| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,920 | Üyeler: 10,668 | Online: 219 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE » Mehmet Talü »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17.05.09, 13:50   #1
şehzade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 12
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Hünkar mahfili
Konuları : 416
Mesajlar : 3,359
Teşekkürleri: 845
1,299 mesajına 2,562 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7 şehzade is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 27.05.10
Durumu : Status: Offline

Standart Karı ile kocanın karşılıklı hak ve vazifeleri

Aile hayatı, bir toplumun başlangıcıdır. Müslümanlıkta aile teşkilâtı pek önemlidir. Aile hayatı, tarafları günahlardan sakındırmak için büyük bir vesiledir.
Kadın ve erkek, müstakil olarak yarımdır, eksiktir, çıplaktır. Bu eksikliklerini birbirleriyle tamamlayacaklardır. Bu sebeple karı ile kocanın karşılıklı hak ve vazifeleri vardır. Bu hususta Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz veda hutbesinde şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta ALLAH Teâlâ'dan korkmanızı tavsiye ederim. Çünkü onlar, emriniz altındadır. Sizin üzerinizde kadınlarınızın ve kadınlarınız üzerinde de sizin karşılıklı haklarınız vardır. Kadınlarınızın üzerinde olan sizin haklarınız şunlardır: Kadınlarınızın: Aile yatağında sizden başka hiçbir kimseyi ayak bastırmamaları, izniniz olmadan sevmediğiniz hiçbir kimseyi evlerinize almamaları, fuhuş ve rezalette bulunmamalarıdır. Şayet kadınlar bu yasaklananlardan birini yaparlarsa, ALLAH Teâlâ, siz erkeklere kadınları hafif bir şekilde dövmenize, onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve evlenmelerine mani olmanıza izin vermiştir. Şayet kadınlar bu fena hallerinden vazgeçer size itaatte bulunurlarsa, üzerinizde onların hakkı şudur: Kadınlarınızın rızkını ve mutad olan giyim eşyasını temin etmektir.
Kadınlar sizin yanınızda yardımcılardır. Bir şeye malik değillerdir. Siz kadınları ALLAH Teâlâ'nın emaneti olarak aldınız. Onları ALLAH Teâlâ'nın emriyle kendilerinize hanım edindiniz. Kadınlar hakkında ALLAH Teâlâ'dan korkun, onlara karşı merhametli davranın, hayrı tavsiye edin. Hiçbir kadın erkeğinin izni olmaksızın evinden bir şey harcayamaz. Ashaptan bazıları yemek de mi veremez? deyince, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu: Yemek insanların en değerli malıdır." (Müslim Hac: 147)

Evlilik mesuliyeti

Evliliğin temel unsuru sadece erkek veya kadın değil, karı-kocadır. Kur'an-ı Kerim, evlilik akdi için "ağır ve mesuliyetli, sağlam bir teminat" tabirini kullanmıştır. (Bak. Nisa sûresi: 21) Evlilik akdi, karşılıklı haklar ve vazifeler getiren bir akittir. Birbirine 'evet' diyen eşler, karşılıklı hak, menfaat ve namusa riayet sözü de vermiş olur. Hayatın inişleri yokuşları vardır. Beraberlikler ancak karşılıklı gayret ve fedakârlıkla yürür. Karşılıklı gayret ve fedakârlık...

Aile hayatını fabrikanın çalışmasına benzetebiliriz. Fabrikada pek çok dişli vardır: Kimisi büyük, kimisi küçük. Bunların dönmesi birbirine zıt yönde de olabilir. Önemli olan o fabrikanın dokuma yapmasıdır. Eğer bu dişlilerden biri çeşitli bir sebepten çalışmak istemezse, vazifesini yapmazsa fabrika sahibi o dişlileri hurdacıya satar. Hurdacı da parçaları ateşe atar eritir. Mesela bir ağacın yaprakları kızgın güneşin altında saatlerce bekler, güneşten aldığı gıdalarla ağaç beslenir. Eğer yapraklar "Neden ben güneşin altında yanıyorum", kökler "neden ben toprakta yatıyorum" dese, yani ağacın kısımları arasında sen-ben kavgası başlasa ağaç meyve veremez. Meyve vermeyen ağacı da keserler. Aynen öyle de aileden beklenenler elde edilmezse, o ailenin fertleri ateşe düşmüş gibi yanar.

Aile hayatı, vücuttaki organlar gibidir. Ayaklarımız "beyin çok rahat yaşarken, ben neden dağı-taşı aşıyorum" dese yürümese, sağlık bozulur.

Karı ile kocanın karşılıklı hak ve vazifeleri:

1- Karşılıklı saygı: Karı kocanın birbirine saygı göstermesi, birbirinin kişiliğine değer vermesi, birbirinin görüşlerine, düşüncelerine ve zevklerine saygı duyması gerekir.
2- Karşılıklı sevgi: Karı ve koca birbirlerini sevmelidirler. Çünkü sevgisiz yaşamın cazibesi yoktur; insanların çoğu ondan kaçar.
3- Affedici ve bağışlayıcı olmak: Karı kocanın birbirlerinin hatalarını ve yanlışlarını affedip görmezlikten gelmesi gerekir. Aksi takdirde aileye hâkim olan samimiyet ve huzur ortamı; huzursuzluk, kötümserlik, asabîlik ve memnuniyetsizlik ortamına dönüşür.
4- Sorumluluk almak: Aile mutluluğunun temininde etkili olan amillerden biri de, eşlerin karşılıklı sorumluluk duygusuna sahip olmasıdır. Bu sorumluluklar, kadın ve erkeğin yetenekleri, yetkileri ve özel koşulları dikkate alınarak belirlenir. Geçimi sağlamak, aileyi idare etmek, eşlik görevlerini yapmak, çocukları eğitmek vs. gibi.
5- Güzel ahlâklı olmak: Eşe ve çocuklara karşı güzel ahlâklı olmak, insanın kişiliğinde derin bir etki bırakır; aile ortamını sefa ve samimiyetle doldurur. Güzel ahlâkın olmayışı da, hayatı karartır ve asabîlik, asık suratlılık, sabırsızlık, bahanecilik vs. gibi olumsuz yan etkilere neden olur; korku, kaygı, kişilik kaybı vs. gibi etkileri beraberinde getirir.
6- İyimser olmak: Tarafların birbirine iyimser olması, müşterek hayat için büyük bir sermayedir. Kötümser bir kimse, negatif ve hasta bir ruha sahiptir. Onun ruh sağlığı ve dengesi bozuktur. Kötümser olan bir insan, aile hayatının sefa ve huzurundan mahrum kalır. Böyle bir insan, sosyal ilişkilerde de başarılı olamaz. Çünkü başkaları hakkında kötü zan besleyen biri, dostları ve arkadaşlarını kaybeder ve yalnız kalır.
7- Yumuşak davranmak ve idare etmek: Eşlerin, birtakım kusurlar, eksiklikler ve hoşlanılmayan davranışlar karşısında birbirlerine sert bir tepki göstermemeleri ve şiddete başvurmamaları, tam aksine şefkat ve samimiyetle yaklaşmaları gerekir. Çünkü kadının da, erkeğin de sözlerinde ve davranışlarında karşı tarafın hoşlanmayacağı eksikliklerinin olması doğaldır.
Eşler birbirinin kusuru veya eksikliğini gidermeye çalışırken; eşinin kapasitesini göz önünde bulundurması, yapabileceğinden fazlasını ondan beklememesi ve istenmeyen özellikleri karşısında büyük insanlara yakışan bir davranış sergilemesi gerekir.
8- İffetli ve namuslu olmak: Günümüz toplumunda bu özellik, genellikle kadınlardan beklenir. Hâlbuki iffetli olmak, karı kocanın karşılıklı görevlerinden biri olup en üstün ibadettir. İffet, şehvetler karşısında direnmektir. Bu da hem kadından ve hem de erkekten istenilen bir şeydir. Bu bakımdan karı ve koca birbirleri için süslenerek iffetlerini korumada birbirine yardımcı olmaları gerekir. Cenab-ı Hak şöyle buyurur: "Onlar yani kadınlarınız sizin için sizi haramdan koruyan bir elbise, siz de onlar için haramdan koruyan bir elbise durumundasınız." (Bakara sûresi: 187)
İffetli olmak; eşin kirli insanlardan korunması, aile bağının güçlenmesi, eşin güvenini kazanmak vs. gibi faydaları beraberinde getirir.
9- Birbirini anlamak: Ailevî sorunların birçoğunun temelinde eşlerin birbirini anlamaması yatmaktadır. Eşinin içinde bulunduğu şartları ve yaşadığı sıkıntıları anlayan bir kimse, onun iyiliklerini ve zahmetlerinin kadrini bilir. Eşini anlamayan bir kimse, onun bütün çabalarını görmezlikten gelir, kusurları ve eksiklerini gözünde büyütür; zahmetlerinin kadrini bilmediği ve onu teşvik etmediği gibi, iğneli ve kinayeli sözleriyle de onu incitir ve yaşama sevincini ondan alır. Gurur ve kibirden kurtulmak, birbirinin ruh hâllerini ve sıkıntılarını bilmek, eşlerin birbirini anlaması yolunda atılacak ilk adımlardır.
__________________

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
mevlam için neyse değerim,ben o kadar ederim...
View şehzade'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 21.05.09, 12:35   #2
el Büğdüzi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9 el Büğdüzi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline

Standart Kadının kocası üzerindeki hakları, kocanın vazifeleri 2



Zaman zaman hanımıyla işlerinde istişare de etmelidir. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz Hudeybiye meselesiyle ilgili olarak Ümmü Seleme (R.Anha) validemiz ile istişare etmiş ve O'nun: "Sen kurbanını kes, baş traşını ol" tavsiyesini uygulamış; ashab peşinden gelmiştir. (İbn Hişam, Sîre, 3/332; Vâkidî, Meğâzî, 2/611; İbn Sa'd, Tabakât, 2/97; Ahmed b. Hanbel, Müsned 4/325; Belâzûrî, Ensâb, 1/350; Taberî, Tarih, 3/79 vd.) Ayrıca Hz. Şuayb (A.S.), kızının Hz. Musa (A.S.) ile ilgili tavsiyesine uymuştur.(Kasas sûresi: 26-27) Bilhassa sefere çıkarken, hacca-umreye giderken hanımını haberdar etmelidir.

Fakat erkek, hanımının cahilce hareketleri için, daima uyanık bulunmalıdır. Çünkü Hz. Âdem (A.S.), hanımı Havva anamızın daveti üzerine, yanlış iş işledi. Evde hâkim, amir, erkek olmalıdır. Kadın değil. Erkek, hanımının, günah olmayan kusurlarını görmezlikten gelmelidir. Günah iş ve sözden vazgeçmesini ve namaza, oruca ve gusül abdesti almaya devam etmesini tatlı ve yumuşak sözlerle nasihat etmelidir. Kıymetli elbise ve ziynet eşyası alacağını vaat ederek ibadetleri yaptırmalı, günahlarını önlemelidir.

Bir erkek hanımına karşı her zaman, güzel huylu olmalı, ona karşı her zaman, yumuşak davranmalıdır. Eve gelince hanıma selam vermeli yani selamün aleyküm demeli ve nasılsın diye hatırını sormalıdır. Onu tenhada neşeli görünce, saçlarını tutup okşamalı, gülerek öpmeli ve sarılmalıdır. Tenhada üzüntülü görünce, onu çok sevdiğini, acıdığını söyleyip, halini sormalı, tatlı şeyler söylemelidir. Yapamayacağı şeyleri bile, söz vererek gönlünü almalıdır. Çünkü o, evinde kapalı, başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış olan dostu, dert ortağı, ekmek vericisi, kendini neşelendiricisi, çocuklarının yetiştiricisi ve ihtiyaçlarını gidericisidir. Çocukları terbiyede; ona yardım etmelidir. Çünkü bebek, anasına gece-gündüz ağlayıp, hiç rahat vermez. Onu insafsızca üzen bir alacaklıdır. O halde, ona imdat edene, ALLAH Teâlâ yardım eder.

4- Karısının hırçın ve kasıtlı davranışlarına katlanmak, hanımını dövmemek, dünya işlerindeki kusuru için acı, sert söylememek. Çünkü kadınların kalpleri ince, nazik ve duyguları, akılları farklı olduğundan, birbirlerine haset edenleri çoktur. Bu bakımdan, bilhassa yeni evliler, uyanık olmalı, ana, kız kardeş ve başka kadınların, hanımını çekiştirmelerine aldanmamalı, böyle şeyler söylemesine fırsat vermemelidir. Böyle sözlere uyarak, hanımını incitmekten çok çekinmelidir.

Anası, kız kardeşleri için hanımının söylediklerine karşı da uyanık olmalı. Anaya eziyet olunmasına hiçbir suretle göz yummamalıdır. Anasına, kendisi, hanımı ve çocukları, her halükarda saygı göstermelidir. Ana-babaya, kayınvalide ve kayınpedere hürmet, hizmet edilmesi birinci vazife olmalıdır. Büyüklerin rızasını, duasını almağa çalışmalı, hayır dualarını büyük kazanç bilmelidir.

5- Hanımıyla her konuda uyuşmayı beklememek. Çünkü kadınlarla erkekler farklı yaratılıştadırlar. Bu sebeple çiftlerin birbirinden farklı yönleri ve bunlardan kaynaklanan uyuşmazlıklar elbette olacaktır. Bu sebeple hanımının huysuzluklarını yumuşak karşılamalı, vaki olan kusuru için dargın durmamalıdır. Hanımının ahlâkında bir değişiklik görürse, kabahati kendinde bulup, ben iyi olsaydım, o da böyle olmazdı, diye düşünmelidir.

Evliyadan birinin hanımı, huysuz idi. Buna hep sabreder, soranlara derdi ki, eğer onu boşarsam, ona sabredemeyen biri alır da, ikisinin birden felakete düşmelerinden korkarım. Büyükler buyurmuş ki, bir kimse ailesinin huysuzluğuna sabrederse, altı şey zayi olmaktan kurtulur: Çocuk dayaktan, tabak-bardak kırılmaktan, ahırdakiler dövülmekten, kedi öldürülmekten, misafir gücendirilmekten, elbise yırtılmaktan kurtulur.

Hanımı kızınca, erkek susmalıdır. Böylece kadın, pişman olup, özür dilemeye başlar. Çünkü o zayıftır. Susunca mağlup olur. Unutmamak gerekir ki kadınlar, eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Tahammülleri erkeklerden azdır. Erkeğe emanet olunmuşlardır. Gülerek tatlılıkla geçinmek için alınmışlardır. Ebû Hureyre (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki, kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Senin için yeknesak bir şekilde doğrulmaz. Ondan istifade etmek istersen kendisinde eğrilik olduğu halde istifade edersin; doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kadının kırılması boşanmasıdır."
__________________


''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen)
View el Büğdüzi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür edenler:
şehzade (22.05.09)
Alt 21.05.09, 12:39   #3
el Büğdüzi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9 el Büğdüzi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline

Standart Kadının kocası üzerindeki hakları, kocanın vazifeleri 3

Her kim ALLAH'a ve âhiret gününe îmân ederse bir şey gördüğü zaman ya hayır söylesin yahut sussun! Kadınlar hakkındaki vasiyetimi tutun! Çünkü kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburganın en eğri yeri de üst kısmıdır; doğrultmağa kalkarsan kırarsın; hâli üzere bırakırsan eğri kalmakta devam eder. Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye edin!" (Müslim, Radâ 65, (1468); Buharî, Nikâh: 79, Enbiya 1, Edeb 31, 85, Rikâk 23; Tirmizî, Talâk 12, (1188))

Bu hadis-i şerifler kadınların kendilerine has tabiatları olduğuna, bu tabiatın fıtri olup istenen şekilde değiştirilemeyeceğine, onu kendi tabii şekliyle kabul etmek, mevcut hali üzere uyum yapma yolları aramak icap ettiğine, onların eğriliklerine tahammül etmek gerektiğine, karısının her konuda kendisiyle uyuşmasına çalışan erkeğin bunda başarılı olamayacağına, böyle bir davranışın kadını kıracağına, bunun da boşanma olacağına, bu sebeple kadınların hassas bir mizaç üzere yaratılmış oldukları, onlara iyi muamele yapıldığı takdirde onlarla uyum içinde yaşanabileceğine dikkat çekiyor. Kocanın karısı ile iyi geçinmesi, ona karşı güzel ahlâkla muamelede bulunması, kadının hakkıdır. Güzel ahlâktan murad kadına eza-cefa etmemek değil, onun ezasına tahammül göstermektir. Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin yolundan giderek kadının taşkınlık ve gazabına karşı halîm selîm davranmaktır. Hanımının iyiliği çoğalıp, her işi seve seve yapınca, ona dua etmeli ve ALLAH Teâlâ'ya şükür etmelidir. Çünkü uygun bir kadın büyük nimettir. Hanımı ile öyle olmalıdır ki, kocam beni herkesten çok seviyor, bilsin!

Hanımına latife, şaka yapmalı ve kadının seviyesine inip onu hoşnut etmelidir. Nitekim Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, hanımlarına karşı insanların en zarifi idi. Hatta bir kere Hz. Âişe (R.Anha) validemiz ile yarış etti. Hz. Âişe (R.Anha) validemiz geçti. Bir daha yarış ettiklerinde, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz geçti. (Ebu Davud Sünen; Cihad: 68; No: 2578; 2/34) Müslümanın ailesi ile oynaması, boş ve günah değildir, sevaptır. Aile ile eğlence, aile hayatının bir sevgi ve neşe içinde devamına yardım eder. "Müslümanın her oyunu haramdır, yalnız üç oyun müstesna. Bunlar: Ailesi ile eğlencesinden, atını terbiye ve eğitmesinden ve ok atma oyunundan ibarettir." (Fethu'l-Bâri; İsti'zan: 52; No: 6301; 12/366)

Fakat hanımını cadde üstünde, parklarda, oyun yerlerinde, spor sahalarında oturtmamalıdır. Müslümanlar ailesini iyi havalarda çayırlara, su kenarlarına, haram bulunmayan, kalabalık olmayan yerlere götürerek gezdirmeli, hava aldırmalıdır. Tatil günlerinde, kalabalık zamanlarda gezdirmemelidir. Hanımını fitneye sebep olan yerlere göndermemelidir.

6- Sebepsiz yere hanımını dövmemek. Çünkü kadınlara dayak atmak İslâm'ın teşvik ettiği bir metot değildir. Normal olarak sürüp giden aile hayatında erkek karısına iyi davranmakla mükelleftir. Bu bakımdan kocanın hukukunu gözetmeyen, devamlı surette huzursuzluk çıkaran bir kadına karşı ilk gösterilecek tepki dayak atmak değildir. Bu durumda olan kadınlara karşı takip edilecek yolun nasıl olacağını Cenab-ı Hak bizlere Kur'ân-ı Kerim'inde şöyle açıklamış-tır: "Dikkafalılık, şirretlik etmelerinden, baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt veriniz, anlamazlarsa onları yataklarda yalnız bırakın ve bunlarla da yola gelmezlerse dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü ALLAH yücedir, büyüktür." (Nisa sûresi: 34)

Nikah'ın getirdiği hakların yerine getirilmemesi ve itaati lâzım gelen hususlarda kocasına itaat etmeyen bir kadın te'dibe lâyık olur. Bu te'dib için tedricî bir surette ve hakimane bir tarzda hareket edilir. Âyet-i kerîmede Allah, insan tabîatına uygun yolları göstermiştir. İsyankar ve geçimsiz bir kadını yola getirmek için önce yumuşak metotlar kullanılır. Meselâ bir erkek itaatsiz olan hanımını hemen dövmez. Önce güzellikle nasihat eder. Kocasına karşı görevlerini kendisine yumuşak ve etkili bir dille anlatır. "Allah'tan kork, kocana itaat etmek senin üzerine farzdır. Bana isyan edince Allah'ın cezasına uğrarsın!" gibi öğütler verir.

Nasihatten anlamazsa, ceza olarak yatakta yalnız bırakılacağını, yatağından uzaklaştıracağını korkutma makamında bildirir. Bu da fayda vermezse kendisini yatağından bilfiil uzaklaştırır. Veya yatağına aldığı halde kendisi ile konuşmayı terk eder, arkasını dönerek yatar ve ilişkiden kaçınır. Çünkü kocasını seven bir kadın onun ayrı yatmasına ve bu şekilde davranmasına dayanamaz, çok zoruna gider, hatasını anlayıp vazgeçebilir. Bunun üzerine de itaatsizliği bırakmazsa, kendisini canını yakmayacak ve vücudunda iz bırakmayacak hafif bir şekilde; çubuk, bükülü mendil gibi yaralayıcı olmayan bir şeyle döver. Bununla beraber karısını dövmek zorunda kalan bir kimse, İslâm'ın çizdiği sınırın dışına çıkmamalı, nefsinin kızgınlığına kapılıp bütün gücüyle zavallının neresine isabet ederse etsin hiç aldırmadan vurmamalı, öfkesine hâkim olup sadece terbiye için dövdüğünün şuurunda olmalı. Dövmede başa veya vücudun tehlikeli noktalarına vurulmaz. Te'dibî vurmalar, üçü geçmemesi gerekir. Binaenaleyh dövme başvurulacak en son ıslah metodudur. Acımasızca dövmek de kesinlikle caiz değildir. Ayrıca kadına da, kocasından şikâyetçi olması halinde hakem ve hâkime başvurma, hakkını arama imkânı vermiştir.
__________________


''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen)
View el Büğdüzi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür edenler:
şehzade (22.05.09)
Alt 21.05.09, 12:42   #4
şehzade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 12
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Hünkar mahfili
Konuları : 416
Mesajlar : 3,359
Teşekkürleri: 845
1,299 mesajına 2,562 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7 şehzade is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 27.05.10
Durumu : Status: Offline

Standart

kardeş Allah razı olsun benden önce davrandın saniye ile kaçırdım eklediğim 3. konuyu sildim..
__________________

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
mevlam için neyse değerim,ben o kadar ederim...
View şehzade'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için şehzade kullanıcısına teşekkür edenler:
el Büğdüzi (21.05.09)
Alt 22.05.09, 11:06   #5
el Büğdüzi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9 el Büğdüzi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline

Standart Kadının kocası üzerindeki hakları, kocanın vazifeleri 4



Abdullah b. Ebî Zübâb (R.A.)'den rivayete göre: Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: "Allah'ın cariyelerini dövmeyiniz." buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ömer (R.A.), Resûlullah (S.A.V.) Efendimize gelip:

- Yâ Rasûlellah! Kadınlar kocalarına karşı kafa tutmaya başladılar, diye şikâyet etti. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz de kadınları hafifçe dövmeye izin verdi. Bu izinden sonra Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin hanımlarının yanına kocalarından şikâyetçi olarak birçok kadın geldi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz bunu görünce şöyle buyurdu: "Gerçekten bu gece Muhammed ailesine kocalarından şikâyetçi olarak birçok kadınlar geldi. Şunu iyi bilin ki karılarını döven bu kimseler sizin hayırlılarınız değillerdir." (Ebu Davud, Nikâh: 42, No: 1834)

Hadîs-i şeriften anlaşılıyor ki Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin kadınlara merhametli davranmakla ilgili tavsiyelerini duyan bazı kadınlar bundan cesaret alarak kafa tutmaya başlamışlardır. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz kocalarına karşı görevlerini yapmadıkları takdirde erkeklerin hanımlarını hafifçe dövmesine izin vermiştir. Ne var ki bu sefer de erkekler bu izni adetâ bir emir telakki ederek hanımlarını fecî şekilde dövmeye başladılar. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, hanımlarını böyle fecî şekilde döven kimselerin hayırlı kimseler olmadığını, hayırlı kimselerin haklı oldukları zamanlarda onları hiç dövmeden idare ve terbiye edebilen kimseler olduğunu hatırlatmıştır.

Görülüyor ki dayağı İslâm getirmemiş, aksine onu hafifleterek ortadan kaldırmaya yönelmiştir. Merhum müfessirlerimizden Elmalılı Hamdi Yazır bu konuda şunları söylüyor: "Burada, kadın dövülür mü, diye bir soru sorulabilir. Evet, dövülmez, fakat bu ifadede kadın demek, nâşize yani dikkafalılık, şirretlik etmeyen, baş kaldırmayan, isyankâr olmayan kadın demek olduğu da unutulmamak lâzım gelir. Sırasına göre insanca olmak üzere birkaç tokat, hissî isyan ile uçuruma doğru giden hırçın bir kadına kadınlık şeref ve terbiyesini bahşetmek için güzel bir ders olabilir.
Şair Ziya Paşa merhum:

"Nush ile yola gelmiyeni etmeli tekdir,
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir."
demiştir.

Zamanımızda Kur'ân-ı Kerim'in işbu "dövünüz" emrini kötü tefsir ederek dillerine dolamak isteyen bazı Avrupalılar görüyoruz. Fakat ne garib tesadüftür ki biz ayet-i kerimenin tefsiriyle meşgul olduğumuz sırada bir Fransız mahkemesinin, kocası tarafından dövülmüş olan bir Fransız kadınının açtığı davaya karşı 'Hırçınlık edip kocasını sinirli bir hale getiren bir kadının yediği dayaktan dolayı boşanma davası açmasına hakkı olmadığına hükmettiğini gazeteler ilan ediyordu." (Yazır M. Hamdi, Hak Dini Kur'ân dili, II, 1351.)

Kur'an-ı Kerim'i bize tebliğ eden Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz hiçbir zaman kadın dövmediği gibi Abdullah b. Zem'a (R.A.)'den rivayete göre: "Sizden herhangi biriniz karısını, köle döver gibi dövmesin. Sonra belki de o günün sonunda o kadınla boyun boyuna sarılıp cinsî münasebet yapacaktır." (Buhârî, Nikâh: 93, No: 4908, 5/1997) buyurmuştur. Erkeğin zevcesini tedib hakkı onun yalnız dikkafalılık, şirretliklik, baş kaldırma haline mahsus değildir. Hayız ve nifastân veya cünüblükden temizlenmeyen veya sair dinî vecibelerini ifa etmeyen veya diğer haramlardan birini işlemekten çekinmeyen bir kadını da ta'zir maksadı ile tedibe zevcinin salâhiyeti vardır. Mesela bir erkek, karısını namaz kılmadığından dolayı dövebilir. Bir erkek hanımını münasip görmediği tavır ve hareketinden ve kokusundan rahatsız olduğu şeyleri yiyip içmekten, kullanmaktan mesela sigara içmekten men edebilir.
__________________


''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen)
View el Büğdüzi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür edenler:
şehzade (22.05.09)
Alt 22.05.09, 15:58   #6
واويلا - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 209
Üyelik tarihi : 24-08-2008
Mesleği : Qari
Nereden : İSTersem :)
Konuları : 177
Mesajlar : 2,625
Teşekkürleri: 1,270
763 mesajına 1,253 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 واويلا is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Konu bayağı faydalı. Şükranlarımı sunuyorum...
__________________
View واويلا'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
hak, ile, kârı, karşılıklı, kocanın, vazifeleri

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:59 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.