| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 193 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM SANAL TAKİP »

MGFORUM SANAL TAKİP MGForum Akademi Grubu Sanal Takip ekibimiz sizin için araştırıyor.

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17.08.09, 09:12   #1
Cihad Yıldızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Cihad Yıldızı is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart En itibarlı parti Saadet

En itibarlı parti Saadet

Saadet Partisi İstanbul İl Kongresini geniş bir katılım ve diğer partilerden transferlerle yaptı.

Kongre'de konuşan Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, "İstanbul'da ben de yaklaşık 5 yıl il başkanlığı yaptım. Benden sonra göreve gelen değerli kardeşlerim de aynı samimiyet ve fedakârlıkla bu görevi yaptı. Son başkanımız Sayın Sadrettin Karaduman da bu bayrağı en yükseğe dikmek için var gücüyle çalıştı. Ancak bu bir bayrak yarışıdır. Bu bayrağı devrettikten sonra kardeşlerimiz aynı samimiyetle yollarına devam edeceklerdir. Bundan sonra seçilecek olan değerli arkadaşlarıma da büyük bir fedakârlıkla sürdüreceklerine inandığım arkadaşlarıma da başarılar diliyorum. Sizlerin şahsında bütün rüzgârlar karşımızdan esmesine ve bütün koşullar aleyhimizde olmasına rağmen ben varım ve ben varsam büyük Türkiye kurulacaktır azminde olan arkadaşlarımı tebrik ediyorum" dedi.

Muhalefetteki son İstanbul kongremiz
Saadet Partisi'nin zor zamanlarının geride kaldığını belirten Kurtulmuş, "Biz son zor seçimimizi yaptık. İktidar partisi ise son kolay seçimini yapmıştır. Saadet Partisi bu seçimde ciddi bir şekilde halk tarafından öne çıkarılmıştır. Ama Türkiye'nin birçok alanda içinde bulunduğu sorunlardan kurtulması için Saadet Partisi'nin daha da büyümesi ve destek görmesi, iktidara taşınması gerekmektedir. İstanbul'un bu kongresi Saadet Partisi'nin muhalefette yaptığı son İstanbul Kongresi olacaktır inşallah. Saadet Partisi işaret fişeğini attı. Saadet Partisi siyaseti gerginlik üzerinden ve korkular üzerinden yürütmüyor, kimsenin ayağına çelme takmıyor, doğru bir yolda ilerliyor, bütün Türkiye'nin partisi olarak siyaset yapıyor. Bundan sonra Saadet Partisi'nin siyasetini benimsemiş olan arkadaşlarımızla daha güçlü olarak yürüyecek ve aramıza yeni katılmış olan arkadaşlarımıza da aramıza hoş geldiniz diyoruz. Saadet Partisi'nin adresi neresidir? Saadet Partisi'nin dört özelliği var: Yerli ve milli bir partidir. Yani Saadet Partisi dünyadaki bütün gelişmeleri bilir, takip eder ama dünyadan esen rüzgârlara göre rotasını değiştirmez, istikametini bozmaz. Saadet Partisi maneviyatçıdır. Manevi kalkınmasını tamamlamamış olan hiçbir toplumun ilerlemesinin de mümkün olamadığını tarih de bilir. Önce ahlak ve maneviyat sloganının sözcüsüdür. Sadet Partisi anti-emperyalisttir. İnsanlar bunu söylemekten korkuyor ama biz Milli Görüşçüler bu memleketin anti-emperyalist duruşunu sonuna kadar koruyor, sürdürüyoruz. Biz IMF'nin önünde diz çöken bir parti değiliz, biz AB'nin terbiye salonunda terbiye edilecek, ABD ve İsrail politikalarına eyvallah diyecek bir parti değiliz. Biz Malazgirt'in, Çanakkale'nin devamıyız. Saadet Partisi bir elitin, bir şahsın, bir zümrenin, bir aristokrasinin ve seçkinlerin partisi değildir. Saadet Partisi tüm Türkiye'nin partisidir ve geleceğinin adı, teminatıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Bütün Türkiye'nin partisiyiz
Kurtulmuş, "Birileri kamplara ayırarak, ötekileştirerek siyaset yapıyor. Dört kavga meselesi üretilmiştir. Türk-Kürt kavgası, Alevi-Sünni kavgası, Asker-Sivil kavgası, Dindar-Laik kavgası. Biz ise tüm bu kesimlerin partisiyiz. Özgürlüğe, adalete, refahtan pay almaya değer verenlerin partisiyiz. Küresel emperyalizmin dümen suyunda, servetlerine servet katan ama 72 milyonu açlık ve sefalette inim inleten siyasetin karşısındayız ve buna boyun eğdirmek de boynumuzun borcudur. Saadet Partisi milli, maneviyatçı, özgürlükçü, adaletçi, antiemperyalist bir partidir. Bunları benimseyen kim olursa olsun, her kanattan, herkese gönlümüz, kapımız, partimiz açıktır. Bu dava 72 milyonun, bütün Türkiye'nin davasıdır" dedi.

Bu sorunu biz çözeceğiz
Türkiye gündeminin bir numaralı sorununun Kürt Sorunu ve Barış Projesi olarak adlandırılan sorun olduğunu ifade eden Kurtulmuş, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: "Türkiye'de bu konunun konuşulmasına, barışın sağlanmasına yönelik bir olumlu hava oluşmuşken bu sorunu akil bir şekilde çözüp kenara koyalım. Bu meseleyi sadece konuşmamız değil, anı zamanda çözmemiz gerekmektedir. Herkesin eteklerindeki taşları dökerek çok açık bir biçimde konuşması gerekmektedir. Bu sorunun çözülmesi için bütün sorumluluklarımızı yerine getirmeye hazırız. Sadece bize sorulduğu zaman konuşacak bir parti değiliz, bu konuda Türkiye'nin önüne çözümü koyacak olan partidir. Bu süreci hangi bakış açısıyla ele alacağız? Dört temel bakış açımız var: Bu sorunu ancak bir kardeşler topluluğu olduğumuzu hatırlayarak çözebiliriz. Asırladır bu bölgede birlikte barış içinde yaşıyoruz ve sorunlarımızı birlikte çözeceğiz, ortak ve eşit vatandaşlar olarak barış içinde bu sorunu çözeceğiz. Bir iç savaştan sonra barış masasına oturmuş değiliz. Bir taraftan uluslararası desteklerle terör ve bir taraftan ceberut devlet politikası ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da büyük acılar yaşanmıştır. Hiçbirimizin etnik farklılıktan kaynaklanan bir üstünlüğümüz yoktur. İnanıyoruz ki kim daha iyi insansa, kim takva sahibiyse üstün olan odur. İkincisi, bu görüşme ve toplantılar daha fazla birlik olalım diye yapılmalı ve hiç kimse bir dayatma içinde olmamalıdır. Üçüncüsü, biz çözümü bu coğrafyada, bu coğrafyanın kendi çocukları arasından çıkaracağız. Yoksa emperyal güçlerin bize dayattığı planlarla değil. Bu bölgenin insanları olarak kendimiz çözeceğiz. Dördüncüsü, konuştuğumuz konunun uluslararası boyutu da var. Onun için perspektifimizi genişletmek ve medeniyet perspektifi içinde bakmak zorundayız. Erbil'in, Gümülcine'nin, Bakü'nün sorunlarını çözemeyen bir Türkiye Diyarbakır'ın, Hakkâri'nin, Ankara'nın sorunlarını da çözemez. Peki, nasıl bir yol takip edelim? Her ne kadar hükümet bir demokratik açılımdan bahsediyorsa da, henüz hükümetin net bir yol haritası yoktur. Onun için istirhamımız bu süreci gerginleştirmeden ve kimseyi sürecin dışında bırakmadan Türkiye'nin akil gruplarını harekete geçirmektir. Birincisi, bu sorunun muhatabı kim? Bu sorunun muhatabı Türkiye'nin tamamıdır. Bu sorun bölgede yaşayanların olduğu gibi bölge dışında yaşayanların da partisidir, muhatap da 72 milyon insanımızdır. Sadece bir grup veya çevre göz önüne alınarak çözülemez. İkincisi, şeffaflık meselesidir. Kimse karnından konuşmasın, herkes şifrelerle değil, açık bir şekilde milletin önünde konuşsun, kimse bu süreci gerginleştirmesin, sulandırmasın. Çözümün adresi de TBMM olmak zorundadır. Bu sorunun muhatabı sadece partiler değil, devlettir. Herkes ne biliyorsa bunu söyleyecek ve sürece TBMM aracılığıyla katılacak. Üçüncü olarak, bu konudan hiç kimse siyasi rant elde etmeye ya da siyasi risk alırım diye geri durmaya kalkışmasın. Bu bir barış ve esenlik projesi ise bu millet size yüzde 47 oy vermedi mi? Buradan bir risk alırız endişesi ile yola çıkmak fevkalade sorunlu bir yaklaşımdır. Burada iktidar partisini uyardığım gibi parlamentoda grubu bulunan diğer partileri de uyarıyorum. Bu süreçte oyunbozan çocuk gibi topu taca atmaktan vazgeçip bu sorunun bir siyasi rant alanı olmadığının farkında olmalılar ve çözüme ortak olmalıdırlar."

Modern Kölelik Yasası
Krizin en fazla emekçileri etkilediğini kaydeden Kurtulmuş, "Yıllardır işgücü piyasalarını esnekleştirmek isteyenler için kriz bir fırsat olmuştur. İşgücü piyasalarının esnekleştirilmesi, "refah devleti" kapsamında emekçilerin elde ettikleri tüm sosyal hakların iade edilmesi demektir. Bunun temel nedeni ise sermayenin kar marjını artırma amaçlı politikalardır. Bu süreçteki en önemli dönüm noktası 2003 tarihli 4856 Sayılı İş Kanunu'dur. Bu Kanun her şeyden önce 50 kişinin altındaki işçilerin çalıştığı yerleri kapsam dışı tutarak neredeyse tüm KOBİ çalışanlarını kapsam dışı tutmuştur. Sonuçta ülke istihdamının en fazla yüzde 10'luk kesiminde uygulama imkânı olan mevcut iş kanunu Cumhuriyet tarihinin en faşist iş kanunu olarak değerlendirilecek kadar işçi hak ve hukukuna bigânedir. İşgücü piyasasının esnekleştirilmesinde İş Kanunu ile başlayan süreç bu gün kriz ortamında da devam etmektedir" değerlendirmesinde bulundu.

Hükümet sermayenin sesi
"Modern Kölelik olarak nitelendirebileceğimiz kamuda taşeron çalıştırma uygulaması anayasa ve idare hukukuna aykırı bir şekilde 26 Şubat süreci ile başladı ve bu gün kamuda 175 bin taşeron işçi çalıştırılmaktadır" diyen Kurtulmuş, "Asgari ücretin altında, müteahhit firmaların malı gibi kiralanan bu insanlar asgari ücretin altında bir ücretle kamu hizmeti vermektedirler. Önce temizlik gibi işlerde çalıştırılan bu insanlar şimdi kamunun "asli ve sürekli" işlerinde çalışılmaktadır. Müteahhit firmalar, kamudan aldıkları hak edişlerden kendi kârını aldıktan sonra geri kalan kısmını işçiye ödemektedirler. Yani müteahhitler, insan pazarlamakta ve modern köle tüccarı olarak bu işi örgütlemektedirler. İnsan emeğinin sırtından Pazar kazanılmaktadır. Hani yoksulun, işsizin, ezilenin, sessizlerin sesi olacaklardı, bu yasa ile Ak Parti "aslında kimlerin sesi" olduğunu şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymuştur. Sermayenin, rantiyenin, zenginin, ezenin, patronun, emek simsarının partisi, hükümeti olduğunu apaçık göstermiştir" şeklinde konuştu.

Hükümet IMF programlarının icracısı
Hükümetin IMF eksenli politikalara devam etmesini de eleştiren Kurtulmuş, "Gelir dağılımı adaletsizliği o kadar kötüdür ki, Türkiye nasıl oldu da bu noktaya geldi? IMF ile düzenlenen 19. Protokol ülkemizi bu hale getirdi. Bankaları özelleştirdiler. Fındıkta yeni strateji diye bir şey açıkladılar. Ben de Karadeniz çocuğuyum. 8 milyon insanı ilgilendiriyor. Bu stratejiye göre TMO artık fındık almayacak, serbest piyasa olacak. İzinsiz ekilen fındık alanları sökülecek ve para cezası verilecek. Fındıkçının fındığını TMO almasın derken bu beyler fındığı piyasa şartları belirlesin diyor ve liberal gibi davranıyorlar. Fındık alanlarını daraltarak da komünist gibi davranıyorlar. Bu sene fındığın fiyatı düşük kalacak. Bizim tüccarımız değil, batılılar kazansın diyorlar. Bunun adı eski bir stratejinin gündeme getirilmesidir. 2001 yılında IMF'in gündeme getirdiği stratejiyi yeni bir strateji olarak gündeme getiriyorlar. Bu IMF'in ve Dünya Bankası'nın verdiği emirlerin uygulanmasından ibarettir. Bunu yüreğim yanarak söylüyorum. Keşke hükmet bu yanlışları yapmasaydı ve ben de söylemeseydim. Eğer bu strateji konusunda geri adım atmazlarsa, şu anda fındık üretiminin merkezi olan Türkiye fındık ithal eder hale gelecek. Türkiye'ye şu anda fındık, mercimek ve buğday ithal ediyorlar. Çünkü küresel beyler böyle istiyorlar ve tarımın üzerine kibrit suyu ekilmesini istiyorlar. Bu beceriksizlik ve dışa bağımlı politikaların sonucudur. Bugün Türkiye işsizliğin, yoksulluğu ve gelir dağılımı adaletsizliğinin had safhaya geldiği ülke oldu. Türkiye'nin yeniden kendisine dönmesi gerekmektedir. Bunun içinde el birliği ve gönül birliği ile bu işi gerçekleştirmek zorundayız" dedi.

Adalet, olmadan olmaz
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, hükümetin rantiyeden yana tavrıyla adaletsizliği derinleştirdiğini kaydederek şöyle konuştu: "Birileri "özel istihdam bürosu" açacak ve orada toplanan insanımız, hiçbir güvence olmaksızın günü birlik olarak emeklerini kiralayacaklardır. Özel istihdam bürolarını işletenler bu sayede komisyon alacak. Yani zaten var olan amale pazarları kurumsallaştırılmakta ve değnekçi olarak büro sahiplerine ek gelir ve iş sahası açılmaktadır. Büro sahipleri, günü birlik emeği pazarlayanlardan komisyon alacaklardır. Emek simsarlığının işsizliği azaltacağı iddia edilmektedir. Burada olsa olsa sömürü artacaktır.

Emek temel bir insanlık meselesidir. Emek insanın onurudur. Biz "insan için emeğinden daha değerli bir şey yoktur" ayetine gönülden inanmışızdır. Kamu, yaşamak için emeğinden gayri satacak hiçbir şeyi olmayanları koruyup kollamak zorundadır. Bu apaçık bir adaletsizlik, zulümdür ve adalet olmadan hiçbir yapı var olamaz, payidar kalamaz." Kurtulmuş son olarak, "Artık Türkiye'de Milli Görüş'ün iktidarı başlamalıdır. Saadet Partisi'nin İstanbul Kongresi yeni bir şahlanışın başlangıcıdır. Rehavete kapılmak yok. Eski başkanımıza teşekkür ediyorum, yeni başkan Erol Erdoğan kardeşimize de Allah'tan yardım diliyorum" dedi.

En itibarlı parti
Saadet Partisi'nin ilgiyle takip edildiğini kaydeden Kurtulmuş, "Saadet Partisi yüzde 5,2 oy almasına rağmen yüzde 50 oy almış bir parti gibi itibar görüyor. Bu süre içinde, İsrail Gazze'yi işgal ettiğinde kısa bir süre içinde 10 binlerce insanı meydanlara döken Saadet Partisi'dir. Çağlayan Meydanı'ndaki Gazze Mitingi sadece Davos'ta ses verdirmekle kalmadı. Dünya mazlumları da bir aziz millet var ve yeniden bize sahip çıkıyor dedi. Ardından, mayın tasasıyla ilgili çalışmalarımız oldu. Saadet Partisi bunu gündeme taşımadan önce bu tasarı sessiz sedasız meclisten geçirilmeye çalışıldı. Ama Saadet Partisi bunu gündeme taşıdı ve kendi topraklarımızdaki yabancı egemenliğinin önünü tıkadı. Ama maalesef öyle görülüyor ki kapalı kapılar ardında birilerine söz verilmiş. Biz zulme karşı çıkıyoruz, bu ülkenin geleceğini korumaya çalışıyoruz. Bizim çalışmalarımız sonucu muhalefet de harekete geçmiş ve Anayasa Mahkemesi de yasanın belli kısımlarını iptal etmiştir. Bundan kısa bir süre önce teşkilatlarımız yine meydanlara çıkmış ve Doğu Türkistan'da uygulanan zulmü kınamış ve dünya çapında ses getirmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti de bunu görmüş ve ciddiye almıştır. Herkes Saadet Partisi'nin ne söylediğini, ne yaptığını dikkatle takip ediyor. Eğer bizim varlığımız olmasaydı Sayın Başbakan Davos çıkışını yapmayacak, mayın tasarısı geçecek, Doğu Türkistan'a destek sesleri gelmeyecekti" ifadelerini kullandı.

Çözüm önerileri
Çözüme dair neler yapılabileceğini de kaydeden Kurtulmuş ayrıca konunun takipçisi olacaklarını da ekledi. Kurtulmuş, "Çözümümüz nedir? 5 çözüm önerimiz vardır. Birincisi, Türkiye'de hukuki ve siyasi bir reform süreci başlatılmalı. Bunun için de sivil, demokratik bir anayasa ile yapılmalıdır. Bu Anayasa'da bazı iyileştirmeler yapılarak ülkenin sorunlarının çözülmesi mümkün değildir. Tüm Türkiye'nin özgürlük ve hak alanlarını genişletecek kapsamlı bir sivil demokratik Anayasa gereklidir. İkincisi, bölgenin olağanüstü geri kalmışlığıdır. AKP iktidarı döneminde diğer bölgelerin de Doğu Anadolu'dan farkı kalmadı. Ama maalesef sanki bir el özel olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu mahrum, geri bırakmıştır. Bu sorunun ortadan kaldırılması zorunludur ve telafi programları ve özgürlükler konusunda önemli adımlar atılmalıdır. Üçüncüsü, Doğu ve Güneydoğu da kuyulardan hala cesetleri çıkarılan faili meçhuller aydınlatılmadıkça bu bölgenin sorunlarının çözülmesi mümkün değildir. Faili meçhulleri bir kez daha titizlikle araştırmalı ve sonuna kadar gidilmesi sağlanmalıdır. Dördüncüsü, bölgedeki terörün önlenmesi meselesidir. Biz diyoruz ki, terörü bütün uluslararası bağlantıları göz önünde bulundurarak sınırların yeniden yapılandırılması gerekiyor. Akrabalar arasında sınır var ama teröristi hiçbir sınır ayırmıyor. Beşinci olarak, bu bölge asla bir sürgün yeri olarak görülmemelidir. Halkın kamu görevlileri tarafından itilip kakılması sona erdirilmelidir. Etiler'de polis bir vatandaşı durdurduğunda nasıl kibarsa Doğu'da da aynı kibarlıkta olmalı. Bir tarafta küresel güçlerin oyunu, bir tarafta ceberut devletin politikasına rağmen bölge insanı asla ayrılıkçılığa pirim vermemiştir. Bir altın formül varsa o da bir rahmet devletinin kurulmasıdır. İnsanı yaşat ki devlet de yaşasın. Ana sorumuz şudur: Niçin hükümet kuruyoruz? Sebebi hükümet demir yumrukla insanları ezerek güçlü bir devlet mi kurmaktır yoksa sebebi hükümet insanların adaletle yönetildiği yeniden büyük Türkiye'yi mi kurmaktır? Biz bireyleri güçlü yeniden büyük Türkiye'yi kurmaktır diyoruz. Biz bu konuda tüm bölgedeki insanımızın da görüşünü alarak olayı çözmeye çalışacağız" şeklinde konuştu.

Emek kaybediyor, rant kazanıyor
Hükümetin ekonomi politikalarını da eleştiren Kurtulmuş, "Son altı ayda enflasyondaki düşüş ve işsizlikteki artışa bağlı olarak reel ücretler yüzde 6 gerilerken, borsa'nın reel getirisi yüzde 44 olmuştur, yani emek yüzde 6 oranında değer kaybederken, rant yüzde 44 kazanç sağlamıştır. Bir yandan, insanlar yoksullaşırken, işsiz ve aç kalırken, evine götürecek ekmekten mahrum kalırken, borsa üzerinden uluslar arası sermayeye dünyanın en yüksek kazancı sağlanmakta, bu sayede Türkiye'ye akan sıcak para borsanın yükselmesine, dövizin düşmesine neden olmakta hükümet ise bu durumu bize bahar havası diye pazarlamaya kalkmaktadır. Evet bir bahar havası vardır ama yerli ve yabancı rantiye için oluşturulmuş bir bahardır" ifadelerini kullandı. Kabine değişikliğinde ekonomi ile ilgili tüm bakanların ya yeri değiştirildi ya da görevden alındı. Bu demektir ki hükümet de aslında ekonomi performansın çok kötü olduğunu biliyor. Kamu Net Borç Stoku'nun son 6 ayda net 32 katrilyon arttığını belirten Kurtulmuş, "Nereye gitti bu para? Hükümet milletin cebinden, sırtından, geleceğinden vergi, borç olarak tahsil ettiği bu kaynağı, bir avuç sermaye sahibinin cebine vergi iadesi, transfer ve teşvik olarak aktarmıştır. Bu serbest piyasa ekonomisi bile değildir. Bu yapılan "Sermaye lehine Devletçi Kapitalizm"dir. Bunun neresi Adalet, neresi Kalkınma? İşsizlik fonunun 3 katrilyonluk kısmının GAP'a aktaracağız diye Hazine hesaplarına aldılar. Şimdi soruyoruz; Hukuken bunu yapmaya hakkınız var mı? GAP'a kaynak aktarılmasını destekliyor ve teşvik ediyoruz. Ama GAP'ın kaynağını işsizden, yoksuldan değil sermayeden, faizden çıkar. Mali adalet ilkesi bunu gerektirir. Bu ara gerçekten GAP'a mı gidecek yoksa bütçe açığını finansmanında mı kullanılacak belli değildir. Saadet Partisi olarak bunun takipçisiyiz, yoksulun, işçinin hakkını bir avuç rantiyeciye yedirmeyeceğiz" dedi.

Sözler yenilendi
Kongrede Saadet partisi İstanbul İl Başkanı seçilen Erol Erdoğan ise iktidar yürüyüşünü İstanbul'dan başlattıklarını kaydederek, "Çünkü yine sabahları insanlar işine mutsuz gidiyor,

Babalar evlerine akşamları yine umutsuz dönüyor, Anneler yine çok tedirgin, Gençler yine işsiz, Genç kızlar hala mağdur, Emekliler hala mahzun, Çalışanların endişesi her gün artıyor. Kapanan işyeri sayısı rekora koşuyor. İşte bunun için, bugün sözlerimizi yenileyeceğiz, yeminlerimizi yenileyeceğiz, kardeşliğimizi, ruhumuzu, inancımızı yenileyeceğiz.

El ele verip, kol kola girip, birbirimize yaslanarak yeniden sokaklarda, meydanlarda, pazarlarda, kapılarda, kahvelerde olacağız. Yeniden dillerde, gönüllerde, dudaklarda olacağız.

Saadet'i, Yeniden Büyük Türkiye'yi, adaleti, özgürlüğü, refahı, ahlak ve maneviyatı, zulme karşı durmayı bir defa daha yeniden anlatacağız" dedi.

Türkiye'nin ufku olacağız
Erdoğan, "Çok şükür ki, 40 yıldır damıtarak getirdiğimiz ve 26 Ekim Kongresinde yeniden ürettiğimiz üslubu, dili, siyaset tarzını ve genel başkanımızın şahsında belirginleşen duruşu, diğer siyasi partilerle farkımızı; milletlimiz, 29 Mart seçimlerinde, sonra da 7 Haziran ara seçimlerinde, "ben bu farkı gördüm" dercesine beğendiğini açıkça ortaya koymuştur.

Ancak biz biliyoruz ki, bize duyulan güven, bizden beklenen başarı daha yüksektir. Çünkü biz büyük partiyiz. Çünkü biz büyük devletiz ve Yeniden Büyük Türkiye olmak istiyoruz.

İnsanlar, Saadet Partisi'nin siyasette daha belirleyici olmasını istiyor, sesimizin daha yüksek çıkmasını istiyor. Biz biliyoruz ki, birçok partili, keşke bizim de saadet partisi gibi teşkilatlarımız olsa, bizim de saadet partili gençler gibi gençlerimiz olsa, keşke bizim de şöyle bir genel başkanımız olsa diyor. Biz, kendi kıymetimizi biliyoruz, gücümüzün fakındayız.

Bize duyulan güveni hissediyoruz. Bu kongreyle beraber Saadet Partisi, İstanbul siyasetinin merkezinde yerini alacak ve iktidar yürüyüşümüz İstanbul'dan başlayacaktır.

Bu kongre ile Fark İstanbul'da diyerek, Türkiye'nin ufku olacağız" şeklinde konuştu.

Kongre sonrası geniş perspektif
Kongre sonrası neler yapacaklarını ve iktidar yürüyüşünü nasıl başlatacaklarına dair de konuşan Erdoğan, Bu kongreyle seçilecek il yönetimi gece gündüz hak için çalışacak.

Bu kongreyle seçilecek 10 kişilik disiplin kurulumuz, tertipli, düzenli, ilkeli, erdemli, disiplinli bir teşkilat için çaba gösterecek; gerektiğinde mükâfatlandıracak, gerektiğinde cezalandıracak. Kongre sonrası oluşturacağımız 40 kişilik İl Danışma Meclisimiz, gündemdeki konuları, pratik siyaset açısından değerlendirecek, tartışacak, karar altına aldığı tavsiyeleri yönetime, birimlere ve genel merkezimize sunacak. Ve yine kongre sonrası kuracağımız "Saadet Partisi Siyaset Geliştirme Merkezi"miz; akademik, entelektüel kadrosuyla; veriler üretecek, raporlar hazırlayacak ve yolumuzu açacaktır. Böylece siyaseti kavga ve gerginlikten kurtarıp bilgi temelli siyaseti, Türk siyasetinin karakteri haline getireceğiz. İstanbul gençlerin şehri. Bu şehir çok dinamik, çok hareketli. İmkânlar şehri. Gençlerden kuracağımız 10 üyeden oluşacak özel bir ekip, bilimsel desteği de alarak "Genç Gözüyle İstanbul'u Takip" edecek, sorunları ve çözümleri tartışacak. Böylece, gençlik politikalarımızı da en güzel şekilde seçmene, millete duyurmuş olacağız, onların da katkısını almış olacağız. Yine hanımlardan kuracağımız akademik destekli 10 kişilik başka bir çalışma ekibimiz ise; bu şehirde genç kızlar, kadınlar, anneler en rahat, en güvenli, en mutlu şekilde nasıl yaşar, nasıl çalışır, nasıl tutunur işte bunu takip edecek, projeler hazırlayacak.

Bir şehirde kadın huzurluysa ve genç istikbale dair umutluysa o şehir dünya ligindedir. Ayrıca; İstanbul'da CHP yıllardır takipsiz ve muhalefetsiz kaldı; kongreden sonra iki ayrı ekiple hem AK Parti'yi hem de CHP'yi belediyelerde ve genel siyasette yakın takibe alacağız. İstanbul özlenilir bir şehir olmalıdır; biz yarın İstanbul'u yönetecekmiş gibi takipte olacağız, hazırlık yapacağız. İstanbul'da, AK Parti'ye söylenecek sözü de CHP'ye söylenecek sözü de MHP'ye söylenecek sözü de biz söyleyeceğiz" ifadelerini kullandı.

AYRILIKÇILARA DA DERS OLDU


SP'nin İstanbul il kongresi parti içinde hizipçilik yapanlara da ders oldu. Kongreye çift listeyle gidileceğini bekleyen azınlık radikal gruplar, sergilenen birlik ve bareberlik görüntüsü karşısında hayal kırıklığı yaşadı.

http://www.haberayna.com/En-itibarli...det_13754.html
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim..

...
View Cihad Yıldızı'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 17.08.09, 15:39   #2
Cihad Yıldızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Cihad Yıldızı is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart

__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim..

...
View Cihad Yıldızı'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
itibarlı, parti, saadet

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:05 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.