|
| Konular: 50,310 | Mesajlar: 311,907 | Üyeler: 10,668 | Online: 208 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| KÜLTÜR - SANAT - EĞİTİM Kendi Kültürümüzden ve Hârika Sanat Eserlerimizden Ne Kadar Haberdârız??? |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 | |||
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] İgor Stravinski, Besteci –Müziğin kaynağı- Sa. 133-159 İgor Stravinski’yi inceleyen Lehrer, onun bilindik, alışıldık müzikâl kalıpları tanımlama sürecini bozan ve beklenmedik bir durum yaratarak beynin beklentilerini allak bullak eden, yeni kalıplar oluşturma heyecanının bireyi gerilime sokan müziğini anlatıyor. Yeni gerilimlidir ve acı verir.
Beynin eşsiz yeteneği kendini değiştirebilme yeteneğidir. Bu süreç ise acı veren bir süreçtir. İşitme korteksi diğer tüm duyum alanları gibi çok esnektir. … Kemancıların enstrümanlarını akort etmeleri gibi beyin de kendi ses hissini düzenler. Notaları nasıl işittiğimizi çoğunlukla insan doğası belirlese de, müziği işitmemizi sağlayan şey yetişme tarzımızdır. Üç dakikalık pop şarkısından beş saatlik Wagner operasına kadar kültürümüzün yaratıları bize belli müzik kalıplarını beklemeyi öğretir. Bu basit kalıpları bir kez öğrenince, farklı türlerine de aşırı duyarlı hale geliriz. Beyin çağrışım yoluyla öğrenecek şekilde tasarlanmıştır. Müzik beklediğimiz çağrışımlarla inceden inceye oynayarak etki bırakır, bizi tahminler yapmaya iter ve sonra hatalı tahminlerimizle yüz yüze getirir. … Aslında beyin sapı yalnızca şaşırtıcı seslere yanıt veren bir nöronlar ağı içerir. Bildiğimiz müzik kalıbı ihlâl edildiğinde, bu hücreler dopamin salınımıyla sonlanan nöral işlemeyi başlatır. Başka bir konu da beyinde salgılanan dopamin meselesi. İki yönlü bir bıçak gibi dopamin. “Dopamin en yoğun duygularımızın kimyasal kaynağıdır; bu bize müziğin özellikle de yenilik ve ahenksizliklere karşı karşıya kaldığında sahip olduğu tuhaf duygusal gücü açıklamakta yardımcı olur.” “… Fakat dopaminin karanlık bir yönü vardır. Dopamin sistemi dengesiz olduğunda sonuç şizofrenidir. Şizofreni hastaları duyumlar ile zihinsel tahminleri uyuşmadığı için karmaşık işitme halüsinasyonları yaşarlar. Böylece hiç olmadık yerlerde kalıplar icat ederken, var olan kalıpları göremezler.” Tasarlama süreci içinde devinen öğrencinin her yapmaya çalıştığı kendince yeni bir çözüm kalıbı ortaya koymaktır. Karmaşık kararlar zincirinin bir sonucu olarak ortaya çıkar bu kalıplar. Alışıldık değildir. Hatta saçmadır. En azından deneyimli bir stüdyo gözlemcisi için. Ancak süreç “doğaldır” ve buradan benimsenebilecek yeni bir şeyler ortaya çıkabilir. Buna izin vermeyen bir “ süreç yönetimi” (eğitim metodolojisi) daha başından zihinsel sürecin doğallığını öldürecek, tekrarlanan kalıpları dikte ederek öğrenciye kendi eski kalıplarını (ya da Modernizm’in kalıplarını) belletecektir. İstenen belletmek midir? O halde öğrenci bu doğal süreci ne zaman yaşayabilecektir? Mezun olduğunda mı? O acımasız büro ortamlarında mı? Belirlenimci bir stüdyo ortamında zihinsel arama (tasarlama) sürecini yaşamaktan herhangi bir haz alınabilir mi? Bu adil midir? Ne adına hangi yarar adına yapılmaktadır? Her birey kendi hatalarından öğrenir. Bunu herkesin bildiği düşünülür. Ancak nedense unutulmak istenir. Bugün hâlâ olayın diğer tarafındaki büyük çoğunluk için durum anlamsızdır. Amerika’yı yeniden keşfetmek mi? Niye? Bunu söyleyen de aramaya gönüllü olan değil, bu dönemi geçirmiş ve “eskimiş” olandır. Yeni onun için korkutucudur. İnandırıcılığını kendi eski kalıplarıyla korur. Çok mu sert ifade ettim? Bence az bile. Eğitimciler kendinizi geriye çekin. Bu sürecin muhatabı siz değilsiniz, bu kurgular, bu stüdyolar sizin için değil, sizin öneminiz yok. Hâlâ anlamadınız mı? Siz sadece ve sadece onlar için varsınız. Onlar aramalarını haz içinde sürdürebilsinler ve gelecekte mesleklerini severek yapsınlar diye.Stüdyoda kontrollü tasarlama süreci yerine karmaşık, kendiliğinden, kaotik bir ortamdaki arama süreçlerini doğru dürüst hiç karşılaştırmadık. Bu reddedişin, bilinçli bir reddediş olduğuna inanmak zor. Burada ifade ettiğim, sezgisel, naif ancak içten fikirlerim acımasızca “onarılmak" istiyor. Çünkü biliyorum ki hem haz duygusunu yaşatan ve hem de “stüdyo gözlemcisi” hocanın en üst düzeyde farklı türdeki katkısı ile yürüyen başarılı stüdyo pratikleri var. Bunları seminerlerimizde gözlemliyoruz. Ancak açıkça tartışmıyoruz. Bu baskıcı olmayan katılımın koşullarını daha fazla paylaşmamız gerekiyor. Orada güzel bir şeyler oluyor ve bilmek istiyoruz. Uygulayabilmek istiyoruz. “İnsan yeniliğin belirsizliğinden nefret edecek şekilde yaratılmıştır. Bu nörolojik tuzaktan nasıl kurtuluruz?” der Lehrer ve devam eder: “Sanata önem vererek. Sanatçı beynin pozitif geri besleme döngüsüne karşı sürekli bir mücadele içindedir, kimsenin daha önce yaşamadığı bir deneyim yaratmak için didinir durur. Şair yeni bir metafor, romancı yeni bir hikaye bulmak için uğraşmak zorundayken, besteci keşfedilmemiş bir kalıbı keşfetmek zorundadır, zira duygunun kaynağı özgünlüktür. Sanat zor olduğunu hissettiriyorsa, bunun tek nedeni nöronlarımızın onu anlamak için esniyor olmalarıdır. Acının kaynağında büyüme vardır. Nietzsche’nin sadistçe dile getirdiği üzere, “Herhangi bir şeyin bellekte kalmak için acı vermesi şarttır. Yalnızca sürekli acı veren şeyler bellekte kalır.” “Bu yenilik ne kadar eziyet verici olsa da gereklidir. Pozitif geri besleme döngüleri ,tıpkı şu kulak tırmalayan mikrofon gibi, her zaman kendi kendilerini tüketirler. Israrla her şeyi yeni haline getiren sanatçılar olmasa ses duyumuz giderek daralır, müzik özündeki belirsizliği kaybeder, dopamin akışı durur. Böylece yavaş yavaş notalardaki his kaybolur ve geriye yalnızca kolay anlaşılır ahenkli bir ses, yani tamamen kestirilebilir müziğin nazik zırvaları kalır. … Müzik tarihi esasen dinleyicilerin beklentilerine meydan okuma cesareti gösteren sanatçıların hikâyesidir. “ “Stravinski’nin bildiği şudur: Müzik zihin tarafından yaratılır ve zihin hemen her şeyi dinlemeyi öğrenebilir. “ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
Konu Vukuf-i Kalbi tarafından (17.01.11 Saat 01:31 ) değiştirilmiştir.. |
|||
|
|
|||
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
YouTube - The Rite of Spring - Stravinsky
__________________
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| igor, stravinski, İgor |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|