| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,925 | Üyeler: 10,668 | Online: 220 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ »

MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ MGForum Araştırma ekibimiz sizin için araştırıyor.

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06.02.12, 20:54   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart Televizyonun topluma katkısı

TELEVİZYONUN TOPLUMA KATKISI












İnsanoğlunun hayatı boyunca değişik ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçların başında inanç, yemek, içmek, uyumak, gezmek, giyinmek, evlenmek, eğlenmek, gelir vardır. Anadolu halkı yoğun gündelik yaşam içerisinde eğlenmeye özel bir yer ayırmıştır. Geceleri bir araya gelen ahali hasbihal olduktan sonra o ortamda espriler yaparlar ve çeşitli mizaç yeteneklerini ortaya koyarlardı. Bu mizaçlar zamanla topluma mal olurlardı. Köy odalarında, kahvelerde, salonlarda; taklitler, gölge oyunları, orta oyunlar bu muhabbet ve sevginin sonucu olarak doğmuştur. Bu atmosfer gönülleri fethederken Anadolu’ya siyah beyaz bulutlar çöktü birden bire. Muhabbetlerin ve ziyaretlerin sonuydu. Önce istenmese de zamanla tüm evlerimizin başköşesine konuldu televizyon.
İnsanoğlunu ciddi anlamda etkileyen araçların başında kitle iletişim araçları gelir. Bu araçların başında da kırk yıldan beri televizyon durmaktadır. Siyah beyaz olarak yayına ilk başlayan TRT oldu. Önceleri günümüzün bir bölümünü almakla başladı işe. Gösterilerinden haberi olan manevi değerlerine bağlı insanlar evine almak istemedi. Çok direttiler ama salgın hastalık gibi tüm insanlarımızı kendine bağladı. Derken renklenip kanal sayısı arttı. Günümüzde yüzlerce televizyona ulaştı. İnsanlar ilk etapta gördükleri filmlere büyük sevgi bağladı. Çünkü oyunlar güzel oynanıyordu. Çekimlere Anadolu dâhil ediliyordu. Kimi zaman bir melodi, kimi zaman bir ağıt, kimi zaman da bir sevdayı konu alıyordu. Birden bire benzini tükendi televizyonların. Artık konu olarak dine saldırma, dindarlarla alay etmede çaresi bulundu. Bunu yaparken de bizleri sözde güldürdü Şaban tiplemeleri. Konu hep aynıydı. Örtülü hademe, sahte hoca, güvenilmez sakallı insan…
Bu konularda zamanla para etmedi. Batıyı taklit etme rüzgârı esmeye başladı. Modern hayat, Avrupa hayranlığı gibi… Bunlar da tükendi. Artık televizyon ve sinema sektörü doğu kültürlerine yöneldi. Kurtuluşu orada zannetti. Töre, ağa, aşiret konulu filmlerle belirli bir zaman daha geçirdi. Halkımız Reşo Ağa, Maho Ağa, Sıla gibi dizilerle oyalandı. Yetmedi; ruh dünyasına hitap eden küçük hikâyelerle insanların kafasını karıştırmaya çalıştılar.
Son yıllarda gençliğin bunalıma sokulması maneviyatların çökmesinin başında televizyon ekranları gelmektedir. Peş peşe yayına giren ve durmadan değerlerimize saldıran diziler kültürel yozlaşmayla beraber insanın manevi ortamdan uzaklaşmasına neden oldu. Bunu büyük bir zafermiş gibi haber ekranları gençlerimizi ve insanlarımızı yanlış üzerine yanlışa teşvik etti. Annesini öldüren kızlar, her gün cinayet haberleri, esrar, eroin, bali, kundaklama örnekleri hem diziler hem haberler sayesinde insanlarımızın arasında bir kültürmüş gibi yerleşti. İlköğretimlerdeki küçük öğrencilerimizin aileleriyle birlikte izledikleri dizileri duyduğumuzda tüylerimiz ürpermektedir. Gayri meşru ilişkilerin meşrulaşması, kız erkek ilişkilerinin normal gösterilmesi çoğu kez öğrencilerimize model olmaktadır. Hatta bazı duyumlarımıza göre öğrencilerin bu tür izledikleri olumsuzlukları hayatlarına geçirdikleri, küçük yaşlarda cinsel uyanmaya gittikleri görülmektedir.
Bu olumsuz gelişmeler Ortadoğu ülkelerine de sıçramış bulunmaktadır. Onlar bizlerin dizilerini ve programlarını izlemekte, dizilerimizden gördüklerini ülkemizin bir gerçeği olarak kabullenmekteler. Zamanla çelişkiye düşseler bile beraberinde de etkilenmektedirler. Bütün Türkiye’de yaşayanları dizideki gibi hayal etmektedirler. Bu algı onların sevgi ve muhabbetini kırıp, değişik yargılara itmektedir. Bu oyunun bilinçli olarak oynandığını düşünüyorum.
Televizyon ne yapmaya çalışıyor, nereye gitmek istiyor. Hâsılı kimlere hizmet ediyor? Neyin uğruna neyi satıyor. Artık tv sektörünün ve yönetmenlerin ellerinde malzeme kalmadı işi aileyi yıkma, tarihe saldırma, geçmişini reddetme, anormalleri normal hale getirme peşinde koşmaktadırlar.
Bir tarafta televizyon patronları konu ararken bir tarafta da televizyon hayatımızın daha ileri safhalarına yerleşme çabasındalar. Artık çarşılarda dev ekran görseller, seyahat otobüslerinde koltuk arkalarında televizyonlar, cep telefonlarımızın ekranlarında bizleri yalnız bırakmamaktalar. Bunun destekleyicileri de aynı misyonla yollarına devam ediyor. İnternet siteleri ve Cd’ler ahlaksızlığı yaymak için elinden geleni yapmaktadır.
Burada bizlere büyük görev düşmektedir. Bilinçli toplum, yanlışlara dur demesini bilen, haklarını savunana bir toplum olmak mecburiyetindeyiz. Altı yüz yıl dünyaya hüküm sürmüş olan ecdadımızı sözde modern Avrupa ahlakıyla tanıtılması kabul edilemez bir davranıştır. Utanmadan gözümüzün içine baka baka sözde bizi eğlendirme adına çektikleri diziler bize ne kadar uygundur. Hem sanatsal hem gerçekçilik hem de toplumsal değerlere saygı açısından önem taşımayana bu dizilerin tek amacı para kazanma adı altında tarihe ve inanca saldırmaktır.
Burada RTÜK’ü göreve davet ediyoruz. Kendileri bizim gibi inanmak zorunda değiller ancak bizim inanç ve değerlerimize saygı duymak zorundadırlar.
Burada inançlı halkımıza düşen görev kendi medeniyetimizin görsellerini gündeme taşımaktır. Kaliteli yapıtlarla gündeme oturmak ve mücadele etmektir. Kişi kendisi yapamasa da usta insanlara finansman sağlayarak yaptırmak zorundadır. Bin dört yüz yıllık bir medeniyet için bin dört yüz adet sinema yapıtı çok olmasa gerek. Bu sektör ne kadar bozduysa, düzeltmeye de muktedirdir.


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sorumluluk Duygusu Temelleri ve Televizyonun Çocuklardaki Etkileri Alemdâr-ı İslâm ÂİLE VE ÇOCUK EĞİTİMİ 0 18.01.11 08:52
Cemaatlerin Dünyevîleşmeye Katkısı ! Vukuf-i Kalbi Serdar Demirel 10 26.09.09 23:26
Topluma ne oldu da böylesine çıldırdı? Adige Abzakh Abdülkadir Özkan 0 24.07.09 11:27
Medyanın topluma yaptığı fenalıklar... Alemdâr-ı İslâm MİLLİ GAZETE 0 04.06.09 09:22

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:26 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.