir sanat dalı değildir. Bu sanat, kitapla ilgisi olan kişilerin görebileceği ilmî ve dînî eserlere yapılırdı. Bu yüzden müzehhiplik cazip bir meslekti. Devletin de desteğiyle nakışhâneler kurulmuş ve birçok müzehhip yetişmişti. XV. ve XVII. yy.lar arasında Topkapı Sarayında yetişip, maaş alan sanatçıların sayısı 526′dır. XVIII. yy. Osmanlı Imparatorluğu’nun Batıya kapılarını açtığı dönemdir. Sanatta Batıyla ilişkilerimizin arttığı bu yüzyılda, sanatımız Batı etkisi altına girmiştir. Artık tezyînatımızda yavaş yavaş Batılı anlayışın tesirleri görülür. Dönemin ünlü müzehhipleri arasında Abdullah Buharî, Yusuf Mısrî ve Ali Üsküdârî sayılabilir. Ali Üsküdârî, Yusuf Mısrî’nin öğrencisidir. Meşhur hattat Yedikuleli Seyyid Abdullah’ın yazdığı Mushafların çoğunu Ali Üskidârî tezhiplemiştir. XVIII. yy.ın ilk yarısı içerisinde halkârî tarzındaki süsleme ve bilhassa lâkecilikte temâyüz etmiştir. Bir Türk lâke sanatkârı olaraktamnan Ali Üsküdârî, aynı zamanda kudretli bir müzehhiptir66. Seyyid Abdullah’ın Mushaflarını tezhipleyen müzehhiplerden biri de Haydarpaşalı İbrahim Çelebi’dir. Bu dönemin diğer bir müzehhibi Bursalı Hezarfen’dir. Ali Üsküdârî, Türk süslemesinin Batılılaşma hareketleri içerisinde kaybolmaya yüz tuttuğu XVIII. yy.da batı tesirlerini klâsik üslûp içerisinde eriterek ortak kullanım noktasını bulmuş bir sanatçıdır. Onun izinden giden ve onunla üslûp benzerliği gösteren birkaç sanatçı, muhtemelen Ali Üsküdârî’nin öğrencisidir. Bunlar arasında Nakkâş Hüseyin olarak imza atan bir sanatçı vardır. Yalnız bu müzehhip Ali Üsküdârî seviyesinde eserler verememiştir. Ali Üsküdârî, Sultan Ahmet, II. Mahmut, III. Osman ve III. Mustafa dönemlerinde sarayda çalışmıştır. Hattat Mahmut Râsim’in yazılarını tezhiplemiş, Sultan Selim ile Raşit Mustafa Çelebi’ye hocalık etmiştir. Sultan Ahmet dönemi müzehhipleri arasında Ahmet Hazine ve Çâkerî sayılabilir. Çakeri, Ali Üsküdârî yolunda giden ünlü bir müzehhiptir. Bu sanatkârların eserlerinde, realist çiçek buketleri kullandıkları görülür. XIX. yy.a gelindiğinde ekonomik ve siyasal açıdan büyük buhranlar içinde olan imparatorlukta, tezhip sanatıyla uğraşan sanatçıların sayıları azalmıştır. Bu geriieme bütün sanatlarımıza da yansımıştır. Bunun belki de tek istisnâsı hat sanatıdır. Bütün sanat dallarımızdaki bozulma yazı sanatımıza tesir edememiş, tam aksine yazı, tarihi seyri içerisindeki tekâmülüne devam etmiştir. Bu yüzyılda hat sanatı en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Uğur Derman, bunun en önemli sebeplerini şöyle sıralamaktadır; a) Sağlam ve düzenli bir usta-çırak münasebetinin asırlardır bozulup kopmadan devam edişi, b) Bu sanatın bünyesinde yenilenme ve zamania gelişme kabiliyetinin bulunması, c) Hüviyetini bozabilecek benzeri birsanatın Batıda bulunmayışı. Tezhip sanatı için geçerli olabilecek ilk iki sebepten sonra, üçüncü sebep belki de tezyînatımız için Batılı tesirler altına girmesinde en etkili sebep olmuştur. Batılı tezyînat anlayışı, tezyînatımızı tesiri altına almıştır. Maalesef bu dönemin en ünlü hattatlarınm yazıları, Batı zevkiyle bezenmiştir. XIX. yy.ın müzehhipleri arasmda saray baş müceliidi ve müzehhibi Ali Râgıp Efendi, II. Mahmud’un saray baş mücellidi Ahmet, Müzehhip Mehmet Salih, Müzehhip Raşit bu dönemin sanatçılandır. Hezargradizâde Seyyid Ahmet Atauilah, Sultan II. Mahmud ketebeli yazıyı tezhiplemiştir. Seyyid Mehmet’in talebesi olan Hezargradizâde devrin ünlü müzehhibi Hüseyin Hüsnü’nün hocasıdır. Bu müzehhipler devrin modası olan rokoko tarzı tezhipler yapmışlardır. Hakkâk ve bir müzehhip olan Osman Yümnî, Beyazıt’ta Hakkâklar çarşısında küçük bir dükkânda çalışmalarını sürdürmüştür. Rokoko tarzı tezhipler yapan Osman Yümnî, Sâmi Efendi, Hulûsi Efendi, Çarşambalı Ârif gibi ünlü hattatların yazılarını zer-endûd olarak işlemiş ve tezhiplemiştir. Levha tezyînatında sanatçı için siyah, altın ve gül vazgeçilmeyen unsûrlardır. Beyazıt’ta son dönemlerde çalışan müzehhipler arasında Müzehhip Saffet, Sarı Hâfız, Şeyh Ârif, Hüsnü Efendi, Sâmi, Şevkî ve Şevket Efendi gibi isimler sayılabilir. Sultan Abdülmecit ve Sultan Abdulazîz’in müzehhibi olan Hacı Hasan Salih, usta müzehhiplerdendir. II. Abdülhamit zamanında ise Tevfik Efendi, Lâlelili Şâkir’in öğrencisi Nurettin Efendi, Hüsnü Efendi , Bahaeddin Efendi ve Hakkı Bey devrin üstâdlarındandır. Müzehhip Bahaeddin, babası Müzehhip Nurettin’den kalan Beyazıt’taki dükkânında çalışmıştır. XX. yy.a gelindiğinde tezhip sanatı artık ne sarayda ne de Beyazıt’taki dükkânlarda yapılmaktadır. Devletin himayesinden uzak ve ilgisizlik yüzünden unutulmaya yüz tutmuştur. Bu yüzyılın ortalarından sonra, uzun bir süredir tezyinatımızda görülen rokoko bezemenin aksine, klâsik anlayışa dönülmüştür. Bu dönemin önemli müzehhipleri arasında Muhsin Demironat, Rikkat Kunt ve A. Süheyl Ünver gibi sanatçılar sayılabilir. Demironat ve Kunt klâsik anlayışta eserler vermişlerdir.Her iki sanatçının eserleri, çoğunlukla levhalardır.Bu tarihten itibaren levha tezyinatımızda bir disiplin görülmeye başlar.Levhalarda, zer-endûd levhalarda görülmeyen iç pervazlar ve klâsik unsurlar kullanılır. Günümüz levha bezemeciliğinde, bu iki sanatçının rolü çok büyüktür. |
|
|
| Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: |
![]() |
| Etiket |
| nedir, nedirtezhip, tezhip, turleriörnekleri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Havuz Sistemi Nedir, Rantiye Nedir? | suvari4060 | EKONOMİ VE PARA | 0 | 02.04.10 23:11 |
| Nedir Bu Takiyye,Zaruret Nedir,Ne Zaman Bu Ruhsat Kullanılabilir,Kim Kullanır ? | Vukuf-i Kalbi | AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET | 8 | 27.07.09 11:40 |
| Kaypaklık nedir be oğlum? Rezillik nedir? Ahmet ALTAN'ın yazısı... | gazikentli | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 0 | 18.04.09 09:18 |
| selam nedir? nasıl verilir? hükmü nedir? kimlere verilmez? | Sükut-u Leyl | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 4 | 26.10.08 11:55 |
| "islam" nedir, "kur’an" nedir | alirıza | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 2 | 23.08.08 22:11 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|