| Konular: 48,952 | Mesajlar: 306,678 | Üyeler: 10,575 | Online: 363 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum YAŞAM » KÜLTÜR - SANAT - EĞİTİM »

KÜLTÜR - SANAT - EĞİTİM Kendi Kültürümüzden ve Hârika Sanat Eserlerimizden Ne Kadar Haberdârız???

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18.06.10, 12:45   #1
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 2892
Mesajlar : 9,678
Teşekkürleri: 8,166
4,980 mesajına 9,778 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 07.02.12
Durumu : Status: Offline

Thumbs up Tezhip nedir?Tezhip turleri...örnekleri

TEZHİP NEDİR?





Tezhip: Arapça bir kelime olup, Türkçe karşılığı, altınlamak, altınla süslemek ve altınla bezemek anlamlarına gelir
Bu sanat çok uzun bir tarih sürecinden günümüze gelmiştir Diyebiliriz ki bütün uygarlıklarda bir şeyleri süsleme, güzelleştirme, bir şeylere zengin ve hoş görünümler kazandırma olgusu vardı, bundan sonra da hep olacaktır İnsanlar, başlangıçta bu tür süslemeleri günlük hayata dair istek ve arzularını belirtmek için kullanmışlardır
Zamanla dünya üzerindeki insan nüfusu artıp farklı kültürler vücuda geldikçe, bu alanda kullanılan süslemeler zenginleşerek kültürlere göre farklı şekillere büründü Bu oluşum içerisinde Türkler'in çalışmaları önemli bir yer tutar
Orta Asya'dan başlayan süsleme sanatı başladığı günden bu yana aynı coşku ve heyecanla devam edegelmiştir
Bu süreç içerisinde süslemeleri, başlangıçta halı ve kilimlere, metale; sonra taşa ve ağaca; daha sonra da kitap ve yazı kenarlarına nakşetmişlerdir


Tezhip sanatı, özellikle 15,16 ve 17yüzyılda zirveye ulaşmış, klasik dönem diye adlandırılan bu dönemde tezhip sanatının üstatları yetişmiştir
Bu dönem sanatçıları tezhibin sonraki dönemlerine ılış tutmuşlardır
Tezhip sanatı, elyazması kitapların, fermanların, hat levhalarının, beyit ve mısraların kalıcı birer eser olarak günümüze katar gelmesinde en büyük paya sahip olmuştur
Tezhip sanatı, diyebiliriz ki, tüm güzel sanatların temelini oluşturur
Çünkü kurallarına uygun çalışılmış bir tezhip kompozisyonunda renk uyumu, altın kesim kuralları, matematiksel denge, motif birlikteliklerinin dengesi kısaca sanat adına her şeyi görmek mümkündür





Bu sanatın kendine özgü, birçoğu geleneksel el aleti ve edevatı vardır
Bu edevatı şöyle sıralayabiliriz:
1- Çeşitli ayarlarda, özel yöntemlerle ezilmiş altın
2- Akik taşından yapılmış, altını parlatmak için tasarlanmış "mühre"
3- Tüm numaralarda fırça
4- İnce uçlu kurşun kalem
5- Guvaj boya
6- Aydınger veya çeşitli eskiz kağıtları
7- Çayla terbiye edilmiş kağıt
8- Buğday nişastası
9- Arap zamkı
10- Mukavva karton
11- Şap
12- Maket bıçağı
13- Altın süzmek için ipek kumaş
14- Tiriling
15- Rapido çeşitleri
16- Çini mürekkebi
17- Yapıştırıcı çeşitleri
18- Cetvel ve gönye çeşitleri
19- Aydınlatma lambası
20- İs mürekkebi
21- Altın ezme kabı
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
____________________________________
Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim ?
Küfre isyan,ölümüne İslam,inadına Erbakan!......
ÇİLESİNİ ÇEKMEYE ÜŞENDİGİN BİR DAVANIN ,MÜKAFATINA DA TALİP OLAMAZSIN..........

Konu Adige Abzakh tarafından (18.06.10 Saat 13:53 ) değiştirilmiştir..
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (18.06.10), Aşk-ı Mâ'şuk (10.08.10),  (19.06.10), leyya (09.08.10)
Alt 18.06.10, 12:46   #2
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 2892
Mesajlar : 9,678
Teşekkürleri: 8,166
4,980 mesajına 9,778 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 07.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Tezhip turleri



Yazma kitaplara baktığımızda genel olarak, zahriye sahifeleri, serlevhalar, sure başları, hatime sahifleri ve ayetler aralarında bulunan duraklar, secde, cüz, hizip, aşır gülleri olmak üzere çeşitli bölümlere ayrılırlar, bu bölümler;


1
Zahriye Sahifeleri: Yazma eserlerin başlık bulunan ilk sahifesinden önceki, temellük veya vakıf kaydı bulunan, çoğunlukla tezhipli ve bazen da boş sahifelerine zahriye adı verilir
Bu sahifelerde bazen kitap başlığı, müellifi, meşhurların hükmü, bir beyit vb
yazılar bulunur
Arapça'da zahr, sırt arka anlamındadır "zahriye" ise sırtlık demektir
Bulunduğu yer itibariyle bu ismi almıştırZahriyeler devirlere göre değişiklik göstermektedir
Fatih devri kitaplarında zahriyelerin çift sahife olduğu görülürken, 16
yy
'da zahriyelerin tek sahife, fakat plan ve tezyinat itibari ile en mükemmel derecede olduğu görülür


2


Serlevha Başlık Sahifeleri: Tezhibin kitaplarda tatbik edildiği kısım kitapların ilk sahifeleri başına yapılan ve başlık veya serlevha denilen süslemelerdir
Serlevha sahifesi karşılıklı iki sahifeden oluşur ve bu iki sahife simetriktir
Fatiha ve Bakara surelerini ihtiva eden bu sahifeler yoğun bir süsleme yapılarak mushafların en gösterişli sahifeleri haline gelmiştir
Serlevha sahifesinde sanatkar bütün ustalığını gösterir
Tezhibin başlıca amacı olan yazının ön planda, tezhibin ikinci planda olma ilkesi burada terk edilerek, tezhibin bütün ihtişamı serlevha sahifesinde sergilenmektedir

Serlevha sahifelerinin yazma kitaplarda özellikle mushaflarda kullanımı devirlerine göre farklılıklar gösterir 16
yy'a kadar serlevhadan önce gelen zahriye sahifelerinde önem azalarak, bütün ağırlık serlevha tezhibine verilmişti
Ayrıca serlevhalara mihrabiye veya dibâçe adı verilmiştir



3
Sure Başları: Kuran-ı Kerimler’deki sure başlarına veya kitaplardaki bahis başlarına yapılan süslemelere, sure başı veya fasıl başı denilmektedir
Sure başları mushaflarda genellikle serlevha sahifesinden sonra gelir
Bu sure başı kubbeli taç şeklinde olup üst taraflarında tığ denilen, dolu zeminden, boşluğa geçişinde gözü rahatlatan süslemeler bulunur
Kubbeli formların yanında, dikdörtgen formlu gibi çeşitli şekil ve kompozisyonlarda sure başı tezyin edilmiştir
Sure başlarında genellikle surenin ismi yazılıdır, bu yazı ekseriya beyaz renklidir ve çok kez altın üzerine yazılır


4
Hatime Sahifesi: (Bitiş) Yazma kitaplarda müellifin eseri bitirirken yazdığı duaları, hattatını, varsa müzehhibini belirttiği yazıları kapsayan son yapraktır
Hatime sahifeleri de devirlere göre değişiklik gösterir, ayrıca bu değişiklik, sanatkarın zevkine göre de çeşitlidir


5
Duraklar: Müzehheb çiçeklere verilen ad
Bunlar kitap süslemesinde genellikle ayetlerin başlarına veya sonlarına konulduğu için bu adı almıştır
Vakfe de denir
Bir Mushaf’ta 6666 tane ayet bulunduğu için, duraklar zengin örneklere sahiptir
Devirlere göre farklılıklar gösterirler ve gözü dinlendirmek amacı ile de kullanılırlar
Yapıldıkları şekillere göre isim alırlar; "mücevher" nokta, geometrik olarak işlenenlerdir
"Şeşhane" nokta ise; daire formunda altı parçaya bölünmüştür
Üç yapraklılara "seberk", beş yapraklı duraklara "pençberk", iki helezonun iç içe geçmesiyle, elde edilen duraklara, "helezon" denir
Muntazam biçimde yaprak formlarından yapılmış yuvarlaklarda "yaprak nokta" ismini alır
Altın zemin üzerine altınla yapılan noktalara ise "zerendezer nokta" denir


6
Kenar Suyu ve Cetveller: Sahifelerdeki yazıların etrafına altınla iç ve dıştakiler ince ortadaki kalın olmak üzere cetvel tabir olunan çizgiler çizilir
Cetvellerin başlıca amacı yazıya sınır oluşturup, göze ferahlık vermek ve iki desen arasında ayırıcı eleman olarak kullanılmasıdır
Altın cetvelin sağına ve soluna çizilen ince cetvel kuzu olarak isimlendirilir
Eskiden yazma eserlerde cetvel işlerini "cetvelkeş" tabir olunan kişiler yapardı
Değişik sayı ve kalınlıklarda olabilen cetvellerde, üzerine uygulanan kenar sularına göre de isim alırlar
Zencerek, münhani, bitkisel desenli kenar suları, tezhib zencerek vb
Ayrıca iç pervaz ve ara pervaz olarak da isim alırlar


7
Güller: Yazma kitapların sahife kenarlarında görülen, çevresi tezhiblenmiş, ortası boş, yuvarlak motifler
Ortalarına o sahifelerdeki konu yazılırdı
Çok çeşitli tarzda süslemeleri yapılmıştı
Daha çok Kur'anda, durulacak veya secde edilecek ayetler hizasında görülür

Bunlara vakıf, vakfe, secde, hizib, sure, cüz gülü gibi isimler verilir
Secde gülü, secde edilecek ayetlerin hizasına, hizib gülü her beş sahifede bir, cüz gülü her yirmi sahifede bir ve sure gülü de her surenin başına konurdu
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
____________________________________
Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim ?
Küfre isyan,ölümüne İslam,inadına Erbakan!......
ÇİLESİNİ ÇEKMEYE ÜŞENDİGİN BİR DAVANIN ,MÜKAFATINA DA TALİP OLAMAZSIN..........

Konu Adige Abzakh tarafından (18.06.10 Saat 13:09 ) değiştirilmiştir..
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Aşk-ı Mâ'şuk (10.08.10),  (19.06.10), leyya (09.08.10)
Alt 18.06.10, 12:48   #3
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 2892
Mesajlar : 9,678
Teşekkürleri: 8,166
4,980 mesajına 9,778 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 07.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Tezhip Sanatında Kullanılan Terimler Tezhip Sanatında Kullanılan Terimler



1
ABADÎ Anadoluda; Çin, Orta Asya ve Hindistanda Allahâbâd gibi isima alan yerlerde yapılan kâğıtlara abâdî ıtlak olunur
(Hintten geleni makbul sayılırdı
2
ACEM SAN�ATKÂR Türkiyeye hariçten gelmiş san�atkâra ıtlak olunur
Arabın gayri mânası gelirse de bizde şark tarafında bulunan milletlere Acem denmiştir
Bunlara Asya Türkleri de dahildir
Bu tâbirden şimdi dünya yüzünde yalnız İranlılar kastedilmektedir
3
AHER (Ahar) Kâğıt terbiyesine verilen isimdir
Yumurta akiyle yapıldığı gibi ayrıca pişmiş toz pirinçle de yapılır ki buna pirinç âheri derler
4
ALTLIK Hattatlar, ressamlar ve müzehhiplerin yazdıkları ve yapacakları işlerinde altında bir karton veya mukavva gibi kullanılır
Bunun sureti mahsusada yapılmış ve itinâlı olanları vardır
Yumuşak olması için bir çok kâğıtlar konur ve dört kenarından yapıştırılır
Üst ve altına nakışlı ve yazılı bazan resimli ve çıkmaması için verniklenmiş süslü kâğıtlar konmuştur
5
ALTUN CEDVEL Altun ezmeğe mahsus tabaklara da her ne kadar altun tabağı denilirse de bunlar büyük kıtadadır
Mertebânî tabak denir
Ayrıca bunlarda ezilip ufak ve ateşe mukavim olanlarına konan ufak tabaklara Altun tabağı ismi verilir
İçinde ezilmiş altun var demektir
6
ARA SÜSLER Sahifelerin metin araları boşluklarına yapılan tezyinata ıtlak olunur
7
BAŞ USTA Baş üstâd, baş hoca mânasına gelir
Usta üstâdın Türkçeleştirilmişidir
8
BAŞLIK Eserin ilk sahifesidir
Metin sahifenin ortasından ve bazan üçte birinden başlar, üstüne Besmele ve onun gibi münasib bir ibâre ile tezhipli bir kısım yapılır ki buna Başlık denir
9
BERMUCİBİ RÜZNAME Topkapı Sarayının müstakil bir binada Nakışhanesine göre kadrosunun bildirdiği esaslar dahilinde mânasınadır
Nitekim eski ve kabiliyetli yeni ve müstaid olan sanatkâr ve namzetlerinin alacakları günlük ücretlerde de bir nisbet vardır
Burada bu cihetin tasrih edildiği anlaşılmaktadır
(Muhasebe dairelerinde tutulan bu türlü defterlere sonrada îcâbına göre kasa defteri
Yevmiye defteri de denmiştir
10
BÖLÜKÜ RUMİYAN Yine toplu halde çalışan memleketimizin yerli san�atkârlarını şarktan gelen, zevkimize müdahele etmek isteyenlerden ayrılmak maksadiyle bir araya toplandıklarından onlara verilen isimdir
11
BULUT Nakışlar arasında hususi bir şekildir
Buna Çin bulutu da derler
İstilize edimiş ve münhanilerle uzatılmış bir bulut intibaı verir
12
CEMAATİ NAKKAŞÂN Toplu halde bulunan nakkaş ve ressamlar demektir

(Sanatkâr kurumu mânasına gelen bir tâbirdir
Saray teşkilâtı arasında geçtiği gibi Yeniçeri teşkilâtı arasında da geçer
13
CEMÂATİ NAKKAŞÂNI HASSE Topkapı Sarayında müstakil bir binada çalışan ve sırf saraya ait bazı ve kitaplar ve ciltlerle meşgul olan zümreye ıtlak olunur
14
CEMÂATİ RUM NAKKAŞLARI Şarktan XVI ncı asrı başında mahdut sayıda ressam ve müzehhip getirildikte bunların görüşler ve zevkleri Türk zevkine uymadığından ve Türk san�atkâriyle geldikleri Türkiyede menfaatlerine halel gelir korkusiyle her nedense geçinemediklerinden nakışhaneleri onlardan ayrılmış ve milli san�atkârlarımız bu isimle anılmıştır
Türkler bu sayede kendi milli zevklerine yabancı bir tesir karıştırmamışlardır
15
CİHET VERİLME (Hizmet yerinde de kullanılır
Diğer ilmî ve idarî mesleklerde olduğu gibi san�at sahasında da ilerliyenler de bir pâyeye nail olur
Sant�atkârlar arasında bu şâkirtlikle başlar, sonra sıraya girer
Halife (Kalfa) yani üstâd muavini pâyesine erişir, ondan sonra da üstad (usta) ve nihayet bütün ustaların da başı olur ki, o zaman çalıştığı şubeye göre nakkaşbaşı, müzehhipbaşı ve mücellitbaşı pâyelerine erişirler ve bu vazifeleri de kendilerine cihet (resmî bir vesika) verilmekle de maaş hususlarında ellerinde bir vesika olur
16
CİLBEND Hattat ve ressamların yazı ve resimleri ve tezhip eserleri sakladıkları miklepsiz yanları bazzan körüklü ve kapalı iki boş kapaklı ciltdir
17
ÇIRAK Bir ustanın yanında hizmet ederek öğrenen san�at tâlibine denir
Usta ve çırak tâbiri meşhurdur
Yani üstadın yanında çıraklıkla daha çok öğrenileceğine işarettir
18
DİVÂN Şiir söyliyenlerin muhtelif şekillerde yazdıkları manzumelerin bir usulü mahsusa riayet olunarak sıralanmış olanlarına verilen bir isimdir ki yalnız şiir söyliyenlere değil bunları bu suretle derli toplu bir hale getirenlere Divânıvar tâbir edili
(Dîvân şâiri divân tarzında şiir söyliyenlere de denir
19
ECDER Ejder
Ejderhadan kısaltılarak söylenir
Yılana benzer
Ancak ayaklı, kanatlı ve ağzından alevler püskürdüğüne i�tikat olunan bir mevhum hayvan
Bir nevi� efsanevî yılan
20
ELFAKİR ÜL HAKÎR Müslüman Türklerin ilim ve san�atla meşgul olanları ve tarikatlerden herhangi birisine mensup bulunanları ekseiya ruhlarını tatmin etmelerinden mütevellit bir hisle insanların mâ�nen fakiri ve hakiri mânasına gelemek üzere isimlerinin önlerine bu tevazu� lâkaplarını takar ve bundan rûhânî bir haz duyarlar
Bu zümrelere dahil olamıyan bazı mukallitlerin de bu tâbirlerden büyüklük duyarak sahte tevazu� gösterdikleri de işitilmiş ve hattâ görülmüştür
Bu ifadeyi gayet samimî olarak kullananlardan biri de Karamemi oluyor
Onun san�atında kemâlini ne kadar hazmetmiş olduğunu bu umumî lâkap bildirmektedir
(Bu gibi insanlar esâsen meziyyet dâvasında bulunmazlar

21
HALKÂR Sırf altunla yapılan nakışlara denilir
Ekseriya tahrir çevrilmez
Çevrilirse tahrirli halkâr denir
Yine altundan hafif gölgeler konur
Ve ba�zan da hafif renklendirilir ki o zaman Şikâf tâbir olunur
22
HASSA HÂRCI San�atkârlar hakkında da bu umumî hüküm câridir
Onlarda liyakat ve san�atta ilerlemeleri nisbetinde ücretleri muayyen bir terakki nisbetine bağlıdır
Gayri muayyen ve her şahsa göre değişebilen bir ücret almazlar
Bu miktar san�at kudretleri nisbetinde alacakları ücret pâdişahın maiyetine mahsus ücretlerden tesviye edildiğinin ve bu fasıldan para aldıklarının ifadesidir
23
HATTAT Türkiyede tarihte, sülüs, nesih, divanî, ra�lîk ve celîlerini nefis olarak yazanlara ıtlak olunur
Bunlar da icâzetnâme �Diploma� aldıktan sonra yazdıklarına imza koyabilirler
24
HOKKA Hattatlarla müzehhiplerin kullandıkları içinde ekseriya siyah mürekkep bulunan ufak hokka mânasına gelir
Büyük veya küçük olsun boya konan kaplara çanak derler
Boya çanağı gibi
Hokka denince mürekkep hatıra geli
25
İBDÂ� (Kreasyon) San�atın her devrinde ve her asra ait bütün teferruatını bildikten sonra şimdiye kadar yapılmıyan bir usulde yeni çığır açan bir üstâdın çok yeni üslûp ve tavırdaki orijinal ve yepyeni mevzu�larda verdiği şimdiye kadar yapılanlardan ayrı ve üstün örnekler
Bir esasa bağlı olmıyan uydurma şeyler ibdâ� sayılamaz
26
İMZA San�atkârların isimlerini bildirmek için resim veya tezhibin münasip bir köşesine koydukları işarete derler
Bunlar ba�zan çok ufak atılır, kolaylıkla farkedileme
İyice aranmadan imza yoktur dememelidir
27
İSTİLİZE TABİAT Taibatten örnek alarak sâde teferruata verilen tezyinî mahiyete ıtlak olunur
28
KALEM Hem fırçaya ve hem de yontularak yazı yazılan kamışa ıtlak olunur
Ayrıca duvarlara yapılan nakışlara kalemkârî ve kalem işi derler
29
KARAMEMİ Kara Mehmedden kısaltılarak söylenmiştirKanuni Sultan Süleyman zamanında nakışhânesi başustasıdır
30
KARAMEMİVÂRÎ Karamemi�nin kendisine mahsus bir zevk ve üslûpta yapılan ve şimdiye kadar başka bir yerde görülmeyip ancak kendisinde bulunan hususiyetlere işaret olmak üzere tarafımızdan söylenmiş ve alâkadarlarca tasvip edilmiş yeni bir terimdir
Bu şekilde başkalarının yaptıklarında görülürse şurasını Karamemivârî yapmıştır denilebilir
Talebemiz arasında bu vâdide de eser verenler vardır
31
KLÂSİK TEZHİB Zemin lâcivert ve altunla kaplı yapılan tezhiplere ıtlak olunur
Bu tezhipler XVI ncı asırda Türkiyede pek çok yapılmıştır
32
KOLTUK Yazılı sahifelerin münasip müstakil kareli köşelerine ıtlak olunur ki icabında buraları boş bırakmıyarak tezhip yapılır
Buna koltuk işleme tesmiye edilir
Karamemi�nin tezhip ettiği Divanda koltukların sayısız örnekleri vardır
33
KÖŞE Levhalarda kenar uçlara yapılan süslere verilen isimdir
34
KÖŞE MİNDER Hattatlar, müzehhip ve ressamlar daima pencerenin yanına ışığı soluna almak üzere konan minerlerde oturur, buna köşe minder derler
35
KUZULU CETVEL Sahifenin metni hududuna çekilen altunlu veya altunsuz cetvellerin dışına boştan trilingle bir tahrir daha çekilir
36
KALE (KAP) 5000 sene önce eski Mısırda tahta lâhitler üzerinde görülmüş ve sulu boya ile yapılan nakışların bozulmaması için üzeri bir mayi�de eritilen bir nevi� reçine ile kaplanmıştır ki bugün bu suda erimiyen ve temasla bozulabilecek altunlu ve sulu boyalı kap nakışları üzerine de kullanılan bir vernikdir ki hem cildin nakışlarının bozulmamasına, hem de parlak görülmesine yardımcı olur
Kaplarda olanlarına da lâke, rugan derler
37
MAZRÛF Bir şeyin muhtevâsı yani içine aldığı şey
Mevzu�
Bir kitaba göre metni
38
MEMİ Mehmed�in Türkler arasında kısaltılmış şekliidr
Esasen Mehmed Peygamberimizin isimlerinden biridir
Aslı Muhammed�dir
Bu ismi alanlarında adı hürmetsizce söylenirse Peygamberimizin ismi küçültülmüş olur diye ince Türk terbiyesinin iktizası bu mübarek isim mümkün meretebe maskelenmiş Mehmed�e dönüştürülmüştür
Rumelinde Mehmed�e Memiş, Şark vilâyetlerimizde Memo, Ege bölgesinde de Memi denmiştir
39
MENAKİBİ HÜNERVARAN Mustafa Âli Efendinin yazı ve resimde zamanına kadar ma�rûf olan san�atkârların hayat ve eserlerinden kısaca bahseden mühim bir eserdir
Matbudur
40
MİKLEP Eski yazma kitapların cildinin alt kapağı kenarına eklenen bir ektir ki ucu kapların ortasına kadar gelir, ekseriya kitaplar okunurken sahife arasında bir işaret gibi de kullanılabilir
41
MİNYATÜR Bu tâbir yanlıştır
Resim demektir
Fakat eskiden Türkiye ve İslâm döneminde yapılan kitap resimlerine ıtlak edilir
42
MISTAR Kalınca bir kâğıt üzerine gerilmiş bir sıra ibrişimlerden ibaret bir çok satırlı kitaptır ki kâğıdın arkasına konarak parmakla yapılan satır izleri üzerine yazılır
43
MURAKKA� Bir kaç tabaka kâğıt bir tahta üzerine dört kenarından yapıştırılır ve her tarafı yapışmak üzere ne kadar kalın istenilirse o kadar tabak kâğıt konulup vücuda getirilen bir mukavvadır
Bir de bunların üzerine yapıştırılan Sülüs ve Nesih yazılara da Murakka� denir
44
MUSAVVİR- Tasvir yapmak demektir
Amma bundan yalnız portre yapan anlaşılmaz, her şeyi çizen, yapan; tasvir eden yani suretleştiren, şekillendirerek ifade eden demektir
45
MÜHRE Kâğıtlar âherlendikten sonra cilâlamak maksadiyle üzerinde gezdirilen yuvarlak ve ba�zan iki kenarında sapı olan düz ve kalın camdır
Kaymasını temin için biraz kuru sabun sürülür
46
MÜŞTEREK ESER İki veya daha ziyade san�atkâr tarafından birlik
çalışarak yapılan eser
47
MÜZEHHİP Ezilmiş toz altunla birlikte sulu guvaj boya ile tezyinat yapan san�atkâr
48
MÜZEHHİP ÇEKMECESİ Her san�at erbâbının kabili nâkil ufak bir çekmecesi vardır ki en kıymetli malzemesi ve âletleri orada saklı dururMezhhiplere ait olanlara müzehhip çekmecesi denir
49
NÂKIŞ Resim ve nakış yapan demektir
Daha fazla izahat için bakınız
Halil Edhem: Elvâhu Nakşiye Kolleksiyonu broşürü

50
NAKKAŞ Resim ve nakış yapandır
Daha fazla izahat için bakınız
Halil Edhem: Elvâhu Nakşiye Kolleksiyonu broşürü

51
NAKKAŞBAŞI Resim ve tezyinat yapan san�atkârların ve nakkaşların başı
52
NAKKAŞ SAÎ Mimar Koca Sinan asrında ve yanında yaşamış ve Tezkiretül Bünyan�ı yazmıştır
Kendisi Mimar Sinan yapısı binaların nakkaş başısı sayılmaktadır
O devirlerdeki eserlerde görülen nakışlar bu zatın olmakla meşhurdur
Topkapısında Ahmetpaşa camii meksure tavanı
Takkeci camii nakışları bu zata izafe olunmaktadır

53
NAKIŞHÂNE Bütün nakış yapan usta ve çırakların bir arada çalıştıkları odaya veya binaya derler
Bilhassa Topkapı Sarayındaki bu isimle anılır

54
OYMA Ekseriya kap içine, orta ve kenarlara kâğıt gibi inceltilmiş deri üzerine ekseri Rûmî ve nadiren Hatai şekillerin oyulmasına derler
Buralar yapıştırılır
55
RESSAM LEVNÎ- XVIII inci asırda yetişmiş ressam Edirneli Abdülcelil Çelebi�dir
Muktedir ve iftihar edeceğimiz kıymetli bir san�atkârımızdır
Eşi ve iktidarı şark sanatında yoktur

56
SAMUR FIRÇA Fırçaların müzehhip veya sulu boya ressamları içinde en makbulüdür
Çok dayanır
Uzun yanan bir mum alevine benzemesine ve ucunda ancak birkaç telli kıl buluması şarttır

57
SANDIK San�atkârların vaktiyle yangınlarda her şeyden önce nakletmeleri icap ettiğinden bütün kıymetli âletler, örneklerin ve kalıplarının durduğu sandıklardır ki küçüğüne çekmece derler
Pek o kadar büyük değildir
Kolaylıkla naklonulur
Çalışılacağı zaman kapağı açılarak önüne oturulur

58
SARI ALTUN Muhtelif ayârlarda olan bir nevi� altın varaktır ki rengi koyu sarıdır
24 ayâr olanı makbul ise de ekseriya piyasada 22 ayâr diyerek satarlar
İçinde fazla bakır olursa zamanla parlaklığını kaybeder ve kızarır

59
SAZ YOLU Uzun dallar üzerine yapılan süslerdir
Bunlar daha ziyade çiçekli veya yapraklı olur

60
SELİKA FARKI Karakter farkı demektir ki bu memleketimizde ilerlemiş üstâdların san�attaki hususiyetini de ifade eder
Meselâ Karamemi�nin imzasız diğer bir eseri vardır ki onun olduğu selîkası hususiyetinden anlaşılmaktadır

61
SER BÖLÜK San�atta çalışan ayrı ayrı grupların başına denir
Bu tâbir cerrahlarda da vardır

62
SİYAKAT Osmanlı imparatorluğunda devletin malî ve idarî kayıtların tutulduğu ve XVI ncı asrıdanberi kullanılan bir nevi� Rik�a kırması gibi okunması ve yazılması pratiğe muhtaç resmî bir yazı şeklidir

63
ŞAHÂNE NÜSHA- Çok itinâ ile tezhip ve tezyin edilmiş, icabında resimler yapılmış ve ciltlenerek padişâha takdim olunan veyahut bir büyük makama verilmeğe lâyık nüshaya ıtlak olunur
Karamemi�nin Kanunî divânı da buna misâldir

64
ŞAH KULU �Şah kulu Rumî� Şah kulu Bağdadî

X uncu Hicri asırda Bağdaddan gelerek çalışmış farklı bir san�atkârdır
65 ŞÂKİRD Resim, tezhip ve yazı öğrenmek arzusunda olup çalışan öğrenci

66
ŞİKÂF- Halkâri yapılan işlerin üzerine boya konmasına denilir

Boyalı halkâr demektir

67
TAHRİR FIRÇASI 0, 1, 2 numara samur fırçalara tahrir fırçası denir
Eskiden müzehhip ve ressamlar kendileri de yaparlardı
Şimdi hazır olarak zaman zaman piyasaya gelen iyi fırçalardan seçilerek yapılmaktadır
68
TA�LİK HAT IX ncu Hicrî asırda şarkta icâd olunmuş bir yazı şeklidir
Türkler bunda da ileri giderek kolaylıkla ayrılabilen bir Türk ta�lîki üslûbunu ibda� etmişlerdir

69
TEZHİB Altun ile yapılmış süsler
70
TİLMİZ Öğrenci- Şâkird

71
TÜRK TA�LÎKİ Ta�lîk XV inci asır başlarında Anadolunun şarkında icat edilmiş bir yazı şeklidir
İralı hattatlar bunu en güzel yazanlar arasında gösterilir
Meselâ İmâd ta�lîkde en ileri üstâdlardandır
Osmanlı Türkleri de bu yazıda çok kıymetli hattatlar yetiştirmişlerdir

Bunlar yalnız onu taklit ile kalmamışlar, kendi ince zevkli üslûplarına da sokarak bir Türk Ta�lîki usulü ortaya koymuşlar ve bunda da muvaffak olmuşlardır
TÜRK TEZHİBİ Şarkta İslâm san�atında müslüman olan her millet birbirinden almış, bu meyanda Selçuk ve Osmanlı Türkleri de mahallî ve ince zevklerini katarak kendilerine hâs bir usul vücuda getirmişlerdir ki bugün bir Arab ve Acem denen ekollerden ayrı bir tavır ve tarz kazanarak diğer kısımlarda olduğu gibi tezhibde de bir �Türk tezhibi� doğmuştur
Bunun da her asra göre bize mahsus hususiyeti vardır ki görmeğe alışanlar farkeder
Karamemi eserleri bundan bir şubedir
73
ÜSLÛB Tavır, tarz mânasına gelir ki san�atta ilerlemiş ve ibdâ�kârane eserler vermiş üstadların tercih ve ihtiyar ettikleri yol demektir
74
ÜSTÂD Maltre, kıymetli bir san�atkâr ve bildiklerini öğreten zat, san�atında usta
75
VARAK İki sahifeden ibaret yaprak mânasına gelir
Eskiden yapraklara önlü ve arkalı A ve B sahifelerine numara konmaz, yalnız yaprağın sol üstüne rakkam konurdu, daha eskiler rakkam da koymaz sol yaprağın başında ilk harf veya kelimeyi sağ yaprağın alt iç köşesine yazarlar ve ciltli olmuyan yapraklar karışırsa bundan bulunurdu
Son senelerde ba�zı kitapların tasnifi esnasında sahifelere de numara konuyor
Lâkin varaklara numara konulmağa da devam edilmektedir
76
YEŞİL ALTUN Altun gümüşle karıştırılarak yapılmış bir halitadır ki Fransızlar Citron renkli derler
Bu da az olarak altunlar arasında güzel bir fark yaptığından kullanılır
77
YUMURTA AKI AHERLİ Eskiden Türkiyeye hariçten gelen kâğıtlar ham olarak yollanırdı
Âdeta emici bir kâğıt gibidir
Terbiye edilmeden kullanılamaz
Bu maksatla kâğıtların üzerine bir miktar su ve şap ile eritilen yumurta akı sürülür ve tavlanınca üzerinden mührelenir
Kâğıda yazılınca hem mürekkep kâğıda nüfuz etmez, hem de kâğıt parlak olur
78
ZAHRİYE (Zahır, Arapça arka sırf demektir
) Lâkin ilk başlangıç sahifesinden önce ekseriya temellük kitâbeleri ve bazı kayıtlar ve çok süslü tezhipli ve boş sahifelere denir
79
ZARF Bir şeyi kavrayan, ihâta eden
Kitapta kabı ve metin harici kısım mânasına gelir
80
ZEMİN DOLDURMA Bir tezhibin şekli belli olup altunları sürülerek tahriri bitince araları münasip renklere boyanırsa buna zemin doldurma denilir
81
ZERDÜZ Altun ile iş yapan, altunla yapılmış iş
Kap
Sırmalı kap mânasına da gelir
82
ZEREFŞAN Varak altun toz haline getirildikten sonra jelâtinli su ile karıştırılıp fırça ile kâğıt üzeimne serpilmesinin bir şeklidir
Sonra zermühre sürülerek parlatılır
Kâğıtların yazı ve süsleri zemininde kalır

(Alintidir)
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
____________________________________
Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim ?
Küfre isyan,ölümüne İslam,inadına Erbakan!......
ÇİLESİNİ ÇEKMEYE ÜŞENDİGİN BİR DAVANIN ,MÜKAFATINA DA TALİP OLAMAZSIN..........

Konu Adige Abzakh tarafından (18.06.10 Saat 13:33 ) değiştirilmiştir..
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Aşk-ı Mâ'şuk (10.08.10), leyya (09.08.10)
Alt 18.06.10, 12:49   #4
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 2892
Mesajlar : 9,678
Teşekkürleri: 8,166
4,980 mesajına 9,778 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 07.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Geleneksel Türk Süsleme Sanatı Tezhib

ski geleneksel kitapçılık sanatlarımızdan biri olan Tezhib, divanlar gibi el yazması kıymetli kitapları, murakka denilen Hüsn-i Hat yani güzel yazı levha ve albümleri ve Padişah tuğralarına, berat ve vakfiyelere altın yaldız ve boya ile yapılan bezeme sanatıdır
Arapça “Zehep” kelimesinden gelen "altınlamak" manası taşıyan Tezhib, tezhible bezenmiş eserlere müzehheb, tezinat yapan sanatkarına da müzehhib denir


Süslemecilik, kendini, yaşadığı ortamı ve kulandığı eşyayı göze hoş gelecek şekilde süslemek ve onu sanat anlayışıyla biçimlendirmektir
Süsleme sanatlarını en olgun ve seçkin bir seviyeye ulaştırmış milletlerden biri de şüphesiz Türklerdir

Türkler Tezhib sanatını Orta Asya'dan getirmişlerdir
Ancak bu sanatı Müslümanlığı kabullerinden sonra geliştirmiş ve mükemmel örneklerini vermişlerdir
Dinimizin (İslam'ın) iki ana kaynağı olan Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şerif yazmalarının hattından süsleme ve ciltlemelerine kadar maddi ve manevi itina göstermişlerdir

Osmanlı Devletinin siyasi olduğu kadar ilim, kültür ve sanat merkezi olan İstanbul'da 15 ve 18 yy
arasında ünlü müzehhibler yaşamış, sarayda Hassa Nakkaşbaşısı bulunmuştur
Fatih Sultan Mehmet döneminde Nakışhane-i Amire'nin başında Özbek Türklerinden Baba Nakkaş bulunmaktadır
Kanuni döneminde Mehmet Karamemi' yi görmekteyiz
Kendisi de güzel sanatlarla ilgilenen Sultan III
Ahmet döneminde ise Üsküdarlı Ali Çelebi, en güzel Talik Hattının ve tezhiblerinin örneklerini vermişlerdir
XIX yy
da ise batının etkisiyle Rokoko ve Barok üslubu ile eserler verilmiştir

20
yy' da Güzel Sanatlar Akademisinde (Sanayi-i Nefise) , Hattat Mektebinde hocalık yapan İsmail Hakkı Bey; Şükrü Baba, Ali Nazmi, Süheyl Ünver, Rikkat Kunt ve Muhsin Demironat gibi öğrencileri yetiştirmiştir
Bu sanatçılar tezhib sanatını tekrar klasik üsluba kavuşturarak güzel örneklerle bizim hocalarımızın hocalarını yetiştirmişlerdir
Allah hepsinden razı olsun

Tezhib sanatı 22 karat altın ile yapılır
Altın arap zamkı ile çukur bir porselen kabın içinde ezilip inceltildikten sonra yıkanarak dibe çöken altının üzerindeki su dökülerek altın kurutulur
Desenler altınla, samur fırçayla boyanırken jelatinli su kullanılır
Daha sonra uçlarında akik taşı bulunan "mühre" yardımıyla paspartuya işlenen altınlar parlatılır
Kağıtlar çayla boyanmış ve l geleneksel işlemlerle eskitilmiş özel kağıtlardır
Guaj boya ile özellikle lacivert renk kullanılarak kompozisyonunun hazırlanması ile birlikte, uzun ve dikkat gerektiren, inceliğine göre 3/0 10/0 ölçeğine kadar inilen samur fırçalarla yapılan Tezhib sanatı bir sabır ve emek işidir
Bu sabır Geleneksel Türk Süsleme sanatlarını gelecek nesillere taşımada önemli bir rol oynar

Kurallı bir sanat olan tezhib sanatında çiçek, rumi, bulut adı verilen desenler kullanılır
Belli bir helezon çizen bu desenler birbirleriyle karışma
Rumi kendi yolunda, bulut kendi yolunda, çiçekler kendi yollarındadır
Yazının kenarını çevreleyen ve "geçme" adını verdiğimiz kordon ve desenin bitimindeki ince "tığ" adını verdiğimiz desenler eserin en belirgin özellikleridir
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
____________________________________
Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim ?
Küfre isyan,ölümüne İslam,inadına Erbakan!......
ÇİLESİNİ ÇEKMEYE ÜŞENDİGİN BİR DAVANIN ,MÜKAFATINA DA TALİP OLAMAZSIN..........

Konu Adige Abzakh tarafından (18.06.10 Saat 13:35 ) değiştirilmiştir..
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Aşk-ı Mâ'şuk (10.08.10), leyya (09.08.10)
Alt 18.06.10, 12:50   #5
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 2892
Mesajlar : 9,678
Teşekkürleri: 8,166
4,980 mesajına 9,778 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 07.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart

__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
____________________________________
Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim ?
Küfre isyan,ölümüne İslam,inadına Erbakan!......
ÇİLESİNİ ÇEKMEYE ÜŞENDİGİN BİR DAVANIN ,MÜKAFATINA DA TALİP OLAMAZSIN..........
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (18.06.10), Aşk-ı Mâ'şuk (10.08.10),  (19.06.10), leyya (09.08.10)
Alt 18.06.10, 13:36   #6
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 2892
Mesajlar : 9,678
Teşekkürleri: 8,166
4,980 mesajına 9,778 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 07.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart





















__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
____________________________________
Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim ?
Küfre isyan,ölümüne İslam,inadına Erbakan!......
ÇİLESİNİ ÇEKMEYE ÜŞENDİGİN BİR DAVANIN ,MÜKAFATINA DA TALİP OLAMAZSIN..........
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Aşk-ı Mâ'şuk (10.08.10), leyya (09.08.10)
Cevapla

Etiket
nedir, nedirtezhip, tezhip, turleriörnekleri

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Havuz Sistemi Nedir, Rantiye Nedir? suvari4060 EKONOMİ VE PARA 0 03.04.10 00:11
Nedir Bu Takiyye,Zaruret Nedir,Ne Zaman Bu Ruhsat Kullanılabilir,Kim Kullanır ? Vukuf-i Kalbi AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET 8 27.07.09 12:40
Kaypaklık nedir be oğlum? Rezillik nedir? Ahmet ALTAN'ın yazısı...‏ gazikentli ÜLKEMİZDEN HABERLER 0 18.04.09 10:18
selam nedir? nasıl verilir? hükmü nedir? kimlere verilmez? Sükut-u Leyl İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP 4 26.10.08 12:55
"islam" nedir, "kur’an" nedir alirıza İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP 2 23.08.08 23:11

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:52 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.