| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 209 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE »

MİLLİ GAZETE
''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu''

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09.06.09, 07:43   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Wink Sakın bu konuyu okumayın!Ölümü sevmek, severek ölmek

Ölümü sevmek, severek ölmek


İnsanı hayata bağlayan ve ölüm yolculuğuna götüren sürecin bizde içselleşmesi kavramlarımız ve duruşumuzla kendini gösterir. Ölüm, ilk bakışta ürpertici bir kavram. Bunu en yakınlarımızda yaşayınca hissederiz. Ölümle aramızda bir sıcaklık olur. Onu daha çok hissederiz, daha çok yaşarız. Bütün duygularımızı kaplar. Bu dünya ile öte arasındaki bağı, yeri ve durumu düşünürüz. Ölümün soğukluğun sürekli yaşamak insanı çıldırtacak bir duyguya bir düşünüşe yöneltebilir. Ölüm ötesi düşüncesi insanı daha çok hayata bağlar, hayatı daha çok anlamlı kılar.

Kimi düşünceler kavramlarını oluştururken ruhlarını da yansıtırlar.

Ölüm soğuk bir kavram ve ürpertici. İslâm, insana hayat bilincini bir bütün olarak veriyor. O hayat bütünlüğünde, insanın yaklaşımı da bir ruh oluşturuyor.

Ölümün soğukluğun yumuşatmak, onu daha anlamlı kılmak bir düşüncenin incelikli tarafını gösterir. Zaten Müslümanlar, her halükârda cennete gideceklerine inanırlar. İman etmiş olma, ahiret gününe inanma ve hayırlı iş işleme bilinci bu düşünüşte etkili. Bunun içindir ki, ölüme ilişkin yaklaşımlarında ciddi bir estetik düşünüş ortaya çıkıyor.

İnsanın ölümünü diğer varlıklardan ayırır. Gelenekte insanın ölümü ile hayvanınki birbirinden ayrılır. Bir fare için "öldü" denmez, "geberdi" denir. Hayvan ile insan arasında bir fark olur. Bir Müslüman'ın ölümü kimi inceliklerle anılmaya başlanır. "Rahmeti Rahman'a kavuştu", "ruhunu teslim etti", "Hakk'a gitti", "Allah'ın rahmetine kavuştu", "Efendimize komşu gitti" gibi. Tasavvuf erbabı ise daha bir inceliklidir. Biri defnedilince "sırladık", "sakladık" derler. Ölüm bile kıskanılması gereken bir durum. Hazret-i Mevlâna'nın ölüm gecesini "düğün gecesi" olarak nitelemese de benzer bir durum oluşturur. Kimi yöreler bunu daha farklı ifade ederler. Elâzığ'da biri öldüğünde, "öldü" denmez, "geçindi" derler. Bu son sözcüğün üzerinde çok düşündüm. Öteye geçmek, geçinmek, bir yerden bir yere gitmek gibi bir ifade ediş. Bu, çok hoş bir duygu. Ölümü sevimli hale getiriş. Yukarıdaki kavramlara da baktığımızda, bir mü'min için öteye geçmenin çok güzel karşılıkları var, bir eminlik duygusu. Bir Müslüman'ın Hakk'ın rahmetine ermesi, rahmeti rahmana kavuşması, peygamber Efendimize komşu olması gibi. Bu, insanı ölüme karşı daha sıcak bir yakınlaşmayı sağlar.

Çocukluğumdan beri ölüm ile içe olmak duygusu çok yoğun. Babamı dokuz yaşımda iken kaybettim. Beş erkek çocuklu, genç bir annenin ağıtları arasında bu duyguyu yoğun yaşadım. Kırk üç yaşında ölen bir baba, genç yaşta dul kalmış bir anne, yetim beş kardeş, birinci derecede hiç akrabası olmayan bir aile. Öz amca, dede, babaanne ve anneanneden hiç biri yok. Şükür ki, ikinci derecede akrabalar hep daha yakın.

Yazı hayatımda çok sevdiklerimin ölümlerini daha yakından yaşadım. Üstat Necip Fazıl, Cahit Zarifoğlu, Akif İnan, Alaeddin Özdenören, Erdem Bayazıt, Mehmet Amcam, Arif ve Mehmet Ali dayılarım, Amcamın oğlu Orhan ağabeyim, çocukluğumda ikizimiz gibi olan teyzemin oğlu Arif, bir diğer amcaoğlu, henüz yirmisinde olan Seyfettin, kayınbiraderim yirmi üç yaşında iken, üniversiteyi henüz bitiren ve elimde büyüyen kayınbiraderim Abdullah, aile büyüğümüz Ali amcam, Ahmed Nedim Çeker, Ramazan Dikmen... Bu isimlere birçok isim daha ekleyebilirim.

Zarifoğlu'nun son üç gününe kadar çok yakınında oldum. Bana: "Sen çok yoruldun, artık gelme.." deyişi bir son mesajdı benim için. Ağrılar içinde kıvranışını gördükçe ölümün ne kadar hayırlı olduğunu düşündüm. Hatta bu acılar içinde kıvranırken "Ya Resulullah seni çok seviyorum" deyişi kulaklarımda. Bunu en son kayınpederimin ölümünde de yaşadım. Ölümün hayırlı oluşu. Yıllar önce denediğim bir öykümde, insan ölmese dünyanın hali nice oluru irdeleyen, yorumlayan bir öyküydü. Milyonlarca yıl yaşamış insanların olduğu bir dünya. Hazreti Âdem'den beri.

Hastalıklar kimi zaman çok acı çektirir. Çok sevdiğiniz birinin bu kadar çok acı çekmesine gönlünüz çok incinir. O zaman gene bizde çok hoş olan bir dua sık yinelenir. "Allah'ım iki hayırdan birini nasib et." Hayata kavuşma hayrı ile ölüm hayrı. Her ikisi de bizim için birer hayırdır. Çok sevdiğiniz birinin gözlerinizin önünde erimesi, acı çekmesi bu hayırlı duayı zorunlu kılar.

Kimi zaman, kimi meseller, hadis ve deyimler imdadımıza yetişir. Mevlâna'nın Mesnevî'sinde güzel bölümler var ölüme ilişkin. Efendimizin: "İnsanın rızkı kesilince ölüm çeşitli şekillerde gelir" denmesi insana bir rahatlık verir. Ölümün çeşitleri, nedenleri sadece birer nedendir. Ölüm soğukluğu ve ürperticiliği sadece insana mahsus değil. Azrail (as) Cenabı Hakk'a: "Yarabbi en zor görev benim. Ben insanların ruhunu kabzedersem, insanlar bana düşman kesilecekler. Beni sorumlu tutacaklar." Duygusuna karşılık aldığı cevap da hikmet yüklü. "Öyle nedenler halk edeceğim ki insanlar bunu senden değil ondan bilecekler". Bunları düşünürken ölümle aramızdaki ilişkide çok şeyi unutuveririz. Teslim oluruz.

Bir gün bizim de onlarla birlikte olacağımızı düşünürüz. Sevdiklerimizle, Sevgiliyle birlikte olmayı dileriz. Bu bile bizim için hayat ile ölüm arasında bağ kurmamıza yeterli bir oluş nedeni.

Şükür ki iman etmişiz, şükür ki Sevgili Efendimize âşıkız, onunla olmaya can atarız. Ona ve Rabbimizin rahmetine ermeyi diliyoruz.

Not: Kayınpederim Ahmet Ekmekçi'nin "geçinmesi" üzerine, bizi yalnız bırakmayan Milli Gazete yöneticilerine, Saadet Partisi GİK üyesi Salih Kaçır'a, Saadet Partisi İstanbul il başkanı ve yönetim kurulu üyelerine, Üsküdar, Ümraniye, Maltepe, Kartal ilçe başkan ve yöneticilerine, Yedi İklim dergisi çevresine, Kâmil Eşfak Berki'ye, Server Vakfı Başkanı Mehmet Ali Bulut'a, dostlarımıza, sevenlerimize bizi yalnız bırakmadıkları için Ailem ve çevrem adına teşekkür ediyorum. Güzellikler ve iyilikler diliyorum.

Ali Haydar Aksal
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!

Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (09.06.09 Saat 07:53 ) değiştirilmiştir..
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Medine Sevdalisi (09.06.09), Muhammed (09.06.09)
Cevapla

Etiket
konuyu, okumayınÖlümü, sakın, severek, sevmek, Ölmek, Ölümü

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:14 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.