|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,923 | Üyeler: 10,668 | Online: 205 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline
|
Siirt’teki ile Viyana’daki vahşetin kaynağı aynı Siirt'te meydana gelen vahşet üzerine yapılan yorumlar hep feodal düzene, baskıcılığa, ağalık sistemine, geri kalmışlığa dikkat çekilerek yapılıyor. On tane psikolog, sosyolog... Konuştursanız sözler hep aynı. Çünkü hepsi aynı kitapları okuyorlar. Ve o kitapları yazanlar da bu ülkenin insanları değiller. Hani doktorlarımız "Aynı hastalığa yakalanmış her insan için ayrı teşhis ve tedavi gerekir" diyorlar ama toplumsal olaylarda buna dikkat edilmiyor ve tek kitaptan okunan teşhis her olaya tatbik ediliyor. "Deprem doğuda olursa kötü, batıda olursa iyi" diye bir kaide yoktur. Erzincan depreminde de canlar gider, Adapazarı depreminde de canlar gider. Hiçbir can diğerinden daha değersiz değildir. Sosyal depremlerde de durum aynıdır. Siirt'te yapılan ahlâksızlık ile İstanbul'da yapılan ahlâksızlık da aynıdır. Ahlâksızlık yapanların dilleri ve ırkları ayrı olsa da vahşetleri aynıdır. Birkaç dil bilen, Amerika eğitimi almış, cebine dolar doldurmuş, komünizmi sonuna kadar sömürmüş, yazarlarımızın önünde boyun eğdiği bir adamın yaptığı mahkeme yoluyla da kanıtlanmış, kanıtlandığı halde aynı vahşete devam edenler için televizyon ve gazetelerimiz güçleri yetiyorsa program yapsınlar ve psikologlarımızın gücü yetiyorsa yorum getirsinler. Gönlünüz bulanmasın diye vahşeti anlatmadım. Anlayan anladı. Profesörlerimizin, generallerimizin ağzından çıkan kötü kelimeleri savcıların iddianamesinden okuyor ve yüzümüz kızarıyor. Teröristler, beş bine yakın insanımızı katlettiler diyor ve lanetliyoruz. Uzmanlarımız, teröristlerin iç dünyasını batı mantığıyla açıklamaya çalışıyorlar ama 1970 ile 1980 yılları arasında gencecik delikanlılarımızı sokaklara sürenler, gök ekinden derenler, faili meçhul cinayetlere sebep olanlar bu ülkede Başbakanlık yapmış insanlarımız. Bu Başbakanlarımızın ailesi, evi, çevresi, aldığı eğitim, temas kurduğu insanlar araştırılarak bir sonuca varılma tarafına gidilmedi. Kendi bulunduğumuz yerin altında olanlara tekme, yukarda olanlara lokma mantığıyla bir yere varılmaz. Yanlışı kim yaparsa yanlıştır. Baklava çalan çocuğa en ağır cezanın verilmesi, milyonlarca işçinin memurun elli yılda kazanacağını kanuna uydurarak bir kalemde çalanın saygın insan sayılması yanlışımızın adresini bize haber veriyor. Ellinin üzerinde faaliyet gösteren partilerin programlarında ev, iş, araba garantisi veriliyor da hiçbir zaman onur, iyilik, güzellik, saadet, gönül rahatlığı, stressiz bir hayat vaat edilmiyor. Halbuki sevgili Peygamberimiz, Mekke halkına ve tüm dünya insanına "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem; ben size meleğim de demiyorum. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım." (En'am süresi ayet 50) diyerek önceliğin iş ve aş olmadığını, önceliğin gönlün doyumu olduğunu, insanları insana tapınmadan alıkoyarak özgürlüğünü sağlayıp yalnız Allah'a kul olunması gerektiğini duyuruyordu. Onurlu ve özgür yetişen Ashab-ı Kiram, otuz yıla varmadan Semerkand'tan, Kazablanka'ya kadar topraklarda baskıya, zorbalığa, sömürüye son verdiler. Günümüzde aydınlarımız ve siyasilerimiz, birbirlerini Amerikan yanlısı veya Rus yanlısı diyerek tenkit ediyorlar. Yani, insanın kulu ve kölesi. İşte bu mantıkla yapılan eğitimden geçen Viyana'daki adamla, Londra'daki adamla Siirt'teki adamın vahşeti denk olur. Milli Eğitim Bakanı, okulların, yurtların duvarlarını, müdürlerini, öğretmenlerini, güvenlik görevlilerini değiştirerek bir sonuca varamaz. Çünkü suçu işleyenle seyreden aynı eğitimden geçtiler. Yeni gelecek görevlilerde aynı eğitimden geçtiler. Suç mahalline gitmeye gerek yok. Suç mahalli, köhnemiş eğitimi devam ettiren Ankara'dır. Eğitimin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Yoksa bu akan vahşet selinin önünü kimse alamaz, kaynağı kurutmadan vahşet selinin önüne atılanı da sel götürür. |
|
|
![]() |
| Etiket |
| aynı, ile, kaynağı, siirt’teki, vahşetin, viyana’daki |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Channel 4’teki belgesel ve Türkiye’deki seçilmişler...kulis ankara | Adige Abzakh | MİLLİ GAZETE | 0 | 06.01.10 10:40 |
| Kozmik Oda’daki Barnaba İncili | Adige Abzakh | Ebubekir Sifil | 0 | 03.01.10 11:21 |
| “Siyonistler Kudüs’teki Tarihi İzleri Silmek İçin Korkunç Bir Plan Uyguluyor” | KOCAYUSUF | CİHAD | 0 | 05.11.08 18:23 |
| Viyana İslam Federasyonu’ndan altıncı Kur’an ziyafeti 25 Ekim’de | Agd_İntifada | DÜNYADAN HABERLER | 0 | 21.10.08 11:45 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|