Derecesi : 
Grubu : Administrator
Üye No : 31
Üyelik tarihi : 08-08-2008
Mesleği : Seyyâh
Nereden : FuâD
Konuları : 632
Mesajlar : 3,532
Teşekkürleri: 4,170
1,919 mesajına 4,969 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 
Son Aktivitesi : 22.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Millî ve manevî değerler ilkeleri
Millî ve Manevî Değerler İlkeleri
1- Adil düzen: Gelir bölüşümünde adaletin tesis edilmesi fikri;
2- İslâm kardeşliği: Türk-Kürt ayrışmasının önüne geçecek, hem Türkler hem Kürtler için birleştirici ortak payda veya manevi bir çerçeve;
3- Ahlâki dürüstlük: İdarede, ekonomide ve siyasette arınma vaadi;
4- Kimlik: İslâm'ın ve tarihimizin referans kaynaklarından hareketle net bir kimlik tanımı;
5- Dış politikada insiyatifi elinde bulunduran ve bölgenin liderliğine aday olan bir Türkiye ideali.
Millî ve Manevi Değerlere sahip çıkanlar: Ne zulmeden, ne zulme boyun eğen, özgür ve hak sahibi olarak doğanların, özgür ve hak sahipleri olarak yaşadıkları, kan ve gözyaşının akmadığı barış, huzur ve refah içinde, halkın gözü önünde, halkla beraber yönetilen, şahıs ve ailelerin, zümre ve sınıfların kayrılmadığı, yalansız, dolansız, talansız, rüşvetin kökünden kazındığı, haksız vergi ve fonların olmadığı, zamsız, enflasyonsuz, faizsiz, parası sağlam, yatırım ve üretimi engellenmeyen ve pahalılaştırılmayan, işsizliği önlenmiş, çalışanları ezilmeyen, borç ve faiz batağından kurtarılmış kendi gücüyle kalkınan, tam bağımsız, savunma sanayii modernleştirilmiş ve dışa bağımlılıktan kurtarılmış, şehirlerin ve beldelerin yerinden yönetildiği, kadına saygınlık kazandıran ve aileyi yücelten, çocukların sevgi ve kitapla büyüdüğü ve gençlerimizin geleceğe güvenle baktığı, özürlülerini, yoksullarını ve kimsesizlerini gözeten, havası, suyu, toprağı temiz, sağlık sorunu çözülmüş, konut sorunu çözülmüş, trafik sorunu çözülmüş, şehir ve belde sokakları çöplerden arındırılmış, yaşanabilir bir Türkiye'yi va'd etmektedir. Gelin buna destek olalım. Çünkü ALLAH Teâlâ şöyle buyuruyor:
"İyilik etmek ve takva yani ALLAH Teâlâ'nın yasaklarından sakınma üzerinde birbirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. ALLAH Teâlâ'dan korkun; çünkü hiç şüphe yok ki ALLAH Teâlâ'nın cezası çok çetindir, şiddetlidir."
(Maide Sûresi: 2) Muhterem okuyucu!
"Kıyamet gününde bütün insanları, dünyada iken peşlerinden gittikleri, destekledikleri önder ve liderleriyle birlikte çağıracağız..."
(İsra Sûresi: 71)
Ayet-i kerimesini dikkatlice oku... Hem de birkaç kerre... Sonra da iyice bir düşün... Yarın ALLAH Teâlâ'nın huzuruna kimin ardında çıkmak istiyorsun? İyi bil ki, verdiğin oyla kimi desteklemiş isen onunla beraber olacaksın... Çünkü ayet-i kerimede açıkca ifade edilen husus: "Her kesin dünyada ardından gittiği liderinin arkasında ALLAH Teâlâ'nın huzuruna çıkacağıdır."
Dünyada Peygambere veya O'na uymuş olana uymuş olan O'nun safında; Fir'avun'a veya O'na uyana uyan da O'nun ardında ALLAH Teâlâ'nın huzuruna çıkar. Nitekim:
"Fir'avun, kavminin önüne düşüp onları ateşe getirir"
(Hud süresi: 98)
ayet-i kerimesinde Fir'avun'ın kendisine uyanları ahirette ardına takıp cehenneme götüreceği bildirilmiştir. Abdullah b. Abbas (R.A.): "Her millet, dünyada kendilerini hidayete veya delalete çağırıp, götürmüş olan liderleri ile çağrılır"
(Tefsir, Hazin, ilgili ayet-i kerime)
demiştir.
İşte herkes dünyada tabi olduğu liderinin arkasında ALLAH Teâlâ'nın huzuruna çıkarılır. Herkese dünyada yaptığı işlerin tutanağı verilir.
Amellerinin kaydı olan o kitap, sağından verilmiş olanlar, mutludurlar. Kitaplarını okur, yaptıkları güzel işlerin gerçek yüzünü görmekle sevinirler. Yaptıkları her iyiliğin karşılığını alırlar. Hiç hakları eksilmez.
Şimdi ey Müslüman kardeşim!.. Tekrar iyi bir düşün... Yarın ALLAH Teâlâ'nın huzuruna kimin ardında çıkmak istiyorsun? İyi bil ki, verdiğin oyla kimi desteklemiş isen onunla beraber olacaksın... Şimdi de şu ayet-i kerimeleri dikkatlice okuyalım:
"Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir. De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size ALLAH Teâlâ'dan, Resûlü'nden ve ALLAH Teâlâ yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık ALLAH Teâlâ emrini getirinceye kadar bekleyin. ALLAH Teâlâ, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez."
(Tevbe Sûresi: 23-24)
"ALLAH Teâlâ'ya ve ahiret gününe inanan bir toplumun, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa ALLAH Teâlâ'ya ve Resûlü'ne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine ALLAH Teâlâ, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. ALLAH Teâlâ onlardan razı olmuş, onlar da ALLAH Teâlâ'dan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, ALLAH Teâlâ'nın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece ALLAH Teâlâ'nın tarafından olanlardır."
(Mücadele Sûresi: 22)
26 MART 2009
__________________
.
|