| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 195 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM SANAL TAKİP »

MGFORUM SANAL TAKİP MGForum Akademi Grubu Sanal Takip ekibimiz sizin için araştırıyor.

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19.08.09, 15:38   #1
Cihad Yıldızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Cihad Yıldızı is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart Tekdal: Milli Görüş ile Yeniden Büyük Türkiye

Tekdal: Milli Görüş ile Yeniden Büyük Türkiye

</I> Yazdır | Yorum Yaz Yazı Boyutu: [ + ] [ - ] Saadetli Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Ayşenur Tekdal Kayseri'de düzenlenen toplantıdaönemilaçıklamalarad bulundu

Saadet Partisi Kadın Kollarının Değerli GİK Üyeleri, Bölge Başkanları, İl Sorumluları, İl Başkanları, İl Müfettişleri Değerli Teşkilat Mensupları ve Seçkin Konuklarımız.

Bu ayki il başkanları toplantımızı gelişmiş illerimizden biri olan güzel Kayseri ilimizde yapıyoruz. Katılanlara hoş geldiniz diyor, seçkin heyetinizi saygı ile selamlıyorum.

Kadın Kollarımızın değerli mensupları,

Temmuz ayındayız. Yakın tarihimizde Temmuz ayında önemli siyasi olayların cereyan ettiğini hatırlayalım. Bunlar arasında büyük önemi olan Kıbrıs Barış harekâtı 20 Temmuz 1974’te Erbakan hocamızın gayret ve dirayeti ile Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üstün başarısı sonucunda gerçekleşmiştir. Bilindiği gibi Kıbrıs, Ortadoğu barışı, İslam âlemi ve Türkiye'nin korunması için büyük öneme sahiptir. Bu öneminden dolayı bu zafer asla unutulmamalı ve her yıl dönümü büyük bir coşku ile kutlanmalı, şehit verilerek kazanılan hakların siyasi oyunlara alet edilerek zayi olunmasına asla göz yumulmamalıdır. Bu harekâtın 35.yıldönümünde, şehitlerimizi ve gazilerimizi şükranla anıyor, emeği geçen herkese saygılarımızı sunuyoruz.

Ayrıca 20 Temmuz 2001 de kurulan Saadet Partimizin 8. kuruluş yıldönümünü de hayırlara vesile olması dileği ile kutluyor, kurucularına ve tüm görevlilerine esenlikler diliyorum.

Bu arada Meslek ve İmam Hatip Liselerinin 11 yıldan beri devam eden haksızlığını sona erdiren katsayı adaletsizliğini ortadan kaldıran YÖK Genel Kurulunun aldığı karadan dolayı, karar sahiplerini ve emeği geçenleri kutluyor, ülkemiz için hayırlı bir başlangıç olmasını diliyorum. YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın şahsında genel kurulun değerli üyelerine Saadet Partisi Kadın Kolları olarak teşekkürlerimizi sunuyorum.

Yine bu arada demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti anlayışına hiç yakışmayan ve insan haklarını ihlale edici BAŞÖRTÜSÜ YASAĞININ kaldırılması zaruretine de işaret etmeden geçemiyorum. Bu keyfi uygulama, düzeltilmesi hiçbir yasal düzenlemeye ihtiyaç dahi bulunmayan ve hukuka da aykırı bir iki karara dayandırılan fiili bir yasaktır. İnsan haklarına aykırı bu fiili yasağın, kamusal kurum yöneticileri ile basının elbirliği sonucu oluşabilecek kamuoyunun desteği çerçevesinde Anayasa Mahkemesinin yeni bir içtihadı ile kaldırılması mümkündür. Türkiye’mize yakışan ve incinen adalet duygusunu da onaracak bu tutumu desteklemeye adaletten ve insan haklarından yana olan herkesi davet ediyor, mağdur edilen milyonlarca insanımızın acılarının son bulmasını diliyorum.

Bu girişten sonra günümüz Türkiye'sinin temel problemleri ve bunların çözüm yolları üzerine bir tahlili bilgilerinize sunacağım.

Ancak tahlile girmeden önce ülkenin ve dünyanın gündemine oturan "Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı Projesi." Hakkında bir özet bilgi sunmak istiyorum.

NABUCCO NEDİR?

Francisco Verdi tarafından yazılmış dört perdelik Nabucco operasında, Babil Kralı II. Nabuccodonosor'un Kudüs’ü kuşatması anlatılır. İşte Verdi’nin bu ünlü operası, günümüzde sanatla hiç alâkası olmayan, ancak insan ihtiyaçları arasında büyük öneme sahip olan doğalgaz ile ilgili bir projeye isim babası olmuştur. Projenin adı; "Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı Projesi."

2002 yılında ilk defa gündeme gelen Nabucco Projesi, Başbakan Sayın Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Brüksel ziyaretinde yeniden gündeme geldi.

Bu ziyarette Sayın Başbakan, Türkiye-AB katılım müzakerelerinde Kıbrıs Rum Kesimi’nin engellemeleriyle enerji konusunun bir türlü müzakereye açılamamasına tepki göstermek amacıyla, Nabucco Projesi’ni tekrar gözden geçirmemiz gerekebileceğini ifade etmiştir.

AB yetkilileri de Sayın Başbakanımızın bu tehdit içeren tepkisinden endişelenmişler. Zira son yıllarda kışın en soğuk dönemleri yaşanırken Avrupa'nın doğalgaz ihtiyacının karşılayıcısı konumundaki Rusya'nın vanaları kapatması, zengin Avrupa ülkelerini adeta 'sudan çıkmış balık' durumuna düşürmüştü. Müzakereler, arabulma çabaları derken aradan geçen sürede doğalgazsız kalan AB de, yapılması planlanan Nabucco Projesi'ne bu yüzden bir can simidi gözüyle bakıyor.

Nabucco Projesi ile 2012 de faaliyete geçmesi hedeflenen boru hattı ile yılda 31 milyar metreküp doğalgazın taşınması hedeflenmektedir.

Nabucco Projesi ile Avrupa ülkelerinin doğalgaz arz güvenliği hedeflenirken, kendisini bir anlamda devre dışı bırakılacakmış gibi hisseden Rusya da rekabetçi bir doğalgaz piyasası oluşmasını sağlayacak projeye karşı çıkıyor ve doğalgaz silahını kullanıyor.

Nabucco Projesi doğalgazı, İran ve Irak coğrafyasından alarak, Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıma projesidir. 3 bin 300 kilometrelik hattın 2 bin kilometresi Türkiye’den geçecek. Bu anlamda Türkiye’nin rolü çok büyüktür.

BOTAŞ’ın akıllıca girişimi ile ortaya çıkan bu projede BOTAŞ üzerine yıkılacak olan maliyet detayları incelendiğinde ortaya çok şaşırtıcı sonuçlar çıkmaktadır.

Avrupa ülkelerinin, 6 milyar dolarlık bu projenin karar mekanizmalarında Türkiye’nin yer almayacağı şeklindeki tavrı çok şaşırtıcıdır. Türkiye toprakları ve şirketleri kullanılmak istenirken Türkiye devre dışı bırakılmak isteniyor. İfade edildiği gibi bu boru hattının büyük bir bölümü (2000 kilometresi) Türkiye topraklarından geçecektir. Bu sebeple proje kapsamında en büyük yatırımı BOTAŞ üstlenmiş olacaktır. Bu anlamda da BOTAŞ’ın, yüzde 30 öz kaynak, yüzde 70 kredi kullanması planlanmaktadır. Ancak 6 ortaktan oluşan Nabucco Projesinde her ülke tüm haklarını, Avusturya merkezinde kurulu Nabucco Gas Pipeline International şirketine kayıtsız şartsız devretmeyi kabul etmiş durumdadır. Kabul edilen bu duruma göre Türkiye bu anlaşmadan nasıl bir kazanç sağlayacaktır? Sorulması gereken asıl soru budur.

Avrupa ülkeleri tarafından imzalanması ısrarla istenen yetki devri anlaşmasında Türkiye’nin atacağı adım büyük önem kazanmaktadır. Zira binlerce kilometrelik toprağımız denetim altına alınmış olacaktır. Bu nedenledir ki, bir nevi kapitülasyona zorlanan Türkiye’nin buradan hak ettiği kazanımları elde etmesini bilmesi ve burada da dik duruşunu sergilemesi gerekmektedir.

Bu kısa bilgiyi sunduktan sonra şimdi, Türkiye'nin temel problemleri ve bunların çözüm yolları ile ilgili tahlile geçiyorum.

Türkiye'de izlenen kültürel, sosyal, siyasal ve ekonomik kalkınma politikaları, çözüm üretmek yerine, daha büyük problemleri beraberinde getirmiştir.

Türkiye'de çözüm bekleyen bu problemleri şöylece sıralayıp izlenen politikalardaki yanlışlığa dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

1) Eğitim politikalarında hedef gözetilmemesi, milli ve manevi değerlerle donanımlı kaliteli ve üretken insanların yeterince yetiştirilmemesi ve gençliğin gerektiği şekilde yönlendirilememesi,

2) Terörün önlenememesi,

3) Dışa bağımlılıktan kurtulunamaması,

4) İşsizliğin ortadan kaldırılamaması ve giderek yaygınlaşması,

5) Pahalılık ve geçim sıkıntısının önüne geçilememesi,

6) Aşırı borçlanmaya girilmesi ve israftan kaçınılmaması,

7) Yüksek faiz ve cari açıklar sürdürülmesi,

8) Ahlâki çöküntünün önlenmemesi,

9) Kalkınma için gerekli ve yeterli yatırım yapılmaması,

Gibi sebeplerden dolayı ülkemizde problemler çözülemeyince, toplumsal huzur ve refah sağlanamamakta, insanlarımız mağdur olmaktadır.

Problemlere çözüm üretmek ve vatandaşları refaha kavuşturmak siyasi iktidarların görevidir.

Ne yazık ki 7 yıldan beri TBMM deki çoğunluğuna rağmen AKP iktidarı sorunlara çözüm üretememiş ve kendisine verilen desteğe rağmen beklentileri karşılayamamış yani ülkeyi iyi yönetememiştir. Çünkü hala ülkemizde;

1) Eğitimde ilkesizlik hüküm sürmektedir. Türkiye'de uygulanan eğitim politikası eksikliklerle doludur.

Çözüm olarak eğitimde tarihi, coğrafi, kültürel, sosyal, siyasal, dini ve teknik bilgiler okullarda geniş bir biçimde ve gaye gözetilerek verilmelidir. Eğitimde gençlerin iyi yetiştirilmesi için millî ve manevi bir eğitim politikası uygulanmalıdır. Gençlerimiz, gelecekte görev alacakları alanlarda problemleri çözecek, ülkemizin kalkınması konusunda gayesini gözeten, şuurlu ve dinamik bir yapıda yetiştirilmelidirler.

2) Türkiye'nin en büyük problemlerinden biri olan terör hala Türkiye'de insanların can güvenliğini tehdit etmektedir.

Türkiye'de terör eylemlerine destek veren dış güçlerin varlığı bilinerek, ülkemize karşı bir tehdit unsuru olarak da kullanılan terörün ortadan kaldırılması için çok yönlü sosyoekonomik tedbirler alınmalıdır.

3) Dışa Bağımlılık devam etmektedir.

Dışa bağımlı olan ülkeler de tam bağımsızlıktan söz edilemez. Bugün Türkiye, dış politikada ABD ve AB'nin tesiri altında kalırken, ekonomi politikasında da IMF'nin programına göre uygulamalar yapmaktadır. Bu durum ülkemizin kalkınmasını engellemektedir. Çünkü yabancı devletler ve yabancı kurumlar, başka bir ülkede ancak kendi çıkarları doğrultusunda politikalar izlerler. Yabancılara bağlı olarak uygulanan politikalar, o ülkede sosyal, siyasal, ekonomik meseleleri daha da büyütür. Bugün Türkiye, yabancıların etkisi altında ve dışa bağımlı bir ülke durumuna sokulmuştur.

Ülkemizi, dışa bağımlı politikalardan kurtarmak için kendi gücümüzle kalkınma yolunda kararlı adımlar atmak zorundayız.

Ülkemizde milli kültürümüzle yetişmiş insanlarla, sahip olduğumuz milli ve manevi değerler çerçevesinde kalkınmamız sağlanabilir. Yabancıların dayattığı fikir ve düşünceler millî kalkınmada hiçbir zaman çözüm olamaz. Bu nedenle Türkiye'de kendi öz kültürümüz çerçevesinde izlenecek politikalarla meselelere çözümler aranmalıdır.

4 ) İşsizlik ülkemizin en büyük problemi haline gelmiş ve toplumsal patlamaya yönelmiştir.

Türkiye'de insanlar sahipsiz durumdadır. İşsiz insanlar, dul ve yetimler, işini kaybeden esnaf ve sanayici kendi haline terk edilmiş, çaresizlik içindedir. İflas eden işadamlarının hiçbir mal varlığı kalmadığı halde, vergi ve SSK borçlarından dolayı haciz işlemleri uygulanmakta zaten acı çeken bu insanlara daha çok acı çektirilmektedir.

Devlet vatandaşını gelir durumunu dikkate alarak, geçinme sıkıntısı içine düşen insanlara sahip çıkılmalıdır. Ülkemizde her insanın mutlaka bir geliri olmalıdır. Var olan Sosyal Yardım Fonu’ndan işi olmayan insanlara da mutlaka makul bir ödeme yapılmalıdır. Toplumda aç ve açıkta insan kalmamalıdır.

5) Türkiye'de pahalılık ve geçim sıkıntısı, her geçen gün artmaktadır. Ardı ardına gelen zamlar hayatı çekilmez hale getirmektedir. İnsanların tükettiği malların fiyatları artarken gelirlerinde istenen artışların olmaması bunalıma sebep olmaktadır.

Çözüm olarak pahalılığın ortadan kaldırılması için tarımda ve sanayide üretimin artırılması, para değerinin korunarak, fiyat artışlarının önüne geçilmesi gerekirken mesela ülkemizin en önemli ihraç ürünlerinden biri olan fındık için, 2006 yılında Fiskobirlik yönetimi ile kavgaya giren, ona destek vermeyen AKP yönetimi, fındık alımı için TMO'yu görevlendirdi.

İlk defa fındık alımına giren TMO bu iş için idari bina, depo, arazi, malzeme, demirbaş ve diğer araç ve gereçleri kiraladı. Şimdi de fındık işi TMO'dan alındı. TMO’nin yaptığı bu harcamalara yazık olmadı mı? Hükümetin açıkladığı politika Hasan'ı üzerken Hans'ı sevindirmiştir. Çünkü Hükümet açıkladığı fındık politikası ile üreticiyi Hamburg'daki fındık kartellerinin insafsız pençesine teslim etmiştir. Toprak Mahsulleri Ofisi' de fındık almayarak piyasadan çekilmiş, milyonlarca fındık üreticisi Hasanlar Hamburg'daki Hansların insafına teslim edilmiştir. Yani bu politika ile üreten Hasan zarar edecek, Hamburg'daki Hans kazanacaktır.

Kötü yönetilen Türkiye, olumsuzluklarda dünya sıralamasında birinci sırada yer alıyor. Ülkeyi yedi yıldır yöneten iktidar partisi tek başına iktidar olmanın avantajlarını kullanamayarak ülkeyi tehlikeye sürüklemektedir.

Ve ne yazık ki kötüye gidiş devam etmektedir. Türkiye, üretimde en düşük dört ülkeden biri durumuna düşürülmüştür.

İşsizlik bakımından da ilk dört ülke içindeyiz. Bunlar resmi rakamlar.

Bu durumun düzelmesi için Türkiye'nin Saadet Partisinin Milli Görüşçü kadrolarına ihtiyacı var.

6) Türkiye aşırı miktarda borçlanmış ve israf içine düşmüştür. Türkiye'nin gerek iç borçları, gerekse dış borçları sürekli artmış, bu durum ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilemiştir. Hükümetin yatırım yaparak ve ihracatı artırarak gelir elde edip, kaynaklar bulmak yerine IMF politikaları doğrultusunda borç alma yolunu seçmesi, kalkınma çabalarını baltalamaktadır.

Çözüm olarak aşırı borçlanılıp, ülke ekonomisini sürekli faiz ödeyen bir konumda bırakan politikalara son verilmelidir. Borçlanma politikasına son veren bir anlayışla, millî kaynaklarımız harekete geçirilmelidir. Borçlanmadan dolayı, toplanan vergilerin faiz olarak ödenmesi yerine yatırım olarak ekonomiye kanalize edilmesi gerekir.

Gereksiz harcamalar israftır. Plânsız yatırımların kısa sürede kullanılamaz hale gelmesi büyük bir israftır. Kaynak kaybıdır.

7) Yüksek faiz ve cari açıklar, ülke kaynaklarını emen kara delikler gibi ekonomiyi tahrip eder. Mevcut kaynaklar ekonominin şartlarına uygun şekilde kullanılmalıdır.

8) Ahlâki Çöküntü ciddiye alınmamakta, AB ne uyum anlaşması çerçevesinde çok yanlış uygulamalar yapılmaktadır. Toplumumuzda günden güne çöken bir ahlâki yapı ile karşı karşıya bulunmaktayız. İnsanların ekonomik durumları zayıflayıp, fakirleştikçe ve ahlâki yönden manevi bilgilerden de uzak bırakılınca, ahlâki yapı her yönüyle çökmektedir.

Bu ahlâki çöküntünün sonucu olarak, yalan, aldatma, yolsuzluk, çalışmadan kazanma, hırsızlık, gibi pek çok problem toplumumuzu bir kanser gibi sarmıştır.

Bu vahim durumdan kurtulmak için insanlarımıza sahip çıkılmalı ve yaşanan problemlere hem ekonomik hem de manevi yönden yaklaşarak çözümler aranmalıdır.

9) Türkiye'de uygulanmakta olan yanlış politikalar kalkınmamızı sağlayamadığı gibi ülkemizi çözümü zor problemlerle karşı karşıya gelinmiştir.

Bu menfi tabloyu müspete dönüştürebilmek için, Türkiye’yi kısır siyasi çekişmelerden kurtaracak, ülkenin kalkınması için gerekli projeler üzerinde ağırlıkla duracak ve uygun şartları hazırlayıp yeterli kaynağı sağlayacak şuurlu bir birlikteliğe büyük ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaca cevap verebilecek kadro Saadet Partisinde mevcuttur.

Bunun içindir ki Türkiye ancak Milli Görüş zihniyeti ile “Yeniden Büyük Türkiye”yi inşa edip “Yaşanabilir Bir Türkiye”yi kurarak, ülkemizin refah düzeyini artırabilir diyoruz. Güçlenen bir Türkiye’nin öncülüğünde “Yeni Bir Dünya” kurularak tüm insanlığın huzur ve saadetine hizmet edilmiş olur.

Bu duygu ve düşüncelerle seçkin topluluğunuzu tekrar selamlayıp esenlikler diliyorum.

Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.

Ayşenur TEKDAL Saadet Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı

http://www.velfecr.com/tekdal-milli-...91-haberi.html
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim..

...
View Cihad Yıldızı'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
büyük, görüş, ile, milli, tekdal, türkiye, yeniden

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:07 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.