| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 209 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE »

MİLLİ GAZETE
''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu''

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15.06.09, 11:34   #1
Cihad Yıldızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Cihad Yıldızı is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart Nihat Genç Milli Gazete`ye konuştu.

Nihat Genç Milli Gazete`ye konuştu.



Milli Gazete Yazarı Umut Bulut tartışmalı isim Nihat Genç`le konuştu. Nihat Genç yine çok tartışılacak açıklamalar yaptı...




Nihat Genç her kesimden pek çok kişi tarafından ilgiyle takip ediliyor. Ama herkes kendi putuna saldırmayan bir Nihat Genç görmek istiyor. İsteniyor ki; ortalıkta edebi sözler söyleyen bir Nihat Genç dolaşsın, etliye sütlüye karışmasın. O zaman da Nihat Genç olmanızın bir anlamı kalmıyor. Ne dersiniz?
Bu topraklarda en çok ambargo uygulanan yazar benim. Bu medyanın sağcısı solcusu, liberali ilericisi, moderni kitap ekleri vs. onlarca yıldır kitaplarımdan, ismimden gizli bir anlaşma yapmışlar gibi tek satır bahsetmezler. Bu şu demek: Üslubumuzun karşılığını alıyorum, ben yazıyorum, onlar da beni cezalandırıyor. Sorun şudur; onun bunun, şu partinin bu partinin adamı olmamak... Medya benden bir siyasi maske takmamı istiyor, yani hangi ideolojik görüşten yanaysam, tam anlamıyla bu maskeyi takıp sahne almamı istiyor. Oysa Kemalist bir maskeye, liberal bir maskeye, etnik kimlikli bir maskeye inanmıyorum. Bu topraklar neyse, ben de oyum. Bu siyasi maskeler toplumsal hayatımızın karşılıkları değil, çoklukla dışarıda kartondan kesilmiş ve kukla ibiş gibi bizi oynatmak, birbirimize kırdırmak için son otuz yılda inşa edildi. Ancak 2003`te Amerika Irak`a saldırdığı günden beri bu topraklarda anti-emperyalist mücadele veren her düşüncenin içindeyim, yanındayım. Kendimi bağımsızlıktan yana Müslüman bir çocuk olarak görüyorum, ama en çok `eleştirel` bir dünyaya inanıyorum, yani bu topraklarda en zor olan şey `bağımsız` yazar olabilmektir, bu imkânsız bir şeydir; iftiralar, ithamlar, yok saymalar her şey denenir, hepsine karşı dirençli olabilmek zordur, biz de psikoloji taşıyoruz. Ancak bir yazar da hayata karşı psikolojisini zorlamalı, yani sabır sabır sabır ve Allah`a sığınmak...

Sadakate şart koşulmaz denir ya. Yazarların sadakate mecbur oldukları yegâne yer kendi vicdanları olmalı. Sizin hiç söylenmesi gereken bir sözü yutkunmak zorunda kaldığınız zamanlar oldu mu?
Tabii ki söylemediğimiz, susturulduğumuz, sansüre uğradığımız çok oldu, ancak yılmadan, yeniden denedik. Mesela holding tv`leri büyük bir serveti arkalarına aldıkları için iktidar karşısında çok şansları yoktur. Yani, parası olanlar iktidara karşı mücadele edemez, çünkü iktidar bir şekilde paralarının önünü keser, vergi cezası, ihale yasağı vs. bir yolunu bulur. Tek şansınız küçük tv`ler kalır, bu tv`lerin de `siyasi` gücü yoktur, aşırı temkinli, aşırı çekingen olmak zorundalar, çünkü en küçük bir şeyden bile kapatılabilir, kolaylıkla cezalandırılabilirler. Peki, orda olmuyor, burada olmuyor; nasıl olacak? Eğer söylediklerini halk gerçekten baş üstünde tutuyorsa, bu fikirler bir zaman sonra çoğalacak, büyüyecek ve güçlenecek demektir ve size yakın partiler, düşünceler güçlenir ve iktidar gücü fazlalaşır ve size de yasak koyanların gücü azalır, bunun başka da yolu yoktur.

Ülkemizde sıradan bir insan kendine yakın bir siyasi görüş bulur ve onun partisine, toplantılarına katılmaya başlar, bu doğrudur; hafakanları çığırından çıkmış bu dünyadan korunmak için herkes kendine yakın ideoloji, parti, dernek bir yer bulup kafa sağlığını koruma altına almaya çalışır. Bu sıradan insanlar için doğrudur, ancak bir yazarın sığınacağı liman yoktur, biz de sıradan insanlar gibi aynı tehditlerin korkusuyla yaşıyoruz ama hemen sığınabileceğimiz limanımız yoktur, bu yüzden yazarız. Bunun bir çözümü de yoktur, mücadele edersiniz, direnirsiniz, bir şekilde olur, olursa güzel olur, olmazsa ne yapalım, kader diyelim, Allah büyüktür diyelim. Çok kalleşlikler gördüm çok, Allah büyüktür deyip geçtim ama nasıl geçtim, dünya başıma düştü.

İyi bir edebiyatın mutlaka muhalif bir damardan beslenmesi gerekiyor. Belli noktalarda itirazlarınızın olması, olmazsa olmaz bir kuraldır. İtirazlar yükselttikçe de işin rengi bir anda değişiyor. Buna rağmen bu muhalif tavrı ileri taşımak için bu ülkenin geleceği adına neler yapılabilir? İnsan acılarına kayıtsız kalan bir edebiyatın adresine teslim edilemeyen mektuplar gibi olduğunu düşünürüz çoğu kez. Sesi yankı bulan bir yazar olarak insan acılarından ne ölçüde besleniyorsunuz? Sizce de acılardan beslenen bir edebiyat bize insan taraflarımızı hatırlatmayacak mı?
Muhalefet şart değildir, bu muhalif kelimesi ağzımıza bir kere yapışmış, işin doğrusu `eleştiridir`. Nedir eleştiri; olup biten bir şeyi ya da olayı bilgi ve kültürünüzle değerlendirmek, hangi kıstaslarla değerlendirmek, işte o sizin değerlerinize bağlıdır. Ben önce insanlık yararı ararım, sonra bağımsızlığıma bakarım, sonra ülkemin dirliği düzenini ararım, sonra, altta kalanların, yoksulların haklarını ararım, sonra çıkarsız yansız salt bir güzellik ararım, sonra sonra sonra devam eder. Eleştiri olmadan hayat olmaz, eleştiri olmadan hepimiz köleyizdir, eleştiri yoksa diktatörlük var demektir. Biz bu toprakların çocukları binlerce yıldır efendi tanımadık, yabancı tahakkümü tanımadık, üstün ırk tanımadık, burun büyüklüğü, kibir, küstahlık hiç tanımadık, imtiyaz, ayrıcalık bilmeyiz ve ölümüne karşıyız, bu yüzden `eleştiri` en çok bizim özümüzdür, ruhumuzdur. Oysa bugün yüzlerce yazar her gün durmaksızın demokrasi diyor ama hepsi maaş aldıkları şeyhlerini daha siftah bismillah bir cümlecik olsun eleştirebilmiş değiller. Bunlar maaşlı köleler; yazık ki ellerinde kalem var, oysa her kalem bir âlemdir, bu alemleri getirip bir kişinin hizmetine, çıkarına, holdingine sunmak insanlığın rıza göstermeyeceği bir adiliktir.

Peki, ülkemizin ve insanımızın durumunu nasıl görüyorsunuz?
Son otuz yıldır ülkemiz çok sert trajedilerin içinden geçiyor; ideolojiler, kavramlar, medya, her şey karışık ve durulmasını beklemek bir otuz yıl daha alacak, bu karışık dönemlerde kendimizi, yolumuzu, izimizi kaybetmemek için yapacağımız tek şey, asırların vazgeçmediği en temel değerlere sahip çıkarak beklemektir, bağımsızlığımız, toprağımız, tarihimiz ve hepsini bize veren Allah`ımız.. Kuru bir bağlılıkla değil, olup biten bütün trajedilerin altına girmek, altta kalanların, yoksulların, acı çekenlerin yanında, içinde olmak, ülkenin yaşadığı acıları içine almak, toprağınla, halkınla birlikte feryatlar yükseltmek ve yane yane bu acılarla yanmak. Tarihin bize emanet ettiği kelimeleri işte bu duyguları daha iyi anlamak için eşmeli, deşmeli ve türkülerin, ağıtların, destanların, ilahilerin, şarkıların her harfine yeniden içerden bakmalı, sabah bakmalı, gece yarıları bakmalı... Benim şaşkınlığım; çocukluğundan beri tanıdığım yüzlerce idealist gencin AKP iktidarına sorgusuz sualsiz bağlanmaları ve kendilerini gözleri kapalı teslim etmeleri. AKP`ye niye bağlanıyorsun, Fatih`e bağlan. AKP dediğin gelir geçer, o da çalar, o da soyar, bu hırsızlıklara neden ortak oluyorsun ya da bu hırsızlıkların karşısına neden geçmiyorsun? Hırsızlıklar karşısında susan bir insan, nasıl `Müslüman bir ahlaktan` bahsedebilir? Ve bu bir zamanların idealist çocukları şimdi liberal yazarların emrine girmiş, bu kadar şaşırtıcı kalleşlikle karşılaşmadım. Birkaç liberal yazar bu çocukları yönetiyor, beyinlerini oyuyor ve yönlendiriyor. Demek ki bu çocuklar `akılsızmış`, kafatasları boşmuş.

Amerikan özgürlüğü bizim özgürlüğümüz değildir, Amerikan özgürlüğünü Afganistan`da, Irak`ta gördük, son otuz yılda etrafımızda Bosna, Çeçenistan, Irak, Lübnan, daha nice yerler kaç kez bombalandı, soyuldu, tarihten silindi; bu liberal yazarların hepsi göbek attı ya da görmezden geldi. Batının demokrasisi azınlık, federasyon, taviz politikalarıyla geliyor, işte otuz yıldır hakim medya bunları tartışıyor; bizim demokrasimizde `azınlık` olamaz, federasyon hiç olamaz, biz sınıf tanımayız, bizim siyasi ahlakımız yaratılmış her şeyin eşit, adil bir hukuk, bir dünya içindir, insanın insana, bölgenin bölgeye, ırkın ırka, zenginin fakire, güçlünün zayıfa üstünlüğünü asla kabul etmiyoruz, hepimizi yaratan Allah bütün nefes alıp verenleri, bütün canlıları galü beladan aynı ruhtan, aynı candan, aynı nefesten yaratmıştır, şimdi bunları kalkıp bu akılsızlara anlatmak asırlar alır. Topraklarımız tüm tarihimiz içinde en çok, en ağır saldırıya uğradığı yılları Bosna, Çeçenistan ve Irak`ta yaşarken; Amerikan özgürlükçülerinin gazetelerini okumak, onların adamı olmak kadar bir zavallılığını hiçbir zaman affetmem.

Hiçbir edebiyat insan kadar canlı değildir. Sıkılmış bir yumruk gibi hayata gireceğimiz bir ülkeyi nasıl inşa edeceğiz? Biz millet olarak lafı orta yerinden konuşan, ağzı bozuk laflar eden adamları severiz. Bir yanıyla imalat hatası insanlar acayip hoşumuza gider. Yüreği bozuk, silik, sünepe ve yalaka adamlardan da nefret ederiz. Neye mal olursa olsun, ağzı bozuk laflar etmeye devam edecek misiniz?
Gün, hakkı yenenlerin yanında olmaktır, gün bombalananların yanında olmaktır, gün kardeşlerimize sahip çıkmaktır, gün hukuksuzca, haksızca yaka paça götürülenlere tüm gücünle sahip çıkmaktır, gün toprağına sahip çıkmaktır, gün soygunculara karşı çıkmaktır. Bunların hiçbirinde yoksun ama partinin, holdinginin sana açtığı ekrandan sabaha kadar üfürüyorsun, üfür. Milyonlarca insan senin üfürdüğünü görmüyor mu? Ve milyonlarca insan seni üfürürken görürken, bizim de bütün hayatımızı bedenimizi hedef yaparak bu vahşi liberallere, bu haksız tutuklamalara, bu insanlık canavarlarına karşı durduğumuzu görüyor. Benim edebiyatçılığım bağımsız bir yazarlık aşkından doğmuştur, bana bu bağımsızlığı bahşeden bağımsızlık savaşımızdır, kelimelerime ruh veren Hacıbektaşlar, Yunuslar, Mevlanalar, Muhiddin Arabiler, Nasrettin Hocalar, Karacaoğlanlar, Pir Sultanlar`dır. Bu isimlerin hiçbirini bilmemiş, kitaplarını açmamış bu vahşi liberallerin gazetelerini okuyanlardan utanıyorum.

Bakın, Ermeni ve benzeri davalarda batılılar bizleri `günah çıkartmaya` zorluyor, yani bir gün Allah göstermesin tazminat ödesen dahi tatmin olmazlar, ille de `suçluluk` duymamızı istiyorlar. Peki, niçin `suçluluk` düşüncesini bize yerleştirmeye çalışıyorlar? Çünkü `suçluluk` duygusu Hıristiyan kültürüdür, gideceksin, günah çıkartacaksın, kimden, papazdan... Bizim kültürümüz başkadır, biz ders çıkartırız, tövbe ederiz, hatta çoğu yanlışımızdan utanç duyar, dilimizi, gönlümüzü daha güzele doğru geliştirmeye çalışırız, ancak suçluluk duymayız. Biz Hıristiyanlar gibi `suçlu` doğmayız. Biz özgür insanlarız. Dış politikamızda bizden istenen tavizler toprak ve tazminat davalarının daha da ötesinde, bizi `Hıristiyan ritüellerine` zorlamaktır, zaten Hıristiyanlık dediğin bir Pazar ayinine gitmek, bir de vaftiz olmaktır, şimdilik istedikleri `suçluluk` duygusunu öğretip vaftiz etmek. Bizden bir Hıristiyan gibi günah çıkartmamızı istiyorlar.

Dış politikamızda bize dayatılan bir Hıristiyan ritüeli, ayinini gerçekleştirmemizdir. İşte Amerikan özgürlüğü bu, kendilerine inanmayan bütün insanlığı ya suçlu ya terörist ya şeytan ilan edip önce günah çıkartmaya, olmazsa ambargolar uygulamaya, sonraki aşamada da bombalamaya başlarlar. Ünlü liberal yazarımız Cengiz Çandar`ın Irak`ta bir buçuk milyon insanı öldüren bombalar için, "Japonya`ya düşen atom bombaları olmasaydı Japonya`ya demokrasi girmezdi" sözlerini unutmayın. Ünlü liberal yazarımız Soli Özel`in Bush`un Irak Savaşı günlerinde Ortaköy`de yaptığı konuşma sonrası CNN mikrofonlarına, spikerin, "Bush özgürlük diyor ne diyorsunuz Soli Bey", dediğinde, karşılık olarak, Soli Özel: "Adam özgürlük diyor ama bu topraklarda bu özgürlüğü kim anlayacak" sözlerini unutmayın. Doğru, bu özgürlüğü bu topraklarda anlayan yok ve hiç olmayacak...

Ve Türkiye`de hakim medyanın yüzlerce yazarı daha beş-altı sene önce Türk ordusuna Irak`ta savaşa girmelisin diye teşvik yazıları yazdığını unutmayın, yüzlerce liberal yazarımızın Amerikan ordusunu alkışlayan, destekleyen yazılarını unutmayın, Habertürk TV`nin bir ay sürecinde Amerikan bayrağını coşkuyla dalgalandırıp Irak`a atılan bombaları alkışladıklarını unutmayın. Bunlar insanlık suçudur, insanlık suçu işleyen bu liberaller bir gün öldürdükleri, kışkırttıkları bu bir buçuk milyon Müslüman`ın hesabını hukuk önünde, insanlık önünde vereceklerdir. İşte AKP iktidarına kayıtsız şartsız destekleyen genç arkadaşlarımız bu adamlarla ortak oldular, bu adamları ekranlarına çıkarttılar ve hepimizi boğup yok sayıp olmazsa tek tek delilsiz belgesiz içeri almaya çalışıyorlar.
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim..

...
View Cihad Yıldızı'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Abdülhamit (15.06.09), sevgiliye sevdalı (15.06.09), ubudiyet (15.06.09)
Cevapla

Etiket
gazete`ye, genç, konuştu, milli, nihat, nihat genç

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:17 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.