|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 191 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| Millî Gazete - TV5 Köşe Yazıları ve Gazete İle Alakalı Haberler Buraya... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Güldüren yönüyle Türk mutfağı Türk mutfak kültürü, sadece yemeğin yapılmasına ilişkin maddi kültürden oluşmamaktadır. Yemek yemeye ilişkin birçok manevi değerler, tutumlar, davranışlar da zengin mutfak kültürümüzde görülmektedir. Kuşkusuz bu hususlar, Anadolu’da uzun bir tarihsel gelişim içinde birikmiş bir kültürdür. Erikleme Anadolu’da Niğde’de ‘Erikleme’ denen bir gelenek var. Bağlık bahçelik yerlerde insanlar birbirlerine gelir, gider, yer, içer, muhabbet ederler. Örneğin bir aile, yemeğe konuklar çağırmıştır. Konuklar eve gelince önce bahçeye buyur edilirler. Orada birlikte oturup sohbet edilirken bahçedeki meyve ağaçlarından bir şeyler atıştırılır. Konuklar ev sahibi tarafından ağaçlardan bir şeyler yemeğe teşvik edilir. Örneğin çağla, badem vs. olmamış ham yeşil haldeki şeyler konuklarca bol bol yenilir. Böylece karınları şişer, yemek yiyecek halleri kalmaz, ya da yemeği çok az yerler. Bu da ev sahibinin yararına olur, fazla masraf etmemiş olur. Aslında bunu konuklar da bilirler ve ev sahibiyle birbirlerine ‘Erikleme’ şakası yaparlar, gülerler. Arkası Yufka Yufka, ince, hafif anlamındadır. Anadolu’da yine ev sahibi konuklara yemek ikramı sırasında ‘Arkası yufka, onun için bununla karnınızı iyice doyurun’ der. İlk ikram edilen yemekten daha iyi daha güzel yemeğim yok, yani bundan sonraki hafif şeyler. Bu nedenle bununla yetinin anlamında şaka yaparlar. Fakat bu da bazen bir şaka olarak söylenir. Bir de bakarsınız ilk servisin arkasından pek çok ikramlar gelir. Bu kez de konuklar arkası yufka dediğin de bu muydu? diye gülüşürler. Bu da Türk konukseverliğinin bir yönüdür. Ay Çöreğinde Osmanlı Parmağı 1683 yılında Türklerin Viyana Kuşatmasında Türk topları Viyana önlerinde gümbürdediğinde, ekmek yapmakta olan fırıncı, öyle bir irkilmiş ki, elindeki hamuru yere düşürmüş. Hamur yerde yarım ay biçimini almış ve (Kürosant) ay çöreği böyle doğmuş. Hollanda’ da Amsterdam’daki bir fırında satılan ay çörekleri Avusturyalı bir kişi tarafından oraya getirilmiş ve tanıtılmış. Soğanın Cücüğü Doğulu vatandaşlarımızdan iki kişi sohbet ediyor. ‘Haso, padişah olsan ne yerdin?’ – Soğanın cücüğü ile taze ekmek. Ya sen? – Ne diyeyim bana yenecek iyi bir şey bırakmadın ki? Fıstıksız olsun Bir devlet büyüğümüz G. Antep’e konuk olmuş. Kendisine yörenin en güzel yiyecekleri ikram edilmiş. Fakat gelen her yemek fıstıklı imiş. En sonunda kahve getireceklermiş ve kahveniz nasıl olsun? Diye sorunca konuk da ‘Fıstıksız olsun’ demiş. Paça Çorbası Otomobİiliyle seyahat ederken bir köyün kıyısında mola veren adamın dikkatini çevrede üç bacaklı koyunun gezinmesi çekmiş. Koyunların birer ayağı dizinden kesik olup, her biri tahta parçasından yapılmış bir takma bacakla dolaşıyormuş. Adam buna bir anlam vermek için uzun uzun düşünmüş ama nafile... Sonunda oradan geçmekte olan bir köylüyü çevirip takma bacakların sırrını sormuş. Köylü de anlatmış... Biz köycek paça çorbasını çok severiz beyim demiş, ama dört paça için bir koyun kesmeye kıyamayız. Zaten durumumuz da buna el vermez. Onun için işte böyle bir koyundan birer bacak kesip paça çorbamızı yapıyoruz. Hem bize çorba çıkıyor hem de koyunlar azalmıyor. Nefs Öldürme İki bektaşiyi yemeğe çağırmışlar. Bol bol yemiş içmişler. Bu arada birisi yere düşüp ölmüş. Öbürü yarı baygın bir haldeymiş. Ev sahibi Ey erenler doydunuz mu? demiş. Yarı baygın olanı da – Merhum doydu ama ben nefis öldürüyorum demiş. Valinin Tayini Çıktı İzmir’de köfte, döner, adana ve şişten oluşan karışık ızgara et yemeğine ‘Vali’ deniyor. Konaktaki bir lokantada ısmarladığı ‘Vali’nin bir türlü gelmemesi üzerine şef garsonu uyaran kişi şu cevabı aldı: – Abicim sizin Vali’nin tayini çıktı, hemen geliyor... Cennet Taamı Kabak Cennet Taamı Kabak Cami hocasına eskiden mahalledeki her haneden sıra ile yemek getirilirdi. Of’lu Hoca bir gün kabağın cennet meyvesi olduğundan ve kabak yemeğinin faziletlerinden bahseder. Bu vaazdan sonra hocaya her gün kabak yemeği gelmeye başlar. Öğle kabak, akşam kabak. Hoca, kabak yemekten bıkar. O kadar bıkar ki bir gün ezanı şöyle okur: Eşhedü En Lailahe İllallah Sabah kabak, akşam kabak bezdik ya Resullullah Cemaat toplanıp hocaya gider. Derler ki: "Hoca sen ne yaptın, sen bize kabağın faziletinden bahsetmedin mi? Bizim yaptığımız sana iyilik olsun diyedir. Hiç cennet taamından bıkılır mı? Sana kabak yemeği getirmekle hem sen, hem de biz sevap kazanıyorduk. " Hoca kendini söyle savunur: Ula uşaklar, kabak cennet taamıdur dedik ama bu fakir fukara taamıdır. Haci hoca yemeği değildur. Hoca yemeği, hoşaf ile baklavadur, demiş. Koyun Sevgisi Biz Türkler koyun etini severiz ve koyunun her tarafını değerlendiririz. Bir başka kültürde hiç koyun eti yenmeyebilir. Bir yazarımız bu konuda bir anısını anlatıyor: "Bir gece geç vakit büyük bir işkembecide atıştırıyordum. Bir turist çift içeri girdi. Kadın, yemekler hakkında bilgi istedi. O gösterdi ben açıkladım. ‘O çorba’ dedim. Koyun midesinin ufak ufak parçalar halinde çorbası... şu mu, o da koyun beyninin haşlanmışı... Şu mu, o da koyunun ayaklarının kesilmiş parçalarından yapılmış yemek. O mu? O da kokoreç. Koyunun yavrusunun bağırsağının ufak ufak kesilerek yapılmış yemeği. Oradaki koyunun ciğerinin ufak ufak doğranarak ... ‘Kadın yüzüme bakarak ufak ufak kesilmiş koyun olmayan bir yiyecek yok mu diye sordu. Sonunda yaprak sarma ve yoğurt yediler. Tabi ben yaprak sarmanın pirinçli koyun kıymasından yapıldığını söylemedim.’ Farz AdamIn biri köyün imamını yemeğe çağırmış. İtibar etmiş olmak için de büyük oğlunu sofrada bizzat hizmete memur etmiş. Fakat imam efendi, gelen tepsilere öylesine yumulmuş ki, kimseyi ne gözü görüyor, ne söyleneni dinliyormuş. Kah kuş kanadı, kah ayı kulağı ile geleni silip süpürüyor, son kalıntıları da sıyırıp mideye indirirken ‘Sünnettir’ diyormuş. Hani derler ya "mollanın karnı beştir, biri her zaman boştur." Hoca efendinin bu haline ev sahibini hayli canı sıkılmış ama çağırmış bulunmuş bir kere. Dördüncü beşinci kaptan sonra hafifçe karnı doymaya başlayan hazret nihayet başını kaldırmış ve gözü evin delikanlısına ilişmiş: "Maşallah! Mahdum bey mi?" "Evet Mahdum" "Maşallah, maşallah, adı nedir?" "Farz..." "Ne? Farz’dan da isim mi olur?" "Ya, sünnet diyeyim de onu da ye emi!.." Sığırcıkların ağzını bağlama Dutu ağaçta ve kurutulma sırasında kuşlardan korumak çok zordur. Duta en çok tebelleş olan kuş da ‘Cayik (Sığırcık)’lardır. Bizim çocukluğumuzda kimi hocalar okuyarak ya da muska yazarak bu kuşların ağzını bağlar, dut yemelerine engel olurlardı. Bu bakımdan dut mevsiminde çoğu köylülerin (özellikle kadınlar) ilk işi, nefesi kuvvetli bir hocaya giderek cayiklerin ağzını bağlatmak olurdu. Cacık yemeği Yurt dışında bir ülkede bir yabancı aile, Türk kültürünü seven, ona hayran bir ailedir. Bu aile bir gün o yörede bulunan Türk diplomat ve memurlarını eve yemeğe davet etmiş. Evin hanımı o gün bir de Türk yemeği yapmış ve konuklara bunu bir sürpriz olarak ikram edecekmiş. Yemekler yenilip içilirken sıra Türk yemeğine gelmiş. Masanın ortasına büyük bir tencere içinde ‘Cacık’ getirmişler. Sonra onları kaselere koyarak konuklara ikram etmişler. Konuklar Türk yemeği olarak ikram edilen cacığı görünce gülüşmeye başlamışlar. Çünkü cacık, bir yemek değil, yemekte bir salata, garnitürdür. Bu inceliği yabancı hanım bilmediği için onu Türk yemeği olarak ikram etmiş. Milli Gazete |
|
|
![]() |
| Etiket |
| güldüren, mutfağı, türk, türk mutfağı, yönüyle |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|