|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 192 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| Millî Gazete - TV5 Köşe Yazıları ve Gazete İle Alakalı Haberler Buraya... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Fukuyama, Saadet Kongresi ve İşkence özrü Erol Erdoğan catisizokul@yahoo.com.tr 18.10.2008 ![]() Fukuyama, kendisiyle yapılan son söyleşilerden birinde özetle diyor ki: “Ilımlı İslâm’ın Türkiye için kesinlikle iyi bir model olduğunu düşünüyorum. Pek çok Arap, Türkiye’de yaşananları kendi ülkeleri için bir model olarak görmüyor ama yine de Türkiye kesinlikle önemli bir referans noktası. Türkiye’nin radikal dinci bir hale gelmesi diğer Müslüman toplumlar için iyiye işaret olmaz. Türkiye bölgede Amerikan politikalarının sözcülerinden biri ve ABD, Türkiye’yi önemli görmeye devam ediyor.” Fukuyama, söyleşinin bir yerinde de İslâm ülkelerinde dini partilerin olması gerektiğini söylüyor. Bunu niye söylediği şu cümlelerinde açık seçik belli: “Tamamen liberal ya da laik partileriniz olabilir. Ama aynı zamanda din tabanına sahip partiler de olmalı. Çünkü insanların dini hisleri var, bu da toplumun bir parçası. Bunun temsil edilmesi gerekiyor.” Fukuyama’nın dedikleri bir anlamda uluslararası siyasi dinamiklerin bizim için ne düşündüğünü / planladığını ortaya koyma özelliğine sahip. Onun uzun söyleşisinde söylediğini şu tek cümlede özetlemek mümkün: İslâm ülkelerinde dini partiler kesinlikle olmalı. Ama bu partiler ABD karşıtı ve antiemperyalist olmamalı. Antiemperyalist çizgideki partileri köktendinci – radikal olarak tanımlarız. Bizi kendisine müttefik sayan ülkeler de bizim sadece sözcülerimizdir.” Fukuyama’nın dediklerini ve Türkiye’nin son 50 yıllık serüvenini, 26 Ekim’de gerçekleştirilecek Saadet Partisi kongresi vesilesiyle yeniden analiz etmemiz gerekiyor. Müslümanların da içinde olduğu ortak aklın zihni hayli karışık. Son 10–15 yıldır zalimlerle el ele vererek adil bir dünya kurma çabası içinde olabilen Müslüman bir zihin inşasına çalışılıyor. Hâlbuki Amerikancı, AB’ci ve emperyalist dostu ya da sözcüsü olunarak adil, özgür ve merhametli bir dünya kurmak mümkün değil. Saadet Partisi, bu zihin karışıklığını sona erdirme noktasında görev üstlenerek makul çoğunluğun önüne düşüp adil bir dünya kurma fikrini yeniden insanların aklına koyabilir mi? Bu, Saadet’in tek başına başarabileceği bir hedef olmasa da öncü olabilir. Kongrenin “atılım ve açılım” gibi iki kelimeyle tanımlanmış olması bu açından ümit verici. “Saadet! Şimdi!” sloganı da daha önce kullanılan “Şimdi Saadet Zamanı” sloganından daha iddialı. İddia sahibi olmak, inanmak ve inanılan için planlamış bir yola çıkmak, muktedir olabilme ihtimalinin de ilk işareti sayılmalıdır. Sloganlardan yola çıkarak bu kadar ümit ortaya koymak erken sayılabilir belki ama “adil bir dünya” kurma zorunluluğu sadece Saadet Partisi’nin kendi kararına kalmış bir durum değil. Dünyanın ekonomik ve sosyal durumu, bu çabayı o kadar zorunlu hale getiriyor ki, bunu anlamak için on dakikalık herhangi bir haber bültenini dinlemek bile yeterlidir. Tarihin en zalim dönemindeyiz. Onun için Saadet kadroları bu atılım için zorunlu bir süreçle karşı karşıyadır. Millî Görüş’ün varlık sebebi bu zorunluluğu ona yüklemektedir. Bu kongre, 28 Şubat süreci ve bu sürecin devamında ortaya çıkan parçalanmışlığın ürünü olan siyasi ve kültürel fetret dönemini sona erdirecek ilk işareti çakmalı ve Türkiye kendi sözünü söylemek için acilen harekete geçmelidir. Ve Saadet Partisi, zafer getirecek bir sefer için yola çıkmalı, halka ulaşmalı, kalplere inmeli, akıllara hitap etmeli; milletinden ülke yönetimi için oy ve görev istemelidir. Hedef; işkenceden öldürülen insanın ailesinden özür dilemek ve bu özrü marifet saymak yerine işkenceyi yok edecek kadar azaltmayı başarmış bir dünya kurmak olmalı. Müslümanlık da bunu emrediyor, insanlığın geldiği ahlâk ve erdem çizgisi de. Millî Görüş’ün 69’da ortaya koyduğu çizgi, üstlendiği misyon ve sahip olduğu potansiyel gücü bunları yapmaya müsaittir.
__________________
|
|
|
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Yazıyı biraz daha derinlemesine anlamak için (Francis Fukuyama'yı bilmeyen kardeşler),google'dan araştırınız lütfen...
__________________
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| francis, fukuyama, partisi, saadet |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|