|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 209 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| MİLLİ GAZETE ''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu'' |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
AKP finişe doğru...
Kim ne derse desin, iktidar partisi AKP, 29 Mart seçimlerinden sonra bir sorgulama içine girip de olumlu yönde değişeceği yerde git gide daha da geçimsiz olmaya başlamıştır. Üstüne üstlük, seçimlerden önce bazı taraflı araştırmacıların akıl ve mantıkdışı "zafer" tahminlerine (ki kitleleri yönlendirmek için iyi bir psikolojik unsurdur) ve yandaş basının insana bıkkınlık veren propagandalarına rağmen yenildiklerinde de biraz durulacakları odaklı değerlendirmeler de çoğunluktaydı hatırlarsanız. Ayakların yere basma vaktinin geldiği düşünülmüştü. Mağrur ve rakipsiz olduğunu düşünmenin şımarıklığa ve kibre yol açtığı, bunun da insanlar nezdinde olumsuz algılandığı ortaya çıkmıştı. Ancak, 2007 seçimlerinden sonraki "balkon konuşmasının" etkisi gibi bu düşünceler de birer sabun köpüğü olup uçtu. Anlaşılan o ki, her seçimden sonra biraz daha sert ve kızgın bir ruh haliyle karşı karşıya kalacağız. Sona yaklaşmanın verdiği bir şey olsa gerek bu. P'lerden bahsederken 9'la yetinmek, muhtemel bir "parti devlet" oluşumunu engelledi. Uygulama noktasında "ben ne dersem o!" dediğim dedikçiliğiyle, "ben yaptım oldu" zihniyetinin karışımını kendisine baz alan bu anlayış, son gelişmelerin de gösterdiği kadarıyla pek fazla kendini geliştirme niyetlisi de değil. Malum, kendilerinin sloganvari bir şekilde "gelişerek değiştiklerini" söyleyenler için kat edilememiş bir arpa boyu yol önümüzde duruyor. Hemen hemen her konuda, en iyiyi bildiğini, daha doğrusu sürekli doğruyu bildiğini ve kendileri dışındakilerin de hiçbir zaman en iyisini ve doğrusunu bilmediğini düşünen bir halet-i ruhiyenin mütemadiyen "gelişen" bir hırçınlığını yaşıyoruz. "Musibet" (seçimdeki düşüş) de akılları başa getirmiyorsa eğer ciddi bir arıza var demektir. Açıkça şunu ortaya koyalım: Bu öfke ve daimi azarlama hali, artık ciddi manada can sıkıyor ve kabak tadı veriyor. Bunca ciddi soruna rağmen, böylesi bir sorumsuz anlayışa bu ülkenin daha ne kadar tahammül gösterebileceğini merak etmemek elde değil. Müslümanlığa yakışmayan bir gerginlik ve öfke haliyle hayırlı bir iş yapmak mümkün olmayacaktır. Ekonomi yönetimini ele alalım mesela. Başbakan ısrarla ve hangi bilgiye dayandığını merak ettiğim bir kendine güvenle, küresel krizin Türkiye'yi çok fazla etkilemediğini söylüyor. İşin komik tarafı, bunu 6 ay önce de söylemişti ve o günden bugüne işsiz sayısı resmi olarak 4 milyonlara ulaştı. Üstüne üstlük, tedbir paketleri de neyin nesi, madem etkilenmedik de? Aslında o gün, etkilenmeyeceğimizi söylemiş, daha sonra "teğet geçecek" şeklinde düzeltmişti. Bugün ise yeni bir kavramla daha müşerref oluyoruz. "Sürtünerek geçen teğet"! Anlayan varsa beri gelsin ve bir zahmet bizlere de anlatsın. Milyonlarca insanın (iflas edenler, işsiz kalanlar vs) çektiği sıkıntıyla dalga geçercesine "teğet"ten bahsetmek ve burada da bir azar vesilesi bularak lafı "adam gibi adam olsalardı" demeye getirmek sorumlu ve duyarlı bir yönetim anlayışı olmasa gerek. Bunlara bir de "vatandaşta para var"ı ekleyin. Popülizmin her fırsatını değerlendirmek adına sözde IMF'ye karşı koyulan postalar ve perde arkasından IMF'nin reçetelerinin uygulanmasını hangi ahlakilik ve millilik kefesine koyabiliriz? İnsanları birer oy olarak görmek değil de nedir bu? Göz boyamalar ve tribünlere oynama haliyle yapılan ucuz kahramanlıklarla bu iş yürütülemez. Aynen, sadece konuşmakla yürütülemeyeceği gibi. Hiçbir ciddi sorunun çözümüne tanık olmadık bu dönemde, olmayacağımızı da gayet iyi biliyoruz. Geldiğimiz noktada kendileri de sonun yaklaşmakta olduğunu görüyorlar ki, git gide sinirleniyorlar, öfke krizlerine tutuluyorlar, hırçınlaşıyorlar. Güncel örnek olarak mayınlı araziler konusuna bakıyorsunuz mesela. Anlaşılamayan bir telaş ve acelecilik söz konusu. Gerekirse Temmuz ayında da çalışılacağı, Meclis'in tatile çıkmayabileceği söyleniyor. Bu mesele bu kadar önemliydi madem, bugüne kadar neden gerekli ilgi ve önem gösterilmedi o zaman demek gerek. Elbette ki, bu safhada da milletvekillerine ve kendilerine ters gelecek yazılar yazan (ki çoğunlukla kendilerine yakın basın kuruluşlarından) yazarlara atılan fırçalar, meydan okumalar, aleme nizamat vermeler. Ne oldu da Türkiye'nin en önemli gündem maddesi oldu bu mesele? Bu kadar farklı görüşten ve çevreden insanların karşıt tepkilerinin hiç mi bir değeri yok? Her zamanki gibi "Biz haklıyız, gayrısı yanlış" mantalitesine devam. İş zora girdiğinde de azarlar, meydan okumalar vs. Acaba bu ülke, tüm insanlarıyla, sadece ve sadece tek bir insanın keyfine uygun düşünmek, hareket etmek ve konuşmak zorunda mı? Egemenlik kayıtsız şartsız padişahın da, haberimiz mi yok acaba? Bu arada, aynı "her şeyin en iyisini ben bilirim" zihniyeti, kendi içlerinde bile kavgalara, çekişmelere sebep olmaktadır artık. (bkz. AKP kongrelerinde çıkan liste kavgaları. Artık, kendileri de farkındalar durumun ve basını da sokmuyorlar görüntü vs almaması için)) İnsanların geçim sıkıntılarının, her gün yeni bir tanesinin yaşandığı cinnet hallerinin, giderek mahallelere kadar inen ahlaki çürümenin ortasında bir de başımıza "AKP değil, AK Parti" garabeti çıkıverdi. Düşünebiliyor musunuz, ortaokul çocuklarının bile büyütmeyeceği bir konu bir ülkenin Başbakanı tarafından ciddi ciddi ele alındı. Üstelik hayli sert ve öfkeli bir üslupla dile getirildi. "Yanlış yapanlar" edepsizlikle, ahlaksızlıkla suçlandı. (Sormak lazım, AKP diyen "edepsizlere" veryansın etmek güzel de, yolsuzluk yapan, hırsızlık eden edepsizlere niye yok bu tepkiler?) Böylesi bir olayın yaşandığı bir ülkede yaşamak her insana nasip olmaz veya bu ülkeyi bu hale getirmek de her insana nasip olmaz denebilir. Bu ipe sapa gelmez ve neden bu kadar üzerinde durulduğu da anlaşılmayan tartışmanın yaşandığı günlerde, bir üst kurulun tepesindeki bir isim de ("Başbakan arkamda" demişti) hakkındaki tonla suçlamaya rağmen halen koltuğunda oturuyordu. İngiltere'de ise, usulsüz harcamalar yaptıkları gerekçesiyle (bizimkilerle kıyaslanınca çerez parası bile olamaz tabii) bakanlar istifa etti, hatta Başbakan Gordon Brown bile topa tutuldu, istifaya zorlandı. Aslına bakarsanız, Başbakanlık derhal bir tamim yayınlamalı ve hangi kelimelerin, hangi kısaltmaların nasıl kullanılacağı, hangi konuda nasıl bir düşünceye sahip olunması gerektiği madde madde halka duyurulmalıdır. Burada çok can alıcı bir nokta olarak, AKP iktidarına en yakın haber sitesinde bu habere yapılan yorumların çoğunluğunun, artık insanların bu kibirden, iflah olmaz öfkeden, gerginlikten illallah ettiğini göstermektedir. Bu önemlidir ve tüm bu sinir bozuklukları, azarlamalar, öfke nöbetleri çaresizliğe işaret etmektedir. AKP her geçen gün finişe daha da çok yaklaşmaktadır, diyelim de bitsin. Burak Kıllıoğlu |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Cihad Yıldızı (11.06.09), gazikentli (11.06.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
çok güzel bir yazı
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... |
|
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | Alemdâr-ı İslâm (11.06.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 120
Üyelik tarihi : 16-08-2008
Mesleği : Muhasebe & Öğrenci
Nereden : Allah'tan!Nereye;Allah'a ...
Konuları : 462
Mesajlar : 4,950
Teşekkürleri: 4,039
2,495 mesajına 5,500 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : 29.12.10
Durumu : Status: Offline
|
Yarışmalarda Finish çizgisi demek,o yarışmadan tüm rakiplerini geçerek 1.cilikle bitirmenin'de adıdır.Fakat AKP için bu tam tersi bir durum.Çünki AKP yapmış oldukları icraatler,korkakça sergilenen bir siyaset ve bu korkaklık sonucunda yahudiye,abd'de kukla olarak değil yarışmayı birincilikle bitirmeyi,Finish çizgisin'e sondan birinci,ve perişan bir vaziyette girecektir.
Mutlak son elbette yakındır. Selam ile
__________________
GitMek güzeldir... Eğer gidilen sevgili ise;Üstelik En Sevgili ise... GitMek daha da güzeldir;Güzeldir,yeryüzünün bütün renklerini... bütün tatlarını..bütün seslerini..bütün iklimlerini..bütün sözlerini.. onları ''put'' belleyenlerin masasına atarak, Özlenen'e gitMek... Geride silinmeyecek ayak izleri bırakarak... Muştuyla... |
|
|
| Bu mesaj için gazikentli kullanıcısına teşekkür edenler: | Alemdâr-ı İslâm (11.06.09) |
![]() |
| Etiket |
| akp, doğru, doğru..., finişe |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|