| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,920 | Üyeler: 10,668 | Online: 216 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE » Mehmet Talü »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17.08.11, 20:51   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,027 mesajına 19,450 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart Keffaretler 1-2-3-4


Keffaretler 1

Yanlışlıkla, bilerek veya zorlama sonucu işlenen bazı günahların affedilmesi için İslâm'da gösterilen telâfi yollarından her birine "keffaret" denir.
Keffaret, lügatta: Mahvetmek, izale etmek manasındadır. ALLAH Teâlâ, kullarından sudur eden bazı kusurları, günahları birtakım güzel ameller sebebiyle örttüğü, afv-ü mağfiret buyurduğu için buna vesile olan bu güzel amellerden her birine keffaret denilmiştir. Bu keffaretler, yapılması yasak olan şeyleri yapmaktan insanları men etmeye, vazgeçirmeye sebeb olur ve işlenen günaha bir ceza mahiyetinde bulunur. Aynı zamanda bir ibadet mahiyetinde bulunduğu için de günahların bağışlanmasına vesile olur. Binaenaleyh bütün keffaretlerde hem ukubet yani ceza hem de ibadet manası vardır. Keffaretler beş çeşittir:

1- Oruç keffareti: Ramazan-ı şerif ayında bile bile, kendi isteğiyle ve dinen geçerli bir özrü bulunmaksızın orucunu bozan kimseye gerekli olan keffarettir. ALLAH Teâlâ
"Amellerinizi iptal etmeyiniz." (Muhammed Sûresi: 33) buyurmuştur. Orucu kasten bozan kimse bir suç işlemiş olur. Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: Ramazan ayında orucunu bozan kimseye, zıhar kefareti gibi kefareti emretmiştir." (Darakutni, Sıyam:52, 2/190; Beyhekî, es-Sünenü'l-Kübra, Sıyam, No: 8161, 6/249)
Oruç keffareti sırasıyla şunlardan ibarettir:

a- Varsa bir köle veya cariye azat etmek yani hür kılmak.
b- Köle yoksa ardarda iki ay oruç tutmak.
c- Yaşlılık, zayıflık veya hastalık sebebiyle oruç tutulmazsa; altmış fakiri sabahlı-akşamlı doyurmak, ya da altmış fakire birer oruç fitresi vermek.
(Alemgir, el-Fetava'1-Hindiyye, 1/215)


Buna da güç yetmezse ALLAH Teâlâ'dan afv, mağfiret istenir. Nitekim Ebû Hureyre (R.A.) diyor ki: Bizler Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yanında oturmuş bulunduğumuz sırada, O'na bir adam geldi de:
-Ya Resûlellah! Helak oldum! dedi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz ona:
" Sana ne oldu ki?" diye sordu. O kimse:
-Oruçlu olduğum halde hanımımın üzerine düştüm yani onunla cinsel ilişkide bulundum, dedi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
"Azad edeceğin bir köle bulabilir misin ?" buyurdu. O zat:
- Hayır! Bulamam, dedi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
"Öyle ise iki ay ardarda oruç tutmaya gücün yeter mi?" diye sordu. O zat:
-Hayır, buna güç yetiremem, dedi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
"Altmış fakiri doyurmak imkânını bulabilir misin?" buyurdu. O zat:
-Hayır! Bulamam, dedi. Ebû Hureyre diyor ki: Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bir süre bekledi. Bizler de bu bekleyiş üzerinde iken Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize içinde hurma dolu büyük bir sepet getirildi. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
" O soru soran kimse nerededir? buyurdu. O zat:
-Benim! Buradayım diye ayağa kalktı. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
"Bu hurmayı al da, yoksullara sadaka et," buyurdu. O adam:
-Benden daha fakir olana mı vereceğim, ya Resûlellah? ALLAH Teâlâ'ya yemin ederim ki, Medine'nin iki kara taşlığı arasında benim ev halkımdan daha fakir bir ev halkı yoktur, dedi. Bu sözü üzerine Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, kesici dişleri meydana çıkıncaya kadar güldü. Sonra da o zata:
"Haydi bu hurmayı al da ailene yedir!" buyurdu. (Buharî, Savm: 30, No: 1834, 2/686, Hibe: 20, Nafakat: 13, Edeb: 95, Keffaretü'l- Eyman: 2,3; Muslim, Sıyam: 81; Ebu Davud, Savm: 37; Tirmizi, Savm: 28, Muvatta, Siyam:28)
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 25.08.11, 12:49   #2
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,027 mesajına 19,450 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart

Keffaretler 2

18 AĞUSTOS 2011



2- Yemin keffareti: Yaptığı bir yemine riayet etmeyip onu bozan bir Müslümana lazım gelen keffarettir. Bu konuda Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
"ALLAH-u Teâlâ, sizi yeminlerinizdeki lağv yani dilin sürçmesiyle yanılarak yapılan yeminden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat kalblerinizin azmettiği yeminler yüzünden sorumlu tutar. Bunun da keffareti ailenize yedirmekte olduğunuz orta derecesinden on yoksulu doyurmak, ya onları giydirmek, yahud bir köle azad etmektir. Fakat kim bunları bulamaz, bulmaya güç yetiremezse üç gün oruç tutması lazımdır. İşte bu, and ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi muhafaza ediniz. ALLAH Teâlâ, ayetlerini size böylece açıklıyor, ta ki şükredesiniz." (Maide Sûresi:89)
Ayet-i kerimenin ifadesiyle, yemin keffareti de sırasıyla şunlardan ibarettir:
a- Varsa bir köle azad etmek.
b- Köle yoksa, on fakiri giydirmek, veya on fakiri sabahlı-akşamlı doyurmak veya on fakire birer fitre vermek.
c- Bunlara güç yetmezse, ardarda üç gün oruç tutmak.
Yemin keffareti için on fakire fıtır sadakası miktarı bir şey verilmesi de yeterli olur. Bir yoksula on gün birer fitre verilmesi veya on gün sabahlı-akşamlı doyurulması da yetişir. Ancak bir yoksula on gün birer elbise verilmesi de caizdir. Fakat on elbise bir günde bir yoksula topluca verilse yalnız bir elbise verilmiş olur. Nitekim bu keffaret için on fitre miktarı bir yoksula bir günde verilse yalnız bir fitre verilmiş sayılır.
Fakire yemin keffareti için verilecek elbise onun vücudunun tamamını veya çoğunu örtecek bir halde bulunmalıdır. Bu elbisenin iki veya üç parçadan oluşması daha iyidir. Bununla birlikte bir elbise kısa da olsa yiyecek yerine bir bedel olarak da verilebilir.
Keffaretin, yemin bozulduktan sonra yerine getirilmesi gerekir. Adiyy (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Bir kimse bir şey için yemin eder, sonra da ondan daha hayırlısını görürse yemini bozsun ve keffaret versin." (Müslim, Eyman:3, No: 17, 3/1273; Buhari, Eyman:1)
3- Katillik keffareti: Bir insanı, bir hata neticesinde öldüren bir Müslümana lâzım gelen keffarettir. Bu konuda Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
"Bir mü'minin diğer bir mü'mini öldürmesi ancak hata ile olabilir. Kim bir mü'mini yanlışlıkla, kaza ile öldürürse mü'min bir köleyi azad etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet, kan bedeli vermesi lâzımdır. Meğer ki onlar, o diyeti sadaka olarak bağışlamış olsunlar. Eğer öldürülen mü'min olmakla beraber size düşman bir kavimden ise o zaman, katilin mü'min bir köle azad etmesi lâzımdır. Şayed kendileriyle aranızda anlaşma olan bir kavimden ise o vakit mirasçılarına bir diyet vermek ve bir de mü'min bir köle azad etmek gerektir. Kim bunları bulamazsa ALLAH tarafından tevbesinin kabulü için birbiri ardınca iki ay oruç tutması icab eder. ALLAH Teâlâ, her şeyi bilendir, gerçek hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisa Sûresi: 92)
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 25.08.11, 12:50   #3
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,027 mesajına 19,450 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart


Keffaretler 3
19 AĞUSTOS 2011





Ayet-i kerimenin ifadesiyle, katillik keffaret sırasıyla şunlardan ibarettir
a- Varsa mü'min bir köle veya cariye azad etmek.
b- Köle yoksa, ardarda iki ay oruç tutmak.
4- Zıhar keffareti: Zıhar: Bir erkeğin kendi hanımının tamamını veya onun yarısı gibi yaygın bir parçasını veya boyun gibi şahsiyetinin tamamını bildiren bir uzvunu, mahremlerinden, nikâhı ebediyyen haram olan bir kadının tamamına veya o kadının karnı, sırtı, uyluğu gibi bakılması caiz olmayan bir uzvuna benzetmesidir. Mesela bir adam karısına: "Sen, bana anam gibisin.", "Sen, bana anamın arkası gibisin.", "Sen, bana annemin veya kız kardeşimin veya halamın veya teyzemin karnı gibisin.", "Senin boynun, bana annemin sırtı gibidir." ve benzeri sözleri sarf ederse zıhar yapmış olur ve keffaret vermesi gerekir.
Zıhar; İslâmın gelişi sırasında arap toplumunda bir boşama yolu idi. Bir erkek karısını boşamak istediği zaman ona: "Sen, bana annemin sırtı gibisin" veya "Sen, bana annem gibisin" derdi. Bu sözle boşamanın gerçekleşmesi örf halini almıştı. Ashab-ı kiramdan Evs b. Sâmit (R.A.) eşi Havle binti Sa'lebe'ye kızarak: "Sen, bana annemin sırtı gibi ol" der ve evi terkeder. Havle binti Sa'lebe (R.Anha) Resûlullah (S.A.V.) Efendimize başvurarak; yaşlılığını, fakirliğini ve çocuklarına bakacak durumu olmadığını bildirir ve bu boşanmaya bir çare bulunmasını ister. Bu arada Cenab-ı Hakk'a da dua eder. Bunun üzerine zıharla ilgili şu âyeti kerimeler inmiştir:
"Ey Muhammed! Kocası hakkında seninle mücadele eden ve ALLAH Teâlâ'ya şikayette bulunan o kadının sözünü ALLAH işitmiştir. Zaten ALLAH, ikinizin arasında geçen münakaşayı işitiyordu. Şüphesiz ki ALLAH, Semi'dir, Basir'dir, her şeyi işiten ve görendir. Ey iman edenler! Sizden karılarını annelerine benzetip "zıhar" yapanlar bilsinler ki, karıları onların anneleri değildir. Onların anneleri ancak kendilerini doğuranlardır. Muhakkak ki "zıhar" yapanlar, asılsız ve çirkin bir söz söylüyorlar. Şüphesiz ALLAH, çok affeden ve bağışlayandır. Karılarına zıhar yapıp sonra sözlerini geri almak isteyenlerin karılarıyla temasta bulunmadan evvel bir köle azat etmeleri gerekir. İşte böylece size öğüt verilmektedir. Şüphesiz ALLAH yaptıklarınızdan haberdardır. Azad edecek köle bulamayanın ise, karısıyla temasta bulunmadan önce aralıksız iki ay oruç tutması gerekir. Buna da gücü yetmeyenin altmış yoksulu doyurması gerekir. Bu açıklama ALLAH Teâlâ'ya ve Resûlüne hakkıyla iman etmeniz içindir. İşte bunlar, ALLAH Teâlâ'nın koyduğu sınırlardır. İnkar edenler için can yakıcı bir azap vardır." (Mücadele Sûresi: 1-4)
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 25.08.11, 12:52   #4
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,027 mesajına 19,450 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart

Keffaretler 4

23 AĞUSTOS 2011

Bu âyet-i kerimelerden de anlaşılacağı gibi zıhar keffareti oruç keffareti ile aynıdır. Eşine karşı zıhar yoluna başvurmuş olan mükellef bir erkeğin keffareti yerine getirmedikçe onunla cinsel temasta bulunması caiz olmaz. Zıhar yapan kimse yalan söylemiş, gerçekte kendisine helâl olan bir şeyi haram göstermiş olmaktadır." (Mevsilî, İhtiyar, 3/162-163)
Sonuç olarak zıhardan vazgeçmek isteyen erkek azat edecek köle bulamazsa, peşpeşe iki ay oruç tutar. Eğer sağlığı buna elverişli değilse altmış yoksulu doyurur. Bu sıranın gözetilmesi zorunludur.
İki ay peşpeşe oruç tutarken gece veya gündüz, özürlü veya özürsüz, unutarak veya kasten ailesi ile cinsel temasta bulunsa, iki aylık oruca yeniden başlaması gerekir. Çünkü zıhar âyetinde: "...birbirleriyle cinsel temasta bulunmadan önce.. " keffâretin yerine getirilmesinden söz edilmiştir.
Bir erkeğin eşine: "Sen bana annem gibisin veya annemin benzerisin" sözünü kullanması halinde şu ihtimaller ortaya çıkar. Bununla eşinin iyiliğini kasdetmişse bir şey gerekmez. Zıharı kasdetmişse zıhar hükümleri uygulanır. Boşanmayı kasdetmişse bir bâin talak meydana gelir. Hiç bir niyet taşımamışsa, bu sözü ile bir hüküm meydana gelmez. (Alemgir, el-Fetava'l-Hindiyye, 1/505-514.)
5- Traş Keffareti: Hac için ihrama girip hastalık gibi bir özre binaen saçlarını vaktinden evvel traş ettiren veya soğuk, hastalık gibi bir özür sebebiyle dikilmiş elbise giyen kimseye gerekli olan keffarettir. Bu hususta Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
"İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur da tıraş olmak zorunda kalırsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir." (Bakara Sûresi:196)
Ka'b b. Ucre (R.A.) şöyle demiştir: Hudeybiye musalahası esnasında Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz yanımda durdu. Başım bit kaynıyordu. Bana:
- Başındaki haşereler seni rahatsız ediyor mu? diye sordu. Ben:
- Evet, deyince:
- Başını tıraş et veya tıraş ol, buyurdu. İşte bu, Bakara sûresi:196 ayet-i kerimesi indi. Sonra Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
"Üç gün oruç tut veya altı fakire sadaka ver, yahut mümkün olan bir kurbanı kes" (Buhari, Hac:7, No:1720, 2/644; Müslim, Hac:10, No:1201, 2/866; Ebu Davud, Menasik:42, No:1860; 1/574; Tirmizi, Tefsiru'l-Kur'an:20, No:2984, 4/454; A.b.Hanbel, No:17640, 4/241; Darakutni, Hac:281, 2/298; Beyhekî, es-Sünenü'l-Kübra, Hac: No:8785, 6/460, Taberani, el-Mu'cemu'l-Kebir, No:233, 19/113, İbn-i Huzeyme, Menasik:593, No:2677, 4/196)buyurdu.
Ayet-i Kerime ve hadis-i şerifin ifadesiyle, traş keffareti şu üç şeyden biri ile olmaktadır. Keffareti ifa edecek olan hacı muhayyerdir:
a- İsterse bir koyun keser. Harem dahilinde kesilmesi gerekir.
b- Dilerse altı fakire birer fitre miktarı sadaka verir. Mekke-i Mükerremenin fakirlerine verilmesi efdaldir.
c- İsterse üç gün oruç tutar. Bu orucun ardarda tutulması şart değildir ve istenen yerde tutulabilir. (Alemgir, el-Fetava'l-Hindiyye, 1/244.)
Dinimizce meşru kılınan ve ifa edilmesi ALLAH Teâlâ'nın kulları üzerinde bir hakkı olan bu keffaretler, görüldüğü üzere fakirleri, köleleri ne kadar korumaktadır, sosyal adaleti ne kadar sağlamakta ve toplum yapısındaki boşlukları ne kadar doldurmaktadır!..
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
keffaretler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:15 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.