|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 193 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| MİLLİ GAZETE ''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu'' |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Bir dost daha.... "SON GÜN OLMASIN DOSTUM, ÇELENGİM TOP ARABAM; ALIP BENİ GÖTÜRSÜN TAM DÖRT İNANMIŞ ADAM!" --N.F.K.-- Bir dost daha, tüm dostlarına veda ederek gerçek dosta yürüdü: "İnnâ Lillahi ve İnnâ İleyhi râciûn..." Hiç şüphe yok ki "geliş O'ndan olduğu gibi, gidiş de O'na"dır. Bunun idrâkinde olan az sayıdaki müminlerden biriydi merhum ve mağfur Hâzım Oktay Başer kardeşimiz... Rahmet-i Rahmana kavuşacağından emindi. O, öleceğinden emin olduğu gibi, âkıbetinin emniyetinden de emindi. Böyle bir akıbetten emin olabilmek nefislerimiz için mümkün değilse de, çok yakından tanıma şerefine erdiğimiz kimi dostlarımız için "şahadet etme" mertebesinde kalmak kaydıyla elbette mümkündür. Merhum ve mağfur yönetici, muhlis mümin, temiz insan, iyi dost Hazım Oktay Başer de bu seçkin insanlardan biri idi... Hizmette, gayrette, cihatta ülke seçkinleri arasında mevki edinebilmeyi başarmış "Başer" dostumuzun âhirette de seçkinler arasında taltif edileceğinden ümitvârız. Merhumu, 1970'li yıllarda, kimi kamu görevlilerinin, sayın Erbakan ve O'nun mücadele arkadaşlarından köşe-bucak kaçtıkları, hattâ o kutlu harekete karşı tavır alıp bin türlü hile ve desiseye başvurdukları sırada yâni, iyi bir imtihan döneminde tanımıştım. Şimdi bir kere daha şahadet etmeliyim ki, o imtihan zorlu bir imtihandı ve merhum kardeşimizin başarısı da takdir ve tebrîke şâyandı. Bulunduğu şartlar ve elde etmiş olduğu kariyeri itibariyle "kenar gezmesi" , "dünyevî hesaplara" daha uygundu; kimilerinin ifade ederek zaman-zaman sığındığı mâzerete o da sığınabilirdi. Hâyır!.. O, "sonsuz hayat"ta iflasa geçit vermeyecekti; inancım o ki vermedi de... Şuurlu bir müminin tavrını sergiledi tüm hayatı boyunca... Kamu görevini ifa ederken olabildiğince âdil olmaya gayret etti. İnancı ve bu inancının gereği insanlığı kurtarmayı hedefleyen dâvası vardı. Öyle bir dava ki özel ilgi, alaka istiyordu. Merhum, bu özel ilgi ve alakayı gösterirken adâletten asla ayrılmazdı. Fedâkârlıklar hep kendi nefsinden idi... Elbette mesleğini seviyordu: Maiyet memurluğundan itibaren yaşadığı maceraların başka izahı olamazdı. Mesleğini icra ederken milletine, vatanına, değerlerine ve dâvâsına da hizmette kusur etmiyordu. Ve hayatının en engebeli, belki de en acımasız bu safhasında karşılaştığı zorlukların izahını bulmak kolay değildir. Çünkü O'nun davasına, ideallerine hasım güçler O'nu, hizmetleriyle, program ve projeleriyle değerlendirme yerine; bir türlü sevemedikleri, hazmedemedikleri halkıyla gerçekleştirdiği bütünleşmeyle değerlendirdiler ve âdetâ çıldırdılar: Namazlı-niyazlı, eşi mestûre, gönüller sultanına bağlıların bağlı bulunduğu gönüllere bağlı bir idareci; hele-hele vâlîlik makamına ermiş bir idareci; ve de Konya gibi "Mevlânâ diyarına" münâsip görülmüş bir idâreci... Çok anlam ifade ediyor olmalıdır... Mevlânâ'yı, Konya'yı, İmparatorluk valisi mağdur ve mazlum Cem Sultan'ı... ardından da Hazım Oktay Başer'i yan-yana düşünemedi Milletten kopuk zihnî yapılar... Ellerinden geleni-gelmeyeni seferber ettiler Ebrehe'nin filleri gibi... Ama O hiç yılmadı. Biliyordu ki Ebrehe'nin filleri varsa, Halik-ı mutlağın da ebabilleri var... Ve mutlak yaratıcı kendi eserini koruyacaktır: Zîrâ, "Kâbe bünyâdı Halil-i Âzerest;" ise de "Dil nazargâhı Halil-i âzamest..." idi ve yaratıcısı, imanlı gönülleri korurdu. Nitekim korudu da... Kutsal değerlerine ölümüne bağlı merhum biliyordu ki, Kâbe'nin sahibi hep galip; Ebrehe ve filleri ise, hâk ile yeksan düzeyinde mağluptular. Şahâdet ederiz k: "Şuurlu bir mümin"di, "müminin ferasetiyle" teçhiz edilmişti; o kuşanmışlığı ile de ikinci ve nihâî hayatına başladı. Merhum üstat, "tam dört inanmış adam!.." diyordu; merhum Başer'i uğurlayanlar ise binlerce idi... Otuz beş senelik dostluk... Acı ve tatlı günlerin oluşturduğu kos-koca otuz beş yıl... Bazı şiirlerimi sididen dinler, bazılarını da bizzat benden dinlemek isterdi. Bir-iki tanesini teberrüken bir kere daha okuyalım: HOŞ SADA Her sesin bir aksi vardır, "hoş sedâ" mız kalsa bârî. Ömrümüz sonsuz değildir, zikrederken dolsa bârî. Ders alın "hayrül- beşer"den, kim demiş "ömrüm tükenmez", Kurtuluş yoktur ecelden, secdedeyken gelse bârî. GÜL DEVRİ Gül devrine gâfil yaşayan erken ölür. Pejmürde yaşar, sonra da isyan görülür. Bir gün dürülür defteri, dünyâsı biter, Mahşer günü defterleri soldan verilir. DEFTER DÜRÜLÜNCE... Bir gün dürülür defter-i ömrün, savaşın anlamı kalmaz. Dostlar götürür kabrine, ekmekle aşın anlamı kalmaz. Yalnız bırakırlar seni, münkerle - nekir sorguya başlar, Bundan öte, kabrindeki zümrütlü taşın anlamı kalmaz... Felek cevriyle cevreyler, solar bir gün yeşillikler; Çalar bir sam yeli heyhât, bu âlem Gülizâr olsa.. HUDÂ BAKÎ KALIR... Bunca yıldır beklerim gelmez mi? Elbet gelir... İştiyâkım bellidir, bilmez mi? Elbet bilir... Kimse kalmaz, can kuşum pervaz vurur yükselir, Bir Hudâ bâkî kalır, âlem biter, herkes ölür... Bütün yakınlarına sabr-ı cemil, ecr-i cezil temennilerimizle, kabrin pür nûr, makamın âlî olsun aziz dost!.. Yasin Hatiboğlu |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Akademi
Üye No : 80
Üyelik tarihi : 10-08-2008
Nereden : istanbul
Konuları : 78
Mesajlar : 888
Teşekkürleri: 681
257 mesajına 418 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 09.03.12
Durumu : Status: Offline
|
DEFTER DÜRÜLÜNCE... Bir gün dürülür defter-i ömrün, savaşın anlamı kalmaz. Dostlar götürür kabrine, ekmekle aşın anlamı kalmaz. Yalnız bırakırlar seni, münkerle - nekir sorguya başlar, Bundan öte, kabrindeki zümrütlü taşın anlamı kalmaz... Felek cevriyle cevreyler, solar bir gün yeşillikler; Çalar bir sam yeli heyhât, bu âlem Gülizâr olsa.. Çok manidardı.
__________________
SABIR |
|
|
| Bu mesaj için Tenbihü'l Gafilin kullanıcısına teşekkür edenler: | Alemdâr-ı İslâm (06.06.09) |
![]() |
| Etiket |
| bir, daha, dost |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|