|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,920 | Üyeler: 10,668 | Online: 214 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 6735
Üyelik tarihi : 02-02-2010
Mesleği : eğitimci
Nereden : sarıyer anadolu gençlik
Konuları : 727
Mesajlar : 5,140
Teşekkürleri: 2,607
2,696 mesajına 5,299 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Kurban kesen ve kesmeyen her Müslümanın getirmesi gereken teşrik tekbirleri, arife günü sabah namazında başlıyor. Teşrik tekbirleri, Kurban Bayramı'nın dördüncü günü ikindi namazına kadar devam edecek. "Allahü Ekber Allâhü Ekber Lâ ilâhe İllâllahü Vallâhü Ekber, Allâhü Ekber ve Lillâhi'l-Hamd" şeklindeki tekbir, Hanefi mezhebine göre kurban kessin kesmesin herkesin üzerine vacip. Müslümanlar tarafından Hicri Takvime göre Zilhicce ayının onuncu gününden itibaren dört gün boyunca kutlanan bir dini bayram. Zilhicce ayın onuncu, on birinci ve on ikinci günlerine ' Eyyâm-ı nahr ' (Kesme günleri) ve bir önceki gün olan Zilhicce ayın dokuzuncu gününe Arife denir. Kurban Bayramı, aynı zamanda İslam âleminin her yıl Mekke'de hac farizasını ifa ettikleri vakittir. Kurban Bayramı, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan birçok ülkede dinî bayram olmasının yanı sıra resmî tatil ilan edilir. Ramazan Bayramı ile beraber İslam dinindeki en önemli iki bayramdan biridir. Bayramda Bayram Namazı kılınır ve Bayram hutbesi okunur. Arefe günü sabah namazından itibaren bayramın son ikindi namazı dâhil her farz namazdan sonra teşrik tekbirleri okunur: TEŞRİK TEKBİRİ Allahü Ekber Allâhü Ekber Lâ ilâhe İllâllahü Vallâhü Ekber, Allâhü Ekber ve Lillâhi'l-Hamd ------------ AREFE Bütün hacıların aynı günde kefene bürünmüşcesine Arafat'da toplanmaları, mahşer gününde insanların ALLAH Teâlâ'nın huzurunda bulunacakları hâli andırır ve o dehşet günü için bir ibret vesilesi olur. Mü'min hem dünyayı, hem ahireti hacda bir arada yaşar. USÜLLERİ Bu arada şu iki hususu da hatırlatalım:1- Kurban Bayramı'nın dördüncü günü ikindi namazına kadar her farz namazın ardından okunan teşrik tekbirlerine de Arefe günü sabah namazından sonra başlanır. Arefe gününün sabah namazından itibaren bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar yirmi üç farz vakit namazını müteakip bir defa: "ALLAHu Ekber, ALLAHu Ekber, lâilâhe illâllâhü vellâhü ekber, ALLAHu ekber ve lillâhil hamd" diye tekbir alınır. Teşrik tekbirleri, vâcibtir. Farz namazlarını kılmakla her mükellef olan kimse için bu tekbirler vâcibdir. Bu hususda tek başına namaz kılanla imama uyan, seferi ile mukim olan, köylü ile şehirli, erkek ile kadın müsavidir. Bir senenin teşrik günlerinden birinde terk edilen bir namaz, yine o senenin teşrik günlerinden birinde kaza edilse sonunda teşrik tekbiri alınır. Fakat başka günlerde veya başka senenin teşrik günlerinden birinde kaza edilecek olsa, teşrik tekbiri alınmaz. Bir namazda sehiv secdeleriyle teşrik tekbiri ve telbiye toplanacak olsa, evvela sehiv secdeleri yapılır, sonra tekbir alınır, sonra da telbiyede bulunulur. Şayet telbiye evvel yapılırsa, sehiv secdeleri ve teşrik tekbiri düşer. Arefe günü insanların bir yerde toplanarak Arafat'ta bulunan hacıları taklit edercesine bir vaziyet almaları, bir esasa dayanmamaktadır. Bid'at olup manasız bir davranıştır. (Alemgir, el-Fatava'1-Hindiyye, 1/153.) Arafat'ı ve Vakfeyi iyi anlamak gerekir Arafat, ârif olmaktır. Hakikati bilmek, tanımak, anlamak, kavramaktır. Marufa, marifete, marifetullaha ermektir. Bugün Yaratıcıyla muarefe günü... Arafat, insanın, kendisini ve birbirimizi, Yüce Yaratanını ve yaratılışı daha derinden tanıması, ma'rifete ererek yükselmesi, her an Rabbinin huzurunda olduğunu fark etmesi, varoluşunun gerçek ve hayatın nihai anlamını bilmesi, sıradan bir canlı olmaktan kurtulup "eşref-i mahlûkat" oluşunun anlamını kavraması demektir. Arafat, ma'rifettir, ALLAH Teâlâ'yı bilmektir. Yüce Yaratan'ı tanımak, sevmek ve sevmeyi bütün hücrelerimize nakşetmektir. Marifete ererek yükselmek, dirilişi, mahşeri, mahkeme-i kübra öncesi bekleyişi, ölmeden önce ölmeyi, hesaba çekilmeden önce muhasebe yapmayı bilmek, "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" sırrına ermek, ALLAH Teâlâ'dan geldiğimizi hissetmek ve O'na döneceğimizi kavramaktır. Rabbimize verdiğimiz sözü hatırlamak, bu tanımaya ve söze uygun davranma taahhüdü vermektir. Ârif olan anlar, Arafat'ı idrak eden hacı olur. Arafat'ı kavrayan marifeti bulur. Arafat, ârif olma yeridir. Arafat, marifeti yakalama yeridir. Arafat, önce Yunus'un dediği gibi: "İlim, ilim bilmektir,İlim kendin bilmektir..."kendini bilmedir, kendini bulma çabasıdır. Ve:"Kendini bilen, Rabbi'sini de bilir." (Aclûnî, Keşful-Hafa, 2/262, No:2532) hükmünce, kendimizi tanıyıp Rabbimizi tanımadır. Arafat'ta kendisini ve Rabbisini tanıyanlar da, mükafat olarak ALLAH Teâlâ tarafından tanınacaklardır. Fakat ALLAH Teâlâ'yı unutanlar, kendilerini unutacaklar ve neticede: "Onlar ALLAH Teâlâ'yı unuttular. ALLAH Teâlâ da onları unuttu!" (Tevbe sûresi:67) âyet-i kerimesi hükmünce, ahirette ALLAH Teâlâ tarafından da unutulacaklardır. (ALLAH Teâlâ'nın unutmasından maksat, onlardan yardımını, hidayetini ve rahmetini kesmesi, onları unutulmuş ve terkedilmiş bir vaziyette bırakmasıdır. ALLAH Teâlâ'nın unutması mecazî manadadır. Zira ALLAH Teâlâ unutmaktan münezzehtir.) Bu sebeple Arafat'ta hacı, kendini daha iyi tanımak, yolunu daha iyi tanımak, hayat yolculuğundaki yerini tanımak ve sonuçta Rabbini tanımak için neler yapabileceğini, bundan böyle nasıl bir yol izleyeceğini düşünmelidir. Bunun için Arafat önemli bir fırsattır. Çünkü Arafat marifettir. Arafat, tearuftur. Ayrılıkları ve gayrılıkları kalpten silip tanışmak, iyilik ve takva yolunda yarışmak ve birbirimizi insan olarak tanıyıp sevmek demektir. Gönüller arasında eşitlik ve kardeşlik köprüsü kurarak kaynaşabilmektir. Arafat, irfan meydanıdır. Arafat'a çıkmak demek, sadece kum tepelerini ve kayaları aşmak değil... Çünkü Arafat sadece bir tepe değil, taş, toprak hiç değil. Arafat'a çıkmak irfana ve ihsana, iyi bir Müslüman olmaya, ahlâkta ve dürüstlükte kemale ulaşmaya adım atmak demektir. Arafat diriliştir. Arafat, Hz.Âdem (A.S.) ve Hz.Havva'nın çocukları olarak burada buluşup, kötü ve yanlış olan ne varsa onları geride bırakarak, bembeyaz bir sayfa açıp hayata yeniden başlamaktır. Bunun içindir ki, hac arafat, Arafat hac demektir. Arafat, itiraftır. Günahları itiraf etme, günahlardan sıyrılıp gözyaşlarıyla dolabilmedir, arınabilmedir. Ebedî dirilişimiz adına, İlahi rızaya ulaşma için, geçmişte kalan hata ve günahlarımızdan tamamen arınma ve uzaklaşma için dua, yalvarış-yakarış ve tevbe zamanıdır. Rabbimize verdiğimiz sözü hatırlama, bu tanımaya ve söze uygun davranma taahhüdüdür. İnsan olarak, kul olarak hepimizin geçmişte birtakım eksiklikleri, hataları, kusurları ve yanlışları oldu. Bunları işlememiş olsaydık daha iyi idi, ama biz de biliyoruz, Rabbimiz de biliyor ki bunları işledik. Ancak şu anda içinde bulunduğumuz zaman, geçmişte içine düştüğümüz yanlışların ve günahların ağır yükünü atma, geleceğe dair hayatımızda tertemiz bir sayfa açma zamanıdır. Çünkü şimdi Arafat'tayız, ALLAH Teâlâ'nın insanları en çok bağışladığı günde ve mekândayız. ALLAH Teâlâ'nın misafirleri arasında bulunuyoruz. İçtenlikle yapılacak duaların asla geri çevrilmeyeceği bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bu zaman diliminin her bir anı bir manevi hazine, ele bir daha geçmez bir ganimet ve fırsattır. Bu nasibi iyi değerlendirebilmek için haccımızın, hayatımızın geri kalan süresi açısından Rabbimize vereceğimiz bir söze, bir sözleşmeye dönüşmesi gerekir. Bu, geçmişte işlediğimiz ve dinimizin emir ve öğütleri ile bağdaşmayan her şeyi hayatımızdan, düşünce ve davranışlarımızdan silip atmak ve hayatımızda yeni bir sayfa açmak üzere verilecek bir taahhüttür. Tıpkı Mina'da Akabe biatleriyle, temel insânî ve ahlâkî değerlere bağlı kalacaklarına ve bunların savunucusu olacaklarına dair Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizle sözleşme yapan Medine-i Münevvereli Sahabîler gibi söz vermeliyiz. Kaynak:Mehmet Talü
__________________
Her halde maksut sensin, Her manada anlatılmak istenen sensin eller ne derse desin, sen bize en sevgilisin 04/02/2011
unutulmayacak günlerden |
|
|
| Bu mesaj için arifan yolcusu kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | Abdülhamit (15.11.10), Alemdâr-ı İslâm (01.11.11), EliF (15.11.10), hakyol (15.11.10), muallim (15.11.10) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 3461
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Konuları : 654
Mesajlar : 4,482
Teşekkürleri: 10,380
2,954 mesajına 5,392 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline
|
Allah razı olsun.Bizleri gaflette bırakmasın.
Hayırlı bayramlar hocam.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] " Kişi Sevdiği ile Beraberdir " (Hadisi Şerif) "İlim mü'minin en yakın dostudur.
Akıl onun yol göstericisi;iyi,yararlı amel,işlerini düzene sokucusudur. Yumuşak huyluluk onun veziri,sabır onun hükümdarı,şefkat ve merhamet onun babası,hazımlı olmak onun kardeşidir." |
|
|
| Bu mesaj için muallim kullanıcısına teşekkür edenler: | arifan yolcusu (15.11.10) |
![]() |
| Etiket |
| tekbirlerini, teşrik, unutmayin |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Teşrik Tekbirlerine yarın sabah başlıyoruz | asilyeşil | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 2 | 07.12.08 14:46 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|