|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 190 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| Millî Gazete - TV5 Köşe Yazıları ve Gazete İle Alakalı Haberler Buraya... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Akıncı
Üye No : 210
Üyelik tarihi : 25-08-2008
Mesleği : talebe diyelim...
Nereden : değişiyor...
Konuları : 95
Mesajlar : 110
Teşekkürleri: 0
8 mesajına 11 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 18.09.08
Durumu : Status: Offline
|
Niçin insan hakları Guantanamo’da işlemiyor? Suavi Kemal suaviy@yahoo.com 18.08.2008 Her ne kadar evvelinde 1215 tarihli "Magna Carta", 1776 "Amerikan İnsan Hakları Demeci (Philadelphia Bildirisi)", 1789 "Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi" gibi tarihi belgeler yer alsa da "İnsan Hakları" kavramı II. Dünya Savaşı’nda atılan bombalardan biri olarak tepemize düştü. Nürnberg Mahkemesinde savaşın mağlupları "insanlığa karşı işledikleri" suçlardan yargılandılar. Hiroşima ve Nagazaki’de yüz binlerce sivilin ölümüne yol açan atom bombası saldırısı ise uluslararası hukukta herkesin bildiği için ayrıca yazılı olmasına gerek görülmeyen "galip olan haklıdır" prensibince herhangi bir davanın konusu olmadı. 10 Aralık 1948’de galiplerin kurduğu Birleşmiş Milletler’in kabul ettiği belge "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi" idi. Tarihçi Jules Michelet’in tabiriyle "yeni çağın amentüsü" böylece yürürlüğe girdi. Mağlupların çıbanbaşı Almanya ise ikiye bölünmüş haliyle bile, ancak 1973’te bu teşkilata kabul edilebilecekti. Bugün "İnsan Hakları" kavramı adeta sihirli bir değnek. İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri kurdukları dünya düzenini tanımlarken yine kendilerinin ortaya attığı "insan hakları"nı küresel bir terbiye aracı olarak kullanmaya başladı. Bu sihirli değneğin marifetiyle falakaya yatırılanlar arasında tabii ki değneğin sahipleri yok. Dayak yemek, esasen değneğin sahiplerince uygunsuz bulunanlara mahsus bir ‘ayrıcalık’. "İnsan hakları"na geçmeden önce "Şu insan da ne demekmiş?" sorusuna bir yanıt aramak lazım. Tarih boyunca insanın tanımı ‘ben ve ötekiler’ ayrımı üstüne kuruldu. Ancak bu ayrımda ‘öteki’, farklı değil insan olmayan anlamına geliyordu. Helenler ve barbarlar, Romalılar ve barbarlara dönüştü. Eski Yunan için yurttaş olmayanların (ki kadınlar ve çocuklar buna dahil değildi) insanlığı da biraz şüpheliydi. Kölelere ise zaten "yemek yiyen alet" deniyordu. Keşifler çağı ile birlikte Hıristiyan teologların en büyük tartışma noktalarından biri de yeni toprakların yerlilerinin insan olarak kabul edilip edilmeyeceğiydi. Aynı dönemde kilisenin bir başka tartışma konusu ise kadınların insan olup olmadıkları idi. Yani o dönemde her türlü ‘öteki’ aslında daima insan dışı bir varlıktı. Papa, uzun bir süre yeni kıtalardaki insanları ‘bir canlı çeşidi’ saymakta ısrar etti. Milyonlarca yerliyi katleden ‘beyazlar’ aslında onları ‘insan yapmaya’ çalışıyordu. ‘İnsanlaştırma’ faaliyetinin hedefi sadece yerliler de değildi. Avrupa tarihinin en kanlı içsavaşları, mezhep kavgaları tarafların ‘insan’ tanımlarından ateşlendi. 16. Yüzyılda bir ‘Saint Bartholemeus’ yortusunda Katolikler binlerce ‘Hougenet’ mezhebi mensubunu katletti. Kısaca, tekelci, ayırımcı, yargılayıcı ‘insan’ tanımı tarihe damgasını vurdu. Nice sömürgeleştirme "insanlar tarafından, insanlık için, insan olmayanlara karşı savaş" kisvesi altında yapıldı. Modern zamanlarda da bu anlamda çok büyük bir değişme yaşanmayacağının ilk işareti Protestanların kendilerini "yeni insan" olarak tanımlamalarıdır. Laikleşme süreciyle Batıda ‘seküler değerleri’ benimseyen ‘modern insan’ tanımlandı. Nazilere karşı verdiği savaş, insanlıkla insanlık dışılığın mücadelesiydi. Amerika soğuk savaşta komünizme karşı hareketleri insanlık mücadelesi olarak ifade etti. Amerika’ya göre Humeyni bir insan değil ‘büyük şeytan’dı. Her ne kadar "bütün insanların eşit" olduğunu vurgulasa da "İnsan Hakları Beyannamesi"ni "Burjuva Sınıfının Evrensel Hakları" olarak da okumak mümkün. Çünkü dinden arındırılmış ‘insan merkezli’ aydınlanma çağının ürünü olan ‘insan hakları’ kavramı aslında pozitivist akla dayanan dinsiz bir ahlak kurma hedefini taşıyor. Modern insanı her şeyin ölçüsü kabulünden hareket eden bu kavramın, vahyi hayatında merkezi bir konuma yerleştiren inanmış bir insanın zihni yapısıyla ve gündelik hayatıyla uyum içinde olması beklenebilecek bir şey değil. Çünkü kabul ettiği dinin ölçüleri içinde gavur olarak tanımlaması gereken kişi profan kalıplar dahilinde bireysel tercihini kullandığı için artık gavur olarak niteleyebileceği biri olmaktan çıkıyor. Nitekim Batılaşma maceramızın ilk işaret taşlarından Tanzimat Fermanı da yurt çapında tellallar aracılığı ile "artık gavura gavur denmeyecek" ifadesiyle duyuruldu. Tıpkı Tanzimat Fermanı’nın Osmanlı Devleti’ne dayatılması gibi şimdi de "insan hakları" güçlü ülkelerce diğerleri üstünde bir baskı aracı olarak kullanılıyor; Ahmet Turan Alkan’ın da belirttiği gibi zayıfların tepesinde sallanan bir Demokles kılıcına dönüşüyor. Modern insanın kabul ettiği referans çerçevesi içindeki değerlerin savunulması ve insan hakları ihlallerine yönelik müdahaleler aslında stratejik çıkarlarla iç içe geçen, insani amaçlardan ziyade bir emperyal baskı ve şantaj aracı haline gelen birer silaha dönüşüyor. Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter ‘insan hakları’nı ABD dış politikasının ruhu olarak tanımlıyordu ve ABD’nin bu uğurda "ulusal çıkarlarına" bile zarar vereceğini iddia ediyordu. Ancak ABD’nin dış politikasını belirleyen asıl metin 1948’de kabul edilen George Kennan’ın raporu. Noam Chomsky’nin "Yeni Dünya Düzeninde Yalanlar ve Gerçekler" adıyla dilimize kazandırılan kitabında alıntılanan rapor, Amerikan iktidarının kapsayıcı çatısı altında her bölgede temel politik hedefin, ABD’nin muazzam zenginliği ve diğerlerinin sefaletini ayıran "eşitsizlik durumunun" korunması gerektiğini savunuyor. Bir kere aslolanın çıkarlar olduğunu tespit ettikten sonra Suharto zamanında muhalefet ettiği için cezalandırılan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Sadikin’in sözleri daha bir açıklıkla anlaşılıyor: "Amerikalılar demokrasiden söz ediyor; fakat Suharto, Amerikalılar ve kapitalist dünyaya kâr sağlarken, bunlar kuru laf salatasından başka bir şey değil".
__________________
dünyasına dünyasına aldanma dünyasına dünya benimdir diyenin dün gittik yasına... |
|
|
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Akıncı
Üye No : 210
Üyelik tarihi : 25-08-2008
Mesleği : talebe diyelim...
Nereden : değişiyor...
Konuları : 95
Mesajlar : 110
Teşekkürleri: 0
8 mesajına 11 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 18.09.08
Durumu : Status: Offline
|
Her ne kadar "bütün insanların eşit" olduğunu vurgulasa da "İnsan Hakları Beyannamesi"ni "Burjuva Sınıfının Evrensel Hakları" olarak da okumak mümkün. Çünkü dinden arındırılmış ‘insan merkezli’ aydınlanma çağının ürünü olan ‘insan hakları’ kavramı aslında pozitivist akla dayanan dinsiz bir ahlak kurma hedefini taşıyor. Modern insanı her şeyin ölçüsü kabulünden hareket eden bu kavramın, vahyi hayatında merkezi bir konuma yerleştiren inanmış bir insanın zihni yapısıyla ve gündelik hayatıyla uyum içinde olması beklenebilecek bir şey değil. Çünkü kabul ettiği dinin ölçüleri içinde gavur olarak tanımlaması gereken kişi profan kalıplar dahilinde bireysel tercihini kullandığı için artık gavur olarak niteleyebileceği biri olmaktan çıkıyor. Nitekim Batılaşma maceramızın ilk işaret taşlarından Tanzimat Fermanı da yurt çapında tellallar aracılığı ile "artık gavura gavur denmeyecek" ifadesiyle duyuruldu.
__________________
dünyasına dünyasına aldanma dünyasına dünya benimdir diyenin dün gittik yasına... |
|
|
![]() |
| Etiket |
| guantanamo’da, hakları, insan, işlemiyor, niçin |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|