|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,924 | Üyeler: 10,668 | Online: 209 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| MGFORUM GÜNDEMİ MGForum Sitemizde yer alan Gündemi belirleyici konuların Paylaşıldığı Bölümümüz.Çeşitli kategorilerden günlük veya haftalık olarak bazı konular belirlenip bu bölümde yayımlanır. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,466 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline
|
Ve sonuç olarak İskilipli Atif Hoca vakarla ve dudaginda ayetlerle gittiği idam sehpasında şunu ... İskilipli Atıf Hoca neden şehit edildi? İskilipli Atıf Hoca kimdir? Türk din adamı (d. 1875 / 1876 - ö. 1926) Şapka Kanununa muhalefetten İstiklal Mahkemelerinde yargılanarak 4 Şubat 1926 tarihinde şehit edildi. Hayatını anlatan bir film çekilmiştir. Frenk Mukallitliği ve Şapka isimli bir eseri vardır. Atıf efendi, Akkoyunlu aşiretinden ve İmamoğulları ailesinden Mehmed Ali Ağa'nın oğlu olup, 1292 hicri (1875 / 1876 Miladi) senesinde Çorum’un İskilip kazasının Toyhane köyünde dünyaya gelmiştir. Annesi Mekke-i Mükerreme'den göç etmiş Ben-i Hattap aşiretinden, Arap dedenin torunlarından Nazlı hanımdır. Altı aylıkken öksüz kalan Mehmed Atıf, dedesi Hasan Kethüda efendinin himayesinde yetişmiştir. TAHSİL HAYATI Dedesi Hasan Kethüda efendinin himmetiyle evvela köy hocasından başladığı tahsiline 1891 yılından itibaren iki sene İskilip’te, müderris Hoca Abdullah efendi nezaretinde devam etmiştir. 1893 Nisan'ında, ailesinin karşı çıkmasına rağmen İstanbul’a gelip medrese tahsiline burada devam etti. Meşhur Çarşamba'lı hocanın rahle-i tedrisine oturdu. Medresede daha çok “İskilipli Mehmed” olarak anılırdı. 1902’de medrese eğitimini iyi bir derece ile bitirdi ve aynı yıl açılan Ruus imtihanına girerek İstanbul müderrisliğini kazandı, ertesi sene Fatih Camii'nde ders vermeye başladı. Bu arada İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesine girdi ve 1905’te buradan mezun olarak Kabataş Lisesi Arapça muallimliğine atandı. Mehmed Atıf Efendi, Cumhuriyet döneminde olduğu gibi, Meşrutiyet öncesi ve sonrasında da çeşitli düşmanlarının yanlış yorum ve bakış açıları yüzünden taşlanıp durdu. Ama o bunlara tevekkülle sabretti, fazilet yemişleri vermeyi sürdürdü. Meşihat–ı İslamiye dairesinde bulunan ders-i âmların mağduriyetini giderme konusunda yaptığı çalışmalar üzerine devrin Şeyhülislam’ı tarafından Bodrum’a sürüldü. Üzerinde yoğunlaşan baskılar yüzünden Kırım’lı İbrahim Tali efendinin pasaportu ile gizlice Kırım’a geçti. Kırım’dan Varşova’ya kadar gitti. Meşrutiyet’in ilanından bir hafta evvel İstanbul’a geri döndü. 1910’da medreselerin genel müfettişliğine getirildi. Bu sıralar Sebilürreşad, Beyan-ül Hak, Mahfel gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Fazileti ve ilmi İstanbul’un her tarafına yayıldı, hattâ yurt dışına kadar taştı. Kosova, Plevne, Üsküp gibi yerlerden heyetlerin memleketlerinde yerleşmesi için yaptıkları ricaları, Kırım vakıflar bakanlığı tekliflerini nazikçe geri çevirdi. Sizden bir kaç tane olsa, İslamiyet bütün Doğu'yu fethederdi Rivayete göre Japon büyükelçisi Uçida kendisini ziyaret ettiğinde, Atıf Hocaya şöyle söylemiş: “Sizin gibi birkaç hoca daha olsaydı, İslamiyet bütün Doğu'yu, bu arada Japonya’yı da fethederdi.” Daha sonra Çorum’dan milletvekili adayı oldu. 31 Mart olayında bir hafta tutuklu kaldı. Suçsuz olduğu ortaya çıkınca serbest bırakıldı. İttihatçıların entrikaları ile, Mahmud Şevket Paşa'nın öldürülmesi olayında katkısı olduğu gerekçesi ile Sinop’a sürüldü. Çorum, Boğazlıyan ve Sungurlu'da yaklaşık 1,5 yıl sürgün hayatı yaşadı. 1919 yılında Dar-ül Hilafet-i Âliye medresesi İbtida-i Dahil umum müdürlüğü ve Medreset-ül Kudat’ta (Hakimler okulu) Hikmet-i Teşriiyye dersi müderrisliğine getirildi. Bu yıllardan itibaren Atıf Hocayı herkes tanımaya başladı. 21 Ocak 1926 tarihli Ankara İstiklal Mahkemesi zabıtlarında Reis Kel Ali bu durumu şöyle ifade etmekte ve idam konusunda bize bir ipucu vermektedir: “Fatih'in en tanınmış bir hocasıdır.” İŞGAL GÜNLERİ Başkent'e düşman çizmesi girmiş, vatan toprakları yüzyıllar sonra yeni bir haçlı işgaline maruz kalmıştı. İzmir’in işgali üzerine Teali-i İslam Cemiyeti bir protesto beyannamesi sundu. İstanbul hükümeti Anadolu’daki Kuvva-i Milliye hareketine karşı halkın yönelişini kırmak için bir fetva yayınlamış, ama Anadolu ulemasının karşı fetvası bunu boşa çıkarmıştı. Bunun üzerine Şeyhülislam Mustafa Sabri efendinin marifetiyle Teali-i İslam Cemiyeti namına yazılmış ve bastırılmış bir beyanname zorla Teali-i İslam Cemiyeti idare heyetine imzalatılmaya çalışılmıştı. Ama Atıf Hoca ve Tahir-ül Mevlevi’nin şiddetle karşı koymaları üzerine de mühürsüz olarak Yunan uçaklarınca Anadolu’ya atıldı. Buna karşın, o zamanın Vakit Gazetesinde, Atıf Hoca tekzibname yayınladıysa da, Ankara İstiklal Mahkemesi zabıtlarında okuduğumuza göre, bu beyanname Hocaefendi’ye karşı güdülen kinin mühim bir sebebi olarak zihinlerde kaldı. Atıf Efendi, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki yazılarında, batılılaşma illetine tutulmuş Cenab Şahabeddin, Ömer Rıza Doğrul, Süleyman Nazif gibi zatlarla çeşitli mevzularda kalem münakaşalarına girişti. Yazılarını ve eserlerini incelediğimizde onun Şark ve Garb’da yazılan eserlere vukufu rahatlıkla anlaşılmaktadır. Modernist düşüncelerin Osmanlı ülkesinin saçaklarını sardığı bir zamanda engin bilgisiyle bunlara karşı dimdik durdu. Şimdilerde memlekette cirit atan bir grup modernist, oryantalist mütercimi, ilmilik yaparak meşhur olmak isteyen zavallılar o zaman da vardı. Ama karşılarında Atıf Hoca ve emsali çetin ceviz ulemayı bulmuşlardı. 1923 yılında yayınladığı “Tesettür-ü Şer’i” (dini örtünme) ve 1924’de neşrettiği “Din-i İslam’da Men-i Müskirat” (islamda içki yasağı) adlı eserleri ile “Atıf Efendi Kütüphanesi Neşriyatından” adıyla yeni bir serinin telifine başladı. Bu seriyi 10 sene içerisinde 50 kitaba ulaştırma azmindeydi. Üçüncü eser “Frenk Mukallitliği -batı taklitçiliği- ve Şapka”dır. Dikkat edilirse, üç eser de devrin idaresini rahatsız edecek cinstendir ve devam etmesine izin verilmemiştir. İnançları uğruna şehit edildi İskilipli Atıf Hoca’yı idama götüren gerekçenin bazı çevrelerin iddia ettikleri gibi milli mücadeleye karşı tutumu değil, şapka inkılabından kaynaklanıyor. Bir süredir bazı çevreler İskilipli Atıf Hoca’nın şapka inkılabı yüzünden idam edilmediği, milli mücadeleye karşı tutumu nedeniyle idam edildiği iddia ediliyordu. Fakat Ankara İstiklal Mahkemesi’nin zabıtlarına göre Atıf Hoca’nın şapka inkılabına aykırı olarak inkılap çıkmadan yazmış olduğu bir risaleden dolayı asıldığını teyit etmektedir. İşte İskilipli Atıf Hoca’nın idama götüren celse notları : 1.Celse (3 ŞUBAT 1926 ÇARŞAMBA) Mahkeme heyeti; Reis: Kel Ali Çetinkaya (Afyon Mebusu), Savcı: Necip Ali Küçüka (Denizli Mebusu), Azalar: Kılıç Ali ve Reşid Gâlib (Antep ve Aydın Mebusları)Hoca Atıf Efendi’nin TC’nin yenilik ve ilerlemeye doğru attığı adımlara mani olmak ve halkı isyan ve irticaa teşvik etmek kastıyla İstanbul’da 1924 sonlarında “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adlı eseri yayınladığı ve muhtelif vasıtalarla memleketin muhtelif yerlerine dağıttığı sıralarda İstanbul Polis Müdüriyeti tarafından Birinci şube raporuyla Dâhiliye Vekâletine ihbar edildiği (1925), adı geçen vekâletin 4717 numaralı emirleri ile mezkur risalenin toplatılmasının ve dağıtılmasının yasaklanmasının İstanbul’a bildirildiği ve kitapların bir kısmına el konulduğu halde, emrin uygulanışı tarihinden bir müddet sonra adı geçen eserin isyanın çıktığı mıntıkalarda yapılan aramalarda elde edilmesi ve muhakemeleri yapılan maznunlara yöneltilen suallerden eserin isyandan bir iki ay evvel bahsedilen muhitlere gelerek elden ele gezdirilmek suretiyle gizliden gizliye okunduğu ve Şapka İksâsı Hakkındaki Kanun’un kabul edilmesi üzerine muhtelif mahallerde şapka şapka aleyhinde propagandada bulunan kişilerin tevkifi esnasında yapılan aramalarda bahsedilen esere tesadüf edildiği ve yapılan tahkikatta adı geçen eserin masum halkın fikirlerini iğfal ve irticaa teşvik maksadıyla Anadolu’nun içerlerine ve bilhassa doğu vilayetlerine ücretsiz olarak gönderildiği ve eserin basımı ve dağıtımı hükümetçe men edildiği halde basımı ve dağıtımı için gayretler gösterildiği çeşitli bölgelerdeki isyanın çıkışında amil ve en mühim tahrik vasıtası olduğu ve Atıf Efendi; geçmiş hayatı itibarı ile de 31 Mart irtica hadisesinde ve Mahmud Şevket Paşa merhumun katledilmesinde de alakadar bulunduğundan çeşitli suçlar ile cezaya çarptırıldığı Sinob’a sürüldüğü ve bundan başka milli mücadelenin en buhranlı zamanında Anadolu içlerine doğru uzanmış işgal ordusuna mukavemet edilmemesi hususunda başkanlığını yaptığı Teali İslam Cemiyeti adına düzenlediği beyannameleri sonradan aldığı çeşitli inkar tertiplerine rağmen yunan tayyareleri ile istiklali ve hayat hakkı için mücadele eden Anadolu köylerine attırdığı ve yeniliğe ve cumhuriyete daimi bir düşman vaziyeti almış olan adı geçen kişinin son isyan hadisesi ile maddeten ve manen alakadar bulunduğu bir çok delil ile anlaşıldığını ve ortaya çıktığı. Bu hususla ilgili muhtelif raporlarından anlaşılmalar, hareketinin karşılığı olan Kanun-ı Ceza-yi Umumi’nin 45. Maddesinin “her biri cürmün husûlü maksadıyla ef’alimiz buradan beri ya birkaçını icra eylerse zikredilen şahıslara hemfiil denilir ve cümlesi fail-i müstakil gibi mücâzât olunur. ” diyen muharrer fırkası dolayısıyla adı geçen kanunun 55. Maddesinin TC’nin teşkilat-ı esasiye kanununu tamamen veya kısmen tağyir ve ya ifa-yı vazifeden men’ine cebren teşebbüs edenler idam olunur” diyen muharrer fırkası mûcebince İskilipli Hoca Atıf efendinin salben idamlarına oy birliği ile karar verildi. (Ankara İstiklal Mahkemesi) İskilipli Atıf Hoca’nın Muhakemesinin Son Bölümlerinden Bir Kısım Soru: …bir defa böyle kitap satışı dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. Kitap gönderdiğiniz adamların hepsi kitap satacak adamlar değildir. Cevap: gönderdiğim adamların hepsi memleketlerinde itibar sahibi olan adamlardır beyefendi. S: onlar kitap satmazlar. C: bendeniz kitapçıya sattıramazdım. İstanbul’da yeni her kimin kitabı çıkarsa çıksın en fazla yüz, yada iki yüz satılır, diğerleri kitapçılarda kalır… S: bu kabul edilebilir bir ifade değildir. C: hakikat böyledir. S: kitabın basıldığı ve dağıtıldığı, sevk edildiği günler, memleketin tarihi için en acılı günlerdir. Fesat kaynadığı, isyan çıkacağı günlerdir. Bütün bu hakaretin bir gizli gayeye delalet eder. C: eğer Kürdistan’a göndermiş olsa idim dediğiniz doğru idi. Fakat ben Anadolu’nun göbeğine gönderdim. Karahisar’a gönderdim. S: imkân bulsa idin oraya da gönderirdin. C: gizli bir maksadım olsa idi oralara da göndermenin çarelerini bulurdum.S: buradaki isimler hep görünümü kurtarmak için yazdığın isimlerdir…… S: …sen en karanlık günlerde Teali İslamcılık yap, Mustafa Sabri’nin yanında ol sonra karşımızda şöyle böyle söyle. Sözleriniz hiçbir gerçeğe uygun değildir. C: bu husus için size belge gösteririm. S: ne belge? C: Mustafa Sabri ile bu beyanname meselesini görüşse idim, tekzip etmezdim.S: bilakis, bu sizin kastınızın devamı için yapılmış bir tertib olur. C: niçin öyle olsun, ben de onlarla beraber olur beyannameyi tasdik için ısrar ederdim ve imza ederdim. Hâlbuki açıkça muhalefet etmişimdir… S: belge göster. C: Belgeyi arz ediyorum: Vakit Gazetesi 1034′üncü nüshasında tekzibnamem durur. Şimdi durup dururken bendenize vesika sormak bilmem nasıl olur! S: sen bu tekzibnameyi ancak gizli bir maksat için yaparsın. C: ne maksadı beyefendi? S: çünkü gördünüz ki bunlar yunan tayyareleri ile atıldı ve aksi tesir yaptı. Anadolu halkı Milli Mücadeleye daha fazla destek vermiştir. Sizde bu kötü durumdan kurtulmak için bunu yaptınız. C: eğer öyle olsa idi onlarla beraber olurdum, cemiyete devam ederdim. Hâlbuki devam etmedim. Bu da bir delildir. Eğer devam etse idim bu düşünceniz akla gelebilirdi. S: sus bizi çileden çıkarma! Hürriyet ve itilaf’tan ve Mustafa Sabri’den destek alarak bu cemiyeti kurduğun buradan belli oluyor. Sen hâlâ onlardan ayrıyım diyorsun. Biz budala olmalıyız ki, bu sözlere inanalım. Bol bol atıyorsun.Çıkarın!” Ve sonuç olarak İskilipli Atif Hoca vakarla ve dudaginda ayetlerle gittiği idam sehpasında şunu söylüyordu: "Zalim ve katillerle elbette mahşer günü hesaplaşacağiz" Ajans5.com / ÖZEL HABER [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | Adige Abzakh (08.02.11), arifan yolcusu (10.02.11), EliF (07.02.11), hakyol (07.02.11), leyya (07.02.11) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Akıncı
Üye No : 9072
Üyelik tarihi : 30-01-2011
Konuları : 18
Mesajlar : 245
Teşekkürleri: 42
94 mesajına 155 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() Son Aktivitesi : 16.06.11
Durumu : Status: Offline
|
hocam ızındeyız bız de sapka takmıyor ve taktırmıyoruz |
|
|
| Bu mesaj için firak kullanıcısına teşekkür edenler: | arifan yolcusu (10.02.11) |
![]() |
| Etiket |
| atıf, edildi, hoca, neden, İskilipli, şehit |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İskilipli Atıf Hoca'nın mezarı bulundu | Muhammed | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 4 | 28.12.09 05:30 |
| İskilipli Mehmed Âtıf Hoca Hz. | Ruh-efzâ | ASRIN MÜCAHİDLERİ | 4 | 04.12.09 10:35 |
| İskilipli Âtıf Efendi’nin Mezarı Nerededir? | Muhammed | M.Şevket Eygi | 0 | 28.11.09 15:14 |
| Kelebekler Sonsuza Uçar - İskilipli Atıf Hoca.. | Hizbul İslam | İslami Flimler | 8 | 10.10.08 09:13 |
| Çeçen Komutan İstanbulda Şehit Edildi | MuHaMMeD_YaSiN | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 7 | 18.09.08 11:03 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|