| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 188 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » MİLLî GÖRÜŞ » Millî Gazete - TV5 »

Millî Gazete - TV5 Köşe Yazıları ve Gazete İle Alakalı Haberler Buraya...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28.08.08, 08:33   #1
mfatihkotku - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Akıncı
Üye No : 210
Üyelik tarihi : 25-08-2008
Mesleği : talebe diyelim...
Nereden : değişiyor...
Konuları : 95
Mesajlar : 110
Teşekkürleri: 0
8 mesajına 11 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4 mfatihkotku is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 18.09.08
Durumu : Status: Offline

Standart Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın hitabet tekniği

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın hitabet tekniği

Umut Bulut

28.08.2008



Sınırlarınız cetvelle çizilmişse, liderleriniz de doğal olarak kartondan olacaktır. Sınırların kurşunla çizildiği vatanlarda liderlerin de o derece ağırlıklarının olması kesinlikle yadırganmamalıdır. Büyük toplumlar içerlerinden kendi büyük liderlerini çıkarırlar. Büyük lider denilince akla kitleleri harekete geçirmesini bildiği kadar, sorumluluk bilincinin gerektirdiği hassasiyetleri de gösterebilen kimseler gelir. Bir anlamda siyasetçi olmak ayrı bir özellik, devlet adamı olmak apayrı bir özelliktir. Dikkat çeken bir husus var ki; bütün büyük devlet adamları aynı zamanda büyük bir hatiptir. İyi birer hatip olmak iddiasında olanların hitabet tekniklerini bilmenin ötesinde bir şeylere de ihtiyacı vardır. Her şeyden önce lafına itibar edilir bir adam olmak lazım gelir. Siyasette adresiniz belli değilse, ne kadar güzel konuşursanız konuşun lafınıza itibar edilmez.

Belli sorunlar karşısında kendi üslubunuzla ve kendi çözüm önerinizle konuşmaktan başka çareniz yoktur. Konuşma esnasında sizi başkalarından ayıran cümleler ve sloganlar kullanabilirsiniz. Konuşmalarınız hayali değil, bu dünya şartlarında ayakları yere basacak kadar gerçekçi olmalıdır. Hitabetten maksat muhatabı etkilemekse az sözlerle çok yüksek düzeyde etki uyandırmanın yollarını bulabilmelisiniz. Her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki; hitabet sanatında takım ruhu yoktur. Futbola değil, boksa benzer hitabet. Önce kendi kendinize torbayla çalışırsınız ringe çıktığınızda size yardımcı olacak olan da sadece kendi yumruklarınızdır.

Kafanızda bir beyin fırtınasının harekete geçtiğini ve heyecan verici ateşli konuşmalar yaptığınızı hayal edersiniz. Kelimelerin ve fikirlerin üzerinde dans ettiğinize, kafa konforunuzu yıktığınıza ve hayatta imkânsız olan her şeyi yapacağınıza kendiniz bile inanırsınız. Unutmayalım ki; güzel konuşmak için tabir-i caizse hitabetin kabadayısı olmak zorundayız. Kitlelere yön tayin etmek ve onların da sizin gibi düşünmesini sağlamak için elinizin altındaki en sağlam malzeme iyi bir hitabet tekniğidir. Toplum içinde etkili olabilmiş insanların en belirgin ortak özelliği hiç kuşkusuz karizmatik birer hatip olmalarıdır. Gelecekte de karizmatik hatipleri aramızdan çıkarmak istiyorsak, geçmiş tecrübemizden alabildiğince faydalanmalıyız. Kuşkusuz geçmişimizdeki parlak aynalar geleceğimizi de aydınlatır.

Hitabet sanatında her şeyden önce kendimize örnek alacağımız rol modellere ihtiyacımız vardır. Türkiye'de pek çok siyasetçi ve aydının üzerinde köklü etkiler bırakmış bir lider olarak Prof. Dr Necmettin Erbakan'ın hitabet tekniğini ciddi bir biçimde ele alınıp incelenmesinin son derece faydalı olacağına inanıyorum. Belki bir kitap olacak kadar geniş bir mevzuu bir sayfaya sığdırmak mümkün değildir. Bunun yanında bazı temel başlıkların altının çizilmesinin de faydalı olacağı inancındayım.

İyi bir konuşmada en önemli husus çarpıcı bir girişle başlamaktır. Vurucu cümlelerle insanların dikkatini bir anda kendi üzerine çekebilen hatipler konuşmaya iyi bir avantaj yakalayarak başlarlar. Bu ya bir fıkra olur, ya bir atasözü ya da çarpıcı bir slogan... O da olmazsa dikkat çekici bir alıntı da olabilir. Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın konuşmalarına baktığımızda görüyoruz ki; bir anda kitlenin kafasında şok etkileri bırakacak şekilde çarpıcı bir giriş yapıyor. İnsanlar ilk anda neye uğradıklarını şaşırır gibi olunca da asıl anlatmak istediği mevzuu yavaş yavaş açmaya başlar ki; hitabet tekniği açısından bu son derece başarılı sonuçlar verir.

Batılı kaynaklarda ''Humour'' diye geçen olgu Hoca'nın konuşmalarında kendini bariz bir şekilde gösterir. Humour dedikleri şey aslında bizdeki anlamıyla muhatapla hatip arasındaki soğuk duvarları kaldırıp, yerine sıcak ve samimi bir havayı yerleştirmektir. Mesela bir bakarsınız ''Sizi gidi Batı taklitçileri sizi'' diye bir lafla ortalıkta sıcak ve samimi bir hava estirir. Bu şekilde hem vermek istediği mesajı verirken, hem de ortamda tatlı bir tebessümün dolaşmasını sağlar. Başka bir konuşmada ''abooo'” diye bir bağırır ki; insanlar aralarından çıkmış bir insanın kendilerine konuşmuş olmasını son derece sıcak karşılar. Bu türden çıkışlar Anadolu insanı ile arasındaki şifreli bir yakınlaşma parolası gibidir. Belki de aynı şeyleri ciddi ve celalli bir hitabet tarzıyla söylemiş olsaydı kitle üzerinde o kadar olumlu bir etki bırakamazdı. Oysa bizim toplumumuzu yüreğinden yakalamak isteyen herkesin ''onlardan biri'' imajını mutlaka vermelidir. Topluma tepeden bakan kendini çok yükseklerde görüp herkesi aşağılayan hatiplerin bu toplumda gereken sıcak ilgiyi bulması mümkün değildir. Yunus Emre'mizin söylediği gibi ''söz ola kese savaşı'' anlayışındaki bir üslubu benimsediğimizde büyük ve derin tartışmaları hiç başlamadan bitirme şansına da sahip oluruz.

Bir hitabeti askıda bırakan ve toplumla arasındaki bağı koparan en ciddi hata, ayakları yere basmayan laflar etmektir. Hayali bir takım iddialar insanların hayatında belki ilk anda hoş gelse de akl-ı selimle düşündüğünde terse tepkilere sebep olacağı da hiç kuşkusuzdur. İnsanlar daha çok kendi günlük hayatlarında birebir yaşadıkları sorunlar üzerinden düşünürler. Onun için de kendi sorunlarını dinleyip dillendiren insanlara itibar ederler. Bu gerçeği doğru bir biçimde okuyan Erbakan Hoca, insanlara bazen günlük gazetelerden alıntılar yapar, bazen de basit hesaplardan bahseder. Dikkat çekici bir nokta var ki; muhatabı her zaman aramızda yanı başımızda dolaşan ''Sakallı Hüsnü'' gibi insanlardır. Sakallı Hüsnü’ye hitap ediyor olmak ciddi bir hitabet dehasıdır. Ayakları sağlam bir yere basmayan lafları mümkün mertebe kullanmamaya çalışır ki; bakınca hemen göreceğimiz bir şey vardır. O da insanlara geçmişte yapmış olduğu başarılı hizmetleri gelecekteki yapacaklarına referans olarak gösterir. Bu da inandırıcı olması bakımından fevkalâde başarılıdır. İnsan iki kanatlı bir kuş gibidir. Hem duygusal yönü vardır hem akıl yönü. Birinden birini ihmal eden hatibin başarılı olma şansı yoktur. Erbakan Hoca bir yönüyle duyguları ve heyecanları harekete geçirirken, bir yönüyle de akılcı ayakları sağlam bir zemine basan bir metot geliştirir. Tabir-i caizse hem kalbe hem beyne dokunur. Sayıları ekonomik gerçekleri mantıklı bir biçimde izah eder. Bu da onun inandırıcılığına son derece önemli katkılar sağlar.

Erbakan Hoca’nın hitabet teknikleri konusunda dikkat çeken pek çok başlıktan biri de konuşmasını bazı temel başlıklar halinde tasnif etmesidir. Bu metot pek çok İslam âliminin de metodudur. Mesela beş temel başlıkta ele aldığı konuları her birini bir parmağıyla işaretle göstererek teker teker açıklar. Sunucuların tuzak sorularıyla müdahale etmesine rağmen, bir konu bitmeden de asla başka bir konuya geçmez. Hem vücut dilini iyi kullanır, hem de konuşmasına olası müdahalelere asla izin vermez. En ince teferruatına kadar ele aldığı mevzuda konu hakkında uzman bir kafa olduğu izleniminden asla taviz vermez. Bu anlamda açıklanmaya ihtiyaç hisseden bir nokta var ki; asla ''deplasmanda maç oynamak'' anlamına gelebilecek şekilde uzman olmadığı alanlara fazla girmemeye azami dikkat gösterir. İyi bir hatip kendi uzmanlık alanının dışında fazla kesin konuşmalar yapmamalıdır. Erbakan Hoca iyi bildiği konuları insanların zihnine çaka çaka, belki de fazlasıyla tekrar ede ede anlatır ki bu anlamda başarılı bir hitabet örneği sergiler. Konuşmanın sonunda bütün başlıkları kısaca özetleyip vurucu bir son cümleyle konuşmayı bitirir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; sadece heyecanları kışkırtan bir hitabetin başarılı olma şansı yoktur. Bu anlamda Hoca, hem bir halk adamı görüntüsü verir, hem de ciddi bir devlet adamı kimliğinden asla taviz vermez. Türkiye siyasetinin sırrını çözmüş bir lider olarak Prof. Dr. Necmettin Erbakan'dan öğrenecek çok şeyimiz var. Öğrenmemiz gereken ilk husus, hem milli derinliği hem devlet tecrübesi olmayan kadroların bu ülkeyi bir yerden bir yere taşıyamayacağıdır.
__________________
dünyasına dünyasına
aldanma dünyasına
dünya benimdir diyenin
dün gittik yasına...
View mfatihkotku'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
erbakan’ın, hitabet, necmettin, prof, tekniği

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:45 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.