| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 195 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » MİLLî GÖRÜŞ » Millî Gazete - TV5 »

Millî Gazete - TV5 Köşe Yazıları ve Gazete İle Alakalı Haberler Buraya...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18.11.08, 07:48   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart Safları keskin tutalım...

Safları keskin tutalım...


Batıl düşüncelerin etki alanına girerek dejenere olmamamız ve batıl karşısında sağlam kalabilmemiz için, Müslümanlar olarak safları net ve keskin tutmamız icap ediyor. Yani “öteki” ile ayrıştığımız noktaların farkında olmamız ve bu farklılıkları koruyarak kendi kimliğimizi muhafaza edebilmemiz gerekiyor. Bilimsellik maskesi altında dışarıdan bünyemize aşılanan batıl felsefelerin, izmlerin ve dünya görüşlerinin kuşatması altındayken kıblemizi şaşırmak istemiyorsak, hayatımızın her boyutunda net ve keskin bir duruşu sergileyebilmeliyiz. Öteki ile bizi aynılaştıracak veya benzer hale getirecek her türlü tutum ve davranıştan uzak olmalıyız.

Yüce Allah’ın yerine her şeyin merkezine insanı alan modern görüşlerin, müşrikçe bir zihniyeti yansıttığından hiç kuşku yoktur. Yani seküler anlayışlarla; Yüce Allah’ın devreden çıkartılmasının anlamı, aslında onun yerine birçok modern putun dikilmek istenmesidir. Bu bakımdan müşrik zihniyetini yansıtan her türlü modern düşünceye karşı keskin bir zihin hattı oluşturmanın gereğine inanıyoruz. Bu zihin hattının bir tarafında “izm”lerin ve bazı zararlı felsefelerin etkisi altında kalmış, modern düşüncelere teslim olmuş ve sanki bir batılı gibi İslam’ı anlamaya çalışan Müslümanlar varken hattın diğer tarafında ise kendi medeniyet köklerine bağlı, reel politik ve konjonktür gibi kaygan zeminlerde yalpalamayan, referanslarını Kur’an ve sünnetten alan ve her halükarda hakkı üstün tutan Müslümanlar vardır.

Batı kafasıyla düşünmek hastalığına yakalananlar sloganlarla konuşmayı çok severler. Faraza bu yazıda hattın iki tarafındaki Müslümanlardan bahsetmemizin temelinde bir gerçeklik yatmakta olduğu halde, birileri bize şöyle kalıplaşmış bir cümleyle cevap verebilir: “İnsanları kategorize etmeyin!” İnsanlar özellikleri itibariyle farklı kategorilerdeyseler, şimdi biz bunu ifade ettik diye hata mı işlemiş olduk? Ben tam tersi; insanları kategorilere ayırmanın bazı durumlarda çok faydalı olacağına inanıyorum. Nitekim safları keskin tutabilmemiz için farkı orta yere koymamız ve o iki şeyi ayrıştırabilmemiz gerekiyor. Kalıplaşmış olan “insanları kategorize etmek” ifadesini ise her zaman olumsuz bir anlamda anlamak zorunda değiliz. Kategorize etmek derken burada zencilerle beyazları ayırmaya çalışmıyoruz. Hak ve batıl ekseninde bir ayrışmadan bahsediyoruz ki bunun lüzumu ortadadır. Zaten safları keskin tutmanın önemi de hak ve batılın ayrışma noktasında karşımıza çıkıyor.

Kur’an’da geçmiş zamanlarda bazı Yahudilerin hak ve batılı birbirlerine karıştırdıkları bildiriliyor. Doğrusu bugünkü Yahudiler de pek masum sayılmazlar. Mesela Siyonizm’in hizmetkârlığını yapan bir kısım medya, hak ve batılı birbirine karıştırma işini gayet başarılı bir şekilde yürütüyor. Burada sormamız gereken soru aslında şudur: İnsanlarımız medyanın terbiyesiyle eğitilmekteyken, nasıl sağlam bir inanca sahip olabilirler ki? Veya şunun şurasında kaç tane İslam’ı gerçekten bir Müslüman gibi yorumlayan âlimimiz var? Bu durumda bugün hak ve batıl karıştırılarak hakikatler bir şekilde bulandırılmaya çalışılıyorsa, bunun karşısında bizim daha sağlam ve keskin bir duruşa ihtiyacımız yok mudur sizce de?

Bakın! Bu ülkede Kur’an’ın yaptığı “kâfir, mümin, münafık, fasık” gibi ayrımları bile kategorize etmek olarak anlayanlar ve bu kelimeleri ağızlarına bile almayanlar var. Kâfir ve mümin ayrımını bizim netleştirmemiz ve böylece ideal “mümin”i ortaya koyabilmemiz gerekirken, hiç bu yollara gitmeyip, bu ikisini birbirine karıştırma gayretine girmenin gafletten başka ne anlamı olabilir? Bu bağlamında bir iki örnekle konuyu daha da açalım: Mesela mümin İslam’ın ahlakından ahkâmına kadar tamamından razı olan kimse demektir.

Bir mümin Yüce Allah’ın emirlerine muhalefet etmek maksadıyla söz söyleyemez. Başörtüsüne düşman olamayacağı gibi, haccı da Araplara para yedirmek olarak değerlendiremez. Kâfire gelince, o ise Yüce Allah ile ilişkilerini olumsuz kuran insandır. Bu ilişkinin nasıl olacağını Kur’an bize öğretmişken hevasına göre yeni bir ilişki şekli belirlemek kabul edilemez. Bir insan hem İslam’ın değerleri ile alay edip hem de Yüce Allah ile güzel ilişkiler kurduğunu iddia da edemez. Ediyorsa işte ona da münafık denir. Fasık ise günahkârlığı yaşam tarzına dönüştürmüş kimsedir. Yani inanır ve inandığını söyler ama batıl bir yaşam tarzını benimseyerek hep o şekilde yaşar. Ya da bazı sebeplerden dolayı tavizkâr bir Müslümanlığı hayat tarzı olarak benimser.

“Emr olunduğun gibi dosdoğru ol” ayetine göre amel etmek, “tam” bir mümin olmayı gerektirir. Ne yazık ki bugün hoşgörü adına neredeyse Efendimiz’e hakaret eden adi insanları bile gülümseyerek karşılayacak duruma geldik. Kafirun suresindeki “sizin dininiz size benim dinim bana” ayetini bile riyakâr bir hoşgörü anlayışıyla yorumlayanlar var. Neymiş efendim, “isteyen istediği dininde kalırmış, velev ki dini batıl bile olsa; ne de olsa senin dinin sana denilmiş!” Oysa bu ayetlerde bir hoşgörü ifadesi kesinlikle yoktur. Çünkü bu ayetin sebeb-i nüzulünde müşriklerin “bir sene senin ilahına bir sene de bizim ilahımıza tapalım” şeklindeki teklifleri vardır. İşte bu ayet bu sapkın teklife karşı sert bir ültimatom ve keskin bir karşı duruş anlamına gelir. Bu aslında müşriklere karşı bir saf tanzimidir. “Bizim safımız net ve keskindir” şeklindeki bir uyarı cümlesidir.

Müşrikler Peygamber’imize, putlarımıza daha saygılı ol, onları öv, biz de senin dinine yaklaşalım demişlerdi. Bu teklifi kabul etmek sulandırılmış bir dini kabul etmek olurdu. Efendimiz de onlara Kafirun suresi ile mukabele etti. Din felsefecisi Prof. Dr. Mehmet S. Aydın ne diyordu? Bir Hintlinin yanında onun put olarak gördüğü bir inek varsa siz de gidin o ineği okşayın diyordu. İşte hoşgörü meselesini bu noktaya kadar getirenler oldu. (26.07.2008, Millî Gazete, İneğe Saygı Putlara Hoşgörü adlı yazımıza bakınız.) Netice de saflar keskin ve net tutulmayınca böylesi yanlış bir hoşgörü anlayışı yayılma zemini buldu.
Hatta Efendimize inanmayanları bile iman etmiş kabul edenler çıktı. Ki onlar “Sen hak peygambersin şeksiz gümansız / Sana uymayanlar gider imansız” diyen Yunus Emre’yi bile bu riyakâr hoşgörü masalına alet etmekten çekinmediler.


Aydın Başar
aydin_basar@hotmail.com

18.11.2008
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!

Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (18.11.08 Saat 07:51 ) değiştirilmiştir..
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler:
Ahmed Naina (18.11.08)
Cevapla

Etiket
keskin, safları, tutalım

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:31 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.