|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 191 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| Millî Gazete - TV5 Köşe Yazıları ve Gazete İle Alakalı Haberler Buraya... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Azimli Üye
Üye No : 6950
Üyelik tarihi : 06-03-2010
Mesleği : elektrik
Nereden : İSTANBUL-kağıthane 4.levent sanayi mahallesi
Konuları : 12
Mesajlar : 91
Teşekkürleri: 63
36 mesajına 61 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 16.10.11
Durumu : Status: Offline
|
Öyle bir dünyada yaşamak isterdim yahut yaşadığım yer öyle bir dünya olsun isterdim ki, daha iyisini hayal edecek ve böyle bir cümle kuracak denli mahzun olmayaydım. Ama yaratıldık ve hüzün tecelli etti, bilirim.
Gurbetteyiz, hep hissederim. Gurbetin ehveni yoktur, onu da bilirim. Cennet dahi bir gurbet; çünkü sıla değil mi Allah? Bu yüzden ağlayarak geldik, yine ağlayarak gidiyoruz. Gurbetin tercümesi ne güzeldir şair Rehâyî'nin dilinde: Hemen ağlayı geldim bu âleme, ağlayı gittim ben San ol nilüferim kim, suda yittim, suda bittim ben Hayat asıl bittiği yerde başlarmış, çünkü yoklukmuş varlığın aslı. Her şeyin Bir ve Tek olduğuna delilmiş tırtılın kelebeğe dönüşü; suyun buz oluşu ve tekrar suya dönmesi. Bir varmış bir yokmuş kâinat ve önce de sonra aşk varmış, Rab varmış. Öyle ki yok bile yokmuş. Yokluğuma, yokluğunuza, yokluğumuza inandım ve yoka boyandım. Var olan Tek'in (tabii ki üstünlüğüne de, ama hakikatte) yekpâreliğine teslim oldum. Muhteşem bir köşkün yanında, küçük bir köpek kulübesinin kendi de değil, resmi gibi... Öyle acizdim ki, yokluğumu anlatacak kelimem bile yoktu. Dedelerimden Fuzûli, "Aşk imiş her ne var âlemde" dedi ve ne güzel dedi. Kendi yokluğunu idrak, Zat-ı Mutlak'ın tekliğini teslim etmekti iman, inandım. "Ölmeden önce ölünüz" buyurdu Efendim, Allah'ın aşkına ateşmiş varlık, anladım. İman, yandıkça hiçleşmek ve ezeli, ebedi olana aidiyetini anlamakmış. Her şeyi zıddıyla kaim eden artıyla eksiyi hesap ettirdi, bakiye yine kendi kaldı. Hiçliğine vakıf olan Mansur'un "En'el-Hak" çığlığında hallaç pamuğuna dönüyorum. İşte iman yüzünden âşığım ölüme. Kul, Allah'tan korktuğundan çok O'nu sevmeliymiş öğrendim, çünkü Cemali, Celalini geçmiştir Rahman'ın. Çünkü korkmaya gerek kalmayacak kadar O'nu seven sevgili kullarına, "Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar" vaadini işittim. Belâyı lütuf bilen ve belâya "belâ" (evet) diyen ruhlarla kardeş oldum. Bezm-i Elest'te "belâ" diyenlerle dünyada yoldaş oldum. Müslüman keder nedir bilmedi, isyana mağlup olmadı; sünnete uydu mahzun doğdu, mahzun yaşadı, mahzun öldü. Ne mutluları anladım, ne kederlileri. Aşkın sessiz ateşinde yanmaktır hüzün. Ne kahkaha bildim, ne isyan. "Kimde bir güzellik varsa, bilsin ki ödünçtür" dedi Yunus. Kimi bildi bunu ama ekserisi kendinden bildi güzelliği; ruhundan ruh üfleyene ait olduğunu unuttu. Sonra küstahlaştı, cüzi bilgisiyle kibirlendi. Peygamberler geldi, "Siz yoksunuz, Bâki olan Allah!" dedi, dinlemediler. Sonra Allah'ın varlığından değil, var olmasına inanılmasından korkan aşk bilmez, taştan kavimler "din ayrı, dünya ayrı" dediler. "Tanrı yoksa her şey kolay. Ya varsa?" dedi Dostoyevski, onu da duymazdan geldiler. Ezeli yekpâreliği kamusal alanla ayırmaya çalıştılar. Bilmediler, kendini var sayanı Zat-ı Mutlak yok sayar. Din tehdit, din afyon, din mürtecilik dediler. Dindarın sanatı olmaz, muhafazakâr edebiyat olmaz dediler. Öyle ki, dindarların bile çoğunu ikna ettiler. Zahirî mağlubiyetle kederlenenler, "tam dört inanmış adam"la dünyayı fethedebileceğini, buna güç veren bir inanca sahip olduğunu unuttular. "Müslümanca yaşamın hikâyesi olmaz, muhafazakârın anlatacak meselesi yoktur, o dünya arabesktir" sözlerini duya duya ezelde "belâ" dediklerini unuttular. Kendi hayatından emin olmayan, inancından şüphe duyan, aşkına ihanet eden, hikâyesini yok sayan bir millet çıktı ortaya. Ezelde başlayan ve kıyamete dek sürecek hüzünlü bir aşk hikâyesi, "esfele safilîn"in kara deliği boylamaya mahkûm hikâyesinden daha layık değil midir dinlenmeye? milli gazete/21/02/2010
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için CÜMLE MÜHENDİSİ kullanıcısına teşekkür edenler: | ---(EbRaR)--- (10.05.10) |
![]() |
| Etiket |
| “belâ”, diyen, kardeşimdir |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Her “La İlahe İllallah” Diyen Allah’ı ve Ahireti Kabul Etmiş sayılır Mı? | Vukuf-i Kalbi | AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET | 3 | 11.08.09 11:35 |
| “Dünyadan kopmak” mı, “kendi dünyasını inşa etmek” mi? | el Büğdüzi | Ebubekir Sifil | 0 | 06.07.09 10:22 |
| “CeHaPe”, “AKePe”, “MeHaPe”, “DeSaPe”, “DaTaPe” birde Kamusal Alan Her Yerde! | Cihad Yıldızı | YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI | 0 | 09.06.09 08:51 |
| “Serseri mayın” ya da “püsküllü belâ” | el Büğdüzi | Yusuf Kaplan | 1 | 29.05.09 15:00 |
| “Dönüş hakkı, nesilden nesile geçen bir haktır” diyen Filistin Halkı Büyük Felaketin | Muhammed | DÜNYADAN HABERLER | 1 | 15.05.09 18:22 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|