| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 193 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE »

MİLLİ GAZETE
''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu''

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06.06.09, 08:18   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart Alçak saldırıya karşı yüksek savunma

Alçak saldırıya karşı yüksek savunma

Aslında uzun zamandır bu sayfada yazmıyor olmam, yazamıyor olduğum gerçeği ile açıklanabilir. Ortada bilinçli bir tercih değil, zoraki bir sürüklenme var. Son yıllarda yükselen muhafazakâr liberalizmin zafer çığlığı, her namuslu insan gibi benim de midemi bulandırıyor. Midesi bulanmayanları, hakikati bulamayan midesizler olarak adlandırmamız fazlasıyla haklı bir tespit olacaktır.

Türk okuyucusunun okuduğu herhangi bir metinden beklentisi yüksek değildir ama farklı olabilir. Bazıları sohbet arasında kullanılacak iyi bir repliğin peşindedir. Bazıları ise, 'gâvura ne güzel gâvur dedi a'yı uzatarak' mantığından çıkıp bahçeyi dolaşamamıştır henüz. Bir kısmı silahlarına mermi doldurmanın derdindedir, bir kısmı hakikati aramanın peşinde. Arayışlar hep farklıdır.

Bir okuyucu olarak hakikati aramanın peşinde oldum bunca yıl. Tanıştığım bütün güzel adamları bunun sağlaması olarak görebiliyorum. Ancak okuyucu olarak sürdürdüğüm hakikati arama yolculuğunu bir devletin vatandaşı olarak sürdüremiyorum. Sorun sanıldığının aksine bir devletin vatandaşı olmakla ilgili değil, devletin diğer vatandaşlarıyla birlikte olmaktan kaynaklanıyor. Vatandaşların devletten beklentileri yüksek değilse de olması gerekenden fazlasıyla farklı gelişiyor.

Türkiye'de yüksek binaların sayılarının artması ile alçaklığın artması arasında paralellik görmeyenler yalnızca alçaklardır. Şöyle söyleyeyim; Avrupa'ya gönderdiğimiz ilk müzik öğrencisinin ismi Flütçü Saffet Bey'dir. İtiraf edebilirsek Flütçü Saffet Bey'in ismi bile hepimizin hafiften de olsa kıkırdamasına yol açıyor. Tuhaf buluyoruz. Bu, dille ilgili bir şey... Türkiye ne badireler atlatamadı ki, bugün hemen her semtte açılan çok katlı alışveriş merkezlerini, alçaklığın yuvası olarak isimlendirmem birçok kişi tarafından istihzalı gülüşlerle karşılanacak. Yapacak çok şey yok aslında, "Türk anayasası, işportacılara geniş hak ve yetkiler tanımaktadır."

Esaslı sorular, hakikati bulmanın en güçlü araçlarıdır. Hakikat, peygamber kızının kolunu bile kesecek güçtedir. Kırılan kolun yen içinde kalması sağlıksız bir gelişimi beraberinde getirir. Yen yırtılsın kol dışarıda kalsın diyerek dillendirilmesi gereken en esaslı soruyu soralım: Öyle ya da böyle kurumsallaşmayı başaran büyük küçük her cemaatin, önce televizyon sonra yardım kuruluşu kurması tamamıyla tesadüf müdür? Hemen hepsinin bunu yapması tevafuk mudur?

Cevabı yüce Türk milletine falan bırakacak değilim elbette. Soru, içinde işaretini barındırıyor. Soru sormak için bu satırları işgal ediyor değilim. Rahatsız etmek için buradayım. Bunun için burada olmalıyız. Çünkü bizi kaygılandırması gereken çok şey var.

"Akıl azaldığı oranda kaygı da azalır" der Kierkegaard. Bu topraklar tamlamasının en az bu topraklar kadar laçkalaştığını bilmeme rağmen yine de söylemek zorundayım. Bu topraklara dair içinde kaygı taşıyan insanların sayısı hızla azalıyor. Kierkegaard'un düşüncesini genelleştirmeyelim ama üzerinden yol bulmaya çalışalım. Bu ülke üzerine ya da bu ülkenin dünyada durduğu yer konusunda kaygı taşıyan insanlar hızla azalıyor çünkü aklın hızla azaldığı bir döneme saplandık. Şu soruyu cevaplamadan sonuca ulaşmamız bir hayaldir; Bu ülkede hangi şeylerin zaferi diğer şeylerin zaferiyle uyum gösteriyor? Liberal, muhafazakâr bir iktidar her geçen gün şişmanlıyor. Buna mukabil, Türkiye'de neler şişmanlıyor?

Bu durum yüksek binaların alçak mimarları gibi ters orantılı değil, düpedüz doğru orantılıdır. Açık konuşmak gerekirse ahenk seviyesinin sıfıra yaklaştığı bir dönemdeyiz. Devlet dairelerinde hırsızlığın yasal ihalelerle gerçekleştirildiğini bilmeyen kimse kaldı mı? Elbette hayır. Demek ki muhafazakâr liberal iktidarın zaferiyle birlikte hırsızlığın etkisi de artmış.

Müslüman hırsız olabilir mi sorusunu sormadan kendisini Müslüman olarak tanımlayanların hırsızlığını nasıl anlayacağız? İğneyle çuvaldızın taraflar arasında yer değiştirmesine ihtiyacımız yok, bize lazım olan kim namussuzsa ona namussuzluğunu haykıracak iradeyi gösterebilme cesaretidir.

Varlık, dünyadan ibaret değil. Bildiğimiz halde söyleyemediğimiz çok şeyden biri de budur. Türkiye'de bir zekâ problemine saplandığımızı görmezden gelmek inandırıcılığını yitirdiği kadar masumiyetini de yitirmiştir. Ahlak ve zekâ düşmanlarının, hiçbir zaman bacak bacak üstüne atmayı beceremeyen bir şişmanlıkla arkalarına yaslanıp ona biteni izlediğini hissetmemek için hissiz olmak yeter. Tahmin ettiğinizin tersine bu kötü tablo, devleti ele geçiren gizli güçlerden kaynaklanmıyor.

Günahın tevbesi, en az günahın maliyeti kadardır. Tevbe etmenin muteber şartlarından biri -doğrusunu Allah bilir- öyle sanıyorum ki, günah için harcanan enerji kadar enerji sarf etmektir. İstidatlarımızı anlama adına kullanırsak anlamak da o şekilde mümkün olabilir. Türkiye'de zekânın, ciddiyetin ve ahlakın kundaklandığı bir devirden geçiyoruz. Üstelik bu durum bütün yıkıcılığıyla artıyor. Türkiye'de hangi şeyler diğer şeylerin zaferiyle uyum gösteriyor? Sadece bu bile zihnimizi saf sol karşıtlığından kurtarabilir.

Pragmatik alçaklığın alabildiğine arttığı bu zamanda, hangi gazeteler tirajlarını yükseltiyor? Toplu katliamların artık kötü siyasetçilerin 'içimizden biri' sloganı gibi özümsendiği, içinde bulunduğumuz bu yıllarda hangi televizyonlar reytinglerini artırıyor? Hırsızların Müslümanlığı en güçlü kisve olarak kullandığı bu dönemde hangi şirket patronları fazlasıyla kalın olan enselerini kalınlaştırıyor? Ahenk seviyesinin sıfırı vurduğu bu günlerde kimler yorumcu ya da programcı olarak televizyon stüdyolarını işgal ediyor?

Muhafazakâr izleyici kitlesine yayın yapan televizyon kanallarında, reklamların yüzde sekseninin sırasıyla üç, dört ve beş yıldızlı otellerden oluşması, hangi gerçekliğin küfür etmemize sebep olan boyutudur? Öyle lanet bir yüzyılda yaşıyoruz ki, reklamların gerçekliği programların gerçekliğinden çok daha güçlü hale geldi. Kırk beş dakika boyunca Medine'den esintiler programına saplanan muhafazakâr izleyicinin gözyaşlarının sahte olduğunu, izlediği kanalın yayınladığı otel reklamına bakarak anlamamız mümkünken, bu soytarılığa sığ bir sol karşıtlığı yüzünden ses çıkaramıyor olmamız ne ile özetlenir?

'Geminin teşbihe ihtiyacı yoktur' diyen Hakan Arslanbenzer kısmen haklı. Geminin teşbihe ihtiyacı yoksa da tayfaların tespihe ihtiyacı vardır. Bu gerçeği görmezden gelirsek, geminin çoğu zaman sadece teşbihle ayakta tutulduğunu da görmekte zorlanırız. Hâlbuki bu öyle tayfalara sahip bir gemidir ki onu denizden ayıran en önemli etken tayfaların tespihle olan rabıtalarıdır. Deniz dalgalarına göre din değiştirenlerin söylediklerine inanacak olsaydık hem tespihle hem de tevhidle olan irtibatımızı çoktan kaybetmiştik.

Efendimiz Yunus Emre, denize muteber bir imge görevi veriyor. Onu olumsuz kullanmak elbette haddime düşmez. Hırsızların hakikatte boğulmalarını istiyorum sadece bu. Yunus Emre bunu anlayacaktır!

Yusuf Genç
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
alçak, karşı, saldırıya, savunma, yüksek

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:49 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.