|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 190 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| Millî Gazete - TV5 Köşe Yazıları ve Gazete İle Alakalı Haberler Buraya... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Suavi Kemal "Gemisini yürüten kaptandır" ideolojisinden yola çıkarak nereye varılabileceğinin sonuçlarının mevcut ekonomik tablodan rahatlıkla görülebileceğini geçtiğimiz yazıda anlatmaya başlamış ve sözü Mustafa Kutlu’nun "Huzursuz Bacak" adlı kitabının finalinde telaffuz edilen Kanaat Ekonomisi ile bağlamıştık. Kanaat ekonomisinin ne menem bir şey olabileceği tartışması elbette ki bir köşe yazınsın sınırlarını aşan bir konu. Schumacher, adı bile Kanaat Ekonomisi’ni telkin eden "Küçük Güzeldir" adlı kitabında "piyasa" merkezli zihniyetin tıkandığı noktayı şu sözlerle izah ediyor: "Ekonomik düşünce pazara dayalı olduğu ölçüde, hayatın kutsallığını silip atar, çünkü fiyatı olan bir şeyde kutsallık olamaz. Bu bakımdan ekonomik düşünme tarzının toplumun tümüne egemen olması şaşırtıcı değildir; güzellik, sağlık, ya da temizlik gibi basit değerler bile ancak "ekonomik" oldukları kanıtlandığı sürece yaşayabilirler." 1962 yılında selametimiz için "sıfır büyüme" teklifinde bulunan, Donella Meadows "Ekonominin birinci kuralı, "büyümek"tir, sonsuza dek büyümek!. Gezegenin birinci kuralı ise, "kanaat"tır. Sadece ihtiyacın kadarı, daha fazlası değil! İhtiyacın kadar toprak, ihtiyacın kadar su, ihtiyacın kadar güneş ışığı sana yeter. Yeryüzündeki doğan her canlı, tabiatına uygun derecede büyür ve sonra bu büyüme durur. Gezegen daha fazla büyümez, ama daha iyi hale gelir. Yaratılmış bütün mahluklar, öğrenir, olgunlaşır, kabiliyetleri çeşitlenir, ilginç güzellikler sergilemeye başlar, ama bunların hepsini belli bir sınırı aşmadan yapar; mutlak bir çerçeve içinde yaşar gider. Sen de öyle yap." diyerek yaşadığımız çelişkilere alternatif bir düşünce ufku teklifinde bulundu. Ölümcül rekabeti terk etmemiz gerektiğini söyleyen Meawoods’un fikirleri fazlasıyla ütopik bulunabilir. Ancak en azından bizi mevcut paradigmaya esir etmeyen yeni bir tartışma platformu teklif etmektedir. "Hızlı tüket!" yerine "Acele etme!" ihtarında bulunan bu sese kulak vermenin kimseye bir zararı olacağını sanmıyorum. "Bir şey parasal açıdan anlamlı geliyorsa, onu hemen yap!" diyen mevcut zihniyetin uç noktalarının "kurtarma paketleriyle" telafi edilemez bir kaosa uzandığı aşikar iken insanlara "Para, satın almaya değecek bir şey varsa değerlidir" diyen bir adamın sesine kulak vermek ne kadar mümkün olabilir bilemem. Ancak Kanaat Ekonomisi’ni tartışacaksak bu cümle hiç de yabana atılır bir ifade değildir. Erich Fromm’un "İnsanların ekonomik ve ekolojik bir felaketten kurtulabilmeleri için ruhî bir değişim içine girmeleri zorunludur. Bu ise, yeni bir ahlâkın doğmasına ve tabiata karşı yeni bir tavır alınmasına bağlıdır." sözleri tam da bu noktada anlam kazanıyor. Ancak Fromm’a şu itirazda bulunabiliriz. Niçin "yeni" bir ahlak olsun? Ta ilk insandan beri insana peygamberler aracılığıyla defalarca vahyedilen "Sıratı Müstakim"in öğrettiği kadim davet yitik değil ki? "Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum"da Roger Graudy: "İçinde Allah'ın bulunmadığı ekonominizin vahşi usul ve uygulamalarını artık istemiyoruz." Diyerek elbette kıbleyi hatırlatıyor bize. Schumacher’in bir başka kitabının adı da hatırlayacağınız gibi "Hayırlı Ekonomi" idi. "Doğru şeyi yapmıyorsak, yanlış şeyi yapacağız ve dolayısıyla tedavinin değil, hastalığın parçası olacağız demektir." diyen Schumacher: "Hep çok fazla zeki olma tehlikesi içindeyiz ve aslında neler yapabileceğimizi ve neleri yapma eyleminin bizi mutlu kılacağını farketmiyoruz. Gerçek işe başlamadan bu kadar çok teori kurulabilmesi hayret vericidir." diyerek sözlerini "ihtar" yüklü cümlelerle sürdürüyor. Ancak "Kanaat Ekonomisi" tartışmalarında kulağımıza sürekli fısıldanması gereken sözler bunlar. Çoğunlukla batılı yazarlardan örnekler verdim. Gelin Yunus Emre’nin o hepimizin bildiği mısralarıyla bağlayalım bu yazıyı da: "Mal sahibi, mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi?/Mal da yalan, mülk de yalan/Var biraz da sen oyalan!" Bir "Kanaat Ekonomisine Giriş" kitabı yazılacaksa bundan iyi epigraf mı olur?
__________________
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| ekonomisine, giriş, kanaat |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|